Bütçeyle Yeni Gasplar Geliyor..Emekçiler Bugün Meclis'e Yürüdü

27 Ekim 2014 Pazartesi 14:56:11

2015 Bütçe Kanun tasarısı ile TBMM’de bütçe maratonu başladı.


Kaynakların nasıl ve kimlerden toplanacağından, bu kaynakların kimler için ne şekilde harcanacağına kadar varan kararları içeren bütçe süreçleri, AKP dönemi boyunca emekçilere yeni vergilerin dayatılmasında bir araç, eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetleri yerine piyasacılığın, savaşın ve yağmanın finansmanında bir planlama görevi görmektedir.

Bütçe'de neler öne çıkıyor?
 
2015 Bütçe Kanunu Tasarısı’na göre önümüzdeki yılın merkezi yönetim bütçesi 472 milyar 943 milyon TL olarak öngörülüyor.

2015 bütçe tasarısında yer alan bütçe ödenekleri içinde en fazla pay 127 milyar 254 milyon TL ile Maliye Bakanlığı’na ayrılıyor

Hazine Müsteşarlığı bütçesi 54 milyarı faiz ödemeleri olmak üzere 68 milyar 399 milyon TL. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 56 milyar TL’den 62 milyar TL’ye çıkarılıyor.

Çalışma Bakanlığı bütçesinin 32,7 milyar TL’den 30,6 milyar TL’ye düşürülmesi söz konusu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ise 5 milyar 743 milyon TL.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2015 yılında “vergi artışı yok” açıklaması yapmasına rağmen, 2015 yılında vergi gelirlerinde yüzde 11’e yakın bir artış hedefleniyor. Tapu harçları ve trafik cezalarındaki artış ise yüzde 13. Toplamda ise bütçe gelirlerinin yüzde 12’nin üzerinde arttırılması öngörülüyor.



Büro Emekçileri Meclis'e Yürüdü
Başta ek zam talebi olmak üzere, emekçiler taleplerini içeren binlerce dilekçeyi bugün TBMM Dikmen Kapısı önünde yapılan basın açıklamasının ardından TBMM’ye iletti.

Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı "Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından geçtiğimiz hafta Perşembe günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan sunumla 2015 yılı bütçe maratonu başladı. Maliye Bakanı sunumunda eğitimde fırsat eşitliği getirdiklerinden, gelir dağılımında adaleti sağladıklarına, sağlığa bütçeden ayrılan payın artmaya devam ettiğinden, emekçileri enflasyona ezdirmediklerine kadar, birçok konuya değindiği sunumunda yaptığı Türkiye güzellemesi aklımıza aynı ülkede mi yaşıyoruz sorusunu getirmiştir" dedi.



Yapılan basın açıklamasında öne çıkan başlıklar;

Bütçede eğitime ayrılan payın arttığı doğrudur; AKP iktidarında yapboz tahtasına dönen eğitim sistemi en son 4+4+4 eğitim sistemi ile içinden çıkılmaz bir hal almış bulunmaktadır. Burada aslolan bütçede eğitime ne kadar pay ayrıldığının değil eğitimin nitelikli, bilimsel ve parasız olup olmadığıdır. Her geçen gün muhafazakârlaşan, 8 yaşındaki kız öğrencilere türban özgürlüğü, anaokullarına mescit açılması v.b uygulamalarla eğitim sistemi AKP’nin övünç kaynağı olmaya devam etmektedir.
 
2014 yılı Küresel Refah Raporu’na göre Türkiye’de 2000 yılında refahın yüzde 67’sini elinde bulunduran en zengin yüzde 10’luk kesimin payı, 2014’te yüzde 78’e yükselmiştir. Tek başına bu veri bile Türkiye’de uygulanan ekonomik politikaların hangi sınıfın ihtiyaçlarına göre hayata geçirildiğini gösterirken gelir dağılımında adaletten bahsetmek mümkün değildir.

Sağlık hizmetlerinin her geçen gün piyasalaşmaya devam ettiği ülkemizde bütçede sağlığa ayrılan paydan daha önemlisi sağlık için ayrılan payın nereye harcandığıdır. Sağlık alanında özel hastanelerin ve ilaç tekellerinin beklentileri doğrultusunda dönüştürülürken sağlık bütçesinin önemli bir bölümü özelden hizmet alımına gitmektedir. SGK’nın yeni kısıtlamaları ile birlikte, 2015’te tıpkı eğitim harcamalarında olduğu gibi, sağlık harcamalarında da cepten yapılan ödemeler istikrarlı bir şekilde artacağı görülmektedir.
 
Ülkemizde milyonlarca kişinin 891 TL asgari ücretle çalışma dayatması ile karşı karşıya olduğu, güvencesiz ve kayıtsız çalışmanın kronik bir hal aldığı, taşeron çalışmaya yasal kılıf uydurulduğu AKP iktidarında şimdi de emek piyasasının niteliğini ve esnekliğini arttırmaktan bahsetmektedir.

Emekçilerin çocuklarının meslek liselerinden sonra genç ve ucuz emek olarak emek piyasasına sunulmasından nitelik diye bahsetmek, emek piyasalarının esnekleştirilmesi ile kiralık işçilik uygulamasının alt yapısını hazırlamak ülkemizde çağdaş kölelik koşullarını yaratmaya yönelik sermaye kesimlerinin taleplerini karşılamaktadır. Bunun karşısında Türkiye’de hala asgari ücretten vergi ve SSK pirimi alınarak, açlık vergilendirilmekte, bu alandaki taleplerimiz AKP iktidarı tarafından yok sayılmaktadır.
 
2015 bütçesinde emekçileri enflasyona ezdirmedik yalanına devam!
Geçmiş yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın asgari ücret artışlarını simit çay hesabı yaparak izah etmeye çalışmasından sonra, 2015 bütçesinin sunum metninde, aynı durum mercimek, bulgur, çay, şeker v.b temel tüketim maddeleri ile emekçilerin satın alma gücü açıklanmaya çalışılmaktadır. TBMM’ de hem emekli olarak gözüküp, hem de çalışan 400 civarındaki vekilin son olarak yapılan %9,5 oranında zamdan sonra maaşları 23.200.TL’ye, Cumhurbaşkanının maaşı ise 3,800 TL artışla yılbaşı itibariyle 43.750. TL’ye çıkarılmaktadır.

Kamu emekçilerine sıra gelince Maliye Bakanı tarafından toplusözleşmede Memur Sen’le anlaştıkları gerekçesi ile 2014 yılı için enflasyon farkının kesinlikle verilmeyeceği ifade edilerek kamu emekçilerine ocak ayında verilen 123 TL ile yetinmeleri dayatılmaktadır.

"Maliye Bakanı’na Soruyoruz!"
Hem kamu emekçilerini enflasyona ezdirmedik yalanı için bütçe sunumunda sayfalarca yer vereceksin, hem de 2014 yılı için enflasyon farkı yok diyeceksin…
 
2014 yılında kamu emekçilerinin maaş artışlarının enflasyon oranının altında kaldığının da tescili olan bu ifadeye karşı bir kez daha ifade ediyoruz…
 
Biz anlaşmadık!

AKP ile Memur Sen arasında imzalanan satış sözleşmesine karşı, KESK bütünlüğünde yaptığımız dört koldan Ankara yürüyüşü ve geçtiğimiz yıl 19 Aralık grevinden, BES olarak yaptığımız bordro yakma eylemlerine her zeminde TİS sürecini meşru görmediğimizi ifade ederek kamu emekçilerinin taleplerinin sözcüsü olduk.
 
Türkiye tarihinde ilk kez temmuz ayında maaş zammı verilmemesine karşı, BES olarak   “ Temmuzda zam yok eylem var” şiarıyla yarım gün iş bırakarak alanlara çıktık. Bu gün de işyerlerimizden topladığımız binlerce dilekçeyi TBMM’ye sunarak ek zam talebimizi bir kez daha gündeme getiriyoruz.
 
"EK ZAM TALEBİMİZ KARŞILANSIN, İNSANCA YAŞAYABİLECEK ÜCRET İSTİYORUZ!"
2013’te Hükümet ile Memur-Sen arasında imzalanan toplu iş sözleşmesiyle birlikte 1 Ocak 2014’te kamu emekçilerine ödenen ve ortalama yüzde 6’ya denk gelen net 123 liralık maaş zammı, daha yılın ilk yarısında açıklanan enflasyon rakamlarının altında kalmıştır. İki milyonu aşkın kamu emekçisi, Memur Sen’in 2014 yılı için enflasyon farkı talep etmemesi nedeniyle mağdur edilmiştir. Maaşlara ve ek ödemelere tarihte ilk defa enflasyon farkı yansıtılmamıştır. Yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücümüz belirgin bir şekilde azalmış, yılın ikinci yarısında artan oranlı vergi dilimi uygulamasıyla birlikte maaşlarımızda ortalama yüzde 6’dan fazla ekonomik kayıp ortaya çıkmıştır.
 
TALEPLER
- Tüm kamu emekçilerine 2014 enflasyon farkı kadar “ek zam” ödenmesini, ücretlerin düşük ücret yoksulluk rakamı olan 3826 TL’ye çıkarılmasını, aynı işi yapanlar arasında ücret adaletinin sağlanmasını, ek ödemelerin temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmasını, açlık sınırının altındaki ücretlerin vergiden muaf tutulmasını, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerin en düşük vergi diliminden vergilendirilmesini,
 
- 2013 ve 2014 yılına ilişkin ikramiye, fazla çalışma ücreti, yol ücreti ve kadroya geçişler nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların karşılanmasını ve güvence altına alınmasını,
 
- Performans Sistemi uygulamalarına son verilmesini, başta taşeron çalıştırma olmak üzere güvencesiz çalıştırmanın yasaklanmasını, 4B/, 4C, Sözleşmeli, taşeron işçilerin kadroya geçirilmesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarının oluşturulmasını,
 
- İnsanca yaşam ve çalışma koşulları için, grevli toplusözleşme hakkı önündeki tüm engellerin kaldırılmasını ve özgür bir toplusözleşme düzenin yaratılmasını,
 
- 2015 bütçesi sermayenin, yerli ve yabancı tekellerin ve savaş lobisinin çıkarları doğrultusunda değil, bütçenin asıl kaynağı olan işçi ve emekçilerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçları gözetilecek şekilde hazırlanmalı, bunun için sendikalar, emek ve meslek örgütleri bütçe sürecine bulunduğu her alanda müdahil olmalıdır.
 
- Emekçilerin yoksulluğunu arttıran dolaylı vergiler azaltılmalı, kazanca göre vergilendirme yapılmalı, yüksek gelirlilerden belli bir oranda “servet vergisi” alınmalıdır.
 
- 1 Ekim’de yapılan yüzde 9’luk elektrik ve doğalgaz zammı geri alınmalı, 2015’te temel tüketim ürünlerine herhangi bir zam yapılmamalıdır.
 
- Asgari ücret bir işçi ailesinin geçimini sağlayacak şekilde belirlenmeli ve tamamen vergi dışı bırakılmalıdır.
 
- Her fırsatta patronların vergi, prim ve faiz borçlarını silen hükümet, ağır borç yükü altındaki ücretli emekçilerin borç faizlerini tamamen silmeli, borçlarını ödeme güçlüğü çeken milyonlarca kişiyi mağdur etmeyecek somut tedbirler almalıdır.
 
- Kamu emekçilerinin 2014 enflasyon farkı “ek zam” olarak 2015 bütçesi içinde yer almalı, yılın ikinci yarısında ücretleri eriten “artan oranlı vergi dilimi” uygulamasına son verilmelidir.
 
- Tüm ek ödemeler temel ücrete yansıtılmalı ve emeklilik hesaplamasına dâhil edilmelidir.
 
- Kıdem tazminatının fona devri, taşeronlaştırmanın yaygınlaştırılması, bölgesel asgari ücret ve kiralık işçilik gibi emek karşıtı düzenlemeler asla gündeme getirilmemelidir.
 
- Sürekli artan iş cinayetlerini durduracak tedbirler alınmalı, işyeri denetimleri arttırılmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almayanlara ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
 
- Kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalı, sigortasız işçi çalıştırmaya asla izin verilmemelidir.


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome