Başarırsak halk inanır, yanımıza gelir - Mehmet Yeşiltepe

29 Eylül 2014 Pazartesi 14:57:58

 Öylesine tamamlamalı ki omuzlarımız birbirini
Birimizin sözü diğerimizin dilinde şiirleşmeli
Değerlerimizin öz suyu 
Hayatın kılcallarına dek ilerlemeli.


Kapitalizm bölücü ve dağıtıcıdır
Sistemin, hemen tüm ilişkileri; arkadaşlıktan dostluğa, aile ilişkilerinden örgütsel ilişkilere kadar tüm ortaklaşma noktalarını dağıtıcı yönde zorladığı bir süreçten geçiyoruz. Bu parçalayıcı ve yalnızlaştırıcı saldırının amacı, insanları savunmasız-güçsüz kılmak, itiraz potansiyelini yok edip teslim almaktır. Bu nedenle, dağıtılmak isteneni korumak ve mümkünse büyütmek, başlı başına bir dirençtir. Ancak bu, salt tören, güzelleme ve övgü yapma noktasında tutularak başarılacak bir olgu değildir.

Bugüne kadarki deneyimler, aceleye getirilmiş ortaklaşmaların, şaşaalı başlayıp hızla tükenen evliliklere benzer sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Bu bağlamda, odağına emek ve üretkenlik konmadığı sürece,  ne denli iyi niyetlerle ve iddialı amaçlarla başlamış olursa olsun, birliklerin devamlılığının sağlanması, hemen hemen olanaksızdır.
Kapitalizmin, dolayısıyla bireyci ve mülkiyetçi ilişkilerin, toplumun kılcallarına dek işlediği günümüz koşullarında, kapitalizmin (ve etkilerinin) doğru kavranması, karşı direnç geliştirebilmek için bir zorunluluktur.

Kapitalizm parçalayıcı, bölücü ve dağıtıcıdır; yalnızlaştırıcı ve hiçleştiricidir. Ona karşı birlik, sadece omuzların değil fikirlerin, tecrübenin, birikim ve enerjinin birbirine değmesini, yan yana gelmeyi ve bir sinerji oluşturabilmeyi gerektirir.
Birleşik Muhalefet’in bu kapsam ve içerikte bir oluşum olduğunu söylemek için henüz yeterli veriye sahip değiliz; ama pozitif ön kabullerimiz var; umut ediyor ve inanıyoruz. Devrimcilik, bilimsel yöntem bağlamında kuşkuculuğu gerektirse de biz güvenmeyi kuşkunun önüne koyuyoruz.

Öznelleşme ortaklaşmayı güçleştir
İçinden geçmekte olduğumuz dönemde halk kesimleri, belki de tarihinin en kapsamlı saldırısı altında direnmeye, çözüm/çare aramaya çalışıyor. Bir avuç egemen dışında toplumun hemen her kesimi gidişattan rahatsız; ülkenin dört bir yanında çeşitli tepkiler gündeme geliyor. Ancak, mevcut gidişata “dur” diyebilecek toplumsal kesimlerin potansiyel gücü, ne sandıkta ne de sokakta etkili bir sonuç/toplam oluşturamıyor; sesler yükseliyor ama nefesler birbirine değmiyor; acılar, yokluklar, hak gaspları ve saldırılar aynı kaynaktan besleniyor olmasına rağmen, tepkiler ortaklaşamıyor; parçalı, dağınık ve etkisiz konumda kalıyor. Sistem, gerek havuç gerekse sopa yöntemiyle toplumsal potansiyeli sindirip veya dağıtıp dinamik bir toplam oluşturmasını önlüyor.

Bunun nedenlerine dair çok şey söylenebilir; ama biz bu nedenler içinde en ağırlıklı olanın soldaki öznelleşme olduğunu düşünüyoruz. Gezi’de oluşan komünal zemin ve fiili yoldaşlaşma potansiyeli, öznelleşmenin aşılması yönde olumlu bir etki yaratmış ise de yeterli olmamıştır. Bugün o potansiyel yok olmuş da değildir. Ancak devrimci yapıların, o enerjiyi kuşanması ve doğru bir önderlikle daha sonuç alıcı mecralara akıtması, bu yöndeki tüm temennilere rağmen gerçekleşmiyor. Bu ihtiyacı karşılamak üzere, çeşitli platformlarda çeşitli öneriler gündeme geldi, dillendirildi. Bugüne kadarki başarısız pratiklerden edinilen deneyimlere bağlı olarak, “güncel, asgari, uygulanabilir bir program” vurgusu öne çıktı. Birleşik Muhalefet Hareketi de bu kapsamda bir arayışın ürünü olarak gündeme geldi.

Solda birlik emeksiz olmuyor
Bugüne dek birlik adımları, birinin diğerini asimile ettiği veya baskın olanın ortamı bir bütün halinde domine ettiği türden ilişkiler yaratmış, genellikle de başlangıç noktasının gerisine düşen sonuçlar doğurmuştur. Halbuki birlik adımlarının tümünde, genişleme ve çoğalma iddiası içkindir. Buna rağmen genellikle tersine sonuçlar doğurması konusunda bir genelleme yapmak gerekirse, sorunun yaşamın kılcallarına dek sinmiş kapitalizmle yani mülkiyet ilişkileriyle doğrudan ilintili olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekte demokrasi kültürü, farklılıklara tahammül ve birlikte iş yapabilme alışkanlığı, böylesi süreçlerin olmazsa olmaz ön koşuludur. 

Birleşik Muhalefet Hareketi’nin geleceği konusunda yargı geliştirmek için henüz erken; ancak, pozitif bir dille, kapsayıcı ve esnek bir yaklaşımla karşılandığımızı söyleyebiliriz. Bu, ilk adım için önemlidir. Hiçbir şey, hele ki sol içi ortaklaşmalar veya ittifaklar emeksiz olmuyor. Bu elbette en doğru (mutlak) yol değildir. Bunu dostlarımız da böyle ifade etmiyor. Ama bir yerden başlamak ve ilkin solun, devrimcilerin ortak iş yapabildiğini, birbirini asimile etmeden yan yana durabildiğini göstermesi gerekiyor. Biz başarırsak, halk bize inanır, güvenir ve yanımıza gelir.

Biz, meselenin Gezi’yle veya Gezi’nin dilinden anlamayla sınırlı olmadığını; öncüde de kitlede de sistemin ayrıştırıcı, bireycileştirici ve yalnızlaştırıcı etkilerinin gözlendiğini, hemen her zeminde mülkiyet ilişkilerinin (ben olgusunun) yeniden üretildiğini; bunun birlikte üretip birlikte yapmanın önündeki en önemli engellerden biri (içsel engel) olduğunu düşünüyoruz.

Bu bağlamda dünden öğreneceklerimizin olması gibi, bugün yeniden üretmemiz gerekenler de var. Sosyal süreçlerde hiçbir dönem bütünüyle bitmez, hiçbir dönem de sıfırdan başlamaz. Hatta Gezi’nin öğreticiliği olduğu yadsınamaz; ama devrimcilerin dağarcığındaki birikim yöntemsel olarak yol göstermedikçe, o öğreticiliğin yanlış/farklı kanallara akma olasılığı, sanıldığından da yüksektir. Bu nedenle, kendiliğindencilik-irade ilişkisi doğru kurulmalı; devrimciler elbette kendini dayatmamalı ama halka inme adına sürecin devrimci ilkelerin eşliğinde yürütülmesi (bu bir çeşit devamlılık ve başarı güvencesidir) sakatlanmamalıdır. Unutmamak gerekir ki devrimciler, aynı zamanda binlerce yılık birikimin yöntemsel öznesidir; savrulmalara, yanılsamalara karşı bir sigortadır.

Stratejik ufuklu bir asgari program
Gerçekte asgari program stratejik ufuktan kopuk bir çerçeve değildir. Bu yaklaşım ilk bakışta paradoks çağrışımı yapabilir ama meseleye ikilemden öte kapsamlı baktığımızda; asgari programın azami programdan bağımsız olmadığını, onu önceleyen ilk adımları (bugünden yapılabilecekleri) içerdiğini, arada bir tutarlılık ilişkisini olması gerektiğini görürüz.

Bu ilişkiyi şöyle de ifade edebiliriz; gerçekte ittifaklar, baş çelişmenin çözümlenme biçimindeki tercihlerde ortaya çıkan benzerlikler ve ortak noktalar üzerine oturur. Bu bağlamda baş çelişmenin hayata, güne izdüşürülmüş daha alt kesitlerdeki karşılığının asgari programda somutlandığını söyleyebiliriz. Kısacası asgari program, ilkesizlik, normsuzluk değildir; daha dar bir kapsamı ifade etse de bir disiplin içerir.

Gerçekte solun en çok zorlandığı konulardan biri de budur. O soyut, uzak tanımlar güne uyarlanamadığında, halkın mücadeleye katılımı gecikiyor veya gerçekleşmiyor. Veya adına güncel de dense, programlar alışkanlığın da etkisiyle azami hedeflerle tanımlanınca geniş kapsamalı ortaklaşmalar gerçekleşemiyor.

Birleşik Muhalefet’ten ne anlaşılmalıdır?
Aslında Birleşik Muhalefet’le anılan, amaçlanan bütünlük, Gezi sürecinde sokakta sağlandı. Bu bağlamda, amaçladığımız ortaklaşmaya dair çağrının sahibi, Gezi kitlesidir; Ethem’den Berkin’e tüm düşenlerdir. Ve sonuçta çağrıya uyup gelen herkesin omuzlarına sorumluluk yüklüyor; onu da daha kapsamlı buluşmalar için çağrıcı hale getiriyor.

Birleşik Muhalefet, HDP/HDK biçimindeki ortaklaşmanın karşıtı değildir; ancak, mevcut nitelikleri, şimdilik söz konusu zeminin Muhalefet Hareketi kapsayıcılığında olmadığını gösteriyor. Süreç böyle bir iletişimi doğurur mu? Birleşik Muhalefet ilkesel olarak buna kapalı değildir; olmamalıdır. HDP’nin oluşum hızı ve bugüne kadar ortaya koyduğu pratik, böyle bir kapsamı kucaklamaya denk bir yapı olmadığını gösteriyor.

Kısaca anımsatmak gerekirse Kürt sorunu, Türkiye’nin temel meselelerinden biridir ama tek meselesi değildir. Bu sorununun çözümünün AKP’nin veya daha dar anlamda Erdoğan’ın iradesine bağlanması, onların iktidarının devamına anlam yükleyen ve güç katan bir duruşu koşulluyor. Deyim yerindeyse Kürt halkının potansiyel gücünü ipotek altına alıyor. Bu yaklaşım/duruş, toplumsal muhalefetin bütünlüğünü sağlamanın, ortak duruş ve ortak refleks geliştirmenin önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

Gerçekçi çözüm, Kürt sorununu diğer demokratik talepleri de içeren bütünlüklü bir program içinde ele almayı gerektiriyor. Gezi’nin işaret ettiği de budur. HDP’nin böyle bir kapsamı tanımladığını söyleyemeyiz. Ancak eleştirel yaklaşıyor olsak da, bu tür zeminlerin bizim nezdimizde her zaman için bir anlamı, değeri vardır. Hemen bugün olmasa da daha kapsamlı ortaklaşmalar için bir potansiyel olarak görüyoruz.

Paket programlar, hazır reçeteler değil canlı bir süreç
Ortaklaşmalar, aynı zamanda demokrasi kültürünün ve birbirine/farklılığa tahammülün gelişmesi zeminidir. Biz, Birleşik Muhalefet zeminini, bir taraftan şekillenen, diğer taraftan arayışını sürdüren canlı bir süreç olarak algılıyoruz. Yani söz konusu ortaklaşma, birkaç toplantı dizisiyle tamamlanan değil, yaşayan bir süreç olmalıdır. Bizce Birleşik Muhalefet’in farkı özellikle bu noktadadır. Bitmiş, tamamlanmış programların uygulanması için bir zemin değil; birliğin işleyişinin nasıl olacağının da üretildiği bir zemindir. Bu nedenle, kimi dostlarımızın “eşit ilişki kuran, her şeyiyle birleşik” vurgularını önemsiyoruz. Paket programlarla, hazır reçetelerle bu tür süreçler yürütülemiyor.

Tartışmalar, biçimden çok içerik üzerine olmalıdır. Oturmuş bir içerik, zaten ona uygun bir biçimi de büyük oranda ortaya çıkarır. Birleşik Muhalefet, sözün ve eylemin, güç ve enerjinin ittifakı olduğu kadar, birikim ve yeteneğin de ittifakı olmalı; “Nasıl yapmalı?”ya birleşik akılla yanıt aranmalıdır. Bu, bizi belirsizliğe götürür mü, tartışamadan tartışma ürer mi? Amaçlı ve pratiğin ihtiyaçlarına bağlı olarak yürütülürse, böyle olmaz, tersine sonuç verir diye düşünüyoruz.
 


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome