En kötü iş işsizlikten iyidir deyip ölümüne çalışıyorlar

4 Şubat 2013 Pazartesi 17:07:20

Türkiye'deki her geçen gün artan iş cinayetlerinin birincil nedeninin, "kapitalist sistemin kar maksimizasyonu" ve "ucuz emek gücüne dayalı artı değer" olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu, örgütlenmenin git gide geri plana itilmesinin yanı sıra özelleştirmeler, esnek çalışma biçimleri, taşeronlaşma ve fasonlaşma uygulamaları ile emek mücadelelerinde ciddi kırılmalar yaşandığını dile getirdi. İşçilerin de karınlarını doyurmak için, "En kötü iş işsizlikten iyidir" deyip ölümüne çalıştığına dikkat çeken Müftüoğlu, çözüm için birlikte hareket etmek gerektiğini söyledi.


En kötü iş işsizlikten iyidir deyip ölümüne çalışıyorlar

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi üyesi ve Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu, son yıllarda Türkiye'de hemen her gün yaşanan iş kazaları ve meydana gelen ölümler ile AKP'nin emek alanına yönelik politikalarını değerlendirdi. Çalışma Ekonomisi alanında eğitim veren Müftüoğlu, son bir ay içinde yaşanan iş kazalarının kitlesel ölümlere neden olduğunu belirterek, iş kazalarına yönelik alınan önlemlerin yeterli olmadığını söyledi. "Aslında biz artık buna iş kazası demiyoruz, iş cinayeti diyoruz" diyen Müftüoğlu, işçilerin yaşamlarına mal olan iş kazalarında yetkililerin, "yüzde 2'lik bir fire verilebilir" yönündeki söylemlerine tepki göstererek, "Şunu bilmemiz gerekiyor; 'kader' ya da 'yüzde 2'lik bir fire verilebilir' diye bir şey yok. İşçiler, yüzde 100 korunabilinir, bu çok önemli. Dünyaya baktığımızda bu kadar kitlesel ölümlere rastlamıyoruz. Ve zaten Türkiye iş kazalarında ölüm oranları bakımından Avrupa'da birinci, dünyada da üçüncü sırada" diye konuştu. AKP döneminde 11 binden fazla işçinin, iş kazaları sonucu yaşamını yitirdiğini belirten Müftüoğlu, "Bu bugünkü 10 yıllık iktidarın getirisi gibi görünse de, aslında geçmişi 1980'e dayanıyor. Dünyadaki ekonomi politikalarının neoliberal politikalara dönüşmesiyle birlikte liberal politikaların, 'bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler' uygulamaları ve sosyal devlet anlayışının tamamen tasfiye edilmesi iş cinayetlerinin yaşanmasının en önemli nedenidir" değerlendirmesini yaptı.

1980 sonrasında sosyal hakların git gide geriye düşürülmesinin emek mücadelesinin de geriye düşmesinin nedeni olduğunu söyleyen Müftüoğlu, şunları belirtti: "Çünkü örgütlenme git gide geri plana itiliyor. Bununla birlikte özelleştirmeler, esnek çalışma biçimleri, taşeronlaşma ve fasonlaşma uygulamaları da emek mücadelelerinde ciddi kırılmalara neden oluyor. Böyle olunca da işyerindeki önlemlerin alınmasında işçiler birlikte mücadele edemediği için, işsizliğin de getirdiği baskıyla kendi işlerini kaybetmemek ve karınlarını doyurmak için, 'en kötü iş işsizlikten iyidir' deyip ölümüne çalışıyorlar." Bundan önceki hükümetler döneminde yapılan ekonomik reformların düzensizleştirme işlevi gördüğünü, AKP iktidarının ise ikinci reform çalışmalarıyla düzensizliği düzen adı altına almaya çalıştığına dikkat çeken Müftüoğlu, "Tek partinin getirdiği bir süreç içerisinde son derece liberal bir anlayış topluma sindirilmeye, yerleştirilmeye başladı. En az girdiyle en çok çıktı düzeneğinin hazırlanması, en az maliyetle en ucuz üretimi yapmaktan geçiyor. En ucuz üretim ise iş yerinin çalışma koşullarını en az maliyetle düzenlemesini beraberinde getiriyor" dedi.

'Kapitalist sistemin birinci unsuru kar maksimizasyonudur'

Taşeronlaşmayı, "Bir firmanın içinde bir işin başka bir firmaya devredilmesi" olarak tanımlayan Müftüoğlu, "Türkiye'de yığınsal anlamda taşeronlaşma ve fasonlaşma üzerine yoğunlaşan küçük ve orta boy şirketler söz konusu. Üretim sürecini parçalama süreci hem dünyada hem de Türkiye'de hızla işliyor. Bu bir yanıyla küresel rekabetin getirdiği bir durum bir yanıyla da Türkiye'de ekonominin bu kadar büyüme evresi göstermesi ve Avrupa'nın önemli bir arka bahçesi olma özelliğini üstlenmesi" diye konuştu. Türkiye'nin ihracatının yüzde 65'ini Avrupa'ya yaptığını ve bu bakımdan Türkiye'nin Avrupa için taşeron cenneti sayıldığını dile getiren Müftüoğlu, "Bu süreçte de en az maliyetle en ucuz üretimi gerçekleştirme, emeğin üzerinden gerçekleştiriliyor. Kapitalist sistemin nasıl işlediğine bakıldığında birinci unsuru kar maksimizasyonudur. Birikim yasasına dayalı artı değer ise ucuz emek gücü üzerinden kar maksimizasyonunu arttırır" dedi.

'Türkiye'de yaklaşık 200 bin göçmen işçi var'

Antep'te galvaniz fabrikasında meydana gelen patlamada yaşamını yitiren işçilerden ikisinin Suriyeli olduğunu hatırlatan Müftüoğlu, "Türkiye'de bugün yaklaşık 200 bin göçmen işçisi var. Ve bunun yanı sıra emekçileri de birbirleriyle bölen artı değer mekanizmasının, emeğin daha kötü koşullarda çalışmasını sağlayacak koşulların kabul etmesini sağlayacak düzenekleri de oluşturuyor" dedi. Türkiye'de işçi ölümleri karşısında yaşanan duyarsızlığa dikkat çekerek, hükümetin ölümler karşısındaki söylemlerini eleştiren Müftüoğlu, "Başbakan'a galvanizde ölen işçilerin hatırlatılması üzerine, '5 kişi yaşamını yitirmiş' diyor, sonra 'hayır 8 kişi' diye onu düzeltmeleri üzerine verdiği cevap, 'her neyse 8 kişi' oluyor. Yani 8 canın bu kadar değersizleştirilmesi, hiç kuşku yok ki bugünkü düzen içerisinde hakimiyetini son derece etkin bir biçimde sergileyen sermaye için anlamlı bir yere oturuyor" diye konuştu.

'Önümüzdeki yıllarda daha fazla çocuk işçi göreceğiz'

Geçen yıl yaşanan iş kazalarında en az 878 işçinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Müftüoğlu, yaşamını yitiren işçilerden 60'ının kadın olduğunu belirterek, "Yoğunluklu olarak erkek işçilerin yaşamlarını yitirdiğini görüyoruz. Çünkü toplumsal cinsiyet ayrışmasına da bağlı olarak kadınların çalışabildiği alanlar az. Sonuçta en az 60 kadın öldü. Ayrıca çocuk işçilerde var 14-18 yaş arasında 19 çocuk işçiyi kaybettik geçen yıl" dedi. Müftüoğlu, Türkiye'deki sosyal politikaların ekonomi politikalarıyla bağlantılı olduğunu ifade ederek, "İşte meslek liseleri memleket meselesi ya da yeni eğitim sistemi 4+4+4. Türkiye'nin motor gücünün yükselmesi ve kalkınabilmesi için sürecin içerisinde daha fazla makine imalatına yoğunlaşan bir ihracat potansiyeli yaratılmak isteniyor. Bu nedenle biz önümüzdeki yıllarda daha fazla çocuk işçi göreceğiz" dedi.

'Tek çözüm birleşik hareket etmekten geçiyor'

"Süreç son derece zorlu ve zahmetli giden bir süreç" diyen Müftüoğlu, yaşanan ölümler karşısında politik mücadelenin önemine dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Her geçen gün, yaşanan iş cinayetlerinin artışıyla karşı karşıya kalacağız. Bu ölümler karşısında tek çözüm birleşik hareket etmekten geçiyor. Sadece sektörler içindeki örgütlenmeler değil, hizmet ve eğitim sektöründe de örgütlenmeler gerekiyor. Kadın örgütleri, Kürt halkının mücadelesi içindeki örgütlenmeler. Her şey bu örgütlenmelerin birbirine ne kadar değen bir yapıyı barındırdığını görmesinden geçiyor. Ve bunların birleşik hareketi çok çok sarsıcı olacaktır. İktidarı köşeye sıkıştırmaktan da öte sonuç itibariyle her şeyi değiştirme gücüne sahip olacaktır."

Röportaj: Rojda Korkmaz/DİHA

 


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome