DEBA İşçileri Anlatıyor

26 Nisan 2013 Cuma 13:59:47

Bundan yaklaşık 1 yıl önce, 45 bin tekstil işçisinin yaşadığı Denizli, belki 12 Eylül karanlığına kadar hiç de alışık olmadığı bir işçi direnişiyle karşılaştı.


2012 Ocak ayında DEBA mücadele süreci, Denizli’nin Bayramyeri Meydanı’nda 6 DEBA işçisinin eylemi ile başlamıştır. Sürecin örgütlenmesine yönelik gösterilen özveri ile gerek toplantılarda gerekse her Pazar Bayramyeri Meydanı’nda yapılan eylemlerde (29 hafta sürmüştür) katılım giderek artmıştır. Bu eylemler için mağdur DEBA işçileri bir eylem komitesi kurmuşlardır. Bugün DEBA sürecine dair yapılan eylemleri bizzat bu komite organize etmektedir. DEBA işçileri yaklaşık bir yıldır, sıcak soğuk demeden kimi zaman ayaklarına taktıkları pranga misali zincirlerle, kimi zaman ağızlarını siyah bantlarla kapatarak, Denizli’nin meydanlarında, polisin baskılarına rağmen Esat Sivri’nin evi önünde, İş Bankası önünde, kapanan DEBA fabrikası ve Organize Sanayi Bölgesi (OSB) önünde bilfiil eylemlerini sürdürmüşlerdir. İşçiler bununla da yetinmeyip, Sivri ailesine ait İzmir’de faaliyet yürüten ENDA Holding ve İstanbul’da İş Bankası’na ait İş Kuleleri önüne kadar mücadeleyi taşımışlardır. Bu mücadele, Denizli'de her türlü emek sömürüsü ve hakların gasp edilmesine karşı gerek DEBA işçilerine, gerekse Organize Sanayi Bölgesi önünde DEBA direnişini selamlayan sendikasız, güvencesiz çalışarak acımasızca emekleri sömürülen binlerce işçiye umut olmuştur.

Mücadeleyi Bir de İşçilerin Ağzından Dinleyelim;
22 Yıllık DEBA işçisi Şükrü Selçuk; "DEBA mücadelesi geçen sene ortaya çıkana dek ben 80 sonrası Denizli'de böylesine uzun erimli ve kararlı bir mücadele görmedim. Bir yıldır çok şey öğrendik, işçi sınıfıyla sermaye sınıfı arasında hep bir çatışma var olmuştur. Bize bunu aslında hayat gösterdi, şimdi kimin dost kimin düşman olduğunu çok net görüyoruz. Bakın Denizli'de on binlerce Tekstil işçisi ve bizim gibi mağdur olan 5 bine yakın işçi var. Biz her şeyden önemlisi bir umut ışığı yaktık, bir kıvılcımı ateşledik. Tıpkı DEBA gibi benzer şekillerde hakları gasp edilen DENTEKS işçileri gelip bize de destek olun diyorlar, Organize Sanayi Bölgesi önünde yaptığımız eylemlerden patronlar ve sermaye sınıfı o kadar korkuyorlar ki; 'İstediğiniz her yerde eylem yapabilirsiniz ama OSB önünde yapmayın.' diyorlar. Gerekçe olarak da tekstil sanayisi bu aralar canlıymış, yatırımcıların ve büyük firma sahiplerinin gözü korkuyormuş; iyi de bizim amacımız zaten onları rahatsız etmek. Valisi de patronu da emniyeti, avukatı, sendikası, bankası da bu sömürü düzenine ortak olmuşlar; bizi acımasızca sömürüyorlar. Hukuksal yolları da kazandık ama hiçbir şey fark etmedi. 'O halde iş başa düştü.' dedik; 'İşçinin hakkını işçiden başkası savunmaz.' dedik. İstanbul'a, İzmir'e ve geçenlerde Ankara'ya kadar gittik. Asıl şunu gördük ki, DEBA patronu Esat Sivri tek işgüzar değilmiş, bu düzenin hepsi böyleymiş, hepsi işgüzarmış. Ama şunu çok iyi anladık ve her geçen gün anlıyoruz ki; bu yeryüzünde her şey emek ile olur ve emekçiler patronlardan çok daha fazla ve güçlüdür. O halde DEBA kazanılsa da kazanılmasa da biz zaten bu kıvılcımı ateşlemekle işçi sınıfı için ilk kazanımı yaktık. Umutsuzluk yok, sınıf dostlarımıza teşekkür ediyoruz, devrimciler hep yanımızdaydı, bir gün mutlaka başaracağız."

18 Yıllık DEBA İşçisi Yüksel Tekin; "Fabrika 2009'da kapanmıştı, 3 yıl boyunca sustuk. Sustuk çünkü haklarımızı aramasını bilmiyorduk. Bu mücadeleye başlarken kafamda birçok soru işareti vardı. Mesela bizi desteklemeye gelen solcu gençler vardı; ÖDP ve EMEP gibi. Acaba hani şu televizyonlarda gördüğümüz, daha doğrusu bize gösterilenler gibi yasa dışı marjinal bir iş mi yapacaktık? Hele ki eylemlerde o sloganları atamayışımız, utangaç tavırlarımız bir süre devam etti. Ama bir şeyi çok iyi gördük ve iyi belledikki insanlar gerçekten ezen ve ezilenler olarak ayrılıyorlarmış. Bunu da Esat Sivri gibi patronlar ve onunla işbirliği yapan bankalar ve bütün sermaye sınıfı neden oluyormuş. Bizim oy verdiğimiz hiçbir parti bize destek olmadı, bizimle ilgilenmedi bile. Gerçek dostlarımız da hiçbir çıkar gözetmeden bizimle mücadele eden bu gençlermiş. Bizim ilk mücadelemizi ateşleyen ve süreç içinde işinden olan Ömer Atılgan'a da binlerce teşekkür ediyoruz. Bu mücadele kazandığımız yeni bilinçle yeni başlıyor. Esat Sivri ve İş Bankası'nı her yerden sıkıştırdık. Her gün yeni yeni skandallar ortaya çıkıyor. İstanbul'da cam sanayi işçileri direnerek kazandı. Bizler şunu anladık ki, hiç kimse size hakkınızı vermez, siz hakkınızı direnerek kazanırsınız."

23 yıllık DEBA işçisi Nejdet Elver; "Bizler bu dünyaya geldiysek yaşamak hakkımız değil mi? Çalışarak, alnımızın teriyle bu dünyanın nimetlerinden faydalanmaya hakkımız yok mu? Eğer bu soruların yanıtını bugün boynu bükük bırakıyorsak, direnmek en doğal hakkımızdır. Emek hakkını yok sayanlar, emek hırsızlığını mübah sayanlar, sizlere sesleniyoruz, biz her geçen gün gerçekleri öğreniyoruz. İşverenle, bankaların kurduğu tezgah, biz emekçilerin sırtından daha fazla kar gütme çabasından başka bir şey değildir. Yasal süreci kazandık, bu yasalar, kanun, hukuk kimin için var? Her şey zenginlerden, patronlardan güçlülerden yana. Ancak gün gelecek devran dönecek. Artık bizler uyandık, şimdi her şey yeniden başlıyor. Biz emekçilerin kaybedeceği bir şey yok, kazanacağımız kocaman bir gelecek var. Hiçbir çabaları bizi yolumuzdan döndüremeyecek, mutlaka kazanacağız."

DEBA işçisi Veysel Işık’ın eşi Naciye Işık; "DEBA mücadelesi biz kadınlara da direnmeyi öğretmiştir. Tekstil işçilerin çoğunluğu kadınlardır. Biz de erkekler gibi haklarımızı almak için mücadeleye omuz verdik, veriyoruz. Çocuklarımızın geleceği için sıcak soğuk demeden eylemlere katılıyoruz. İnanıyoruz ki mutlaka kazanacağız.”

DEBA direnişi bizlere de çok şey öğretmiştir. Bugüne dek ülke genelinde zaman zaman gerçekleşen çeşitli direnişlere rağmen -işçi sınıfı ile özellikle  Denizli arasındaki bağların çok zayıf olduğunu düşündüğümüzde- bugün bir yılı bulan DEBA mücadelesi, bizler için de eşit ve özgür yarınların ipuçlarını en gerçek ve somut haliyle gözler önüne sermektedir. Tarihsel sınıf kavgasının her türlü zorluğuna rağmen kendisine, halkına ve kendisini yöneten iktidara karşı yabancılaşmış emekçi kesimlerine dair sancılı ama umut dolu savaşımını saygıyla selamlayıp omuzlamak da bizlerin boynunun borcudur.

* Redaksiyon Dergisi'nin 1.sayısında yayınlanmıştır.(Söyleşi, Mehmet Emin Kurnaz)


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome