Aijaz Ahmed: Suriye'ye En Büyük Tehdit Türkiye'den

6 Mart 2012 Salı


Parabir Purkayatsa: Suriye’deki durum Rusya ve Çin’in sonucu veto etmesinin ardından uluslararası bir yüzleşmeden daha fazlası gibigörünüyor. Bunun sonucunda, şu anda gelişmekte olan senaryoyu nasıl görüyorsun?

Aijaz Ahmed: Bence şu an çok çok tehlikeli bir noktadalar. BM kendini bir rejim değişikliğine fazlasıyla adadı. Şimdi de geri çekilebiliyor. Yani buna ulaşmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar.

PP: BM onayı olmasa bile mi?

AA: Evet, aynen öyle. Yani asıl soru bunu ne biçimde yapacakları. Oluşturdukları muhalif gruplar öyle bir hal aldı ki artık bir Arap müdahalesi yabancı bir müdahale sayılmayacak. Bu Katar, Sudi Arabistan ve Libya’nın Suriye’yi işgal edip “barış” getirmesi anlamına gelebilir. İşte bu size sunduğum bir senaryo ve bana göre asıl tehlike de bu.

PP: Yani sürgündeki Suriyeli gruplarda bir tür değişiklik oldu ve şimdi dışardan bir askeri yardım istiyorlar öyle mi?

AA: Sadece BM ile aynı hizada olan gruplar böyle. Muhaliflerle ilgili bir nokta da yaklaşık 20 tane ABD ve NATO’yla ilişkisi olan grup olması. Öte yandan da kendi aralarındaki ayrılıklar o kadar fazla ki İngiliz BM Dışişleri sekreteri onlarla görüşmek istediğinde hep birlikte bir görüşme ayarlayamadılar bile. Ayrı ayrı buluştular çünkü aynı odada duramıyorlardı. İşte muhalefet de böyle bölündü. Üstelik bu gruplar ülke içindeki en büyük, Batı müdahalesini kabul etmeyen seküler muhalefeti kapsamıyor bile. Bu bir tür Batı himayesi isteyen insanlar aynı odada bile bulunamıyorlar ama.

PP: Tuhaf şekilde bu müdahalenin zaten çoktan başladığına dair raporlar çıkmıyor ama gizli yürüyen bir şeyler var. Bu silahlı gruplar sadece işlemekle kalmıyor, dışardan silah ve insan desteği alıyorlar. Bazı Libyalılar, Libya güçleri gerçekten de bu silahlı grupların saldırılarında öldü. Bunu bu BM sonucunun reddinden sonra daha da hızlanacak bir şey olarak mı görüyorsunuz?

AA: Belki. Onlar için asıl sorun, BM seçeneğini denemiş ve başaramamışken, şimdi müdahale etmek için gerçekten yasal bir araçlarının olmaması. Bu gizli ve çok da gizli olmayan müdahaleler sahip oldukları tek seçenek. Ne kadar ilerlesek de hala tam olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz şey ise bütün kurulların Esat rejiminin arkasında olduğu. Biliyoruz ki, toplum şu an açıkça Esat’ın bir yıl öncesinden çok daha fazla destekliyor. Nüfusun %86’sı hiçbir yabancı müdahale olmaması gerektiğini ve Arap Birliği’nin Suriye’ye karşı ekonomik yaptırımlarının kaldırılması gerektiğin söylüyor. Yani kuruluşlar ve Suriye nüfusunun büyük çoğunluğu arasında bir tür koalisyon var, rejimin arkasındalar. Bu durumda ne yapacaklarını kestirmek çok güç. Yine de bana öyle geliyor ki geri çekilmeleri çok zor olsa da bu İran Savaşı’nın ilk bölümü. Yani Suriye’den şimdi çekilirseniz tüm projeyi nasıl yürüteceksiniz? BM açıkça küresel bir güç olarak nasıl sakince geri çekileceğini bilmiyor. 5 yıl önce Çin ve Rusya bu kadar güçlü değildi. Şimdi ise durum farklı. Yine de bazı şeyleri olmayacağını bile bile deniyorlar. Mesela işte Rusya ve Çin’in veto edeceğini bilseler de BM onayı almayı denediler. Bu oldukça sıra dışı.

Önemli bir nokta da, Arap Misyonu’nun verdiği rapor ile Arap Birliği’nin yaptığı şeyin çok farklı olması. Üstelik rapor o zaman daha halka açılmamıştı.

O zaman halka açılmamıştı ve sanki sonucun bir ekiymiş görünmesi isteniyordu. Öyle olsa açıklamak gerekirdi ama raporun İngilizceye çevrilmesine izin verilmedi.  Arap Birliği’nin görevi aslında Suriye hükümetinin söylediği ve Rus medyasının bağımsız olarak belgelediği her şeyi çarpıtmak.  Eğer böyleyse durum, bu nasıl bir sonuç. Rapordan bir parça okumak isterim, diyor ki: “Humus ve Daraa’da Misyon, silahlı grupların hükümet güçlerine karşı şiddet kullandıklarını ve bunun ölüm ve yaralanmalarla sonuçlandığını gözlemledi. Bazı durumlarda hükümet güçleri personellerine yapılan saldırılara güç kullanarak karşılık verdi. Bazı gözlemciler silahlı grupların zırh delici mermiler ve alev silahı kullandıklarını not etti. Humus, İdlip ve Hama’da hükümet güçleri ve sivillere karşı ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan saldırılar gözlendi. Bu saldırılar arasında sivil otobüslerin bombalanması, aralarında kadın ve çocukların da olduğu 8 kişinin ölümü ve başkalarının yaralanması ve benzin taşıyan bir trenin bombalanması var. Humus’taki başka bir olayda bir polis otobüsü havaya uçuruldu, iki polis memuru öldü. Bir petrol boru hattı ve bazı küçük köprüler bombalandı.” Böyle daha da devam edebilirim, bu raporda bir sürü detay var.  Rapor değişik şekilde açıkça Suriye’deemirleri uygulayan silahlı bir mevcudiyetten söz ediyor. Protokollerin sadece bu şiddeti kontrol etmek için olduğu doğru; çünkü sadece Suriye hükümetinin kanlı eylemler yürütüyor olması gerekirken işte bunu görüyorlar.  İlginç olanı bu silahlı güruh ne? Kimlerden oluşuyor? Bu Türkiye’deki bir Özgür Suriye subayı değil. Bu güruh ülkenin içinde. Üstelik bunlar öyle rasgele silahlı gruplarda da değil. Örgütlü bir güruhtan söz ediyoruz. Daha çok o küçük grupları yönlendiren bir çekirdek gibi. Önce bu raporu yazdınız, sonra da sonucu okuyoruz. Sonucun sonlarına doğru bir takım talepler var. Bu taleplerin hepsi de Esat’a. Suriye hükümetine, istifa edip gücünü  başkan yardımcısına teslim etmesi söyleniyor. Bütün bu talepler hükümete yönelik, oysa diğer saldırılarla ilgili hiçbir şey yok.

PP: Bir de metinde Rusların yaptığı değişiklik var ve gayet açık, “silahlı grupların da devlete saldırmayı bırakması”, “insanların bu grupları desteklememesi” vb. şeyler söyleniyor ki bunlar ABD tarafından kabul edilemez bulundu. Tuhaf kısım, Misyon’unn aslında Suriye’ye normal hayatı ve barışı getireceklerini söylemesiydi. Eğer Misyon devam etse bu olabilirdi ama Arap Birliği buna izin vermedi.

AA: Misyon raporu açıkça Suriye hükümetinin her konuda onlara son derece yardım ettiğini gösteriyor. Suriye ile tam bir işbirliği içindeydiler ve sınırsız özgürlüğe sahiptiler. Sadece 3 şehirdeydiler, konuştukları herkes sadece barış istediklerini söyledi. Misyon’un metni bunu ve medyanın olaylarının abartı ve uydurma olduğunu gösteriyor. Suriye hükümetinin taleplerinden biri, El-Cezir ve El Arabia’ya bir tür protokol uygulanması.

PP: İlginç şekilde uluslararası medya ve Katar, Sudi medyaları raporu göstermedi.

AA: Tabi. Bu bir kısmı. Diğer kısmı da BM’nin İnsan Hakları komisyonu bile, onların raporuna bakarsanız bütün rapor muhalif güçlerin iddiasına ve Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Merkezi’ne dayanıyor. Şimdi de Washington Post’tan öğrendik ki bu kuruluşun temeli, ABD’den 6 milyon dolar alan Dubai merkezli bir varoluş. Sonuçta bu Amerikan parası. Üstelik böylesi bir örgüt hiçbir yere kayıtlı değil, hiç personeli yok. İletişimini de El-Cezir ayarlıyor. Dünya medyasında, insan hakları endüstrisinde yer alan bütün bu bilgiler böyle kaynaklardan geliyor ve Misyon’un sundukları gibi şeyler ise Arap Birliği tarafından sansürleniyor.

PP: İran hakkında konuştuklarımıza geri dönelim. Bunun daha büyük bir İran parçası gibi göründüğüne hiç şüphe yok. Hem Lübnan da hem de Suriye’de olanlar aslında o sürecin parçaları. Yani bu bağlamda sizce asıl büyük parçası nedir.

AA: Amerikalıların ve tüm NATO ülkelerinin Suriye’de istediği Burhan Ghalioun – merkezi Türkiye’de olan Ulusal Geçiş Konseyi başkanı- gibi birinin devletin başı olması. Bir röportaj vermiş, diyor ki; Biz başa geldiğimizde İran’la olan ittifak kırılacak, Hizbullah şimdi olduğu gibi olmayacak ve en liberal stratejilere sahip olacağız diyor.” İstedikleri şey de bu. Suriye Hizbullah ve Humus’la çok bağlı. Tüm paket bu. Humus’un şu an Suriye’yi terk edip yeni bir yer bulma riski çok yüksek yani bu BM için zorlaşıyor.

PP: Üstelik bu yıla, Mısır’a, Tunus’a ve Türkiye’ye bakarsanız üçünün de Müslüman Kardeşler’le daha çok ilişkide olduğunu görürsünüz.
AA: Ulusal Geçiş Konseyi çok etkileyici bir mekanizma. Paris’ten ve başka yerlerden sürgün edilmiş akademisyenler var. Bir de üst düzey Müslüman Kardeşler yetkilileri var. Bu, bu tarz bir birlik. Suriye’de hiçbir kökü olmayan Batı yanlısı entelektüeller artı Müslüman Kardeşler.

PP:  Bu enteresan bir birlik. Müslüman Kardeşler, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Türkiye…

AA: En büyük müdahale Türkiye’den gelecek. Ki geliyor da.

PP: Yani temelde Türkiye de dahil Müslüman Kardeşler’in İslamcı güçleri ile demokrasi yanlısı monarşiler arasındaki tuhaf bir birlik bu.

AA: Bütün bunlar bize genel anlamda “ılımlı İslam” hakkında bir şeyler söylüyor. Müslüman Kardeşler de en az monarşiler kadar uygulanabilir bir güç. Bu Türk İslamcılar da NATO’nun İslamcıları, NATO’ya son derece bağlılar, üstelik bu tarz iç rejim değişikliklerine de son derece bağlılar.

PP: Batı’daki monarşilerin Suriye’ye sözde “demokrasi” getiriyor olduğu büyük bir ironi değil mi?

AA: Kesinlikle, kesinlikle.

PP: Tamamen otokratik, antidemokratik, otoriteryan yönetimler süren orta çağ krallıkları var ve bunlar birden demokrasi ve insan hakkı getirmeye kalkıyorlar.

AA: Tabi Amerika da öyle. Dünyada hiçbir gerçek demokratik hareket emperyalist müdahale istememiştir.

PP: Bu Şii-Sünni ayrımı –tabi ki din aslında bahaneleri oluyor ama- şu an onları bölüyor. Bu kartı oynamak biraz da tehlikeli.

AA: Bu konu o kadar da derin değil. Bu, bölgedeki siyasetin bozulması ve alçalmasının sonucudur. Son 30-35 yılda olan bir şey.

PP: Şimdilik Esat dayanıyor gibi görünüyor ve bu şiddet devam ederse daha da güç kazanabilir mi?

AA: Bu durumun ne kadar ilerlediğine bağlı. İlk soruna dönüyorum. Şimdi Amerikalılar, Rusya ve Çin’in vetosuyla Güvenlik Konseyi’nde başarısız olduğuna göre meşruluk arayışına girecekler. Yalnız,  Rus Dışişleri Bakanı Lavrov “Eğer bir işgal isteği varsa bunu biz önleyemeyiz” dedi. Rusya ve Çin gelip Suriye’yle birlikte savaşacak değil yani. Yani istediklerini yapabilirler ve kimse de durduramaz.

PP: Çok teşekkürler Aijaz.

Kaynak: Newlink/mrzine.monthlyreview.org / söylesi: Parabir Purkayatsa
Çeviri: Yasemin Göl


 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome