Cumhurun Adayları - Turan Eser

25 Haziran 2014 Çarşamba

Aleviler iki Hanefi İmam’dan Radikal İslamcıya karşı, Ilımlı İslamcı “İhsanoğlu’nu seçin” davetleri çıkaranlara hayır cevabı vermelidir. Hayır cevabı yetmez!


Muhafazakar ve milliyetçi aklın ülkenin geleceğine bu denli egemen olmasına izin vermemek için, Gezi direnişinde açığı çıkan toplumsal muhalefet dinamiklerinin, birleşik mücadelesini ve halkın ortak adayını belirlemek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Aleviler, Kürtler, Gayri Müslimler ve solun dinamikleri Gezi direnişinde açığa çıkan ruhuna uygun halkın ortak adayı ile bir seçenek olarak ortaya çıkmak zorundadır.

Geç kalmamalıyız!
Etkinliklerle dolu bir haftayı geride bıraktım. İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından düzenlenen ve 15 bin kişinin katıldığı 4. Alevi Festivali kapsamından düzenlenen bir panele mihman olduktan sonra apar topar soluğu Altınoluk’ta 5 bin kişinin yer aldığı Altınoluk Cem ve Kültür Evi’nin kitlesel ve coşkulu açılışına ve paneline katıldık.

AKD Genel Başkanı Doğan Demir, CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir ve benim konuşmacı olarak katıldığım panelin kolaylaştırıcılığını ise Dr. Mehmet Akbulut yaptı. AKD Altınoluk Şube Başkanı Hüseyin Altay’ı, yönetimini ve Altınolukta’ta Cemevinin yapımını katkı sunan herkesi kutluyorum.

Panelde İhsanoğlu’nun adaylığına ilişkin görüşlerde paylaşıldı. Altınoluk’ta kaldığımız yerden devam edelim.

İhsanoğlu, CHP ve MHP’nin ortak aklından “ortak çatı” ürünü olarak ortaya çıkmadı.

Bu algı yönetimi bilinçli olarak “Çatı Adayı” olarak pompalanıyor. “Çatı adayı” hangi aklın ve hangi stratejinin adayıdır?

HALKIN ADAYI DEĞİL
Bir şey net; Ekmeleddin İhsanoğlu ismi CHP’nin görüştüğü DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütleri, DKÖ’leri ve Alevi hareketi tarafından gündeme getirilmemiştir! Halk arasında daha çok Rıza Türmen gibi isimler vardı. İhsanoğlu ismi halk tarafından bir kez dahi telaffuz edilmedi ve “halkın adayı” değildi.

Sözde “eğilim yoklamak” ya da “görüş toplamak” gibi girişimler “dostlar alış-verişte görsün” derinliğindeki göz boyama ziyaretleriydi. İddia ediyorum: Bu isim çok önce biliniyordu! Kılıçdaroğlu'nun ve Bahçeli'nin deyimiyle "siyasetler üstü konsensus" ile belirlenmişti.

Dahası var; İhsanoğlu ismi küresel siyasetin Ortadoğu’daki büyük hikayesine uygun olduğu için, ABD tarafından desteklenerek dayatılmıştır. Bunu anlamak için salt İhsanoğlu’nun özgeçmişi üzerinden bir okuma ile sağlıklı analiz yapma şansımız da yok. Fakat ABD ve AB’nin Ortadoğu’daki gelişmelerle kurduğu dış politik tutumları ile bu adayın ABD ve AB’nin dış politikalarıyla örtüşen tutumu ile kişisel özgeçmişleri üzerinden kuracağımız bir ilişki bize başkaca ipuçları verebilir.

Ancak bu ip uçlarının bizzat kendisi bile, sadece masumane bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olarak sunulan oyunun arkasında esasen başkaca büyük bir hikayenin olduğudur. Ortadoğu’da yaşanan süreçler ve AKP’nin yarattığı Sünni rejimin otoriterleşerek, radikal İslamcı kesime doğru kayması, ABD ve AB stratejik ortaklığında güven bunalımının yaşanmasına sebep olmuştur.

Kısacası, Cumhurbaşkanlığı ve nasıl bir rejimden, nasıl bir Ortadoğu ve küresel siyasetten yana siyasal tutumun seçilmesiyle alakalı olacaktır.

ILIMLI MI RADİKAL Mİ, HANGİ İSLAM?
AKP hükümetinin dış politik tutumu ve Sünni Kuşak Projesinde radikal İslamcı kesimden yana aldığı tavırla sorumludur.

AKP, milliyetçilik, devletçilik ve Neo liberalizm ekseninde üretilen ABD patentli “Modern Ilımlı İslam” tezi ile bu tezin ruhani siyasal tütsüsü üzerinden inşa edilen Büyük Ortadoğu Projesinde uzaklaştığı için, ABD “Modern Ilımlı İslam” tezlerine karşılık, bölgede radikal İslamcı eksenin güçlendirilmesi stratejisiyle darbe aldıklarını düşünmektedirler.

Özellikle AKP hükümetinin, Suriye’ye müdahale ile iyice ayyuka çıkan “Ilımlı İslam” yerine “Radikal İslamcı” tutumu, ABD’nin ve Gülen Cemaatinin dış politikasındaki “Ilımlı İslam” tezine direnç olarak ta algılanmıştır. AKP’nin Ortadoğu’da radikal dinci çizgideki İslam’i hareketlerle geliştirdiği stratejik ilişkiler ve bölgede farklı bir aktör olma hayalleri, ortaklarını tedirgin etmiştir.

“Ilımlı İslamın” kendini güncellemesi ve yeni döneme uygun “Şii-Sünni-Kürt-Arap Ilımlı İslam Kardeşliği” olarak, küresel kapitalizmin hizmetine sokulması istenmektedir. Bölgede “mezhep çatışmaları” yerine, süregelen çatışmalarla Ortadoğu’da fiziki, askeri, stratejik ve lojistik olarak zayıflatılmış tarafları, grupları ve hükümetleri ABD ve kısmen AB himayesinde bir arada tutma stratejisi devreye sokulmak istenmektedir.

SOL, ALEVİLER VE EKMELED-DİN

Aleviler iki Hanefi İmam’dan Radikal İslamcıya karşı, Ilımlı İslamcı “İhsanoğlu’nu seçin” davetleri çıkaranlara hayır cevabı vermelidir. Hayır cevabı yetmez!

Muhafazakar ve milliyetçi aklın ülkenin geleceğine bu denli egemen olmasına izin vermemek için, Gezi direnişinde açığı çıkan toplumsal muhalefet dinamiklerinin, birleşik mücadelesini ve halkın ortak adayını belirlemek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Aleviler, Kürtler, Gayri Müslimler ve solun dinamikleri Gezi direnişinde açığa çıkan ruhuna uygun halkın ortak adayı ile bir seçenek olarak ortaya çıkmak zorundadır.

Geç kalmamalıyız!


Yazarlar:Turan Eser

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome