2012'de Kriz Gerçekten Küresel Olacak - James Petras

8 Şubat 2012 Çarşamba

Tüm göstergeler, 2012 yılında hız kesmeyen ekonomik krizin Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’ya ve Latin Amerika’ya doğru yayılacağı, dönüm niteliğinde bir yıl olacağına işaret ediyor.


2012’nin ekonomik, siyasi ve sosyal görüntüsü son derece negatif. Ama akım doğrucu ekonomistler arasında neredeyse evrensel hale gelen uzlaşı, dünya ekonomisine ilişkin oldukça karamsar nitelikte. Her ne kadar yapılan tahminler, krizlerin kapsamı ve derinliğinin hafife alsa da, 2012’den itibaren, 2008-2009 yıllarında yaşanan büyük buhrandaki çöküşe benzer bir sürece doğru yol alacağımıza inanmak için güçlü gerekçeler bulunuyor.  Giderek azalan kaynaklar, artan borç yükü ve kapitalist sistemi korumaya yükünü üstlenmek karşısında büyüyen halk direnişi dikkate alındığında, hükümetler artı bu sistemi kurtaramayacaklar.

Büyük kurumların çoğu ve son 30 yıldır küresel ve bölgesel kapitalist yayılmanın sebebi ve sonucu olan ekonomik ilişkiler, çözülme ve dağılma süreci içinde bulunuyorlar. Küresel yayılmanın önceki ekonomik motorları olan Amerika ve Avrupa birliği, potansiyellerini tükettiler ve şuanda açık ve net bir çöküş içindeler.  Yeni büyüme merkezleri olan çin, Hindistan, brezilya ve Rusya ise, kısa bir on yıllık süre boyunca dünya büyümesine yeni bir ivme kazandırdıktan sonra, hızlarını süratle kaybediyorlar ve önümüzdeki yıl da bu süreç devam edeceğe benziyor.

Avrupa Birliği’nin Çöküşü

Avrupa Birliği’ni harabeye çeviren krizler, gelecek dönemde de devam edecek ve fiilen çok- kademeli yapı, bir dizi ikili- çok taraflı ticaret ve yatırım anlaşmasına dönüşecek. Almanya, Fransa, Kuzey ülkeleri,  bu gidişatı düze çıkarmaya çalışacaklar. İngiltere – özellikle de Londra- , içine düştüğü o görkemli izolasyonda, negatif bir büyümeye doğru gerileyecek;  finansçılar,  kendilerine Körfez’in petrol ülkelerinde ve diğer  “nişlerde” yeni fırsatlar bulma yoluna gidecekler. Doğu ve Orta Avrupa, özellikle de Polonya ve Çek Cumhuriyeti, Almanya ile bağlarını derinleştirecekler; ancak dünya piyasalarının çöküşünün genel sonuçlarını da bizzat yaşayacaklar. Güney Avrupa (Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İtalya) derin bir depresyona girecek; keza ücretler ve sosyal faydalara yapılan vahşi saldırılarla tetiklenen devasa borç ödemeleri, tüketici talebini ciddi oranda azaltacak.

Depresyon düzeyine varan işsizlik ve işgücünün üçte birine varan istihdam noksanlığı, yıllardır süren sosyal çatışmaları infilak ettirirken, halk ayaklanmalarını da şiddetlendirecek. Bu koşullar altında, Avrupa Birliği’nin bölünmesi, neredeyse kaçınılmaz bir hale gelecek. Tercihi bir para birimi olan Euro’nun yerini başka bir para birimi alacak veya devalüasyonlar ve korumacılık önlemleri eşliğinde ulusal para birimlerine dönülecek. Milliyetçilik, genel geçer bir akım haline gelecek.  Almanya, Fransa ve İsviçre’deki bankaların Güney ülkelerine verdikleri kredilerde ciddi azalmalar yaşanacak.  Büyük çaplı kurtarma paketleri zorunlu hale gelecek ve böylelikle, Alman ve Fransız toplumlarını, vergi mükellefi çoğunluklarla bankerleri karşı karşıya getirerek kutuplaştıracak. Sendikaların militanlığı ve sağ kesimin sahte “popülizmi” (buna neo-faşizm de diyoruz) sınıf ve ulusal mücadeleleri şiddetlendirecek.  

Bölünmüş, sıkıntılı, kutuplaşmış bir Avrupa, İran’a (veya Suriye’ye) karşı Siyonistlerden ilham almış bir Amerikan-İsrail askeri maceraperestliğine katılmaya pek istekli olmayacak. Avrupa’yı saran krizler Washington’un Rusya ve Çin’e karşı çatışmacı yaklaşımına ters düşecek.

ABD: Resesyon, İntikam ile Birlikte Geri Dönüyor

Amerikan ekonomisi, suni olarak yükselen vergi borçlarından muzdarip olacak ve 2012 yılı boyunca kendisini resesyondan kurtaracak adımlarını atamayacak. Daha önce dinamik olan Asya ülkelerine rotasını çevirmek kaydıyla, negatif büyümesini “ihraç” da edemeyecek; keza Çin, Hindistan ve Asya’nın geri kalanı, ekonomik ivmelerini kaybediyorlar. Çin %9’luk ortalama büyüme rakamını bile bu sene yakalayamayacak. Hindistan %8’den %5’e ve hatta daha az bir büyüme rakamına gerileyecek. Dahası, Obama rejiminin “çevreleme”ye dayanan askeri politikası, dışlamaya dayanan ekonomik politikası ve korumacılığı, Çin kaynaklı herhangi bir ekonomik teşvikin önünü tıkayacak.

Militarizm, Ekonomik Çöküşü Şiddetlendiriyor

Amerika ve İngiltere, ırak’ın savaş- sonrası ekonomik yeniden yapılanmasında en büyük kaybı yaşayacak ülkeler. Altyapı projelerine aktarılan 186 milyar dolardan Amerikan ve İngiliz şirketlerinin kazanacağı pay, %5’in bile altında. Benzer bir sonuç, Libya ve diğer yerlerde de yaşanacağa benziyor. Amerika’nın emperyal militarizmi, düşmanı yok etmeye odaklı olup, bunu borç batağına sürüklenmek pahasına gerçekleştirmekten de geri adım atmıyor. Savaşmayan ülkeler ise, bu süreçte, savaş sonrası ekonomik yeniden yapılanma sözleşmelerinin karlarını topluyorlar. Amerikan ekonomisi, 2012 yılında resesyona düşecek ve “2011’deki işsiz ekonomik düzeltim” yerini, 2012’de işsizliğin ciddi bir artışına bırakacak. Aslında, işsizlik maaşlarını kaybeden insanların artık kayıt dışına kaymalarıyla birlikte işgücünde de toplu bir azalış yaşanacak.  “ Üretkenlik “ olarak adlandırılan işgücü sömürüsü şiddetlenecek; keza kapitalistler, işçileri daha fazla üretmek için zorlarken, onlara çok daha az ücret ödeyerek, ücretler ile kar arasındaki gelir uçurumunu büyütüyorlar.

İşsizliğin artması ve ekonomik çöküş, beraberinde, mali açıdan sıkıntıya düşmüş bankalar ve endüstrileri sübvanse edecek sosyal programlarda vahşi azalmalar getirecek. Taraflar arasındaki tartışmalar, tahvil sahiplerinin “güvenini” kazanmak üzere, işçiler ve emekliler üzerinden ne kadar fazla kesinti yapılabilir üzerine odaklanacak.

Aynı şekilde sınırlı siyasi tercihlerle karşı karşıya kalan seçmen kitlesi, iktidardaki kişilere oy vermeyerek, seçimlerde oy kullanmayarak ve spontane veya organize kitlesel hareketlere – örneğin  “Wall Street’i işgal et”  protestosu gibi-başvurarak  tepkilerini gösterecek. Hoşnutsuzluk, düşmanlık ve hayal kırıklığı, kültüre hakim olacak. Demokrat Parti demagogları Çin’i günah keçisi yapacaklar; Cumhuriyetçi Parti demagogları ise, göçmenleri suçlayacaklar. Her iki parti de İslamcı- faşistlere – özellikle de İran’a karşı- ateş püskürecekler.

Krizlerin Ortasında Yeni Savaşlar: Siyonistler Tetiği Çekiyor

“Büyük Amerikan Yahudi Örgütleri’nin Başkanları” ve onların Kongre’de, Dışişleri Bakanlığı’nda, Hazine’de ve Pentagon’da bulunan “Her şeyden önce İsrail gelir”ci takipçileri, onları, İran ile savaş doğrultusunda teşvik edecek. Eğer başarılı olurlarsa, bölgesel çapta büyük bir yangın ve dünya çapında bir depresyonla sonuçlanacak.  Aşırılık yanlısı İsrail rejiminin savaş politikalarına Amerikan Kongresi ve Beyaz Saray tarafından neredeyse körlemesine bir itaati sağlamasına bakılırsa, büyük çaplı ve felaket sonuçlar getirecek bir olasılık, neredeyse şüphe götürmez bir hal aldı.

Çin: 2012 Yılında Telafi Edici Mekanizmalar

Çin, 2012 yılında küresel resesyonla karşı karşıya kalacak; ama resesyonun etkisini azaltmak için de önüne birçok fırsat çıkacak. Pekin hali hazırda ekonomik döngünün dışında kalan 700 milyon iç tüketici için ürün ve hizmet üretmeye yönelebilir. Ücretleri, sosyal hizmetleri ve çevre güvenliğinin artırmak suretiyle, Çin deniz-aşırı piyasaların kaybını telafi edebilir. Çin’in ekonomik büyümesi – ki büyük çapta spekülasyonuna bağlıdır-, konut balkonunun sönmesiyle birlikte kötü anlamda etkilenecek. Hızlı bir ekonomik küçülme yaşanacak; sosyal ve sınıfsal çatışmalar artacak. Bunun sonucunda ya daha büyük çaplı bir baskı yaşanır, ya da aşamalı bir demokratikleşmeyle sonuçlanır.  Sonuç ise, Çin’in piyasa- devlet ilişkilerini derinden etkileyecektir. Ekonomik kriz, piyasa üzerinde devlet kontrolünü güçlendireceğe benziyor.

Rusya, Krizlerle Karşı Karşıya

Rusya’nın devlet başkanı olarak Putin’i seçmesiyle birlikte, Amerika’nın Rus müttefiklere ve ticaret ortaklarına karşı teşvik ettiği ayaklanmalara ve yaptırımları desteklemede Rusya daha az işbirliğinde bulunacak. Putin, Çin ile daha yakın bağlar kurmaya yönelecek ve ayrıca AB’nin bölünmesi ve NATO’nun da zayıflamasından yararlanacak. Batı medyasının desteklediği muhalefet ise, - her ne kadar başkanlık seçimlerini büyük bir farkla kaybedecek olsalar da – Putin’in imajını zedelemek ve yatırım boykotlarını teşvik etmek üzere finansal gücünü kullanacak. Dünya çapında yaşanan resesyon, Rus ekonomisini de zayıflatacak ve bu durum, Rus ekonomisini, büyük çaplı kamu mülkiyetleri ile önde gelen oligarkları kurtarmak için devlet fonlarına daha büyük bağımlılık arasında bir tercihte bulunmaya zorlayacak.

2011 yılı, Avrupa Birliği’nin dağılmasına zemin hazırladı. Euro krizi, ABD’deki durgunluk ve artık bariz bir hal alan adaletsizlikler karşısında patlak veren dünya çapında kitle protestolarıyla birlikte krizler başladı.  2011 yılında yaşanan olaylar, büyük güçler arasında büyük çaplı ticaret savaşları için bir denemeydi; emperyalistler arasındaki mücadeleleri keskinleştirdi ve halk ayaklanmalarının devrimlere dönüşme olasılığını artırdı. Dahası, İran karşısında Siyonist güdümlü savaşın kızışması, Amerikan-Hint-Çin çatışmasından bu yana en büyük bölgesel savaşın patlak vereceğinin bir işareti oldu. Amerika, Rusya ve Fransa’daki başkanlık seçimleri öncesindeki seçim kampanyaları ve seçimlerin sonuçları, küresel çatışmaları ve ekonomik krizleri derinleştirecek.

2011 yılı içinde, Obama rejimi, Rusya ve Çin ile askeri çatışma politikasını açıkladı. Öte yandan, Obama rejiminin politikaları, Çin’in bir dünya ekonomik gücü olarak yükselişini zedelemek üzere tasarlanmıştı. Derinleşen ekonomik resesyon ve denizaşırı piyasaların- özellikle de Avrupa’daki çöküşü ile birlikte, büyük çaplı bir ticaret savaşı patlak verecek. Washington, Çin’in ihracatlarını ve yatırımlarını politikalarını saldırgan bir şekilde sürdürmeye devam ettirecek. Beyaz Saray Çin’in Asya, Afrika ve diğer bölgelerdeki yatırım ve ticari faaliyetlerini bozacak türden çabaları artıracak. Amerika’nın Çin’in etnisiteye bağlı iç çatışmalarını ve halk arasındaki anlaşmazlıkları kullanmak üzere çok daha büyük bir çaba içine girmesi beklenebilir. Amerika, ayrıca,  Çin’in kıyı şeridinin ötesinde askeri varlığını artırmaya da çalışacak. Bu bağlamda büyük çaplı bir provokasyon veya uydurma bir olay yaşanabilir. Bunun sonucunda ise, oldukça maliyetli, yeni bir “ Soğuk Savaş” çığırtkanlığı yapan, fanatik şovenist çağrılara yol açabilir. Obama, Çin ile büyük çaplı ve uzun vadeli bir çatışmaya yönelik çerçeve ve gerekçelendirme oluşturmuştu. Ancak, tüm bunlar, Amerika’nın Asya’daki nüfusunu ve stratejik pozisyonlarını desteklemeye dönük, umutsuz bir çaba olarak görülecek. Amerikan ordusunun “dört köşeli gücü” (Amerika- Japonya- Avustralya ve Güney Kore), Filipinlerin uydu desteği ile birlikte Çin piyasasının bağlantılarını aşındıracak.

Avrupa: Derinleşen Kemer Sıkma Önlemleri ve Şiddetlenen Sınıf Mücadelesi

Avrupa’ya dayatılan kemer sıkma programları İngiltere’den Letonya’ya Güney Avrupa’ya dek 2012 yılında etkilerini gerçek anlamda gösterecek kamu sektöründe gerçekleşen kitlesel işten çıkarmalar ve özel sektördeki ücretlerin ve iş fırsatlarının azalması sonucunda, sınıf çatışmaları ve rejim sorunlarını artık “ daimi” bir hale geldiği bir yıl yaşanacak. Güneydeki “ kemer sıkma politikaları”na Fransa ve Almanya’daki banka iflaslarıyla sonuçlanan borç temerrütleri eşlik edecek. İngiltere’nin Avrupa’dan izole, ancak İngiltere’de hakim konumdaki finansal yönetici sınıfı, muhafazakarların işçileri ve halk ayaklanmalarını “ bastırdığı” konusunda ısrar edilecek. Yeni ancak neo-Thatcher- vari bir otokratik yönetim şekli ortaya çıkacak; muhalif sendikalar “ içi boş” protestolar düzenleyip, isyankar halklar üzerindeki denetimini daha da sıklaştıracaklar. Kısacası, 2011’de ortaya konan ancak “ gerilemeci” olarak nitelendirilebilecek soysa-ekonomik politikalar, sahneyi, yeni polis-devlet rejimlerine ve gerek işçiler gerekse geleceğe dair bir umut taşımayan işsizlerle çok daha akut ve muhtemelen kanlı çatışmalara hazırlardı.

Obama, birliklerini ırak ve Afganistan’dan çekip İran’a karşı konuşlandırmak suretiyle, Ortadoğu’da daha büyük çaplı ve yeni bir savaş için temel hazırlamış bulunuyor. Washington, İran’ın kuyusunu kazmak amacıyla, Suriye’de Pakistan’da Venezüella’da ve Çin’deki İran müttefiklerine karşı gizli kapaklı askeri ve sivil operasyonlarını yaygınlaştırıyor.

Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik mücadeleci stratejisinin anahtarı, komşu devletlerle bir dizi savaşı tetiklemekten, dünya çapında ekonomik yaptırımlar uygulamaktan, temel endüstrileri işlemez hale getiren sanal saldırılarda bulunmaktan, bilim insanlarına ve askeri yetkililere yönelik gizli terörist saldırılar tertiplemekten geçiyor. İran ile savaşa giden yolu döşeyen Amerikan politikalarının planlanması ve uygulanmasının ardında, ampirik olarak ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, Amerikan yönetiminde, kitlesel medyada ve “sivil toplumda” stratejik pozisyonları dolduran Siyonist güç konfigürasyonu bulunuyor.

Kongre’de ekonomik yaptırımlar politikasını tasarlayan ve uygulayan Amerikalı politika-yapıcıların sistematik bir analiz sonucunda, sözü edilen mega-Siyonistlerin başlıca pozisyonları elde ettiği görülüyor. Tıpkı Beyaz Saray’da Ileana Ros-Lehtinen, Howard Berman ve Dennis Ross; Dışişleri Bakanlığında Jeffred Feltman ve Hazine Bakanlığında Stuart Levy ve yerine gelen David Cohen gibi. Beyaz Saray,  Siyonist fon sahiplerine son derece minnettar olup, büyük Amerikan Yahudi Örgütü’nün dizinin dibinden ayrılmıyor. İsrail- Siyonist stratejisi ise; İran’ı çevrelemek, onu ekonomik olarak zayıflatmak ve saldırmaktır. Irak işgali, Amerika’nın İsrail için gerçekleştirdiği ilk savaştı; Libya ise ikincisi oldu. Hali hazırda Suriye’ye karşı yürütülen aracılı savaş ise üçüncüsünü oluşturuyor. Bu savaşlar, İsrail’in düşmanlarını yok etti veya yok etme sürecinde ilerliyor.

2011 yılı boyunca, İran’da ülke-içi bir hoşnutsuzluk yaratmak üzere tasarlanmış olan ekonomik yaptırımlar, başlıca silah olarak kullanıldı. Kürsel düzeyde yürütülen yaptırımlar kampanyası, büyük Yahudi-Siyonist lobilerinin teşvikiyle yürütüldü. Ne kitlesel medyadan, ne Kongreden, ne de Beyaz Saray’dan herhangi bir muhalefetle karşılaştılar. Siyonist Güç Konfigürasyonu, herhangi bir ilerlemeci, solcu, sosyalist gazetede, harekette veya gruplaşmada- birkaç istisna dışında- hiçbir eleştiriye konu olmadı. Geçtiğimiz yıl Amerika’nın Irak’taki birliklerine İran sınırına yığması, yaptırımlar ve İsrail’in Beşinci Kol’unun yoğun faaliyetleri, savaşı Ortadoğu’ya yaygınlaştırdı. Bu, Amerikan güçlerinin “sürpriz” bir hava ve deniz füze saldırısı anlamına geliyor olabilir. Bu saldırı, Mosad’ın tertiplediği “ani bir nükleer saldırı” bahanesine dayandırılacak ve Siyonist Güç Konfigürasyonu tarafından tüm dünyaya iletilmesi için Amerikan Kongresi ve Beyaz Saray’daki dalkavuklarına iletilecek. Bu, İsrail açısından yıkıcı, kanlı ve uzatılmış bir savaş olacak; Amerika, doğrudan askeri maliyeti kendi başına üstelenecek ve dünyanın geri kalanı, son derece ağır bir ekonomik bedel ödeyecek. Siyonist-destekli, Amerikan savaşı, 2012’nin ilk dönemlerinde yaşanacak resesyonu, yılsonunda doğru büyük çaplı bir depresyona döndürecek ve büyük olasılıkla kitlesel ayaklanmaları tetiklemiş olacak.

Sonuç: Tüm göstergeler, 2012 yılında hız kesmeyen ekonomik krizin Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’ya ve Latin Amerika’ya doğru yayılacağı, dönüm niteliğinde bir yıl olacağına işaret ediyor. Kriz, gerçek anlamada “küresel” olacak. İmparatorluklar arasındaki çatışmalar ve sömürge savaşları, krizi azaltmaya dönük her türlü çabanın altını oyacak, bunun karşılığında ortaya çıkacak olan kitlesel hareketler ise, protestolara ve isyanlara dönüşecek ve umut edelim ki sosyal devrimler ve siyasi güç değişimleri yaşansın.

*TURQUIE diplomatigue, Sayı:36


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome