Alternatif Bir Okul Örneği MST - Metin Yeğin

9 Eylül 2012 Pazar 11:30:54

Latin Amerika'da yaşanan deneyimler üzerine Metin Yeğin ile konuştuk...


Latin Amerika, toplumsal mücadelelerin yeni bir deneyim sahası oldu. Bu deneyimin en önemli yanlarından birisi de alternatifler inşa etmek. Eğitim alanına yönelik, toplumsal mücadelelerinin içindeki alternatif deneyimlerinden özellikle MST'nin çalışmalarını yakından izlediniz. Bu bağlam içinde bir değerlendirme yapabilir misiniz?
MST toprak işgal ettiğinde ilk inşa ettiği şey okuldur. Yani hep birlikte büyük toprak sahiplerinin topraklarını çitlerini, machetaları- uzun keskin bıçaklarıyla kırıp içeri girdiğinde, siyah naylonlarla ilk inşa ettikleri yer, okuldur. Bunu özellikle böyle anlatıyorum çünkü hepsinin sembolik bir önemi var, farkındaysanız. Büyük toprak sahiplerinin çitlerini kırmak sadece bir yerlere girme değil, kutsal mülkiyeti parçalamak, kutsal mülkiyeti machetalarla HEP BİRLİKTE kırmak ve okul inşa etmek bütünüyle bir eylem durumu. Bu nedenle aslında eğitimin hemen işgalle başladığını söylemek gerekiyor ama bu başlama okulla değil çitlerle başlıyor. (Bunun örgütlenme süreci de var aslında) Biz MST’nin eğitim sorumlusu Charles Tracate ile konuştuğumuzda, bu durumu tersinden şöyle anlatıyordu: Toprağın temerküzü, tek elde toplanması, büyük toprak sahipliği kültürün de tek elde toplanmasıdır. Bu toprağın işgali de, topraksızlarla kolektifleştirmek, kültürün de kolektifleştirilmesi, özgürleşmesidir.’ Bu yüzden MST’nin eğitimine ilişkin söylenecek en önemli şey Freire’nin ‘eğitim bir eylemdir.’ düşüncesinin gerçekleşmesidir. Yani eğitim bir yerlerde asılı duran bir bilgiler toplamı değil, yaşamın kendisidir. Bir de bana göre MST sadece Freire’nin bu tanımlamasından daha da öte, Che Guevara’nın ‘yeni insan’ına doğru yaptığı bir hamledir. Belki Freire’nin tanımının sonucunda da buna ulaşacaksınız ama ben bunu ‘militan’ mücadele ile birlikte yani Guevaracı yönünün mutlaka vurgulanması gerektiğini düşünüyorum ki zaten MST de bunu yapar. Ancak burada Türkiye de konuştuğumuzu unutmadan eklemek gerekir ki ‘militan’ mücadeleden kastım radikal, değiştirmeyi mutlak sayan, -yıkmayı ve yeniden- inşa etmeyi anlatan bir terimdir. Yoksa bazen burada kullanılan bağlı olduğu statüyü, bu hangi tip statü olursa olsun, resmi, gayrı resmi ya da illegal hangisi olursa olsun bir statüye tabi kalmayan ve yıkan, yeniden inşa eden, özgürleşmeci bir eğitimden söz edilmektedir. Teori ve pratiğin iç içe olduğu özgürleşmeci bir eğitim.    

Bu alternatif eğitim deneyimleri hem ekonomik yapısı itibariyle hem de içerik ve yöntemleri itibariyle nasıl, değerlendirir misiniz?
MST-Topraksız işçi hareketinin örgütlenmesinde 8-10 ailenin bir arada bir nüclei-çekirdek oluştururlar. Bunların biri mutlaka kadın olması koşuluyla, nüclei’nin iki koordinatörü olur. Biri kadın olmak üzere eğitim koordinatörü, yine sağlık, üretim ve her şey koordinatörleri vardır. Nüclei de alınan kararlar -campamento- daki, o işgal toprağındaki koordinatörler toplantısına ulaştırılır ve orada topluluk için karar alınır. Bu genel yönetimde de aynı şekildedir ve vurgulamak gerekir ki burada koordinatörler temsilci değildir. Yani onlar seçilir ve yönetir değildirler. Sadece kararları iletirler. Bu yüzden MST de insanlar, her şeylerine kendileri karar verir bizim karikatür demokrasimizden farklı olarak. Bakın siz bana eğitimi sordunuz bense MST-Topraksızların örgütlenmesini anlattım çünkü eğitim ve yaşam iki ayrı şey değildir. Bu yüzden okullarda öğrenciler yine nüclei-çekirdek olarak bir araya gelirler ve her şey hakkında kararlarını verirler. Hiçbir şey bilmeyen küçük sevimli budalalar değil oradaki yaşamın bir parçasıdırlar. Sadece bilgilerin stoklandığı, Freire’nin tanımladığı, ‘bankacı eğitim’ biçimi yerine aynı zamanda bunu doğrudan uyguladıkları, yani bir yandan kendi bahçelerinde tohumlarını ektikleri, evlerini yaptıkları, bir eğitim biçimi gerçekleşir. Orada bir gün yemek yerken, şu garip yarışmaların yapıldığı bir televizyon programına denk gelmiştik. 3-4 gencin bir tahtayı testere ile kesme yarışması yapılıyor daha doğrusu hiçbir şekilde beceremiyorlardı. MST’li çocuklar, bunu nasıl yapamıyorlar diye çok şaşırıyorlardı. Çünkü genellikle okullarda bizi bir tahtayı bile kesemeyecek kadar beceriksizleştirirler. Bu ellerimizin hadımlaştırılmasından, bu eğitim ile kurtulmuşlardı. Bu nedenle MST eğitimini mutlaka kendi yaşama biçimi ile birlikte, toprak işgali ve özgürleştirilmesi ile anlatmak gerekiyor yoksa eksik kalıyor. Mesela biz orada 12807 delege ile Goyan’dan Başkent Brasil’e 275 kilometre yürürken Lula’nın neoliberal tarım politikalarını protesto ediyorduk. Bu yürüyüş sırasında ben, Stedille ile konuşurken, bu yürüyüşten sonra bu politikaları değiştireceklerini düşünüyor musunuz, diye sorduğumda hayır diyordu ama bu yürüyüş bizim için bir eğitim… Bu kadar kişinin yürüyüşünü, mesela yemeğini yani günde iki öğün sıcak yemekten, 30.000 yemek, 15.000 sandviç, binlerce ton kahve, binlerce, binlerce ton su örgütlemek bir eğitimdi. Eğitim bir eylem, eylem bir eğitim durumundaydı.

Bu deneyimler ışığında Türkiye'de giderek piyasanın daha fazla parçası kılınan eğitim karşısında, toplumsal muhalefet eğitim alanına yönelik nasıl bir alternatif deneyimlere yönelebilir?
Ah ama bakın birinci öğretimlere harç kalktı! İnşallah diğerlerine de kalkacak piyasalaşmaktan kurtulacağız. İşte bu yüzden eğitimi sadece bir yönünden mesela piyasalaştırma üzerinden tanımlamak çoğu zaman eksik kalıyor. Aynı 4+4 üzerinden filan tanımlamakta. Mesela Brezilya’da sağcı gazeteler MST-Topraksızlar hareketinin okullarını ziyaret edip yazılar yazdığında, programlar yaptığında ‘bu okullarda militan yetiştiriliyor.’ diyorlar. Size çok yabancı gelmiyor değil mi? Che Guevara okutuluyor. Marx’dan bahsediliyor deniyor. Hatta geçenlerde bir tanesi, bu okullarda GDO’lu ürünler, sanki çok zararlı şeylermiş gibi anlatılıyor diye yazmıştı. Aslında bir yerden baktığında doğru, çünkü her eğitim biçimi, bir tavır alma durumu. Yani aynı durumu isimleri değiştirin bu sefer sizin eleştireceğiniz, çocukları küçük yaşta aşılıyorlar durumu ortaya çıkmıyor mu? Bu yüzden mesele sadece ne öğretiyorlar, hangi süreyle değil nasıl bir öğretim sorusunu doğuruyor.  Bu yüzden ben biraz önce mutlaka ve mutlaka eylem ile birlikteliğini vurgulamak istedim, yaşamla birlikteliğini. Yoksa bilmem kaç yıl Marx okutulan sosyalist ülkeler bugünkü gibi olmazdı. Bu nedenle öncelikle eğitimin duvarların arkasından kurtulması lazım. Mesela bizim Viranşehir’de kerpiç evleri, barınma hakkını inşa etme çalışmamız bir eğitimdi aynı zamanda bana göre. Bilginin kamulaştırılması biçimiydi aynı zamanda. Burada öğrenme de kesinlikle karşılıklı bir durumdu. Bu yüzden toplumsal muhalefet alanı eğitim, kapalı alanlarda teori okumak ve okutmak değil. Bu yüzden üniversitelerin, okulların, eğitimin duvarlarını kırmamız gerekiyor bence. Onu ayrıcalıklı durumundan sıyırmak, sokaklara, gerçek dünyasına kavuşturmak lazım…

Dosya Yazıları:

4+4+4''le Bizleri Neler Bekliyor?
Zengin ile Yoksul Arasındaki Ayrım Derinleşecek - Ünsal Yıldız
Harçsız Eğitim Parasız Eğitim Değildir, Kamusal Eğitim ise Parasız Eğitime İndirgenemez! - Samet Baykal
Eğitimde Kamu Özel Ortaklığı ve 4+4+4 Üzerine - Ferda Uzunyayla
Eğitimde Dönüşüm: Kamu Özel Ortaklıkları ve Eğitim Kooperatifleri
Devlet Okullarında Sınıflar ve "Sınıflar" - Necmi Erdoğan
Alternatif Bir Okul Örneği MST - Metin Yeğin

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome