Solda umudun yürüyüşü

25 Eylül 2014 Perşembe 10:17:09

Solda ortak mücadele için bir araya gelenler önceki gün bir sonuç deklarasyonu yayınladı.


“Siyasi parti, hareket, grup ve bireyler olarak; toplumun tüm eşitlikçi, özgürlükçü, ilerici, devrimci ve barış yanlısı dinamiklerini; direnme hareketlerini ve muhalefet güçlerini bir araya getirerek birlikte mücadele etme ve geleceği birlikte kurma kararı aldık” denilen deklarasyonun imzacılarından Prof. Dr. Tülin Öngen, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Taner Timur, Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, Yazar Serpil Güvenç ve Gazeteci Merdan Yanardağ birleşik mücadeleyi BirGün’e yorumladı.

***

Prof. Dr. Tülin Öngen: “Düzenin son derece biliçli politikalarıyla  on yıllardır kültürel kimliklerine  hapsedilerek, gettolaştırılmış Türkiye haklarının bugün sınıf temelli bir siyasete her zamankinden daha çok ihtiyacı var: Yani ezilen sınıflardan güç alan, onları ortak çıkar ve talepleri etrafında birleştirecek, mobilize edecek ve örgütleyecek bir  mücadele hattı ve tarzına ihtiyaç var.

Üstelik sadece emeğe ve haklarına en saldırgan politikaları uygulayan değil, aynı zamanda  gerici, dinci,mezhepçi ve şavaşçı politiklarıyla tüm toplumun geleceğini ipotek altına alan faşist bir siyasal iktidarla karşı karşıyayız. Kuşkusuz  birlik olsun da nasıl olursa, kimlerle veya hangi zeminde olursa olsun demek nasıl sosyalist siyasetin özüne aykırı ve pratikte nafile bir çabaysa, küçük olsun da benim olsun  ya da   benim damgamı  taşısın diye birlikte hareket etmekten kaçınmak da  o kadar devrimci mücadelenin ruhuna aykırı, yanlış bir siyasi tavırdır...

Eğer toplumla birlikte kendimizi de 'eski'nin kalıplarından özgürleştirmek ve 'yeni'nin inşasında söz sahibi olmak istiyorsak elimizde bu girişimi başarıya ulaştırmaktan başka  bir seçenek bulunmadığı wbilinciyle hareket etmeliyiz.”

***

Prof. Dr. Korkut Boratav:  “Türkiye'nin bir İslamcı faşizme sürüklenme sürecinde olduğunu kabul edersek, buna karşı muhalefetin çok geniş bir yelpaze içinde oluşmasıyla ancak etkili bir direnme gerçekleştirebilir” diyen Boratav, yelpazenin odağının sosyalistler olması gerektiğini vurguluyor. “Çok geniş yelpazenin minimum noktası, bir anlamda odağı sosyalistlerin birliği olmalı. Sosyalistlerin birliği doğrultusunda da sözünü ettiğim Birleşik Muhalefet, hareketin başlangıç noktasıdır” şeklinde konuşan Boratav, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer başarırsa sonraki aşamalara geçilir. En geniş anlamda solun tüm unsurlarının ortak hareketini oluşturan bir cephe onun da daha ötesinde, Kemalizmin demokrat kanadıyla Kürt hareketinin laik kanadı arasındaki büyük alanı da kapsayan etkili bir bütünleşme hayal edilebilir. Başlangıç noktalarından biri budur. Daha önce benzer bir girişim Sol Cephe için yapılmıştı. Sol Cephe girişiminin hareket noktasını oluşturan metin de bugünkü Birleşik Muhalefet'in kullandığı hareket noktasını oluşturan metinle büyük benzerlikler taşımaktadır, önemli olan bu farklı özlemleri bir araya getirmek. Birleşik Muhalefet'in de bu doğrultudaki adımlardan biri olduğunu düşünüyorum.”

***

Prof. Dr. Taner Timur: Solda ortak mücadelenin uzun zamandır beklendiğinin altını çizen Prof. Dr. Taner Timur da birleşik mücadele hareketinin geniş bir yelpazeye yayılmasının önemini vurguladı. Farklı siyasi partilerin birlikte hareket edebilmesi gerektiğini belirten Timur şöyle konuştu:

“Çok olumlu değerlendiriyorum. Çoktandır benim söylediğim bir şeydi. Bu tek bir partiyle olmamalı, bütün partilerin ona katılması lazım. Ön yargılarla hareket edilmemeli, mesafeli davranılmamalı.”

 Prof. Dr. Gamze Yücesan: ‘Yeni’ bir gelecek kurmak için...


“Hâkim cumhuriyet projesinin çöktüğü, yerine yenisinin belirmediği kaos günleri yaşıyoruz. Bu kaos günlerinde, sol/sosyalist siyasal partiler, gruplar ve bireyler devrimci sorumlulukla hareket ederek birlikte mücadele kararı aldı. Emekçi sınıflarla birlikte “yeni” bir gelecek kurmak için yan yana yürüme iradesini ortaya koydu. Kuşkusuz, bu çok önemli ama bu irade ancak sınıfla buluştukça, sokaklarda forumlarla ve mahallerde meclislerle görünür kılındıkça gerçek anlamına kavuşacak. Çağrımız emekten ve sınıftan yana herkese, memleket bahar olsun diye…

***

Merdan Yanardağ: Tarihsel bir hesaplaşmaya doğru...
Türkiye -çeşitli vesilerle ifade ettiğim ve yazdığım gibi- biz istesek de istemesek de, katılsak da katılmasak da bütün toplumu saracak tarihsel bir hesaplaşmaya doğru akıyor. Bütün toplum, geçen yüzyılın başında olduğu gibi, bir kez daha ve kendisini oluşturan tüm unsurlarıyla iki çağ arasındaki bir yüksek gerilim hattında salınıyor. Çünkü siyasal İslamcı hareket ülkeye el koymuş durumda. Türkiye hızla İslamcı faşist bir diktatörlüğe doğru sürükleniyor. Toplum 200 yıllık bir tarihsel derinliği olan yönünü değiştirmeye zorlanıyor. Ülkenin, zaten uzun süredir içi boşaltılan laik temeli bütünüyle imha ediliyor. Türkiye dinsel odaklı yeni bir ortalama almaya zorlanıyor, Neoliberal yağma politikaların yarattığı toplumsal yıkımın üzerine, tevekkül ve itaate dayanan yeni bir rejim konulmak isteniyor. Ülke ve toplum İslamcılığı yeni bir sermaye birikim modeli olarak kullanmak isteyen bu güçle yoluna devam edemez. Türkiye’nin geldiği tarihsel kavşak budur.

Diğer taraftan, Türkiye’de faşizan ve dinsel gericiliğe karşı büyük bir toplumsal dalga şekilleniyor. Toplum yarım kalan hesaplaşmayı tamamlamaya doğru akıyor. Gezi/Haziran İsyanı bu hesaplaşma girişiminin ilk dışavurumuydu. Bu gidişe devrimci bir girdi ve müdahale gerekiyor. İşte bu müdahaleyi sosyalist hareketin hiçbir öznesi tek başına gerçekleştirecek durumda değil. Bu nedenle odağında sosyalistlerin bulunduğu birleşik bir devrimci hareket, bir mücadele birliği ya da cephesi yaratmak yakıcı bir görev ve tarihsel sorumluluk olarak önümüzde duruyor.

İslamcı gericilik ve rejimin en büyük korkusu, insanlığın ilerici birikimine sahip çıkan cumhuriyetçi ve yurtsever geniş toplum kesimleriyle solun ve sosyalistlerin buluşmasıdır. Gezi eylemlerinde sokağa çıkan kitleler, fiilen bu buluşmayı gerçekleştirdiği için yeni egemen güçleri derinden sarstı. Değerli hocamız Prof. Dr. Korkut Boratav’ın dün BirGün’de belirttiği gibi, “Kemalizmin demokrat kanadıyla Kürt hareketinin laik kesimleri arasındaki büyük alanı da kapsayan etkili bir bütünleşme” gerekli. Sosyalist bir perspektifin yön verdiği böyle geniş bir cephe içinden geçtiğimiz bu tarihsel dönemecin ihtiyaçlarına yanıt verebilir. Böyle buluşmayı ise ancak liberalizm ve milliyetçilikle kirlenmemiş sosyalist güçler gerçekleştirebilir. Bu nedenle, odağında sosyalistlerin bulunduğu, ancak sosyasyalistlerle sınırlı olmayan birleşik ve geniş bir devrimci cephe kurmak boynumuzun borcudur. İşte 30 Ağustos ve 21 Eylül 2014’te ODTÜ Vişnelik Toplantıları’nda yapılan budur.

Sol Cephe ve Birleşik Muhalefet Hareketi gibi mücadele birliklerinin deneyimlerini de içeren Vişnelik İnisiyatifi, bu anlamda tarihsel bir adımdır. Ortak irade oluşturan sol ve sosyalist parti, grup, çevre ve kişilerin topluma, “Gericiliği ve Faşizmi Yeneceğiz” başlıklı güçlü bir çağrı yapması çok önemlidir.

Ancak; bu yürüyüşte, solu neredeyse tasfiye olmanın eşiğine getiren liberal, İslamcı ve dar/etnik milliyetçi çevrelerin eleştiri ve karşı söylemine aldırmadan, bu yöndeki baskıları kategorik bakımdan reddederek ilerlemek gerekiyor. Yeni siyaset dili ve devrimci eylem ancak böyle kurulabilir. Değilse, daha yolun başında tökezlemek kaçınılmazdır.

***

Serpil Güvenç: Emek eksenli ortak direniş
AKP iktidarı, ülkemizde emeği ve onun savunucularını ezip susturan ve sermaye sınıflarını güldüren, piyasacılığın, kuralsız ve sendikasız çalışmanın, işsizliğin adı olan yeni liberal politikaların mimarı olan 12 Eylül düzeninin çocuğu. Bu politikaları büyük bir kararlılık ve hızla sürdürmekte. Bölgede savaş ve saldırganlığın da temsilcisi olan ve her geçen gün biraz daha faşizme yönelen bu iktidar, Sünni İslamcı anlayışını topluma egemen kılmak için elinden geleni ardına koymuyor. Hepimizin, özellikle de gençlerin, kadınların, çocukların yaşamlarını ve geleceklerini karartmaya çalışıyor.

Vişnelik Toplantıları, Haziran Ayaklanmasının ışığında, AKP ve yerleştirmeye çalıştığı bu sömürü ve baskı düzenine karşı oluşturulmaya çalışılan emek eksenli, ortak bir direniş odağı. Oldukça geniş bir siyasi yelpazeyi içeren oluşumda, katılımcılar, siyasi duruşlarını ve ayrılık noktalarını koruyarak ama gündem dışı tutarak, ortak bir antifaşist mücadeleyi örgütlemeye çalışıyorlar. İlk imzacıları arasında bulunduğum SoL Cephe de benzer bir arayışın ürünüydü. Birleşik Muhalefet hareketinin de aynı kaygıları taşıdığını gözlemledim.Bütün bu girişimlerin Vişnelik Toplantıları çerçevesinde kurulmak istenen birliktelikte bir araya gelmesinin ve bir ortak mücadele hattının örülmesinin çok önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Ülkenin dört bir yanında yükselen yerel direnişlerin güçlendirilmesi ve zulme uğrayan tüm kesimlerin birbirine omuz vermesi ancak böyle bir dayanışma ağının her gün biraz daha yaygınlaşmasıyla mümkündür. Bunu gerçekleştirebilirsek AKP iktidarını ve savunduğu düzeni alaşağı edebiliriz.”


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome