'Haziran Hareketi kurucu bir iradedir'

17 Şubat 2015 Salı 10:34:37

'13 Şubat Boykotu, Haziran’ın yalnızca itiraz eden bir siyaset olmadığını, alternatifini de öneren kurucu bir irade olduğunu göstermiştir. 13 Şubat Boykotu sırasında okula gitmeyen çocuklar için illerde ve mahallelerde alternatif eğitim ve şenlik programları düzenlendi. Bu nokta, Haziran siyaseti için çok önemlidir'


Haziran Hareketi kurucu bir iradedir

Kamuoyunda tartışılmaya başlandığı anda “Bu işten bir şey olmaz, yine mi solcular birleşmeye çalışıyor” diyenlerin bile bugün dikkatle takip etmek zorunda kaldığı Birleşik Haziran Hareketi ilk kitlesel eylemini 13 Şubat Eğitim Boykotu ile hayata geçirdi. Eylemin geniş kesimlerde yankı bulması Haziran Hareketi hem içinde hem de dışında coşkuya ve beklentiye neden oldu.

Boykot ve sonrasını konuşmak için buluştuğumuz Birleşik Haziran Hareketi Türkiye Meclisi Üyesi Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir ile yaptığımız konuşmada bu adımın heyecanını hissetmek mümkün. Özdemir, “Herkes bilsin ki artık Haziran var” diyor.
 
Birleşik Haziran Hareketi kuruluşundan çok kısa süre sonra sol içinde bile sorunlu bir alan olan laiklikten başladı. “Bilimsel ve Laik Bir Eğitim” için kampanya başlattı. Haziran ilk adımını neden bu sorun üzerinden attı?

Haziran, “2015 yılı Hazirancıların yılı olacak’’ dedi ve ilk siyasal mücadele hattı olarak “Bilimsel ve Laik Eğitim”i belirledi. “Neden’’ sorusuna gelince, ilk olarak şunu söylememiz lazım ki Haziran siyaseti, “AKP’ye hayır’’ diyen geniş halk kesimlerinin ve emekçilerin politikleşmiş toplumsal direnişidir. Dolayısıyla Haziran, halkın ve emekçilerin en yakıcı sorunlarını sahiplenmeyi ve dillendirmeyi hedefliyor. Bilimsel ve laik eğitim talebi tam da böyle yakıcı bir gündemdir. Bu talep insanların inançlarıyla kurduğu ilişkiyi dönüştürmek maksadında değildir. Haziran, inanç meselesi ile nesnel bilgi birikimini birbirine karıştırmamaktadır. Bu haliyle laiklik talebi, burjuva siyasetinin dayattığı kimlik, kültür, mezhep gibi toplumsalı parçalayan söylemlerin dışında emekçileri ortaklaştıran bir siyasetin talebidir.

Bu anlamda “Haziran laiklik tanımını ve mücadelesini gerçek, olması gereken yere çekti’’ diyebilir miyiz?

Laiklik, sol liberallerin dolaşıma sokmaya çalıştığı gibi endişeli modernlerin, beyaz Türklerin talebi değildir. Endişeli modernlerin, beyaz Türklerin laikliğe ihtiyacı yoktur zira onlar kendi laik adacıklarını rahatlıkla kurabilmektedirler. Çocuklarını “kurtarılmış” özel okullara gönderebilirler, gündelik hayatlarını ise yurtiçinde ve/veya tatillerde yurtdışında istedikleri yerde geçirebilirler. Laiklik, memlekette emekçilerin talebidir. Bu yüzden de Haziran’ın talebidir. Emekçiler nefes alabilmek için laiklik talep ediyorlar. Laiklik, çocuklarımızın hayatlarını karartmak, onları itaat ve korku aşılayan bir eğitime mahkûm etmek isteyenlere ve gündelik hayatımızı çarpıttıkları, içini boşalttıkları dini kodların baskısı altında yaşanmaz kılmak isteyenlere doğrudan karşı durmaktır.

Laiklik, Haziran için önemlidir. Sermaye ve emek arasındaki uzlaşmayı örten kalın ve gerici örtüyü kaldırmak için önemlidir. Kendi devamlılığını sağlamak için eğitimi kullanan iktidarın karşısında yer  almak için önemlidir. Çocukları kararlı, umutlu ve inatçı kılacak için eleştirel ve şüpheci bir eğitim için önemlidir.

HAZİRAN ALTERNATİF BİR SİYASETTİR

Boykot öncesi Haziran nasıl bir hedef koydu?
Boykotta, Haziran şunu hedefledi: Memleketteki tüm Haziran meclislerinin siyasete aktif olarak katılması. Bu insanlarımızın, yurttaşlarımızın en tabii hakkıdır. Tüm Haziran meclislerinin demokratik protesto haklarını kullanabilmesi ve eylemlerini Anayasal haklarını kullanarak örgütlemesi. Haziran siyasetinin örülmesini hedeflediği Haziran meclis çalışmaları katılımcı bir demokrasinin neye benzediğini görmek, “tahayyül etmek” açısından önemliydi.

13 Şubat Boykotu’nda hedeflenen çıta yakalanabildi mi?
13 Şubat Boykotu, Haziran için bir siyasal başarıdır. Haziran’ı geniş kitleler nezdinde görünür kılmıştır. Çalışma yapılan tüm il ve mahallelerde boykotun başarıya ulaştığını görüyoruz. Buralarda, yüzde 80-90 boşaltılan okullar oldu. Üç büyük ilde katılım yüksekti kuşkusuz ama farklı illerden de olumlu haberler geldi. İyi çalışma yapılmamış mahalle ve okullarda da boykota katılım oldu. Bu anlamda boykot bizim değil toplumumuzun sesidir.

13 Şubat Boykotu, Haziran’ın yalnızca itiraz eden bir siyaset olmadığını, alternatifini de öneren kurucu bir irade olduğunu göstermiştir. 13 Şubat Boykotu sırasında okula gitmeyen çocuklar için illerde ve mahallerde alternatif eğitim ve şenlik programları düzenlendi. Bu nokta, Haziran siyaseti için çok önemlidir.

Bu mücadele kuşkusuz boykotla sonuçlanmayacak. Haziran,  laiklik mücadelesini nasıl devam ettirecek?
Laiklik toplumsal birliğimizin temelidir. 13 Şubat Boykotu, bir son olarak hiç düşünülmedi. Laiklik mücadelesinin bir anıydı ama kuşkusuz bizi yöneten kuralların oluşumuna her an katılabilmek maksadıyla yürüttüğümüz mücadele süreklidir. Haziran siyaseti, Haziran meclislerinde örülüyor. Meclisler, katılım mücadelelerini nasıl devam ettirecekleri üzerine tartışmaya  başladılar. Meclislerden gelecek fikirler, Haziran yürütmesi tarafından düzenlenecek ve daha net bir siyasal mücadele programı belirlenecek. Veli örgütlenmeleri, üzerinde düşünülen konulardan biri. Veli örgütlenmeleri ile bilimsel ve laik eğitim talebinin veliler tarafından sürekli olarak dillendirilmesi amaçlanıyor. Veli örgütlenmeleri, okul yönetimlerine ve/veya illerdeki MEB kurum ve kuruluşlarına bu talebin sürekli olarak yüksek sesle söylenmesini de sağlayacak bir yapılanma olarak düşünülüyor.

HAZİRANCI GENÇLER ONURUMUZDUR

Haziran kurulur kurulmaz hem toplumun hem de iktidarın ilgi odağı oldu. Bilimsel Laik Eğitim Boykotu öncesi ve sonrasında tutuklamalar da oldu. AKP hükümetinin bu ilgisini nasıl değerlendirmek lazım?

Birilerini Haziran korkusu sarmıştır. Üstüne üstlük bu “birileri” iktidar pozisyonunu dolduran kimselerle de sınırlı değildir.
İktidarın baskısını en görünür kıldığı yerler gözaltı ve tutuklama süreçleridir. Şiddetin somutlaşıp görünür hale gelmesi de iktidarın zayıflığının ve hegemonik pozisyonunu yitirdiğinin net göstergesidir. Haziran, bu süreçlerde dayanışmayı artırmayı, haksızlığa uğrayan insanlarımızın yanında olmayı öğreniyor, deneyimliyor. Haksızlığa, hırsızlığa ve adaletsizliğe böyle yürekli itiraz eden gençlerin Hazirancı olması ise bir hareketin sahip olabileceği en büyük onurdur.

Birilerini Haziran korkusu sarmıştır, bu doğrudur. Haziran politikleşmiş, demokratik ve hak temelli bir toplumsal direniş hareketidir. Halkın ve emekçilerin siyasal iradesidir. İktidar korkmakta haklıdır çünkü Haziran siyaseti birkaç büyük ile ve birkaç meydana sıkışmış bir siyaset değildir. Memleket genelinde bir çok il ve mahallede emeğin değerlerine sahip çıkan emekçilerin hareketidir. Bir iktidar için daha korkutucu ne olabilir? Hem sol diyen, hem sosyalist diyen, hem de “ben halkım” diyen bir hareket.

Haziran bu “ilgiyi” her düzeyde göğüsleyecek yeteneğe ve birikime sahip mi?
Hazirancılar, kişisel tercihlerine, kariyer planlamalarına değil meclis kararlarında ortaya çıkan iradeye saygı göstererek boyunlarına düşen borcu hakkıyla taşıyacaklardır kuşkusuz. Hazirancılar, tutuklanan genç Şafak’ın sözlerine sahip çıkanlardır: “Devrimcilikte üzerimize düşen neyse başımız üzerine.” O zaman rahatlıkla bu soruya “Evet’’ yanıtını verebiliriz.

SEÇİM SİYASETİNE MECLİSLER KARAR VERİR

Haziran Hareketi Türkiye için önemli bir süreç olan genel seçimlerin hemen öncesinde kuruldu. Şimdiden bir dizi iktifakla adı anılmaya başladı bile. Haziran’ın seçim tavrı merak konusu. Seçimlerle ilgili hangi noktaya gelindi?
Haziran’ın seçim sürecine ilişkin tutumu, Haziran meclislerinde yapılacak tartışmaların ardından yürütme kurulu toplantısında belirlenecek. Haziran, mart ayının ilk haftası içinde seçim siyasetini açıklayacak.

Haziran’ın seçime yönelik tutumunda şu iki noktayı esas aldığını belirtebilirim: “Haziran’ın bağımsız siyaset hattı ve bütünlüğünü koruyup güçlendirecek ve seçim sonrasına taşıyacak seçim politikası ne olmalı?”, “8 Haziran’da daha güçlü bir Haziran için ne yapmalı?”
Dolayısıyla Haziran, bu seçim sürecinden tüm bileşenleri ile birlikte ve 8 Haziran’da daha güçlenmiş olmak için en uygun olan yolu bulacaktır.

Haziran kısa süre içerisinde Türkiye’nin en önemli siyasal odaklarından biri haline geldi. Bu hızlı süreci handikap mı yoksa olanak olarak mı görüyorsunuz?

Haziran siyaseti, Haziran meclislerinde örülüyor. Bu meclisler çocukları olduğumuz, içinden konuştuğumuz toplumun küçümsenemeyecek bir bölümünü oluşturuyor. Bu meclislerde, “tükendi, bitti ve yok oldu’’ denilen toplumcu dayanışmacı pratikler güç buluyor. Biraz önce de dediğim gibi, hem sol diyen, hem sosyalist diyen, hem de “ben halkım” diyen bir hareket siyasi odak oluyorsa hem hareketin hem de memleketin yolu açık demektir.

Röportaj: Yaşar Aydın


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome