#AkSilahlanma-Melih Pekdemir

24 Ekim 2016 Pazartesi


Her şey şirazeden çıktı. Artık her şey olabilir…
 
Başkanlık şeyi de olabilir. Yüzde elliye-elli denkleminde zordu, Bahçeli sayesinde yüzde ellinin epey üstüne çıkabilir mi? Ama Sarayın işi yine de zor: Hitler gibi toplumun ezici çoğunluğunu yanına almadan karşı tarafı ezmeye giriştiğinde, o karşı taraf imha olmayı kolayca kabul etmeyecek.
 
Ama onlar da imha etmeyi akıllarından çıkarmayacaklar. Nitekim son günlerdeki ‘ak-milis’ çağrıları boşuna olmasa gerek. Saray, Suriye-Irak savaşlarından medet umuyor, bu yönde zorluyor. Ama savaş bu, iki ucu keskin bıçak. Tabii ki iç savaş seçeneği de öyle…
 
İyi de bizler için çare ne?
Aslında IŞİD ‘öğretici’ olmalıydı ve Birleşik Haziran Hareketi, sokaktaki IŞİD ve cihatçı saldırılara karşı halkın savunma imkânlarını yaratma amacıyla da kurulmuştu. IŞİD öğretemediyse, ak-milisler tantanası da mı öğretmeyecek?
 
İlk bakışta sanki sosyal medya trollemesi, Twitter cengâverliği gibi görülebilir. Ama AKP’li Akif Beki bile “Dikkat provokasyon gelebilir” diye altını çiziyor. Önce hükümetin ve kendisinin bu tür çağrıları ciddiye almadığını söylüyor: “Sosyal medya üzerinden kampanyalar yürütülüyor, güya reisçilik adına ‘ölürüz, öldürürüz’ naraları atılıyor. ‘İş başa düştü, tedbirinizi alın’ cayırtısı...” diyor. Beki sonra şunu da ekliyor: “Basbayağı tezgâh kokuyor.” Ve Beki aslında bunların kimler olduğunu da ‘ifşa’ ediyor: “Arkasında sureti haktan görünen FETÖ’cüler var yine muhtemelen. Sözüm ona FETÖ’cülere karşı silahlanma çağrısı yaptırıyorlar. Arkasından anti-FETÖ’cülerin üstüne yıkılacak suikastlar tezgâhlanıyor, kirli ve kanlı tertipler planlanıyor olabilir.” Yani Akif Beki’ye göre bu işler de (yine!) FETÖ’cü işi, zaten onlar AKP’de değil CHP’de örgütlenmişti, öyle değil mi?!
 
Lakin Akif Beki sözünü ettiği ‘#AkSilahlanma’ başlığıyla yapılan silahlanma çağrılarının AKP cenahından körüklenmesini es geçiyor; darbe girişimi sonrasında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, “Darbelere karşı ruhsatlı silah almanın önü açılacak” dememiş miydi? Son çağrılara mesela Ankara Belediye Başkanının da örtük destek verdiği söyleniyor.
 
IŞİD öğretemediyse, hiç olmazsa bu çağrıların öğrettiği şudur: Ey AKP’li olmayan yurttaş! ‘Can ve mal güvenliğini sağlamakla görevli’ olanlar, senin can ve mal güvenliğine resmen göz dikmiş haldeler, öyleyse can ve mal güvenliğini kendin sağla! Özellikle 15 Temmuz sonrasında hızla felakete sürüklenen ülkende, bu tür çağrılarla sana yönelen tehditlere karşı tedbirini al!
 
Bu çağrıların öğrettiği bir de şudur: Önümüzdeki dönemde epey faili meçhul lazım, korku ve sindirme lazım, bir de çıkması şart olmasa bile ‘iç savaş ortamı’ çok lazım. Rize Valisinin açıklamalarını okumuşsunuzdur, AKP artık sadece makarna dağıtmıyor yaygın şekilde silah ruhsatı da dağıtıyor. Erdoğan-Bahçeli omuz omuzayken elbette ak-milisler ve Ülkü Ocakları da omuz omuza olacaktı… Ülkü Ocakları da derhal harekete geçti ve CHP milletvekili Eren Erdem’in toplantısını bastı.
 
Öte yandan Haziran, bu tür gelişmelerden ders çıkaranların birleşik hareketiydi, başta gelen kaygısı cihatçılara karşı toplumdaki direnme eğilimlerinin birleşik hale getirilmesiydi. Şimdi Kılıçdaroğlu da, “Demokrasiye yönelen her harekete karşı hepimizin ortak mücadele etmesi lazım” dedi. Ama nasıl ‘ortak mücadele’? Emre Kongar, onunla yaptığı görüşmeden bu konuda şunları aktarıyor: Kitlelerle diyalog kurmak için toplantı ve mitingler başlatmak; belli konularla yerel halkla birlikte yürüyüşler düzenlemek...
 
Yetmez! Çünkü yetmiyor… Umarız CHP’liler, ortak mücadeleyi daha kapsamlı anlarlar, ak-milislere karşı toplumdaki direnme eğilimlerini birleşik hale getirme çabasında yer alırlar…
 
11 yıl önce bir yazı yazmıştım ve o yazının sonundaki uyarım şimdilerde çok daha fazla geçerli. 2005 yılında Mersin Newroz kutlamalarında çocukların eline verilen bir bayrak yakılmıştı. (Sonraki yıllarda bunun provokasyon olduğu anlaşıldı.) O olay nedeniyle yurdun dört bir yanında ırkçı saldırılar ve linçler başlatıldı. Bahçeli şöyle konuşmuştu: “Bu ülkeyle ilgili kaygılarımız için, BİR GÜN SİLAHI ELİMİZE ALMAMIZ GEREKİRSE, bunun şartlarını gördüğümüzde yaparız.” Ve zaten kısa süre içinde Ülkü Ocakları Konya şubesinde de silahlar, işkence aletleri ele geçirilmişti!
 
Evet, 11 yıl önce Bahçeli’nin o konuşmaları ardından yazdıklarımı şöyle bitirmiştim:
 
“‘Derdin nedir senin be kardeşim!’ mi diyorsunuz? Söyleyeyim: Yazdıklarımız, mesela aha tam da işte burada, yazarının yazdığı bir köşe yazısı olmaktan çıkabilse... Okuyucunun içinden okuduğu ve bir iç konuşma haline getirebildiği, bizzat şahsına ait bir anlatı olabilse... Zira yazarın ne anlattığı, yazdığı zaman tüketmiştir anlamını; okuyucunun yazılanı okuduğu zaman ne anladığı, keşke, yeniden üretebilse sessizce haykırılan çığlığı besleyen fikrin anlamını...”
 
“Keşke” demek çare değilse, onların bu hallerine ve OHAL’lerine karşı “o halde” deyip yekinmekten başka ne çare kaldı ki?


Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome