Ah Acıları Tarihimizin, Ah Katliamları, Acı Düştü Peşimize - Evin Deniz

1 Temmuz 2012 Pazar

Bugün hesaplarının sorulmamasından çok, bu durumu kanıksamış olmak içimi acıtıyor. İnsanlığımdan şüphe eder oldum. Yüreğimin taşlaştığını hissediyorum. Bu hoyrat tarihimizin yüreğimizi böylesine sızlatmasına daha fazla izin vermeyelim. İçimizdeki çığlığa yol verelim artık.


Ölümü Madımak’ta mızıka çalarak beklemiş olan Asaf Koçak’ın anısına…

Madımak katliamından 19 yıl sonra biz hala tarihle yüzleşememiş olmanın, hala hesap soramamış olmanın huzursuzluğu içindeyiz. Bu binbir pişmanlığımızdan yanlızca bir tanesi. Her döneminde farklı bir grubu, farklı yollarla kıyan olaylarla dolu tarihimizle hesaplaşmaya neresinden başlasak bilemiyoruz. Tümünü ve arkasındakileri sorgulamalıyız. Acının önceliği olanı olmaz. Acı acıdır ve hepimizin acısıdır. Şimdi hiçbirinin adını bile anmak istemediğim tüm kıyımların hesabını hemen şimdi sormalıyız, hemde hepsinin birden.

Ne dünya örnekleri ışık tutabilir bize bu yolda, ne de AB ölçütleri. Bambaşka bir siyasi yapısı olan Türkiye’de hiçbir zaman siyasi irade komisyonlar kurup tarihin dehlizlerine girmeyecektir. Dahası hiçbir zaman siyasi koşulların bu yüzleşmeye mecbur kalacak şekilde değişmesine izin verilmeyecektir. Hal böyleyken daha hangi “kırılma noktası”nı bekliyoruz ki biz? Daha ne zaman aşımları kurtarmalı maşaları adeletin ateşinden?

Sayısız acının yaşandığı ve hiçbirinin hesabının sorulmadığı bir ülkede Madımak katliamı ile yüzleşilmesini beklemek safdillikse de başka yolu yok. Bu olayları yaratan o “kitle psikolojisi” dedikleri şey neden hesap soran kitlede de görülmez ki? Nasıl oluyorda din adına gerçekleştirilmiş bir katliamın hesabının “ılımlı” islamcı bir hükümetin demokratikleşme atağı çerçevesinde sorulabileceğine inanabiliyor bazılarımız? Dinin ılımlısı, mezhebin aydını olmadığı gibi bunlar üzerinden ve bunların elinden gelen bir “demokratikleşme”nin de kimseye faydası olmaz.

Domino taşı gibi birbirini tetikleyen bu hesabı sorulmamış travmaların sonunun gelmesini istiyorsak önce kendimizle hesaplaşmalıyız. Biz ne kadar peşine düştük acılarımızın? Yalnızca yıl dönümlerinde anacak kadar mı kararlıydık acıların hesabını sorarken? Hak aramayı bilmek gibi hesap sormayı da bilmek gerekiyor. Hiçbir hak mücadelesiz alınmadığı gibi hiçbir hesap sorulmadan verilmiyor.

Toplumsal talep ne yapıp edip hesap soracak bir siyasal iradeyi yaratmak zorunda ve bu toplumsal talep bir an önce oluşmalı. Kalanlar ölenler için şiir yazmanın ötesine geçmeli. Madımak müze olmalı ama bu bize yetmemeli. Aydınlarımız “parça başı” işlerden vazgeçmeli artık. Kendimizle, toplumumuzla barışabilmek tarihle yüzleşmekten geçiyor.

Henüz  9 yaşındaydım Madımak’ın ateşi evimize düştüğünde. Ailemizden birinin de orada olması, belkide bu olaydan o yaşta etkilenmeyeceğim kadar çok etkilenmeme neden oldu. Büyüdükçe bir yandan geçmişte yaşanan daha nicesini okuyordum, bir yandan da nicesini yaşıyordum. Bugün hesaplarının sorulmamasından çok, bu durumu  kanıksamış olmak içimi acıtıyor. İnsanlığımdan şüphe eder oldum. Yüreğimin taşlaştığını hissediyorum. Bu hoyrat tarihimizin yüreğimizi böylesine sızlatmasına daha fazla izin vermeyelim. İçimizdeki çığlığa yol verelim artık. Tarihle tam anlamıyla her olayıyla yüzleşmeyene kadar da kesilmesin sesimiz…


 


Yazarlar:Evin Deniz

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome