Eğitim Şimdi Gerçekten Parasız mı?

28 Ekim 2012 Pazar

AKP, ‘üniversite harçlarının ikinci öğretimler dışında kalktığını’ açıkladı. Medyada bu değişiklik ‘artık eğitim parasız’, ‘harçlar kalktı’ şeklinde sunuldu. İlk söylediğinde gerçekten de kulağa hoş geliyor. Peki, gerçekler öyle mi?


Gerçekleri görmek için hem AKP’nin daha önce ‘kulağa hoş gelen’ mesela ‘artık herkes özel hastanelerde ücretsiz muayene olabilecek’ diye sunduğu politikalara hem de eğitimde ve üniversitelerde yaşanan duruma bakmak yeterli olabilir.

1) AKP’nin temsil ettiği yeni iktidarın mantığı ‘içerme’ ve ‘pasifleştirme’ üzerine kuruludur. Her meselede karşımıza çıkan bu yaklaşımın üniversitelerde son dönemdeki iki örneğinden birisi ‘YÖK Disiplin Yönetmeliği’, diğeri ise ‘harçların kaldırılması’dır. Her ikisinde de AKP, son dönemde kendisine karşı yükselen öğrenci gençlik muhalefetinin iki temel talebi ile oynamakta, onu ‘içermektedir’.

YÖK Disiplin Yönetmeliği ile birlikte ‘pankart açmak serbest’, ’12 Eylül’ün Disiplin Yönetmeliği Kaldırıldı’ manşetleriyle sunulan içerik, asıl olarak öğrencilerin her tür hareketinin ve muhalefetin sınırlarını çizerek, o sınırlar içerisinde ‘serbestlik’ tanıyan yeni ve ‘gizlenmiş otoriterlikle’ maluldur. Bu yolla öğrencilerin ‘özgürlük ve demokrasi’ talebi de boşa düşürülmektedir. Benzer bir yöntemi harçların kaldırılmasında da görmek mümkündür. Uzun yıllardır öğrenci gençlik tarafından sürdürülen ‘parasız eğitim mücadelesi’ sözde harçların kaldırılması ile ‘karşılanmış’ ve ‘boşa düşürülmüş’ bu şekilde öğrenci hareketinin talepleri içerilerek pasifleştirilmiş olmaktadır. Bu ‘artık eğitim parasız’ yaygarası öncelikle eğitimin ticarileştirilmesini ve her kademesinde paralı hale getirilmesi gerçeğini gizlemekte, paralı eğitimi harçlarla sınırlamaktadır. Oysa eğitim AKP iktidarının özelleştirmeleri ve mali özerklik adı altında üniversiteleri ticarethaneye dönüştürmelerinin sonucu olarak zaten her kademesinde paralı hale gelmiştir, harçlar bu bütünün -artık- küçük bir parçasından başka bir şey değildi.

2) Eğitimin paralı hale getirilmesinin ilkel döneminin uygulamalarından olan harçlar, devletin eğitimden çekilerek kaynak ayırmaması, herkesin kendi eğitimini finanse etmesi üzerine kuruluydu. Bu anlamda harç gelirleri, üniversitenin kaynağına doğru akmaktaydı. İktidara geldiği günden beri toplumsal alanlarda hak olarak kalan sosyal devlet kalıntılarını da tarumar eden AKP'nin ‘harçları kaldırma’ şovu arkasında üniversitelere nasıl bir kaynak gösterdiği muammadır. Geçmiş pratiklere ve iktidarın sınırsız neoliberal niteliğine bakarak, somut duruma en yakın ihtimalin; eğitim masraflarının çeşitli şekillerde öğrencilere yıkılacağı olduğunu söylemek mümkündür.

Harçların kaldırılmasından doğan kaynak boşluğunu devlet doldurmayacağına göre; barınma, beslenme, ulaşım, sağlık başta olmak üzere pek çok alanda yeni bir zam dalgasının gelmesi sürpriz olmayacaktır. AKP'nin öğrencileri harç ödemekten 'kurtarıp', harç miktarını ya da daha fazlasını ödetmek zorunda bırakacağı yeni mekanizmalar oluşturacağı, bu yolla harç gelirlerine denk bir bütçeyi kuralsız bir piyasacılık içinde ‘tahsilata’ yöneleceği de ilk akla gelenlerden birisidir.

3) Bu anlamda, elbette ve öncelikle harçların kaldırılmasının geçtiğimiz dönemde gelişen öğrenci gençlik muhalefetinin etkisinden –ve elbet yıllardır kesintisiz süren mücadeleden- azade tartışmak mümkün değildir. AKP’ye karşı yalnızca öğrenciler içerisinde değil, halk içerisinde de önemli bir umut kaynağı haline gelen mücadelelerin sonucunda zorunlu bir adım olarak AKP harçların kaldırılmasını gündeme almıştır, yine YÖK Disiplin Yönetmeliği’ndeki değişiklikler de bunun bir sonucudur. Bu durum mücadele edilerek kazanmanın mümkün olduğunu, iktidarların gizleyerek ve kendine mal ederek de olsa bazı adımlar atmak zorunda kaldığını gösteren bir örnektir. O yüzden öğrenci gençlik hareketi harçların kaldırılmasını elbette öncelikle kendi mücadelesinin bir eseridir.

4) Gerçekten parasız bir eğitim için, eğitim alanındaki ticarileşme karşısında parasız eğitim mücadelesinin harçlarla sınırlandırılması en önemli tuzaklardan birisidir. Çünkü, bugün eğitim barınma-beslenme-ulaşım sorunlarından başlayarak bir ticaret nesnesi haline gelmiştir. Üniversiteler şehirlerin ticari faaliyetinin canlanmasının bir aracı olarak çoğaltılmakta, öğrenciler müşteri olarak tanımlanmaktadır. Gerçekten parasız bir eğitim ancak öğrencilerin barınma ve beslenme sorunlarından başlayarak, kültürel-sosyal gelişimine kadar tüm ihtiyaçlarının devlet eliyle karşılandığı, herkes için burs olanaklarının sağlandığı bir eğitim anlayışı ile mümkündür. Oysa bugünkü durum bunun tam aksi yönündedir. O yüzden harçların kaldırılması tek başına devede kulaktır.

5) İkinci öğretimlerde harçların kaldırılmamış olması ise AKP’nin bir tür piyasacılığı kademeli olarak uygulamasının bir sonucudur. Bu anlayış, -harçların kaldırılmasının ardından yarın çıkacak çapanoğlu olarak da- eğitimin maliyetinin bireyler tarafından karşılanması ve piyasacılık ile başarı arasında kurulacak bağa ilişkindir. Geçtiğimiz yılda gündeme gelen ancak tepkiler nedeniyle vazgeçilen ‘bireysel harç uygulaması’ her öğrencinin başarı durumu ile ölçülür biçimde kredi satın almasına dayanan yaklaşım, önümüzdeki günlerde gündeme gelecek olan Yeni YÖK tasarısının parçası olarak karşımıza çıkabilir. Böylelikle AKP bir yandan ‘harçları kaldırmış’ olacak, ama aynı zamanda başarılı olamayan öğrencilere de para cezasını keserek bu açığı kapatmış olacaktır.

6) Parasız eğitim tartışmasının harçlara sıkıştırılmasının gizlediği bir gerçek de kamu üniversitelerinin ‘meslek okullarına’ dönüştürülmesi ve giderek özel üniversitelerin eğitimin temel kurumu haline getirilmesidir. Eğitim sistemi 4+4+4 düzenlenmesi ile birlikte özellikle emekçi yoksul halk çocuklarını 9 yaşından itibaren meslek okullarına yönlendirerek okuldan koparmakta, yaygınlaştırılan –ve meslek lisesileştirilmiş olan- yüksek okul ve üniversitelere yönlendirmektedir. Bu piyasa çarkı içerisinde hem üniversite bilimsel niteliğinden uzaklaştırılmakta hem de sınıfsal ayrışma süreklileştirilerek sabitlenmektedir. Ayrıca son dönemde bütçeden eğitime ayrılan pay giderek düşerken onun yerine özel okullar desteklenmektedir.

AKP şimdi, yeni ‘YÖK Disiplin Yönetmeliği’ ve ‘Harçların Kaldırılması’ ile hem ‘demokratik’ hem de ‘parasız eğitim’ talebini içererek, içini boşaltmaya yönelmiş, bu şekilde eğitimin piyasalaşmasını ve gelişen otoriterliği de gizlemiş olmayı hesaplamaktadır. AKP aynı zamanda öğrencilerin mücadelesinin sonucundaki zorunlu bir adımı olan bu değişiklikleri kendisi tarafından sunulmuş bir lütuf olarak göstermeye çalışmaktadır.

Oysa, bu atılan adım öğrencilerin mücadele ederek kazanabileceklerini en zorba iktidarları dahi istemedikleri adımları atmak zorunda bırakacağının bir kanıtıdır.

O yüzden öğrencilerin şimdi yükselmeye başlayan talepleri AKP’nin bu tuzağının da boşa çıkarılacağını gösteriyor. Öğrenciler ve öğrenci gençlik muhalefeti dün kararın açıklanmasının ardından ikinci öğretimde de harçların kaldırılması ve aynı zamanda paralı eğitimi bütün boyutlarıyla deşifre ederek gerçekten parasız bir eğitim, kamusal ve demokratik bir üniversite için yeni bir mücadeleyi şimdiden başlatmış durumda.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome