Punto Deri İşçisi Bir Kadınla Direnişin Öyküsü

7 Mart 2014 Cuma 14:34:33
Punto Deri İşçisi Bir Kadınla Direnişin Öyküsü

Punto Deri İşçisi Bir Kadınla Direnişin Öyküsü**

Röportaj: Nevin Kaplan
 
Zeytinburnu Kazlı çeşme’ de bulunan, Punto Deri Fabrikası’nda çalışan işçiler, yıllarca ağır şartlar altında, güvencesiz, sendikasız çalışma koşulları ile çalıştırılmalarına, ssk primlerinin çok düşük ödenmesine, yıllık izinlerinin kullandırılmamasına ve kısacası kölelik koşullarında çalıştırılmalarına karşı; insanca bir yaşam ve çalışma hakkı için, Deriteks sendikasında örgütlenmişlerdir. Ancak sendikal örgütlenmeye karşı olan işveren, işçileri işten çıkarmış, buna karşın işçiler de hakları için yaklaşık 197 gündür işyerleri önünde direnişe geçmişlerdir.

Yapılan araştırmada; söz konusu bölgede dört bin civarında fabrika olduğu, deri ve tekstil alanında 25 bin SSK’ya kayıtlı deri işçisi ve bir o kadar da kayıtsız kaçak çalıştırılan işçi olduğu söylenmiştir. Bu rakamların ortalama yüzde otuzunu oluşturan kadınlar da, bu iş kolunda, kayıtsız, sigortasız, güvencesiz çalıştırılanlar arasında. Genelde deri iş kolunda çalışan tüm işçilerin sorunları ortak. Bu direniş bu iş kolundaki ilk direniş olmasından dolayı çok önemli.

PUNTO DERİ FABRİKASI’nda çalışan elliyi aşkın kadından sendikaya ilk üye olan ve işten çıkarılan, tek direnen kadın olan Hülya ALPTEKİN ile söyleştik. Alptekin kararlılığını “hakkımızı alana kadar direneceğiz!..” sözleriyle ifade etti.



*Bu direnişin öyküsünü anlatır’ mısınız, süreç nasıl gelişti ve sizlere neler öğretti?

Kötü çalışma koşullarına karşı “örgütlenme özgürlüğümüz” için harekete geçtiğimizde, sendikaya üye olduğum için işten çıkarıldım. Hem de işimi iyi yaptığım ve hiç ihtar almadığım halde. Bizler birkaç arkadaşla birlikte, işyeri komitesi kurduk, ben de komitenin kadın sorumlusu oldum, çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi için bazı taleplerimiz oldu. İşveren bizimle toplantı yaptı, komitede neymiş, sendikadan vazgeçin, istifa edin dedi, bizlere çift ikramiye gibi kirli tekliflerde bulundu. Bizler kararlı davranınca, iş akdimizi feshettiğini söyledi. Direnişe ilk çıktığımız günlerde yüksek paralar teklif edildi. Ancak, bizler sendikayla sürekli irtibat halindeydik, işçilerin birliği, haklarımızı kazanmak için, ortak hareket etmek için örgütlü olmamız gerekiyordu. Yasal haklarımızı kullanmak istiyorduk, haklarımızı almak için pazarlık hakkı olmalıydı, tek şansımız buydu. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktu, emeğimizden başka. Emeğimizin karşılığını istiyorduk. Çoğumuz on yılı aşkın süredir çalışıyorduk ve yeterince sömürülmüştük. Artık bu sömürüye dur dememiz gerekiyordu. Şu an toplamda 79 kişi direniyoruz. İçerde üye olan 20 üyemiz daha var, diğerleri üye değil. İşlerini kaybetmekten korkuyorlar.

*Genelde yaptığınız işi biraz daha açar mısınız, kaç saat çalışıyorsunuz, fazla çalışma için mesai nasıl ücretlendiriliyor?

Çeşitli hayvan derilerinden, el işçiliği yapılarak yüksek kaliteli ürünler üretiliyor ve Dünya sosyetesine pazarlanıyor çok yüksek fiyatlarla. Çalışma ortamımızda, kesimhane bölümünde sürekli ayakta çalışılıyor, bel fıtığı hastalığı oranı yüksek. Diğer bölümlerde, kimyasallarla çalışan BÖVE makinası kullanılıyor, makine içindeki atık su, akciğer rahatsızlıklarına neden oluyor. İşçiler üç ayda bir hastaneye yatıp tedavi oluyor, ancak bu durum gizleniyor. Sağlıklı bir ortam yok, havalandırma yeterli değil, deri tozu ve kürklerin kıllarını soluyoruz. Yemek ve çay molası saat ücretlerinden kesiliyor. Yemek kalitesi çok düşük. 15 Saat aktif hizmet üretiliyor, ssk bordrolarına yansıyan boyutu, 88 saat gösteriliyor, 180 saatin üstünde mesainin gösterilmesi gerekiyor. Erkek işçilerin ailelerinin sağlık sorunları durumunda izin verilmiyor, verilse de ücretlerinden kesiliyor. Yıllık izinler kullandırılmıyor. İş kazaları çok yoğun yaşanıyor, örtbas ediyorlar.

*Kadın işçi olarak, kadın olmaktan kaynaklanan özgül sorunlarınızı anlatır mısınız, hangi talepler sizin için olmazsa olmazdır?

Çalışma koşulları kadınlar için elverişli değil. Kadınlar olarak daha fazla ezildiğimizi ve sömürüye maruz kaldığımızı düşünüyoruz. Mesai sabah 08.00 itibariyle başlıyor, akşam çıkış 10’lara kadar sürebiliyor. Servisimiz yok, yol ücreti de almıyoruz. Geceleri aile yakınları fabrikadan gelip alıyorlar. Ama çalışma saatleri ve iş koşullarının iyileştirilmesi için sendikaya üye olun dediğimizde, o aileler sendikaya üye olmayın diye kadınlara baskı yapıyorlar. Çocuklar için bir kreş yok, bölgede deri fabrikaları olmasına ve çok kadın çalışmasına rağmen ortak bir kreş yok. Kadın işçiler doğum ve sağlık izinlerini yasal anlamda kullanıyor görünseler de, doğum öncesi yakın bir zamana kadar çalışıyorlar. Ücretli doğum izni kullanılsa bile, sigorta az ödendiği için düşük ücret alınıyor. Zaten yoksulluk sınırının altında yaşıyoruz. Genelde kadınlar doğum izni kullanmak istemiyor, doğuma gittikten sonra dönüşte, işten çıkarılmalar da oluyor.

Ayrıca, kadın işçiler olarak, fabrikada aynı işi yapmamıza rağmen, erkeklerle aynı ücreti alamıyoruz, daha düşük maaş veriyorlar. İşverenin gözünde kadınlar güçlü gözükmüyor, cinsiyet olarak farklı görülüyoruz. Halbuki erkeklerden daha fazla çalıştırıldığımız halde daha az ücret alıyoruz. Çok şey var aslında anlatacak, çok doluyuz! Aynı işi yaptığımız için eşit ücretlendirilmek istiyoruz. Kreş istiyoruz, anayasal hakkımız olan örgütlenme hakkını istiyoruz.

*Kadın işçilerin iş hayatındaki durumlarına, sorun ve ihtiyaçlarına yönelik neler söylemek istersiniz?

Kadınların en büyük sorunu, iş güvencesi olmaması, işten atılma korkusu, genellikle işten ilk atılan kadınlar oluyor. Evde eşlerinden, babalarından tepki görüyorlar, kendi kararlarını kendileri veremiyorlar. Aslında çalışsalar da “ekonomik özgürlüğe” sahip değiller. Bireysel olarak yaşamlarında da özgür değiller; hem de evde, işte ve sokakta mücadele verdikleri halde. En önemli talebimiz, bizlere de söz hakkı verilmesi, dinlenilmek istiyoruz, sesimizin duyulmasını istiyoruz. İş güvencemiz olsa her şey daha farklı olacaktır.

*Bir kadın olarak çevreden nasıl tepkiler aldınız? Bölgede Deri iş kolunda 4 bin civarında fabrika var ve çalışanların yüzde 30’u kadın. Tek direnen kadın ise sizsiniz. Bu hiç kolay olmamalı.

Evet hiç de kolay olmadı. Sen kadınsın, ne işin var bunların içinde dediler. Benim türbanlı olmamdan kaynaklı, böyle bir direnişin tarafı ve öncülerinden olmam beklenmiyordu. Oysa benim için önemli olan emek mücadelesi ve kadın olarak verdiğim mücadeledir. Şöyle bir durumla da karşılaştım. Direnişin ilk günleriydi, direniş alanından ayrıldıktan sonra, yolda patronun kardeşi ile karşılaştım, yanıma yaklaştı ve bana “git evinde otur, senin bu erkeklerin içinde ne işin var” dedi. Kendimi psikolojik olarak kötü hissettim. Ben de biz yıllarca kadın-erkek bir arada yan yana çalıştık, kadın olduğum şimdimi aklına geldi dedim. Bu durumu diğer direnişçi arkadaşlarımla paylaştım, daha sonra ilgili kişi söylediklerini inkar etti.

*Cinsiyet ayrımcılığı mı yapılıyor?

Kadın olduğun için ikincil plana atılıyorsun, cinsiyet ayrımcılığını ve eşitsizliği hep yaşıyoruz. Psikolojik taciz, baskı ve mobbing de var.

*Çevreyle aranız nasıl, nasıl karşılanıyorsunuz? Başka nasıl baskılara maruz kalıyorsunuz?

Çevredeki esnaf bize çay vs. satışı yapmıyor; patronlar onları sürekli tehdit ediyormuş, satış yaparsanız sizleri buralardan kovarız diye. Sivil polis araçları geliyor soru sormak için. Patronlar her sabah geliyor ve bu alanı boşaltın, satışlarımızı engelliyorsunuz diyor, gitmeyince polis çağırıyor. Birkaç soru sorup gidiyorlar. Vurmuyoruz kırmıyoruz, sadece slogan atıyoruz.


*Evli misiniz? Kadın olmak ve çalışmak, hem ev işlerini hem de fabrikadaki hayatınızı nasıl etkiliyor? Sendika üyesi olurken ailenizden olumsuz bir baskı gördünüz mü?

Evli değilim, ancak sorumluluk almak, örgütlenmek ve mücadele etmek için evli olmak gerekmiyor. Bekarım, ailemle birlikte yaşasam da, kendi emek mücadelemi veriyorum. Kendi ekonomik özgürlüğümü korumak istiyorum. Sendikal örgütlenmeye ve mücadeleye inanıyorum. Örgütlenerek sosyal ve genel haklarımı elde edebileceğimi düşünüyorum. Birlik olursak, sesimizi duyurabilir, haklarımızı alabiliriz. Ailemde bana destek oluyor. Sendikaya üye olduktan sonra aileme bildirdim. Annem hiç okumamış, Anadolu kadınıdır ama beni her zaman desteklemiştir. Fabrikada çalışan evli kadın arkadaşların durumları çok zor. Gece geç saatlere kadar, hafta sonları dahi çalıştırılıyorlar. Çok az mesai ücreti veriliyor. Hem evde hem işte iki kez sömürülüyorlar. Ekonomik durumları çok kötü, çalışmak zorundalar ve işten atılmaktan çok korkuyorlar. Eşleri sendikaya üye olmalarını istemiyor. İşte patron baskısına, evde de koca baskısına maruz kalıyorlar. Üye olanlar da kendilerini saklıyorlar, işten atılırız diye.

*Direniş sürecinizde, kadın çevrelerinden ve sendikalardaki kadınlardan ve medyadan destek aldınız mı, beklentileriniz nelerdir?

Kadınlardan doğru destek alamadık; kadın örgütleri, feminist kadınlar destek vermeye gelir denildi. Feminist kadınları hiç görmedim. Bu konuda çok sitemkârız, pasif kalındı. Kadın örgütlerinin, sendikaların desteğine ihtiyacımız var. İçerde kalan kadınlar bize selam bile vermiyorlar, dışarıda da çok yalnız kaldık. Sesimizin duyurulmasına, dayanışmaya ihtiyacımız var. Duyarlı birkaç basın kuruluşu dışında, basın zaten bize yer vermiyor, haber yapmıyor. Aşağıda Fox Tv var, gelin bize yer verin dedik gelmediler, bizde kanalı binası önünde protesto ettik, daha sonra sahil yolunda eylem yaptık, ondan sonra geldiler.

*8 Mart ”Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma” günü eylem ve etkinliklerine katılacak’ mısınız, kadınlara vermek istediğiniz mesaj nedir?.
 
İş kolumdan direnen tek kadın olarak, 8 Mart etkinliklerine de katılmak istiyorum, tek başıma kalsam da. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde tüm kadınlar birlik olsunlar, bizler birleşirsek çok güçlü oluruz. Yeter ki geleneksel tabularımızı yıkalım. Birlikte hayatı ve emeği örgütleyelim ve dayanışma içinde olalım. Bu günlerde buna daha çok ihtiyacımız var. Bütün savaşlar kadınlarla birlikte kazanılmıştır, biz kadınlar da birlik olursak kazanamayacağımız savaş yoktur.

**KESK-Kadın 8 Mart özel sayısından alınmıştır


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için info@muhalefet.org

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome