Soma kırıldı (İzlenimler) - Onur Kılıç

16 Mayıs 2014 Cuma 11:47:50

Katliam bölgesi Soma'da bulunan Onur Kılıç'ın izlenimleri...


Soma kırıldı (İzlenimler) - Onur Kılıç

Soma Devlet Hastanesi önünde yakınlarından haber almayı bekleyen yaşlı bir adam böyle söyledi sohbetimizin ortasında. Büyük maden felaketi yaşanalı 24 saati geçmişti. Facianın Soma’ya düşürdüğü çığı, Soma’nın çalınan geleceğini böyle anlatıyordu yaşlı adam. 100 bin nüfuslu bu Ege kasabasının yarasının artık silinmeyeceğini eşlerin, çocuklarının yaşamını bundan sonra bekleyen karanlığı böyle ifade ediyordu. Manası çok, yükü ağır cümleler Soma’da bugünlerde çok duyuluyor. Bu yaşlı adam da uzaklara dalıp giderken, söylüyor bunu. Ona göre yitirilenlerden geriye kalanlar ya Soma’da sefalet içinde yaşayacak, ya köyüne geri dönüp kaybolmaya mahkum kalacak. Yani Soma ‘kırıldı’.

Soma’ya, olaydan 3-4 saat sonra ayak bastığınız andan itibaren müthiş bir ağırlık çökmüştü üzerimize. 1 değil, 5 değil, 100’lerle sayılan ölümlerin ağırlığı bu. Buraya gelince gördüğümüz işte bu ağırlığın sarmaladığı derin sessizlik haliydi. Hastane kapısında, bahçesinde yakınlarından gelecek iyi haberi bekleyen insanlar tam bir şok dalgası içindeydi. Ne yapacağını şaşırmış durumda etrafa boş gözlerle bakan aileler tam anlamıyla kendi kaderlerine terk edilmiş bir durumdaydı. Ne şirketi, ne devleti temsilen kimse ortalıkta görünmüyordu ve aradan gecen 2 gün içinde de asla ortaya çıkmadı.

Bağırış-çağırıştan uzak, sessiz bir yas hakimdi adeta Soma’ya.  Başlığı seslendiren yaşlı adama, T. Erdoğan’ın buraya gelmesiyle sessizliğin bir tepkiye dönüşüp dönüşmeyeceğini sordum. Adam kendinden emin ifadeyle, kesinlikle böyle bir şey olmayacağını söyledi. Biz konuşurken Denizli Belediyesi’nin cenaze arabası önümüzden geçtiğinde sarf ettiği ‘Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin, ne gerekiyorsa yapıyorlar.’ sözlerine bakılırsa felaketin mukadderatın sonucu olduğundan bir şüphesi yoktu.

***

Fakat öyle olmadı. T. Erdoğan ve devlet erkanını taşıyan kapkara konvoyun Soma caddelerinde dolaşmasıyla sükunetli bekleyiş yerini gerçek bir öfke patlamasına bıraktı. İnsanlar burada acılarına saygı, sorularına yanıt bekliyor. Fakat başbakan çıkıp –aslında kendisinden tam da beklenen bicimde- katliamı kadere bağlıyor. Bu ana kadar biriken öfkeyi, gittikçe artan bicimde gelen ölüm haberleriyle birlikte patlatan da esas olarak bu saygısızlıktı. Soma’da önceki gün sokağa taşan ve gittikçe sıklaşmaya başlayan protestolar böyle başladı. Devamında, Erdoğan’ın konvoyu sokak aralarına dek kovalandı. Ağırlığını gençlerin oluşturduğu kalabalık, üzerlerine sürülen başbakanlık konvoyunun cilalı arabalarını tekmelerken ağızlarından iki kelime dökülüyordu: ‘Gidin buradan!’

(Şimdi, malum adama ‘Sen bu safsataları tekrarlamak için mi buraya geldin?’ diye sorarlar. Meğer beyefendi yasın şehrine sadece sözlü saygısızlıkta bulunmak için gelmemiş. Belediye önünde ‘Maden kazasının fıtratında ölmek var’ dedikten dakikalar sonra kendisini protesto eden yurttaşı 30 korumayla birlikte markete sıkıştırıp yumruklamak da varmış muhteremin ‘fıtratında’. )

***

Dün ise Soma’da tam bir çok parçalı kaos hali hakimdi. Bir yanda şehir hoparlöründen ardı arkası kesilmeyen başsağlığı anonsları, diğer tarafta defnedilmeye başlayan cenazeler, öte yanda ise sokağa yerleşmeye başlayan ‘öfkeli kalabalıklar’.  Soma’da kısık sesle tutulan yas, şimdi biraz daha yüksek sesle çıkmaya başlıyor. Başlığa tekrar anlam verecek olursak, Soma’da sokağın duygusu da kırılıp başka bir şeye dönüşüyor.

Madenci Anıtı, artan öfkenin buluştuğu ve yayıldığı nokta olarak göze çarpıyor. 2 gün boyunca matemin ve endişeli bekleyişin egemen olduğu bu meydan, artık ölümün soğukluğunun verdiği ofkenin ilçenin çeşitli noktalarına dağıldığı bir alan haline geliyor. Malulen emekli madencisi, olayın tanığı işçisi, yakınını kaybeden ailesi ile insanlar anıtta toplanarak duygu ve öfkelerini duymak istemeyenlere haykırıyorlar. Bunun yanında inşaat kepçesiyle kazılan 200’den fazla mezara da cenazeler yavaş yavaş defnedilmeye başlıyor. Kent merkezindeki sloganlar ve isyan, sokak aralarına ve mezarlıklara gittikçe ağıtlara, haykırışlara dönüşüyor. Soma halkı, kapitalizmin azgın sömürü hırsının ellerinden aldığı yakınları yanında, karartılan geleceklerine de ağlıyor.
 


Yazarlar:Onur Kılıç

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome