Birleşik Muhalefet Hareketi Sakarya ve Denizli'de Tartışıldı

29 Eylül 2014 Pazartesi 14:17:53

Birleşik Muhalefet Hareketi Forumlarla tartışmaya devam ediyor. Bu haftasonu Denizli ve Sakarya'da da forumlar yapıldı.


Birleşik Muhalefet Hareketi Sakarya ve Denizlide Tartışıldı

Birleşik Muhalefet Hareketi Denizli Forumu Gerçekleştirildi

Solda ortak bir mücadele hattı için çalışmalarını sürdüren Birleşik Muhalefet Hareketi Denizli Forumu gerçekleşti. TMMOB Makine Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda bir araya gelen Birleşik Muhalefet Hareketi forumuna katılım yoğun olurken, söz alan konuşmacılar nasıl bir sol birlikteliğin inşa edilmesine dair konuşmalar gerçekleştirdiler.

Devrim  Şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başlayan forum, ÖDP İl Başkanı Orhun Çoban’ın sürece dair bilgilendirme yapmasıyla devam etti. Forumda yapılan bazı konuşmalar şöyle;

Orhun Çoban; “Bugün bize Yeni Türkiye diye anlatmaya çalıştıkları şey aslında AKP’nin 12 yıldır gerici ve sömürücü politikalarını daha ileriye taşıma hedefleri olarak okumak gerekir. Davutoğlu bundan sonra özgürlükleri ahlaki formasyonda yeniden tarif edeceğiz diyor. Bunun da en son örneği türbanda gelinen son noktadır. Bir diğer nokta da Türkiye’yi üretim üssü haline getirme hikayesi. Bunun da anlamını hemen hepimiz biliyoruz.  Bu ikinci bir Çin yaratma adına ortaya çıkan bir anlayıştır. Güvencesiz sigortasız taşeron çalıştırmak anlamına gelir ki yüzlerce iş cinayeti, SOMA katliamı bunun en acık göstergesidir.  Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, ISID gibi bir katliam çetesinin desteklenmesi, eğitimden sağlığa cevreden kadın haklarına dek AKP’nin Yeni Türkiye’si ortadadır. Böyle bir ortamda AKP’ye dur diyebilmek adına solda birlik meselesinin elzem bir mesele olduğunu görmemek mümkün değil. Bunu da biz yaptık oldu değil, hep birlikte tartışarak, birlikte bir yol arayarak gerçekleştirmeyi hedef olarak önümüze koyduk. Bunun da ilk adımı Denizli açısından bu forum oldu.  Solda birlik üzerine geçmişte bir ÖDP deneyimi, bugün de farklı deneyimler var. Ama BMH klasik anlamda ortaya çıkan grupların yan yana gelmesiyle ortaya çıkan bir hareket değil.  Bizim önümüzü açan bir Gezi direnişi var, hep birlikte tartışarak Gezi’nin izinden yürüyerek AKP saldırıları önünde güçlü bir muhalefet kurmak öncelikli hedefimiz olmalıdır.”

Hakan Aydın; ”Bugün Avrupa’dan Amerika’ya uzanan sokak hareketleri söz konusu. Dünyada süregelen direniş hareketlerine müteakip Gezi sürecini yaşadık.  Yunanistan’da Syriza gibi bir örnekle muhalefet odaklarının iktidarı oynayabilecek güce de ulaşabileceğini gördük.  Neo-liberal politikaların acımasızca uygulayıcısı olan AKP, bugün ilköğretimdeki çocukların başını örterek sahte özgürlükler yaratmaya çalışıyor. 12 Yıllık baskı ve sömürü iktidarı olan AKP’ye karşı en net direniş odağı da Gezi süreci oldu. Biz Gezi’de ortaya çıkan bütün muhalif odakları kapsayabilecek, yüzünü sola dönen kesimlerle tartışma metinlerinde ortaya çıkan ilkeler doğrultusunda bir araya gelmeyi, AKP’nin yıkıcı politikalarına karşı uzun soluklu bir mücadele hattını inşaa etmeyi hedef olarak önümüze koymalıyız.

Savaş İnbaşı: ”Ben Eğitim-Sen üyesi bağımsız bir öğretmenim. Gezi ülke açısından bambaşka bir şeyi ortaya koydu. Bizler ortak akıl ve ortak iradeyi oluşturabildiğimiz zaman güçlüyüz. Söylediğimiz olacak diye bir şey elbet mümkün değil. Marks dünyada bir hayalet dolaşıyor derken İngiltere’den beklediği devrim Asya’da gerçekleşmişti. Ama unutmayalım ki yola çıkmazsak en azından mücadele etmezsek zaten baştan kaybetmiş olacağız. Bugün solun aralarında çözemedikleri problemlerden kaynaklı biraraya gelişler pek mümkün olmadı. Artık birtakım eksiklerimizi görmek adına kafalarımızı açmamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün küçük farklılıklarla ayrışmak yerine AKP’nin hegemonyasını kıracak gerçek bir sol muhalefete ihtiyaç var.

Mehmet Dede: ”Gezi süreci aslında soldaki dağınıklığı, eksikliği de gözler önüne sermiştir. Sokağa çıkan 13 milyon insan daha sonrasında örgütlü bir mücadele içinde tutulamamıştır. Toplumdaki örgütlülük eksikliği Gezi’de en acık halde görülmüştür. Bugün bir araya gelişler var ancak 80 sonrası ortaya çıkan liberal eksenli kimlik siyasetine dayalı birliktelikler toplumsal muhalefet açısından eksik kalmaktadır. Emek eksenli bir mücadele hattını bir araya getiremediğimiz ölçüde yenilmeye de mahkümuz. Bugün birleşik muhalefet deyince sanki AKP’ye karşı bir muhalefet odağı olarak anlaşılıyor. Ancak bu da yanlış, burada kastettiğimiz sisteme ve tabi ki sistemin en açık göstergesi haline gelmiş AKP’ye karşı bir mücadele ekseninde iktidarı hedefleyen bir hareket olarak yorumlamak gerekiyor.”

Burcu Özdoğan; ”Burada feminist kimliğimle konuşacağım, bizler kadın olarak 12 yıllık AKP iktidarında yaşadıklarımız, bundan önceki erkek iktidar hükümetleri utandıracak kadar kadın karşıtı bir hükümet gördük. AKP’nin 12 yıllık baskı politikası Gezi sürecini doğurdu ve bizler Gezi sürecinde iktidarın bize en fazla saldırıda bulunduğu bedenlerimiz üzerinden bir direniş hattı inşa ettik. Gezi’de hem iktidara karşı hem de birlikte mücadele ettiğimiz ortamda erkek iktidarına karşı bir mücadele geliştirdik. AKP’nin başta türban olmak üzere kadınları nasıl bir karanlık içine hapsetmek istediği ortadadır. Bizler şunu da iyi biliyoruz ki kadınlar sadece iktidarı değil her alanda gelişen örneğin örgütlü sol yapılar içinde de gelişsen erkek iktidarına karşı mücadele vermekte. BMH’nin de bunu gözetmesi gerektiğini düşünüyorum.

Fahri Doğancı: ”Ben HTKP adına konuşuyorum. Daha önce de solcuların bir araya gelme girişimleri oldu. Bunlar kısır birliktelikler olarak kaldı ve başarısız oldu. Bu toplamın şu farkı olduğunu düşünüyorum; Gezi direnişi üzerinde gerçekleşen birliktelik, esasen bizlere örgütlü sola ne kadar ihtiyaç olduğunu gösterdi.  Şu anki var olan sol yapıların hiç biri tolum içinde bir muhalefet odağı yaratacak güce ve örgütlülüğe sahip değil. Zaten bugünkü birlikteliğin aciliyeti de budur.  Emek eksenli bir siyasi hattı örmek bizim için ve ülkenin geleceği için elzemdir.“

Mehmet Emin Kurnaz: ”Bugün AKP’nin 12 yıllık baskı ve sömürü politikaları üzerine bolca konuşma yapıldı. Gezi sürecine giden yol da şüphesiz hayatı hedef alan iktidara karşı direnişe geçen emekçi kesimlerden LGBTİ bireylerine, kadınlardan çevrecilere kadar çok geniş bir yelpazede bir araya gelen milyonların biriktirdiği öfkenin dışa vurumu oldu. Gezi süreci sola da çok şey göstermiştir, en başta geleneksel siyasi algıların ötesinde yeni bir mücadele biçimini ortaya koyması bakımından önemlidir. BMH de Gezi’yi kendine rehber alıyor ise orada ortaya çıkan mücadele hattını iyi okumalıdır. Bugün sadece sınıf temelli hatta indirgemeci sınıf siyasetine hapsolan anlayışlar gibi salt kimlik siyasetine dayanan anlayışlar da mahkum edilmelidir. BMH sınıf temelli örgütlenmelidir ancak kimlik taleplerini de ertelememelidir. Örneğin bugün Kobene’de yaşanan direniş, Rojova devrimi de sekülerizm-dincilik ekseninde gelişen mücadele hattında elzem bir meseledir. Buradan Kobene’ye de selam gönderemez isek ortak bir mücadele hattının bir kısmı yine eksik kalacaktır. Kürtlerden Alevilere, kadınlardan LGBTİ bireylere kadar  iktidardan muzdarip, iktidara muhalif en geniş örgütlenme ağlarını yatay örgütlenmelerle inşa etmelidir.  Zaten Gezi de ne salt sınıfsal bir harekettir ne de tek başına bir kimlik hareketi. Gezi bunların toplamıdır”

Arif Balkanay; ”Bugün Gezi’den Fatsa’ya alternatifi üretme konusunda bolca deneyimimiz  olduğunu belirtmek istiyorum. Böylesine komünal, iktidara alternatif yaşam alanlarını inşaa etmenin yolu da eşlbette öncelikle bireysel özveriden ve inançtan geçmekte. Bizler bu salonlardan çıktığımızda konuştuklarımıza uygun davranmıyorsak bir şeyleri değiştirme şansını çoktan kaybetmişiz demektir.  Yarını bugünden inşaa etmenin yolları Fatsa deneyimlerinde de vardır. Bugün AKP’nin çok yönlü saldırılarına güçlü bir direniş göstermemiz gerekiyor. Bunun da nüansları Fatsa’dan Gezi’ye bir çok ip ucuyla dolu.”

Onur Aktolun; ”AKP’nin özellikle eğitim alanında dinci-gerici bir siyasi anlayış inşaa ettiğini hepimiz görüyoruz. Bizler bugün özellikle laiklik konusunun üzerinde durmalı, bu doğrultuda mücadele hatları inşaa etmeliyiz.  Gezi süreci 15 günde AKP’yi sarsmıştır. AKP’nin gerici piyasacı neo-liberal saldırılarına karşı hep birlikte ortak bir mücadele hattını inşa etmemiz tarihsel bir zorunluluktur.”
 


Birleşik Muhalefet Hareketi Sakarya Forumu Gerçekleştirildi

Solda ortak bir mücadele hattı için çalışmalarını sürdüren Birleşik Muhalefet Hareketi Sakarya Forumu Adapazarı Belediyesi Orhangazi Kültür Merkezinde 27 Eylül Pazar günü toplandı.

Sakaryadaki foruma Fatih Yaşlı ve Önder İşleyen konuşmacı olarak katıldı.



Devrimci mücadelede hayatlarını kaybeden insanlar için saygı duruşunun ardından ilk söz alan Fatih Yaşlı, saltanatın yıkılmasından bu güne siyasi gelişmelere ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Kurulan Cumhuriyetin tarihsel olarak saltanatın arkasından laiklik, vatandaşlık, seçme, seçilebilme gibi özellikleriyle ilerici, aydınlanmacı bir misyonunun olduğunu; kürt sorunu konusundaki sorunlu yaklaşımları da içinde barındırdığını ama özellikle 1946'dan sonra iktidar olanların, temelde devletin politikasının dinci nesiller yetiştirme, toplumu din üzerinden yönetme yönünde örgütlediğini, gelişip güçlenmesi yolunda çaba harcandığını 1960'da kısmi bir gerilemeden sonra da bu politikalarda ısrar ve devam edildiğini 12 Eylül Faşizmiyle ve devamındaki iktidarlar döneminde bu gericileştirmenin etkili bir biçimde uygulandığını ve nihayet AKP döneminde islami faşist bir düzenin tesisi sürecinin yaşandığını belirtti.AKP’nin daha önceki partilerden temelde ayrıldığı noktanın devleti ele geçirip bir parti devleti olarak yönetmesi olduğunu belitti. Bu yeni denilen eski düzenin kaçınılmaz bir hesaplaşmaya doğru evrilmekte olduğunu, bu köhne eski düzenin önüne ciddi bir halk muhalefeti ile karşı koymanın tarihsel bir sorumluluk olduğu bu nedenle birleşik bir muhalefet hattı oluşturmanın gerekli ve zorunluluğuna dikkat çekti.

Önder İşleyen ise sunumunda; "Birleşik Muhalefet Hareketi konusunda yürütülen tartışmalara  katkı sunmak amacıyla bir kaç noktayı hatırlatmakta fayda olabilir. Çünkü hakikaten de zor bir şey başarılmaya çalışılıyor. Böyle bir arayışın içerisinde geçmiş deneyimlerin yarattığı kimi olumsuzlukların gündeme getirdiği sorularla birlikte, bu arayış içerisinde gündeme gelecek sorunlara verilen yanıtlar çerçevesinde tartışmaya devam edeceğiz. Kuşkusuz önemli olan tüm bunları birleşik ortak mücadele zeminlerinin yaratılması çabasını geliştirme anlayışı ile yapılabilmesi.

Bu arayışa yönelik yapılan kimi tartışmalar, esasında yanlış bir noktadan hareket ederek meseleyi ‘solda birlik’ üzerinden ele alınarak eleştiriler yöneltiliyor. Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz denir. O yüzden tartışmayı ‘solda birlik’ üzerinden sürdürerek bugünkü arayış noktasında doğru yanıtlar üretmek pek de mümkün değil.

Bugün ihtiyaç olan sol yada sosyalistlerin birliğinin kurulmasının ötesinde tüm direnme odaklarının, muhalefet dinamiklerinin ortak birleşik mücadelesini mümkün kılacak bir zeminin, zeminlerin yaratılmasıdır.
Bu anlamda Haziran’ın yaygın ve cephesel dinamiklere dayanan direniş damarlarını ilişkilendirecek, örgütlü ve ortak bir mücadeleye sevk edebilecek bir yol açmaktır. Böylesi bir çaba örgütlü yapıların birlikteliğini içermekle birlikte örgütler ittifakı içerisinde şekillenen ve kendini bununla sınırlayan bir yapı olmasının ötesinde tüm direnme dinamiklerini, toplumsal muhalefet kesimlerini ve bireyleri kolektif-demokratik Meclisler üzerinden kurulan bir ilişki sistemi içerisinde bir araya getirmeyi hedefler. Böyle bir yapı örgütlerin-yapıların kendi örgütsel bağımsızlarından fedakarlık yapmadan, aynı zamanda ortak bir mücadelenin de kanalını açmasıdır. Böylesi bir direnme hareketi kuşkusuz ki ülkenin dört bir yanındaki direnme mücadelelerini güçlendirip, geliştirerek kurucu bir iradeyi de geliştirmeyi önüne koymalıdır.

Erdoğan ve AKP iktidarının yeni Türkiye adını verdiklerini giderek mezhepçi faşist bir doğrultuda geliştirilen düzen karşısında bir yanıyla onu geriletecek şekilde bir mevzi direniş mücadelesi ve onun içinde halkın kurucu iradesine dayanan geri alma-yeniden kurma mücadelesidir. Bu tür direnişçi-kurucu birleşik bir muhalefet çizgisiyle bugünkü gidişatı engellemek ve direnme potansiyelinin yine bunun karşısında gelişebilecek düzen içi seçeneklerin içerisine hapsolmasının önüne geçebilmek mümkün olabilir.

Birleşik bir muhalefet arayışı aynı zamanda sadece bir yapı oluşturulması meselesi olarak da görülmemelidir. Birleşik bir direniş esas olarak toplumsal-sınıfsal zeminlerde halkın birleşik devrimci eylemi içerisinde direnme mevzilerini güçlendirme, ilişkilendirme ve halkın tepkisini örgütlü hale getirme çalışmasıdır. Bugün yerel lokal düzeylerde sürdürülen ancak ülkenin genel gidişatına müdahale etme noktasında yetersiz kalan, aynı zamanda yerel düzeyde kalmasının bir sonucu olarak giderek zayıflayan direnme eğilimlerinin güçlendirilmesinin yani sokağın ve eylemin daha etkin ve sonuç alıcı bir güce dönüştürülmesinin yolu da buradan geçiyor.

Evet, her şey bir yana, bugünün ülkenin gerçeği devrimcilere tarihsel bir sorumluluk yüklüyor. Bu faşist doğrultuda geliştirilen taşeron sömürü düzenini durduracak halkın birleşik örgütlü muhalefetini yaratmak.  Vişnelik toplantısında ve ülkenin değişik yerlerindeki forumlarda açığa çıkan irade birlikte yürüyelim yönündedir." dedi.

Sunumlardan sonra foruma katılanlar konu hakkındaki görüşlerini açıklayıp sorular sordular. Forum katılımcıların konuyla ilgili fikirlerini ifade etmeleri sonrasında forum sonlandırıldı.

Haber: Ali Merdan Çelik/Sakarya


 


Sakarya BMH
   
Sakarya BMH
   
Sakarya BMH
   
Sakarya BMH
   
Sakarya BMH
   
Sakarya BMH

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome