ABD ve NATO’nun “Ekonomik Terörizmi”: Suriye’de Sanayi ve Tarımın Çöküşü - Michel Chossudovsky

27 Ocak 2013 Pazar

Suriye ekonomisi ABD ve NATO’nun desteklediği terörist saldırılar ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle darbe aldı. ABD ile NATO’nun Suriye’de yürüttükleri örtülü savaşın nihai hedefi Suriye ekonomisini istikrarsızlaştırmak ve Suriye devletinin bağımsızlığını ortadan kaldırmaktır.


Ekonomik olarak istikrarsızlaştırma süreci çeşitli yöntemlerle sürdürülüyor:

• Ticaret ve yatırımları felce uğratacak ekonomik yaptırımlar uygulanıyor.
• Ülkenin sanayisi kasıtlı olarak sabote ediliyor ve endüstriyi doğrudan hedef alan saldırılar düzenleniyor.

Suriye Ticaret Odası Türk hükümetinin Suriye’nin sanayi altyapısını ortadan kaldırmak amacıyla “Halep şehrindeki yüzlerce fabrikadan üretim hatlarının ve makinelerin çalınmasını” doğrudan desteklediğini tasdik etti.

• Ülkedeki sanayi yatırımlarını, işyerlerini kapatarak ve/veya iflas ettirerek ortadan kaldırmak da yöntemlerden biridir.

Son dönemde yayımlanan bir rapora göre: “Ülkedeki büyük fabrikalar ile küçük ve orta ölçekli işyerlerinin yarıdan fazlası faaliyetlerini durdurdu.”

“Devlete bağlı Suriye Mühendislik Endüstrisi Genel Müdürlüğü sabotaj, yağma, üretim hatları ile depoların yakılması ve makinelerin tahrip edilmesi nedeniyle 12 firmasından sekizini kapatmak zorunda kaldığını duyurdu. (albawaba.com)

• Ülkede tarımsal üretimin ortadan kaldırılması sebebiyle gıda kıtlığı, yetersiz beslenme sorunları yaşanıyor ve süreçten özellikle çocuklar zarar görüyor.

Yaptırımların Uygulanma Biçimi
Obama yönetimi Suriye’yi geniş kapsamlı yaptırımlara maruz bırakıyor. 2011 yılı Ağustos ayında çıkarılan bir kararnameyle “ABD’den Suriye’ye ihracatın, ticaretin ve her türlü desteğin yasaklanması” maddesiyle ABD meclisinden geçerek yasalaşan yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Obama’nın kararnamesi: “…yatırımları ve Suriye’den petrol alınmasını engelliyor.”

30 Mayıs 2011’de ABD, Suriye Uluslararası İslami Banka’ya yaptırım uygulamaya başladı. Maliye Bakanlığı bankanın Suriye’nin sanayi kuruluşlarına yönelik yaptırımları engellemeye yönelik girişimleri olduğunu belirtti. Bu olaydan birkaç gün önce ABD ve başka birçok ülke Suriyeli diplomatların El-Hula’da katliam yaptığını iddia etti. Ortada inandırıcı kanıtlar bulunmadığı halde bu olaydan Esad’ın ordusu sorumlu tutuldu.

2011 yılı Ağustos ayında ABD Meclisi “Suriye’nin petrol kaynaklarına veya herhangi bir şekilde gelişmesine zemin hazırlayacak, ülkeyi kalkındırmaya yönelik yatırım yapan herkesten yaptırımlara uymadıkları için ceza kesileceğini” duyurdu.

2011 senesi Kasım ayında ise Arap Birliği Suriye’nin üyeliğini askıya aldığını ve “Kahire’de yapılan toplantıda 3’e karşı 19 oy ile ülkeye emsalsiz yaptırımlar uygulanmasına karar verildiğini” ilan etti.

Amerika Birleşik Devletleri Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, yine aynı senenin Mart ayında Suriye Özgürlük Destekleme Yasasını oybirliği ile kabul etti. Bu yasa “Suriye devletine yaptırımların arttırılmasını, Suriye’nin tehditkâr politikalarına karşı çok yönlü olarak mücadele edilmesini, Suriye’de demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin oluşturulması için destek vermek gibi amaçları” kapsıyor. (Kurt Nimmo, “Crippling Sanctions against Damascus”, Global Research, Temmuz 2012)

Suriye’de Tarımın Çöküşü
ABD ile NATO’nun desteklediği terörist eylemler “Özgür Suriye Ordusu” (ÖSO) ve buna bağlı ölüm mangalarının doğrudan, aralarında çiftçilerin de bulunduğu, sivilleri hedef alan saldırıları sonucu ülkede tarımsal üretim altüst oldu. Tarım için zaruri olan tohum ve gübre kıtlığından üretim yapılamıyor. Tarımsal çöküş sonucu yaşanan gıda yetersizliği şehir yaşamını da olumsuz etkiliyor. Terörist saldırılar tarım ürünlerinin taşınma ve dağıtım aşamalarında da görülüyor. Tarımla geçimini sağlayanlar bu saldırılar nedeniyle göç etmek durumunda kaldı; sonuçta tarıma bağlı ticaret de zarar gördü. Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son raporu tarımsal üretimin büyük oranda sona erdiğini doğruluyor:

“Yirmi iki aydır devam eden çatışmalar Suriye’nin tarımını mahvetti; tahıl, meyve ve sebze üretimi sulama sistemlerinin tahrip edilmesi gibi nedenler sonucu yarı yarıya azaldı. BM konu ile ilgili incelemelerde bulundu. Konu ile ilgili BM temsilcisi: ‘Bütün alanlarda şiddetli bir yıkım söz konusudur. Çatışmalar ne kadar uzun sürerse sorunları çözmek de o kadar güçleşecek’ dedi. Kırsal alanda yaşayan ve toplam nüfusun %46’sını oluşturan 10 milyon Suriyelinin %80’i geçimini tarımdan sağlamaya çalışıyor. Normalde 4 ile 4,5 ton arasındaki buğday ve arpa üretimi geçen sene 2 milyondan daha az oldu. Humus ve Dara şehirlerinde sebze meyve ve zeytin üretimi büyük oranda düştü. Humus’ta sebze üretimi %60 oranında azalırken Dara’da zeytinyağı üretimi %40 daha az yapılabildi. Çiftçilerin yalnızca %45’i tahıl ürünlerini tamamen hasat edebilirken %14’ü güvenlik sorunu ve yakıt yetersizliğinden hiç ürün elde edemedi. Kaliteli tohum ve gübre yetersizliğinden tarımda verim arttırılamıyor. Özellikle Humus’ta ana sulama kanallarının tahrip edilmesi nedeniyle sulama sorunları yaşanıyor ve suyun dağıtımı için gerekli olan yakıtta da kıtlık var. Çiftlik hayvanlarını dışarıda otlatmak mümkün olmuyor; yem ile ilaç kıtlığı nedeniyle hayvanların yaşamı tehlikede. Uygulanan yaptırımlar nedeniyle bunların ithalatla temin edilmesi mümkün olmuyor. Geleneksel ve ucuz bir hayvansal protein kaynağı olan kümes hayvanlarının üretimi de özellikle Humus, Hama ve İdlib gibi merkezlerdeki büyük çiftliklerin tahrip edilmesi sonucu büyük zarar gördü. (FAO Basın Merkezi: Çatışmalar devam ederken Suriye tarımsal üretimi büyük oranda zarar görüyor.)

Akaryakıt Zamları ve Benzin Fiyatları
Son dönemde akaryakıt ve benzine yapılan zamlardan üretim ve ulaşım alanları olumsuz etkilendi. Bu zamlar aynı zamanda alım gücü düşen halkı da zor durumda bıraktı. Ekonomik yaptırımlar ve yerli üretimin ortadan kaldırılması nedeniyle başta ilaç olmak üzere pek çok alanda kıtlık var; ihtiyaç maddeleri karşılanamaz hale geldi.

Parasal sistem ve döviz borsası krizi Suriye lirasının büyük oranda değer kaybetmesinde somutlaşıyor. Devlet kapatılan şirketlerden vergi toplayamayınca mali yapı altüst oldu.

Ekonomik ve Toplumsal Gelişim Kazanımlarını Tersine Çevirme
Suriye’nin dış borcu 2011 yılına kadar diğer gelişmekte olan ülkelere göre düşüktü. Suriye dış borç sorununa Rusya, Almanya, İran ve Fransa gibi alacaklı ülkelerle çift taraflı borç erteleme anlaşmaları imzalayarak çözüm bulmuştu. Suriye bunun yanı sıra Dünya Bankası’na olan borcunu da azaltabilmişti. Dünya bankası verilerine göre:

• İlkokula kaydolma oranı %118 artmıştı. (2010)
• Ülkelerin sağlık seviyelerini gösteren, ortalama yaşam süresi Suriye’de 76 seneydi. Bu rakam Ortadoğu’da 72, dar gelirli ülkelerde ortalama 65,5 senedir. (Dünya Bankası, Suriye Arap Cumhuriyeti verileri)
• Yine Dünya Bankası verilerine göre orta dereceli okullara kaydolma oranı %72’ye yükselmişti.

*Kaynak: Global Research, Muhalefet.org için çeviren Feride Tekeli


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome