“Yeni” Türkiye’nin orta vadesi - Aziz Çelik

17 Ekim 2014 Cuma


Hükümet 2015-2017 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) açıkladı. OVP, yeni ve yaygın bir özelleştirme dalgası öngörüyor. OVP’deki hedefler yanında Maliye Bakanı Şimşek’in açıklamaları da gösteriyor ki, Türkiye’nin biriktirmiş olduğu tüm kamu malları son zerresine kadar satılacak. Türkiye’nin orta vadeli geleceğine ilişkin program olan OVP’de çalışma hayatı için de sürpriz yok. İşgücü piyasanın esnekleştirilmesi, kiralık işçilik, alt işveren-taşeron uygulamaları ve kıdem tazminatı fonu çalışma hayatında yapılması planlanan düzenlemeler arasında yer alıyor.

OVP’nin ana hedeflerinden biri “rekabetçi bir işgücü piyasası” oluşturmak. “Rekabetçi işgücü piyasası” ne demek? İşgücü piyasasında kim kimle rekabet edecek? Rekabetçi bir işgücü piyasasından çalışanlar nasıl korunacak? Bunun yanıtını programın 239. paragrafından buluyoruz: “Özel istihdam büroları yaygınlaştırılacak ve faaliyet alanları geçici iş ilişkisini [kiralık işçilik] de kapsayacak şekilde genişletilecektir.” Hoş geldin kiralık işçilik! Rekabetçi işgücü piyasasının sırı burada yatıyor. Kısaca orta vadede hepimiz kiralanacağız! Kiralık işçilik düzeni mevcut taşeron uygulamasını mumla aratacak.

Programın 240. paragrafına göre “alt işverenlik uygulaması işçi haklarını ve ekonominin rekabet gücünü dikkate alacak şekilde gözden geçirilecektir.” Nasıl müthiş bir denge! Alt işveren (taşeron) uygulaması ile bir yandan işçi hakları bir yandan da ekonominin rekabet gücü dikkate alınacakmış. “İşçi haklarını dikkate alma” ifadesinin makyaj olduğu o kadar belli ki... Yapılmak istenen alt işveren (taşeron) düzenini kalıcı hale getirmek. Programın bir diğer hedefi ise bireysel hesaba dayalı bir kıdem tazminatı sisteminin (fonunun) oluşturulması. Bu fon düzenlemesi ile kıdem tazminatı hakkı ciddi bir biçimde tırpanlanmış olacak.

Sermaye örgütlerinin yıllardır talep ettiği konular bir kez daha OVP’nin hedefleri haline gelmiş. Türkiye’nin orta vadesinde çalışanları kiralık işçilik, taşeron uygulamasının yaygınlaşması ve kıdem tazminatı fonu bekliyor. Böyle bir çalışma hayatı tablosu ile sosyal eşitsizliğin daha da artacağını söylemek kehanet olmasa gerek.

Bir yandan yaygın özelleştirmeler bir yandan işgücü piyasasının esnekleştirilmesi öngören programın ilginç bir iddiası var. OVP’nin 97. paragrafına göre, insani kalkınma perspektifinde gelir dağılımını iyileştirmeye yönelik olarak izlenen politikalara devam edilecekmiş. Bu ifadeden anlıyoruz ki, Türkiye’nin orta vadeli geçmişinde gelir dağılımını iyileştirmeye yönelik politikalar izlenmiş ve orta vadeli gelecekte bu politikalara devam edilecekmiş. Oysa servet dağılımına ilişkin son veriler bu iddiayı doğrulamıyor.

OVP’nin açıklanmasından birkaç gün sonra Credit Suisse Araştırma Enstitüsü’nün Küresel Zenginlik/Refah Raporu açıklandı. Rapora göre küresel gelir ve servet adaletsizliği giderek artarken, dünyanın en zengin yüzde 1’i dünyanın toplam servetinin yüzde 48’ine sahip durumda.

Rapora göre, Türkiye servet eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Servet eşitsizliği bazı ülkelerde sabit kalırken, Finlandiya, İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka, Fransa ve Polonya gibi ülkelerde 2010-2014 arasında kısmen düşmüş. Pek çok ülkede ise artış eğilimi gösteriyor. Küresel sosyal eşitsizlik derinleşiyor. Ancak bu artış eğilimi ülkeden ülkeye büyük farklar gösteriyor.

Rapor, Türkiye’nin orta vadeli geçmişinde servet dağılımın hızla bozulduğunu göstermesi açısından ilginç bulgular ortaya koyuyor. Türkiye’nin en zengin yüzde 10’u toplam servetin yüzde 78’ine sahip. Geriye kalan yüzde 90 ise servetin yüzde 22’sini bölüşüyor. Türkiye’de 2000 yılında en zengin yüzde 10 servetin 67’sine sahipken, 2007’de bu oran yüzde 70’e, 2014’te ise yüzde 78’e çıkmış. Son 14 yılda en zengin yüzde 10’un serveti yüzde 16.5 oranında artış göstermiş. Araştırmaya göre Türkiye Rusya’dan sonra servet dağılımında en eşitsiz 2. ülke, servet dağılımı bozulma hızında ise 4. sırada.

Başka toplumsal göstergeler yanı sıra servet dağılımındaki bozulma Türkiye’de 2000’li yıllarda izlenen iktisadi ve sosyal politikaların eşitsizliği artırdığını gösteriyor. Diğer bir ifade ile gelir ve servet dağılımı eşitsizliği Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri ve bu sorun giderek büyüyor. OVP’nin özelleştirme, istihdam ve çalışma hayatı ile ilgili hedeflerine bakılacak olursa, Türkiye’nin orta vadeli geleceğinde toplumsal eşitsizliğin daha da artacağı sır değil.

Toplumsal eşitsizliği derinleştiren neoliberal-piyasacı politikaların yerini kamucu-toplumcu politikalar almadığı sürece, Türkiye’nin ne kısa ne de orta vadeli geleceği için ümit var. Ama uzun vadeden ümidi kesmemek lazım.

BirGün Gazetesi
17.10.2014


Yazarlar:Aziz Çelik

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome