Avrupa'da Güçler Ayrılığı

2 Ağustos 2012 Perşembe

Kapitalizmin küresel krizi derinleşerek ilerlerken, bir yandan Suriye önceliğinde Orta Doğu’da emperyalist müdahaleler, diğer yandan Avro bölgesinde sinyalleri görünen ardı ardınca çöküş senaryoları ile dünya ekonomisi yine bir dönüm noktasına doğru yaklaşıyor.


Avro bölgesindeki güç odaklarının borç krizi olarak nitelendirdikleri Avro Bölgesindeki kriz derinleşmesi, kimilerince yeni bir iktisadi yapılanma ile aşılacağı yönünde daha iyimser yorumlanırken, kimi iktisatçılar tarafından ise bir iç savaşın yaşanabileceği ihtimali gündeme getiriliyor.

Yunanistan'dan sonra İtalya'da ve İspanya'da derinleşen kriz, ülkeleri süreklilik arz eden kemer sıkma politikalarına maruz bırakırken, kriz aşılamıyor. Kapitalizmin krizi bir yandan geniş halk kitlelerine her gün daha da vahşi yüzünü gösterirken, egemen ülke bloklarını ise köşeye sıkıştırıyor, hatta kendi aralarında karşı karşıya getiriyor. 

Kriz Nerede Başladı?
Sermayenin 1980 yılından sonra hızla finansallaşması ve üretim-sanayi sermayesi üzerinde belirleyici güç olması, finans piyasalarının var olan risklerini de ülke ekonomilerinin temeline oturtmuştur. Kur ve faiz riski olarak sıralayabileceğimiz bu risklerin ortadan kısmen kaldırılması amacı ile Avro Bölgesinin oluşturulması, yani avroya geçiş süreci ile finans sermayesinin karları garanti altına alınmış, kur riski ortadan kalkmış, en nihayetinde finans sermayesine bağımlı olan sanayi sermayesi de bu fırsattan yararlanmıştır.

Avro para birliğinin oluşumu ve yapılanması, kapitalizmin merkez-çevre hiyerarşisinden kopuk olmamış, sermaye ihraç eden ülkeler, çevre ülkeleri hep periferinde tutmuşlardır. Kur riskinin ortadan kalkması ile sermayenin dolaşımı hızlanmış, çevre ülkelere daha yoğun sermaye ihracı sağlanmıştır.

Finans sermayesinin çevre ülkelere daha yoğunluklu olarak girmesi ise, ülke içinde üretim ve istihdamı gerileterek, ülkelerin artan oranda dış açık vermelerine, bu dış açığın finanse edilmesi için ise daha da fazla kaynak girişine bağımlı bir hale gelmelerine neden olmuştur.

Kısaca finans piyasalarının bölgede avronun tek para birimi haline gelmesi ile tam entegrasyonu sonucu, finans tekellerine muazzam finans rantları sağlarken, bulundukları ülkelerin ekonomilerine de yüksek büyüme oranları sağlamıştır. Bu büyüme, sermaye ihraç eden ülkelerin reel ekonomilerini de beslerken, çevre ülkelerde ise daha çok finans sermayesine bağımlı suni büyümeler olarak ortaya çıkmış, kronik borç batakları oluşturmuştur.

Bölgenin yapılanmasında ise Almanya, bölge içinde süper bir güç olarak her zaman yerini korumuş, ekonomik olarak tarihsel rekabet gücünün vermiş olduğu avantaj ile sermaye ihraç eden ve çevre ülkelerin kaynaklarından beslenen ülke konumunu hiçbir zaman kaybetmemiştir.

2010 yılına gelindiğinde, 2008 ABD krizinin bölgeye finans tekelleri virüsü ile sıçraması sonucu, ülkelerde finans kapital ciddi kayıplar vermeye başlamış ve neticede çevre ülkelerden hızla para çıkışı başlamıştır. Ani kaynak çıkışları ise, yüksek dış borç rakamları ile o güne kadar finanse edilerek gelebilen çevre ülkelerin ekonomilerinde ciddi çöküşlere neden olmuş ve kriz süreci bölgede resmen başlamıştır.

Krizin Gelişim Sürecinde Yunanistan’dan sonra İspanya Örneği
Bugün daha ağır yaptırımlara maruz kalan, Yunanistan ve İspanya’da izlenen ortak tarihsel yapı, sermaye girişlerine bağımlı, yüksek dış açıklar veren bir ekonomilerinin olmasıdır.

İspanya’nın bugün içinde bulunduğu kriz öncesi, ekonomide yaratılan yoğun inşaat spekülasyonu ve hızlanan konut inşaları, ülkeyi tam bir spekülatif rant cennetine dönüştürmüştü. Uluslar arası banka tekellerinin yoğun sermaye transferi, 2008 yılında ABD “mortgage” krizine benzer suni büyüme balonlarının yaratılmasına imkan sağlamıştı. Ne var ki, İspanya’da yoğun finansallaşma ve büyüyen rant ekonomisi ile kaçınılmaz sondan kaçamamış, balon patladığında ortada sadece büyük borçlar kalmıştı.

Bugün ülkenin ekonomisinin en bağımlı olduğu alanlardan biri bankacılık sektörü. Ülke ekonomisinin lokomotifi olarak konumlandırılan bankaların yüksek borçları,  Avrupa’nın 1.5 trilyon dolarlık milli gelire sahip olan en büyük 5. ekonomisi İspanya’nın krizden çıkış önceliğini bankaların kurtarılmasına vermesine neden oluyor.



Almanya ve IMF’nin Kriz Reçeteleri
Almanya ve IMF’nin mutabık kaldığı yaptırımlar, Yunanistan’da doğrudan kamu harcamalarını ve sosyal harcamaların kesilmesine odaklanırken, İspanya’da daha yoğunluklu olarak bankaların kurtarılmasına öncelik veriyor.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy söz konusu yardım paketinin kamu harcamaları için değil, sadece bankaların sermaye yapılarının güçlendirilmesi için kullanılacağını özenle açıklarken, genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde 54’lere dayanmış işsizlik gibi temel sorunları ve toplumsal ihtiyaçlarını görmezden gelmekten çekinmiyor.

Almanya egemenliğinde ve IMF ile yakın ilişkili Avrupa Merkez Bankası kanalı ile oluşturulan TROYKA grubu, çevre ülkelerin mali yapılarını daha sıkı denetim altına almaya ve finans sermayesinin ülkelerdeki riskinin diğer ülkelere daha fazla sıçramamasına çabalamakta. Bu nedenle ülkelere sıkı mali ve parasal politikalar dayatarak, devletin borçla edindiği kaynakların finans kesiminin kurtarılmasına yönlendirecek, milli gelir bölüşümünde bu kesimleri gözetecek “paket” adı altında koşullar dayatılmaktadır.

Devlet borçlarının büyük bir kısmının alacaklısı ise Almanya başta olmak üzere Fransa ve bölge dışı uluslar arası banka tekelleri. Bu büyük sermaye gruplarında meydana gelebilecek en ufak bir tökezleme, küresel bir virüs şeklinde tüm dünya ekonomisini dahi teryüz edecek bir kabiliyete sahip. Finansallaşmanın bugün geldiği boyutlar, tüm dünya ekonomilerini kapitalizmin dengesiz-hiyerarşik yapısı içinde merkez-çevre bağımlılık ilişkisi içinde kırılgan bir ekonominin içine sokmaktadır. Şimdi ise gözler Avro bölgesinin, 2008’dekine benzer bir virüsü dünya geneline yayıp yaymayacağındadır. Buna karşı geliştirilen çözüm yolları ise, bölge emekçi halkları üzerinde yoksullaştırıcı ve daraltıcı politikalar ile bu çevrelere kaynak tedariğini oluşturmak, ipleri yeniden ele almak.

Avrupa Sağında Güçler Arası Oluşan Ayrılıkçı Çizgiler
Söz konusu bankalar olduğunda, daha alacaklı veya daha kırılgan ekonomiye sahip ülkeler farklı çözüm yollarını geliştirebiliyor. Bugün Almanya ve fransa’nın arasında gelişen ayrılıkçı çizgi, İspanya örneğinde yoğunlaşıyor.

Fransa İspanya önceliğinde Avrupa Merkez Bankası’nın Avro Kurtarma Fonu üzerinden sınırsız kredi açmasında ısrarını korurken, Merkel hükümeti sert bir çıkışla AMB’nin sınırsız kredi açmasına karşı çıkıyor. Sonbahar aylarında uygulamaya girmesi beklenen Avrupa Kurtarma Fonu (ESM) ile ilgili olarak bu fona banka lisansı verilmesi ve böylece Avrupa Merkez Bankası’ndan (AMB) sınırsız kredi alabilmesine yönelik talepler Fransa ve İspanya hükümetlerince gündemde tutuluyor.
AB anlaşmalarına göre, AMB’nin üye devletleri finanse etmesi mümkün değil. Merkel hükümeti, İtalya ve Fransa’nın desteklediği böyle bir önerinin yasakları çiğneyeceği görüşünü savunuyor.

Oluşturulacak fon kanalı ile  İspanya ve İtalya gibi ülkelerden büyük tutarlarda devlet tahvili satın alması, böylece yükselen kredi faizlerini düşürmeyi hedefliyor. Bunun krizdeki ülkelerin daha ucuza borçlanmasını mümkün kılacağı ileri sürülüyor ve AMB’nin İtalyan Başkanı Mario Draghi’nin de geçen hafta bu doğrultuda açıklamalarda bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Avrupa sağının önde isimleri bile bu fikri desteklerken, bölge egemenliğini elinde tutan ve baş finansör konumunda olan Almanya tek başına bu ortaklaşma eylemine karşı çıkıyor. Bunun arkasındaki temel faktör ise, bu uygulama ile avronun diğer para birimleri karşısında değerinin düşmesi olasılığında dünya ekonomisine yüksek oranda sermaye ihraç eden Alman ekonomisinin ciddi zarar göreceği yer alıyor.

Diğer taraftan ise sürekli borçlanan İspanya ve İtalya gibi ülkeler her geçen gün daha yüksek faiz ödüyor, borçlanma maliyeti yükseliyor. Ülkelerdeki finans sermayesi devletler üzerindeki baskılarını arttırıyor.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome