Erdoğan ve Netanyahu savaş ilan ediyor-James Petras

17 Ağustos 2015 Pazartesi


Ortadoğu’daki en otoriter iki rejimin yöneticileri, Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için büyük savaşlar başlatıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail’de tam askeri seferberlik ilan ederek (27-29 Temmuz) ve Washington’da aşırı Siyonistlerin en büyük siyasi kampanyasını örgütleyerek İran’a karşı bir vekâlet savaşını açıklamıştı.

Bu iki sürüncemeli propaganda bombardımanının amacı ise geçenlerde imzalanan ABD-İran anlaşmasını yenilgiye uğratmak ve başka bir büyük Ortadoğu savaşını başlatmak. Sonuç olarak Netanyahu zaten “Filistin Sorunu”nu kendi çıkarına halletmek istiyor ve bu da Filistin’i tamamen işgal ederek fethetmek ve Filistin halkını kendi yurtlarından atmak, Yahudi devletinin tek önemli dış politikası ve içerdeki hedefi hep böyle. İsrail liderleri bunu yapabilmek için Filistinlilerin bölgedeki destekçilerine ve sempatizanlarına (Irak, Libya, Suriye, Lübnan ve İran) karşı sistematik bir mücadele yürütmek zorundaydılar.

Erdoğan’ın çeşitli savaşları

Aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kürt halkına ve onların Kürt devleti arzularına karşı büyük bir savaş başlatmış durumda.

Erdoğan’ın Kürtlere yeniden açtığı savaşın içeride ve bölgede karmaşık bileşenleri var (Financial Times, 7 Temmuz). Türkiye içinde baskılar Kürtlerin seçimlerde yükselen partisi HDP’nin baskı altına alınmasına yönelik. Erdoğan son seçimlerde şaşırtıcı ölçekte fazla milletvekilinin seçildiği bu siyasi partiyi itibarsızlaştırmayı veya kapatmayı, yeni bir seçimin yapılmasını ve böylece Meclis’te “çoğunluğu” sağlayarak diktatoryal “yürütme gücüne” sahip olmayı planlıyor.

Bölgesel olarak Erdoğan’ın Suriye’yi işgali arzusu, Türkiye’nin gözdesi cihatçıların Şam ve Halep’teki seküler hükümete saldırılar başlatabilmesi için Türkiye’nin sınırlarını güneye ve batıya doğru genişletme stratejisinin bir parçası. Irak ve Suriye’deki Kürt köylerinin ve kamplarının bombalanması ise Kürtlerin IŞİD’e karşı zaferlerini geçersizleştirmek için gündeme getiriliyor; böylece Türkiye’nin güneydoğusunda özerkliği destekleyen Kürt eylemcileri üzerinde daha fazla baskı uygulanması da meşrulaşacak.

Erdoğan, Türkiye ile ABD ve NATO arasındaki Kürtlere ve Suriye’nin ulusal egemenliğine karşı yapılmış olan açık ve örtük anlaşmalara güveniyor.

Netanyahu’nun vekâlet savaşları


Netanyahu’nun çok yönlü siyasi saldırısı ise ABD’yi İran ile savaşa sürüklemek uğruna tasarlanmıştı. Stratejisi birçok düzeyde ve hayranlık uyandıracak karmaşık tarzlarda işlerlik kazanıyor. İlk hedefi de Beyaz Saray ile İran arasında henüz imzalanan nükleer anlaşma oldu. İran’ı ortadan kaldırmayı amaçlayan uzun dönemli stratejinin parçası olarak Ortadoğu devletleri ve özel olarak Körfez monarşileriyle İran’ı kuşatmak ve İran ile savaşı kışkırtmak üzere bir koalisyon oluşumu gündeme getiriliyor. İşte bu siyasi-askeri strateji, ABD yönetiminde üst çemberlerde yer alan önde gelen Siyonist liderlerce zorlanıyor. …

Bu anlamda Profesör Phillip Zelikow’un, 23 Temmuz tarihli Financial Times’ta “Nükleer Anlaşmayı Dengelemek (aynen!), IŞİD’i yenmek ve İran’la yüzleşmek” başlığıyla kaleme aldığı teklif korkutucuydu.

Zelikow kurnazlık yaparak IŞİD ile mücadele adına ama gerçekte asıl amacı “İran ihtiraslarına karşı çıkmak olan” bir koalisyonu teşvik ediyor. Zelikow’un “koalisyonu”, İran’ın Suriye’deki ve Lübnan’daki (Hizbullah) bölgesel müttefiklerine karşı ve hep “IŞİD’le savaşmak” adına saldırıya geçme görevi verilen Türkiye’yi içeriyor.

Mülayim, gözlüklü ve pek saygın Profesör Zelikow böylece tam da Netanyahu’nun kanlı ölüm listesini en ince ayrıntısına dek ortaya koyuyor, bu arada elbette kendi gerçek gündemini gizlemek için “IŞİD’e karşı çıkmak” şeklinde inceden bir cila da çekmiş oluyor. (…)

Suriye, Irak ve Türkiye’deki etnik Kürt topraklarını ellerinden almak, terörize etmek ve sömürgeleştirmek için kendi silahlı kuvvetlerini kullanarak dışarıda savaş açan Türkiye’nin Erdoğan’ından farklı olarak, İsrail’in Netanyahu’su savaş çarkını döndürmek için denizaşırı (ABD) üst düzey harekâtçılarına güveniyor. …

Sonuç

Türkiye hiçbir zaman Türkmen azınlıklarla ilgilenmemişti, buna rağmen Erdoğan Suriye ve Irak içlerine doğru bir “Türkmen sınırı” uzatıyor. Bu amaçla, Kürtleri yerlerinde uzaklaştırmak için IŞİD teröristleriyle ittifak kuruyor. Tıpkı Netanyahu gibi Erdoğan da “saf” etnik bir devlet arzuluyor; birisi Yahudi öteki Türk devleti istiyor! Her iki zalim lider de sivil insanlar bir yana komşu devletlerin egemenliklerine de saygı duymuyorlar. Her ikisi de ABD’nin askeri desteğine bağlılar. Her ikisi de Ortadoğu’da daha yaygın ve daha yıkıcı savaşları tetikleme sürecindeler. Netanyahu ve Erdoğan Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek istiyorlar: Türkiye, Kürdistan ve Suriye’yi ele geçirecek; Netanyahu ise İran’ın yok edilmesiyle birlikte Basra Körfezi’ndeki askeri hâkimiyetini genişletecek.

İşte bu iki lider birbirlerinden nefret ediyormuş gibi görünüyorlar, çünkü kibir ve davranışta o kadar benziyorlar ki… Ve Profesör Zelikow’a göre, salaklıkla “koalisyon ortakları” dediği farklı güç odakları arasında “arabuluculuk” yapmak üzere ABD “tanrısal” bir adım atmak zorundaymış.

Kaynak: http://petras.lahaine.org/?p=2045


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome