Seçimler, Apolitik Tatavalar ve Devrimci Siyaset

24 Mart 2014 Pazartesi 16:47:57
Seçimler, Apolitik Tatavalar ve Devrimci Siyaset

30 Mart, yerel seçim olmanın ötesinde ülkenin geleceğinin belirleneceği ilk duraklardan birisi olacak. Erdoğan’ın varlık-yokluk savaşında güçlü sandık sonucuyla nefes olmaya çalışacak. Öte yandan da AKP sonrası dönemin yeni ittifak ilişkilerinin şekilleneceği ve alternatif arayışlarının sınanacağı bir zemin olacak seçimler.

***


Erdoğan, güçlü kitle desteği ve sandık sonuçlarıyla içinde bulunduğu güç durumdan çıkmaya çalışacak. Bu stratejinin bir yanının da seçimlerden önce, gündeme gelen –sokak ve Suriye provokasyonlarında da görüldüğü üzere- kontr-politikalar oluşturuyor. Seçim sonrasında da bu karmaşık denklemin büyüyerek, Erdoğan’ın devlet içinde çete-mafya ilişkisi olarak kalmış iktidarın tüm olanaklarını saldırganca kullanacağını söylemek mümkün.

Ancak, Erdoğan seçimlerden nasıl bir  sonuçla çıkarsa çıkın, ülkeyi yönetme gücünü tekrar elde etmesi mümkün görünmüyor. Bu yüzden, seçimlerin ardından şu ana kadar bütünlüğünü koruyor gözüken AKP içinden ve tabandan özerkleşme eğilimlerinin güçlenerek, farklılıkların belirginleşmesini de bekleyebiliriz.

***

Bugünkü durumun bir yanında da AKP sonrasının yeni iktidar ilişkilerini kurma ve alternatifini şekillendirilme arayışı vardır. Yerel seçimler bunun için de bir işaret oluşturacaktır. CHP’nin, merkez sağ alanı yeniden doldurmaya yönelik hamleleri, MHP’nin sokaktan uzak durarak AKP tabanından oluşacak kopuşların yeni adresi olma çabasıyla birlikte bir arayış söz konusu.

Bu arayış bir yönüyle de, özellikle CHP eliyle, Haziran direnişinin potansiyelini düzen içine çekme çabasından ayrı düşünülemez. Düzenin, bugün yaşanan iktidar krizinin en önemli dinamiği olarak gelişen Haziran direnişini pasifleştirme arayışına bakmadan tüm bu olup biteni bütünlüklü olarak anlamak da mümkün değil. O yüzden, bugün artık emperyalizmin ve sermayenin de tercihi olmaktan çıkan Erdoğan’ın yerine kurulmak istenen yeni iktidar bloku ile AKP ile kurulan düzen inceltilmiş ve toplumun yeniden onayını kazanarak sürdürülmek istenmektedir.

***

Seçimler bu gelişmeler karşısında, solun-devrimci güçlerin ülkenin geleceğine yönelik iddiasını ortaya koyacağı bir zemin olacaktır. Kabul edilmeli ki güçlü bir alternatifin olmadığı koşullarda, Haziran’da sokağa çıkan milyonlar AKP ve Erdoğan’dan kurtulmak için umut olarak görmeseler de zorunlu tercihlere yönelmektedir. Bu bir yönüyle anlaşılabilir bir durumdur.

Ancak, devrimci-sol güçler bugünkü gidişat karşısında bu duruma teslim olmadan, bir alternatifin yaratılması için daha güçlü bir çaba içerisinde olmalıdır. Yerel seçimlerde, kimi noktalarda birleşik-ortak meclisler aracılığıyla oluşturulan güçlü alternatifler böylesi bir mücadelenin yeni birikim-deneyim alanları olarak görülerek, 30 Mart sonrasında da geliştirilmesi için çalışılmaya devam edilmelidir. Ötesinde, bu deneyimlerin ülke çapında birleşik bir muhalefet ve dayanışma ağıyla geliştirilmesi için yoğun bir çabaya ihtiyaç olduğu da ortadır. Yerel seçimlerin sol-devrimci siyasetler için şimdiden görülebilecek en önemli sonucu budur. (Bu deneyim alanlarına ilişkin tartışma ve birikimler için Redaksiyon, Özel Sayı'sında bakılabilir.)

***

Şimdi, bu atmosfer içerisinde neredeyse tüm izler birbirine karışmaktadır. Kimin neyi temsil ettiğinin belli olmadığı, Kılıçdaroğlu’nun ‘kurt işaretindeki’ apolitizmin bir biçimde her alanda yaygınlaştırıldığı, bir ‘bas geç yaygarası’ koparılmış durumda. AKP’ye karşı en güçlü olanı destekleme olarak ifade edilen bu durumun en tehlikeli işareti, AKP sonrasına ilişkin düzenin yeni seçeneğine yönelik bir onayın oluşturulmasıdır. CHP’nin, sokağa çıkma çağrıları ile sandığı sokağın yerine ikame etmeye yönelen politikası sokağın karşısına kurulan düzenin bir barikatından başka bir şey değildir.

Seçimler bu karmaşık gelişmeler içerisinde gerçekleşmektedir. Her şeyden önce güçlü bir seçeneğin, birleşik sol bir seçeneğin yaratılamadığı koşullarda bu işaretlerin her birinin ülkenin geleceğini belirleyeceği  de aşikardır. Şimdi, aslında yerel seçimlerdeki mücadele ve atılan her oy aynı zamanda ülkenin geleceğinin nereden kurulacağına ilişkin de bir karardır.

O yüzden seçimlerde, sandığı aşan bir ufukla sokağın ve halkın kendi iktidarı mücadelesini yürütenlerin, sandıkta da olabildiğince güçlü çıkması yani bu fikrin güçlendirilmesi önemlidir. Bu bir yanıyla, birleşik-ortak meclis deneyimlerinin kazanmaları için mücadele etmek öte yanıyla da bulunduğu her yerde birleşik-ortak ve dayanışmacı zeminler inşa etmeye çalışan Özgürlük ve Dayanışmanın devrimci fikrinin güçlendirilmesidir.

ÖDP, 14 noktada halk meclislerinin ortak adayları ya da kendi adaylarıyla Belediye Başkan adaylıklarında seçimlere katılmaktadır. Ve tüm ülke çapında da Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi seçimlerinde yer almaktadır. Meclis üyeliklerini, sokağın, halkın yönetimlere katılmaları ve denetleyebilmelerinin bir aracı haline getirmeye davet eden ÖDP ile şimdi sokağın ve halkın kendi iktidarı fikrini güçlendirmenin tam da zamanıdır. 

 


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome