Saray'ın Başkanlık Adımları ve AKP İçi Kavga Nereye ?

4 Mayıs 2016 Çarşamba 11:13:19
Sarayın Başkanlık Adımları ve AKP İçi Kavga Nereye ?

Davutoğlu’nun yetkilerinin alınmasıyla, AKP’ye yeni bir süreç başladı. AKP tipi siyasetin parçası olarak ertesinde de Pelikan Dosyası, Sakarya Dosyası ‘Reisçiler-Hocacılar’ kapışmasının parçası olarak ortalığa dökülmeye başladı. Yetkilerinin tırpanlanması sonrasında, Davutoğlu’nun dünkü Meclis konuşmasında ‘her tür makamdan vaz geçebilirim’ sözleri istifa olarak yorumlandı. Bu akşam ise Davutoğlu-Erdoğan görüşmesi gerçekleşecek. Ne kadar gerçekçi ayrı konu olmakla birlikte gündemdeki tartışmalardan birisi de Davutoğlu’nun istifası. Nasıl sonuçlanacağı, çatışmanın hangi boyutlarda gelişeceğini kestirmek şimdiden mümkün olmasa da AKP içinde giderek artan bir kaynamadan söz etmek mümkün. Bu kaynama, Parti içi bir iktidar kavgası olmasının ötesinde AKP rejiminin yaşadığı kriz olarak bir yönüyle de iktidar bloku içindeki bir süredir devam eden çelişkinin bir yansıması.

Erdoğan Başkanlığa Gidecek Taşları Döşüyor

Erdoğan’ın ana hedefi Başkanlık Sistemi’ne hızlı geçişle, fiili diktatörlüğünü anayasal bir diktatörlüğe dönüştürmek. Fiilen AKP’nin ve ülkenin yönetimini tekelleştirmiş durumda olan Erdoğan, bu durumu ancak anayasal bir sistem haline getirerek sürdürebileceğinin farkında. Erdoğan, Saray’ın etrafında konumlanmış –kendine ait- Parti-İktidar merkezi, medya ve baskı güçlerine dayanarak hızla bunu devreye sokmaya çalışıyor. Bir yandan Avrupa ile yürütülen mülteci krizinin ve ABD ile IŞİD merkezli bir ilişki çerçevesinde dış basıncı azaltmaya çalışan Erdoğan, içerdeki her tür pürüzü de aşarak Başkanlığa geçişin önündeki engelleri bir bir kaldırmaya yöneliyor. Davutoğlu’nun Başkanlık Sistemi’ne itirazı olmamakla birlikte, Pelikan Dosyası’sında işaret edilen yönleriyle kimi zaman Başkanlık Sistemi’ne yönelik Erdoğan’dan farklı bir tondan yaklaşımı önemli bir rahatsızlık konusu haline gelmiş durumda. Erdoğan, Davutoğlu’nun kendi inisayatifini geliştirme, AB ve ABD ile ilişkilenme çabalarından rahatsız görünüyor. Davutoğlu’nun yetkileri alınarak bu gidişata esaslı bir tırpan vuran Erdoğan için Başkanlığa geçiş sürecinde yeni hamlelere ihtiyaç var. Bu hamlelerin içinde AKP’de bir değişiklik de uzak bir ihtimal olarak görünmüyor. Ancak bunun AKP içinde birikmeye başlayan tepkiyle birleşerek, ne tür karşı hamlelere yol açabileceği de ayrı bir nokta. 

Saray Merkezli Milliyetçi Cephe

Erdoğan’ın 7 Haziran sonrasında izlediği taktiklerden bir tanesi de Saray etrafında bir milliyetçi cephe inşa etmek oldu. Bahçeli MHP’sini kendi etrafında konumlandırarak, olası bir seçim dahil sürecin genelinde etkisiz kıldı. MHP’deki Kongre sürecine de müdahalelerde bu durumun devam etmesini, böylece olası bir erken seçimde de MHP’nin bu biçimde yer almasını sağlamaya çalışıyor. Milliyetçi Cephe siyeseti, muhalefeti baskılamanın da bir aracı haline getirilirken, CHP merkezini büyük oranda pasifize bir noktaya doğru sürükledi. Erdoğan, bu siyasetle aynı zamanda devlet içinde yeni bir ittifak zemini de oluşturmuş oldu.

Bu siyasetin geldiği son nokta HDP’li vekilleri Meclis dışına itmeye yönelik anayasa değişikliği. Anayasa değişikliği ile birlikte, HDP’nin Meclisteki varlığına son verilerek hem milliyetçi eksen güçlendirilmeye hem de HDP’nin etkinliği ortadan kaldırılmış olacak. Meclisi tümüyle etkisizleştirecek bu adım teknik olarak ara seçimi mümkün kılacak bir tasfiyesinin kapısını araladığı gibi aynı zamanda Başkanlık Sistemi’ne geçiş noktasında da yeni bir adım olacak. CHP’nin bile-isteye buna ortak olması ise tarihi bir hata olmasının da ötesinde CHP içinde de yeni bir durumu ortaya çıkaracak görünüyor. 

Bu tabloda göründüğü üzere inisiyatif Erdoğan’ın elinde ve Erdoğan bu inisayitifiyle siyaseti yeniden dizayn ediyor. Önümüzdeki günlerde her ne kadar farklı gelişmelerle Erdoğan’a karşı hamleler gelişse de verili güç dengeleri içinde durumun pek değişmeyeceğini söylemek mümkün.

Halk Muhalefeti

Erdoğan’ın bu adımlarını kırabilecek tek odak toplumsal muhalefetin etkinliği. Soldan bir rüzgar eserek siyaset alanına müdahale edilemediği koşullarda süreç büyük oranda Erdoğan’ın belirleyiciliği altında gelişmeye devam edecek. AKP karşısında büyük bir direnme potansiyelinin varlığı malum. Özellikle Başkanlık Sistemine geçiş noktasında bu direncin bugünkünün çok ötesinde bir iradeyle karşı duracağını da görmek mümkün. O yüzden her ne kadar bugün gelişmeler Erdoğan’ın istediği yönde gidiyor görünse de AKP iktidarının aynı zamanda kırılmaya en yakın olduğu dönemdeyiz. Bunun için bugün halkın direnme eğilimlerini güçlendirecek, örgütlü bir biçimde geliştirecek bağımsız bir sol-devrimci siyasetin bu çalkantılı döneme daha aktif müdahale edebilecek şekilde geliştirilmesine ihtiyaç var.
 


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome