1 Mayıs'ın Ardından... Safları Sıklaştırın...

3 Mayıs 2016 Salı

Şeriat çağrıları karşısında sokaklardan statlara uzanan toplumsal tepki, 1 Mayıs 2016’da bu karanlık iklim içerisinde ortaya konulan birleşik irade AKP'nin halkı ve ülkenin geleceğini teslim alamayacağını bir kez daha gösterdi.


AKP içinde kavga Davutoğlu’nun yetkilerinin elinden almasının ardından açık bir çatışmaya dönüştü. Erdoğan’ın, Başkanlığa geçiş sürecini sürdürecek bir Parti başkanı olarak düşündüğü Davutoğlu’nun bu sınırı aştığını düşündüğü noktalarda gizli-açık ya da dolaylı müdahalelerde bulunmuştu. Pelikan Dosyası olarak tanımlanan bildiride AKP içinde ‘Reisçiler-Hocacılar’ çelişkisinin oluştuğu noktaların pek çoğuna yer verilmiş. Bildiride Davutoğlu’nun, Erdoğan’dan özerkleşme eğilimleriyle güç kazanarak Erdoğan’ı etkisizleştirmeye çalıştığı iddiası temel ayrım noktası olarak ifade ediliyor. Pelikan Bildirisinin akşamında Sakarya dosyası olarak bu kez ‘Hocacılar’ tarafından hamle yapıldı. 

Çatışmanın nasıl gelişeceği, AKP içindeki güç dengesinin hangi yönde ağırlık kazanacağı soruları süreç içerisinde belirginlik kazanacak. Erdoğan, MKYK kararıyla Davutoğlu’nun yetkilerini alarak kuvvetini ortaya koydu. Davutoğlu yetkisiz kılınmış, güçsüzleşmiş bir şekilde koltuğunda oturmaya devam ediyor. Devamında, Davutoğlu’nun istifası, Olağanüstü Kongre ile Yıldırım ya da Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın AKP’nin yeni Başkanı olarak seçilmesi sonrasında erken seçim senaryolarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini önümüzdeki günlerdeki karşılıklı hamleler gösterecek.

Saray merkezli çatışmanın uç verdiği bir başka odak da MHP. MHP’de Bahçeli, Saray’ın desteğiyle MHP’yi elinde tutma çabasını sürdürüyor. Kongre’ye ilişkin yürütmenin durdurulması kararı, Akşener ve diğer adaylar tarafından Yargıtay’a taşındı. Yargıtay’dan gelecek sonuçla birlikte MHP’deki Kongre sürecinin akıbeti belli olacak. Kongre olsa da olmasa da MHP’de bir kırılma gerçekleşmiş görünüyor. Bu kırılma MHP’deki iktidar değişimi ile sonuçlanacak yoksa MHP Erdoğan-Bahçeli ittifakında kalarak, Akşener başta olmak üzere MHP’de başkanlık için adaylık koyanlar etrafındaki biriken kesim başka bir yol mu arayacak bu da önümüzdeki günlerde belirginleşecek konulardan birisi olacak.

AKP ve MHP içendeki çatlaklar tümüyle birbirinden bağımsız olarak düşünülemez. AKP rejiminin merkezinde Erdoğan’ın, savaş ve çatışmayı sürekli kılarak Başkanlık Sistemine geçme stratejisi yeni bir kırılma noktası oluşturuyor. Mevcut durumda Erdoğan’ın istediği yönde Başkanlık Sistemi’nin geçmesi kolay görünmüyor. Erdoğan’ın, MHP ve HDP’nin kan kaybettiği bu dönemde erken seçimle durumda AKP lehine tabloyu değiştirmeye çalışacağı sıkça gündeme gelen senaryolardan birisi. Kuşkusuz Erdoğan bu yolu da deneyebilir. Ancak, AKP içindeki kırılmanın böylesi bir dönemde nasıl bir yöne evrileceği de ayrı bir sorun alanı oluşturuyor. 

Sonuçta bu çatışma ‘Reis-Hoca’ çatışmasının ötesinde iktidar bloku içinde bir süredir yaşanan kırılmanın yeni odak noktası olarak görülebilir. Dolayısıyla da bu çatışma, iktidar blokundaki güç dağılımı ve AKP rejiminin yönetilme biçimine ilişkin bir eksende ilerleyecek.

***

Bu gelişmeler içerisinde CHP merkezinde büyük oranda etkisizleştiğini söylemek mümkün. Kılıçdaroğlu’nun, özellikle dokunulmazlık noktasında ‘anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz’ sözleriyle sürdürdüğü politika, Saray’ın Meclisi fesh etme ve Başkanlık için alan açma siyasetine açık bir destek anlamına geliyor. Kılıçdaroğlu’nun bu politikasının CHP’li vekillerin büyük bölümü dahi tabanda da tepkiyle karşılandığı malum. Bu durum dahi CHP açısından da önümüzdeki dönemin kolay geçmeyeceğini gösteriyor.

Tüm bu gelişmeler içerisinde en önemli nokta halk muhalefetinin bir süredir yaşadığı geri çekilme ile ülkenin geleceğinin iktidar içindeki çatışma ve emperyalizmle kurulan ilişkiler üzerinden belirlenen bir duruma gelmiş olması. AKP rejimi iç çelişkileri bir yana, İslami faşizmi kurumsallaşma noktasındaki adımlarını bir biçimde atmaya devam ediyor. Şeriat anayasası çağrılarından, ana okul çocuklarının toplu namaza götürmesine kadar gericilik hız kesmeden toplumun ilerici damarlarını kesmeye yönelik savaşını sürdürüyor. Emekçilere yönelik kölelik yasaları Meclis’e gelmek üzere bekletiliyor.

Bu koşullarda en temel mesele, ülkemizin geleceği için büyük bir kırılma noktasına doğru ilerlediğimiz bu günlerde toplumsal muhalefetin yeniden etkili bir direnme gücüne dönüşebilmesi. Bunun imkanlarının fazlasıyla olduğu pek çok vesileyle görünüyor. 1 Mayıs 2016’da bu noktalardan birisiydi.

***

AKP rejiminin bu gerici kuşatmasını kırabilmek ancak tüm halkın, ilerici, demokrat, devrimci kesimlerin birleşik mücadelesini geliştirmekle mümkün olabilir. Geleceğimizin şeriat-hilafet çağrıları eşliğinde belirlenmesinin önüne geçmek böyle sağlanabilir. İktidar içi krizlerin emekçiler lehine, halk lehine bir çözümü zorlayacak şekilde derinleştirilmesi de ancak böyle mümkün olabilir. O yüzden bugün AKP karşısındaki tepkilerin bir kurucu muhalefet hattında birleştirmesine yönelik politikalar ısrarla geliştirilmeli.

Şeriat çağrıları karşısında sokaklardan statlar uzanan toplumsal tepki, 1 Mayıs 2016’da bu karanlık iklim içerisinde ortaya konulan birleşik irade bunun mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kitle hareketinin, savaş ve baskı ortamının etkisiyle birlikte sağda solda patlatılan bombaların yarattığı olumsuzlukla birlikte geri çekildiği bir konjonktürde 1 Mayıs direnen kesimlere güç ve moral verdi. Bu başlangıç noktası, yeni bir kitle hareketini geliştirecek eylem ve mücadele biçimleri sürdürülerek bu geri çekilme dönemini aşacak bir iradeye geliştirmesi mümkün olabilir.

Halkın direnme eğilimlerini tüm alanlarda birleştirecek, AKP saldırılarına karşı tüm muhalefetin, ilerici-demokrat halk kesimlerinin birleşik mücadele ve eylem birliğini geliştirecek bir anlayışla faşizme karşı direnme mücadelesini yükseltmeliyiz. Bu mücadelenin sahası yalnızca büyük kitle buluşmaları ve bunun gerçekleşeceği meydanlarla sınırlanmadan asıl olarak yerellere de taşınabilen yaygın biçimlerde ve örgütlü mevziler kurmayı temel alan bir yaklaşımla sürdürülmeli. 1 Mayıs’ta ülkenin pek çok noktasında kitlesel bir biçimde sokağa çıkan Haziran Hareketi, bu sorumlulukla şimdi bir adım daha öne çıkarak ilerlemeli. Laiklik eylemlerinde de olduğu gibi muhalefetin ve halkın eylem birliğini, birlikte olma zeminlerini de geliştirerek bir yandan da mahallelerde, sokaklarda örgütlü mücadele zeminlerini güçlendirip geliştirerek ülkemizin geleceğine sahip çıkacak bir iradeyi ortaya çıkarmalıyız.

Saflarımızı, adımlarımızı sıklaştıralım ! 







 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome