Ethem'in bizlere emanetidir adalet! - Nihal Kemaloğlu

4 Aralık 2013 Çarşamba

"Hakikati" perdeleyerek milli "adaletsizliğe" dönüştürme mekanizması devletin tarihsel kara deliğine Ethem'in davasını atarak unutturma niyeti belli olmuştu.


Pazartesi günü Ankara Adliyesinde yine "gerçeklere" değil devletin "ali çıkarlarına" sadık yargı bu kez pek boy gösterememiş boylu boyunca kürsüye uzanmıştı..

Kayıtları izlediğimizde "silinemez gerçekliği" gözümüze mıhlanan  bir cinayetin faili ve sorumlu mevkileri bu kadar "aşikar" olunca herhalde insan böylesi "ruhsal yorgunluğu" kendine yorgan yapıveriyordu.. ..
Duruşma sonunda mahkeme heyetinin kararı ; "mahkemenin tarafsızlığı ve adil yargılama konusunda şüpheler çıktığı "gerekçesiyle davadan çekilmekti...

Bu kararın mealine geçmiş tecrübemizle aşinaydık yani  Ethem'in dosyası "adaleti" zaman üzeri aşırtarak, vicdan kemirengeni bir sürecin kuytu labirentlerine doğru sevk edilecekti...

Bu esnada sirayet etmediği insani ve toplumsal değer bırakmayan "ileri demokrasi" adıyla malul "rantokrasimiz" fitneci iç güç çekişmesiyle gürültüyle çatırdarken bile  Ostim'li kaynak işçisi Ethem'in davasını "yoğun robocop kuşatması" altına almayı ihmal etmemişti.

Yargılama ise "gerçekliği" tamamen bozup, dağıtan bir "simülasyon" kurgu gibi akmıştı..

 Ethem'in canını bir kurşunla aldıktan sonra acele Urfa'ya tayin edilen katil zanlısı  "peruk-takma bıyık-kaş-gözlükle" kamuflajı ve telekonferans "darbeci yargılama teknoloji" farkıyla duruşmaya on-lıne katılmıştı.. 

Tabi ki çığlık atan bir cinayetin incecik şeffaflığına müdahale edemediğiniz durumlarda dönüp katilin yüzü, fotoğrafı, ikametgahı ve izini bulandırmak şart oluyordu.

Yüzünü Ethem'in avukatlarının bile görmediği,bilmediği sanık, polis video görüntülerinde "kerhen" sadece yazılı savunmasını okumuş ve Şırnak, Roboski, Reyhanlı katliamlarında vatandaşına yaptığı" kötülüğü" hatırlamayan devlet aklını "kullanarak" avukatların sorularını "hatırlamıyorum,bilmiyorum" diye cevaplamış.....

Sonra korku yüklü imayla "beni öldüreceklerini düşündüm" demişti..
Ne tuhaf değil mi ? Coplu, kasklı, çelik yelekli gerçek mermi sürülmüş tabancalı polisten "korkmayan" ama 1 Haziranda Kızılay Meydanına doğru bir kaç adım atmakta direndiği için öldürülen Ethem Sarısülüktü..

Ostim'li kaynak işçisi Ethem, "emekçilerin girmesi yasak" Tekel direnişi sonrasında "şerbetlenmiş" Kızılay meydanına ilk girenlerdendi ve 12 gün sonra Ethem'in cenazesi daha Batıkent kavşağına varmadan polis barikatlarınca çevrilerek yine Kızılay'a sokulmayacaktı.

Metropolleri ve büyük şehir meydanlarını "çitleyen" piyasacı-otoriter tahakküm "kanını,emeğini,ruhunu,geleceğini" yutup tükettiği insan dayanışmasına katlanamaz...

Ve Ethem'i aynı yaştaki katil zanlısının zihnine"düşman koduyla" bellettir, yüreklendirir ve Ethem'in üzerine  sürerdi..  

Bu yüzden Ethem,Ali İsmail,Mehmet,Abdullah,Ahmet,Medeni ve Hasan Ferit'ten bize kalan emanet uzun erimli "hakikate sadık Adalet" mücadelesi olacaktı.

Bugün eğer Ethem yaşasaydı "alınmış canların", "gasp edilen hakların", "ezilmiş onurların" yanına kendini siper eder, başkaları için vereceğimiz hakkaniyet mücadelesinin bizi nasıl daha "insanlaştırdığını" anlatırdı.

Çünkü "insan" olarak doğmanın insan olmaya ve sayılmaya yetmediği zamanlardaydık..


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome