Sermayenin iştahını kabartan ekonomik program!

7 Kasım 2014 Cuma 11:23:09

Başbakan Ahmet Davutoğlu hükümetin reel ekonomide dönüşümü hedefleyen eylem planını açıkladı. 9 sektörel dönüşüm programı ve 417 eylem planı açıklayan hükümetin amacı 2018 sonuna kadar, GSYH’yi 1,3 trilyon dolara yükseltmek, cari açığı yüzde 5,2’ye çekmek, işsizlik oranını da yüzde 7 civarına indirmek.


Sermayenin iştahını kabartan ekonomik program!

Davutoğlu, yapısal dönüşümde beş ana temel olacağını belirterek bunlardan ilkinin “Siyasi istikrar ile ekonomik öngörülebilirlik arasındaki ilişkinin sürdürülmesi olacağını” söyledi. Yapısal dönüşümde ikinci unsurun insani kalkınma ve insan kaynağının güçlendirilmesi, üçüncü unsurun üretim teknolojisindeki değişime uyum olacağını ifade eden Davutoğlu, dördüncü unsurun ekonomideki entegrasyon ve bütüncül ekonomi anlayışı, beşinci unsurun ise ekonominin dünya ekonomisi ile tam entegrasyonla hareket etmesi olacağını söyledi.

İşte 9 maddelik yapısal dönüşüm programı
1-İthalata olan bağımlılığın azalması
2-Teknoloji alanlarında  ticarileşme program
3-Kamu alımları yolu yerli üretime destek
4- Yerli kaynaklara dayalı enerji üretim programı
5-Enerji verimliliğinin geliştirilmesi
6-Tarımda su kullanımının etkin hale gelmesi
7-Sağlık endüstrilerinde yapısal gelişim
8-Sağlık turizmin geliştirilmesi
9- Taşımacılıktan lojistiğe dönüşüm programı

Hedefler göstermelik, Küresel prestij için
Bugüne kadar uluslararası desteğini büyük oranda ekonomide sağladığı "başarı" üzerine kuran AKP, şimdi inişe geçen ekonomiye ilişkin bir "hedefi" ve "vizyonu" olduğunu göstermek için kolları sıvıyor.

Bugüne kadar iktisatçıların var olan riskleri belirtmesine, en ufak bir sarsıntıda dengelerin tümüyle alt üst olacağına dair yaptığı uyarıları dikkate almayan AKP; bugün de dışa bağımlılığı derinleştirmekten ve rant ilişkilerine dayalı bir ekonomiyi sürdürmekten geri adım atmıyor.

Amerikan Merkez Bankası FED'in para musluklarını kısmasıyla birlikte dolar kurunun yüksek seviyelerini koruyacağının anlaşılması, yüksek dış borçları olan ve üretimi büyük oranda dışa bağımlı olan Türkiye ekonomisini küresel derecelendirme kurumları ve IMF, Dünya Bankası gibi kapitalizmin jandarma kurumları nezdinde "geleceği karanlık" ekonomi statüsüne sürükledi. Bu, AKP'nin siyasal geleceği açısından da oldukça büyük bir risk.

Sözde hedefler ve gerçekler

AKP'nin sunduğu hedeflere yakından bakılınca, bugün devam eden uygulamaların mevcut yapısal zeminin  "dışa bağımlı, düşük emek gücü ve özelleştirmelere dayanan, rant döngüsüyle gelir elde eden"  bir anlayışta gerçekleştiği  anlayışıyla devam ettiği gözler önüne çıkıyor. Dolayısıyla hedefler sadece göstermelikte kalıyor.

Ülke sağlık teknolojileri çöplüğüne dönüştürülüyor
Sağlıkta eşitsizliklerin arttırıldığı, sağlık hizmetine erişimin neredeyse emekçiler için imkansızlaştığı süreç tüm hızıyla devam ediyor.

Program'da yer alan "sağlık endüstrisinde yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretimine teşvik sağlanacak" ifadesi, koruyucu sağlık hizmetlerine ve halk sağlığına yönelik politikaların geliştirilmediği “sağlıkta dönüşüm” sürecin devamını teyit ediyor.

Daha maliyetli olan tedavi edici sağlık hizmetlerine daha fazla kamu kaynağı ayrıldığı,diğer bir ifade ile ülkenin, topluma dokunmayan bir “sağlık teknolojileri çöplüğüne” dönüşmesi sürecinin süreceğini gösteriyor.

Sağlık turizminin geliştirilmesi programı  ile de programda bu anlayış destekleniyor. “İlaç ve tıbbi cihaz alımlarında yerli üretimi özendirici ve geliştirici tedbirler alacağız. 2018 sonunda tıbbi cihaz ihtiyacımızın yüzde 20'sini, ilaç ihtiyacımızın ise yüzde 60'ını yerli üretimle karşılar hale geleceğiz. Yabancı dil başta olmak üzere sağlık personelimizin donanımını geliştireceğiz” ifadeleri, kaynakların halk sağlığı harcamalarına değil, ilaç tekellerine akıtılacağını göstermekte.

İthalata olan bağımlılık bu yapıda azalmaz, artar
Türkiye’de yatırım ve kaynak dağılımı giderek reel üretici sektörlerden hizmetler sektörlerine kaymaktadır.  Bir süredir zaten sanayileşmeyi hem de ihracata dönük sanayileşmeyi öne çıkaran söylemleri AKP yandaş medyası aracılığıyla servis ediyordu. Fakat gerçekte tüm bu söylemler eşliğinde sanayi ve tarım büyük çapta geriletildi, tarımsal alanlar imar rantlarına, sanayi ise küresel üretim zincirinin taşeronluğuna sürüklendi.

AKP’nin iktidar olduğu yıl 2003’te Türkiye’nin 47 milyar dolar olan ihracatına karşılık 70 milyar dolara yaklaşan ithalatı vardı ve açığı o yıl sonunda 22 milyar dolardı.Sonrasında ihracat, ithalatın hep gerisinde kalarak döviz açığı hep büyüdü.  AKP’nin iktidar olduğu 2003’ü 100 kabul etsek, ülke milli geliri 2013 sonuna kadar 160’a çıkmışken ithalatın 190’ı bulduğunu görüyoruz. Yani büyümenin de üstünde ithalat şişirildi.


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome