Kadınlardan Kürtaj Yasakçılarına Oy Yok!

25 Mart 2014 Salı 14:33:45

Kürtaj yasağına karşı çıkmak amacıyla bir araya gelen kadınlardan oluşan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, yasakçılara oy vermeyecek!


Çeşitli illerde geniş katılımlı eylemler, kürtaj kampanyaları gerçekleştiren ve 40'tan fazla bileşeni olan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, seçime sayılı günler kala kürtajın gizlice yasaklandığı bilgisi kamuoyunda yaygınlaşınca taleplerini hatırlatmak amacıyla yazılı bir açıklama yaptı. “Birçok devlet hastanesinde kürtaj yapılmazken, bakanın ücretsiz kürtaj hakkı bir yalandan ibaret değil de nedir? Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz!" diyen platform üyeleri, bütün kadınları 28 Mart Cuma günü, mor giyerek ya da mor aksesuarlar takarak sokağa çıkmaya çağırdı.

Kürtaj yasasına dokunmayan ancak, bu süreçte fiili yasaklara ve engellemelere devam eden AKP'ye oy vermeyeceklerini açıklayan platform üyeleri, yaptıkları yazılı açıklamada ücretsiz, sağlıklı, güvenli doğum kontrol ve kürtaj hizmeti sağlanmadığı, kürtajın yasaklandığı ve doğum kontrolü sadece kadınların üzerine yıkıldığı müddetçe kadınların ölüme terk edilmiş olacaklarına dikkat çektiler. Türkiye'de kürtaj hizmeti veren kamu hastanesi sayısının giderek azaldığını, 17 milyon nüfusa sahip İstanbul'da sayılı hastanede kürtaj yaptırılabildiğini vurgulayan platform üyeleri şu açıklamalarda bulundu:

"Doğum kontrol yöntemlerini kolay erişebilir, ücretsiz ve yaygın olarak sunmak devletin görevidir. Doğum yapılan her hastanede kürtajın da yapılması gerekir. Hükümet bu hizmeti vermek zorundadır. Hükümeti imzaladığı uluslararası sözleşmelere uymaya çağırıyoruz! Kadının sağlığını tehdit eden durumlarda bile yapılması zorunlu kürtajlar için üç hekim raporu isteniyor. Bunun gibi baskıcı yöntemler, iznin bakanlık tarafından verilmesine kadar vardırıldı. Kadınların yaşamı bizzat Sağlık Bakanlığı uygulamalarıyla tehdit ediliyor. Kamu hastanelerinde kürtaj yaptıramayan kadınlar sağlıksız, niteliksiz koşullarda ve yaşamlarını hiçe sayarak kürtaja razı gelmek zorunda kaldılar. Sağlık Bakanlığı, dünyada etkili ve kadınlar için daha az yıpratıcı bir yol olan “tıbbi düşük yöntemi” için 2000 yılından beri yürütülen çalışmaları yok saydı.

Yetmedi, bu ilaçları piyasadan toplattı. Oysa aynı ilaçlar, kadınların doğumları sırasında da hayati öneme sahip. AKP’nin aile politikaları üzerinden şekillenen kadın bedeni ve cinselliğini denetleme siyaseti, kadınların doğurup doğurmama, anne olup olmama gibi kendi yaşamlarını belirleyen bir konuda karar almalarının önünde bir engel oluşturdu. Kadınlar gebelik testlerinden başlayarak takip edildi, gebeliklerin sürdürülmesi konusunda psikolojik baskı uygulandı, cinsel yaşamları devletçe izlenir oldu. Sezaryen kararını da kadına ve hekime bırakmayıp bakanlıktan idare ettiler. AKP politikaları nedeniyle ölecek kadınların yasını tutmadan bugün haykırıyoruz. Kürtaj yasakçılarına oy vermiyoruz!"

Kadınların doğum kontrol yöntemlerine ücretsiz olarak erişme hakkı olduğunu açıklayan platform üyeleri, ayrıca kürtajı engelleyen kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyip yasadışı eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarını da talep ettiler.

Tecavüz durumlarında kadınların kürtaj isteği yeterli sayılsın!
Isparta’da tecavüz sonucu hamile kalan Nevin Yıldırım, istemediği çocuğu doğurmak zorunda kalmış dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise “tecavüz gebeliklerinde doğursunlar devlet bakar” açıklamasında bulunmuştu. Tecavüze uğrayarak hamile kalan ve kürtaj olmak istemiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran 16 yaşındaki F.T.'nin talebi de mahkeme tarafından “Anne yönünden sorun yaratmadığı ve başka bir zorunluluk hali olmadığı” gerekçesiyle reddedilmişti. Türkiye'de kürtaj yasası 20 haftaya kadar kadının kürtaj olmasına olanak tanırken, tecavüz travması yaşayan kadınlar, savcı izni gerekçesiyle süre aşımına uğratılıyor ve kürtaj yaptıramıyor. Tecavüz durumlarında, kadınların kürtaj olmasının önüne mahkeme kararıyla engeller konulması nedeniyle kadınlar istemedikleri çocuğu doğurmak zorunda kalıyor. Bu nedenle platform üyeleri tecavüz durumlarında kadınların kürtaj isteğinin yeterli sayılmasını istiyor.

Ne olmuştu?
Türkiye'de kürtaj 1983’den beri yasal olarak uygulanırken, 2012 yılından itibaren hükümet tarafından adım adım engellenmeye başlandı. Önceleri kürtaj ve doğum kontrol hizmetleri ücretsiz olarak verilirken AKP hükümeti tarafından sağlık paralı hale getirildi, kadınların ihtiyaçlarında kısıntıya gidildi ve kadınların doğum kontrolü ile kürtaj hizmetlerine doğrudan ulaştıkları AÇSAP’lar kapatıldı. Hükümetin doğum kontrol ilaç ve yöntemlerini gerçek ihtiyacı karşılamayacak şekilde azaltması nedeniyle birçok kadın “prezervatif kalmadı”, “doğum kontrol hapları haftaya gelecek” gibi nedenlerle aile sağlığı merkezlerinden eli boş dönmeye başladı. Önce ikna odaları kurmayı planlayan, sonra kürtajın yasaklandığı bilgisini yayan AKP gebelik fişlemesi gibi yöntemlerle kadınların gözlerini korkuttu.

01 Mayıs 2013'te çıkarılan sağlık uygulama tebliği içinden tıbbi tahliye hanesi tamamen kaldırılarak kürtaj, ödemesi yapılacak bir sağlık hizmeti olmaktan çıkartıldı. Bu durum kürtaj yaptıran sınırlı sayıda hastanenin devreden çıkmasına yol açtı. Kürtajın gizlice yasaklandığı bilgisi kamuoyunda yaygınlaşınca kadınların tepkisinden çekinen AKP  kürtajı tekrar ücretsiz sağlık kapsamına almak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı iki gün önce “tıbbi bir hizmet bile değil” dediği kürtajı hemen ertesinde Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) ekledi.

Kadınlar Ne İstiyor?
*Kürtaj hizmeti kamu hastanelerinde kadınlar için erişilebilir olmalı.
*Kürtaj servisleri yeniden açılmalı.
*Kamu ve özel hastaneler kürtajda 10 haftalık yasal süreye uymalı ve yasal süre 12 haftaya çıkartılmalı.
*Evli kadınların gebeliklerini sonlandırmak istedikleri durumlarda eşlerinden izin istenmemeli.
*Bütün sağlık kuruluşlarında doğum kontrol hizmeti ve kürtaj hizmeti veren birimler oluşturulmalı.
*Tıbbi düşük seçeneği de dahil olmak üzere her kadın duygusal ve fiziksel zorluk yaşamadan nitelikli, sağlıklı koşullarda ücretsiz kürtaj hakkına erişebilmeli.
*Kadınları doğurmaya zorlamak için yapılan baskılara, gebelik testi ile kadınları izlemeye, mahremiyet ihlallerine son verilmeli.
*Sezaryen kararı başbakanın değil kadının ve hekimin kararı olmalı.
*Tecavüz durumunda oluşan gebeliklerde kadının beyanı esas alınarak, isteği halinde gebelik sonlandırılmalı.


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome