Fitch-Deniz E. Dogru

7 Ekim 2014 Salı


Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin BBB- olan 'yatırım yapılabilir' kredi notunu korudu ve kredi görümünü “durağan” olarak teyit etti. Yatırım bankaları BofA and Goldman Sachs, görünümün “negatife” çevirilmesini bekliyordu. Çünkü Fitch’in önceki aylarda yaptığı olumsuz değerlendirmeleri bu şekilde okumuşlardı.

Fitch not değiştirmeme kararını şöyle izah etti: Cari açık azalıyor, kredi artış hızı düşüyor, bankacılık sektörü de iyi durumda zaten. Biraz garip. Çünkü, Fitch daha 10 Eylül’de, ekonominin yılın geri kalanında daha da zorlanacağını söylüyordu. Ağustos ayında, 2015 seçimlerine kadar devam edecek siyasi risklerden bahsediyordu. Cari işlemler açığının, hızla artan dış borcun kredi notu açısından zayıf noktalar olduğundan, ciddi jeopolitik risklerden söz ediyordu. Recep Tayyip Erdogan da “kredi derecelendirme kuruluşlarının siyasi değerlendirme yaptığını, gerekirse bunlarla ilişkinin kesileceğini” beyan etti.

Bir ayda ne değişti?

Ekim’e kadar, yani bir-iki ayda ne değişti? Aslında hemen hiçbir şey (jeopolitik durum hariç). Fitch’in Ağustos ve Eylül ayında bahsettiği riskler duruyor. Ama Türkiye ekonomisinin geleceğini parlak görmese de, görünüm notuna dokunmuyor.

Jeopolitik riskler, ABD’nin bölgedeki iç savaşlara doğrudan müdahil olması, tezkere, “Kobane katliamı-barış süreci” ile artmış olmalı. Bu, “batacağız, yanıp biteceğiz, kül olacağız” anlamına gelmiyor.Ama, bölgedeki siyasi durumun 3-5 ay öncesinden farklı ve daha riskli olduğunu düşünmek herhalde saçma değildir. Fitch’in Ağustos’ta “istiktar kazandı” dediği TL, son iki ayda yüzde 9 değer kaybetti ve bu seviyelerde kalırsa zaten yüksek olan enflasyonu, dış ticaret açığını, cari açığı etkileyecektir. Büyüme yavaşlıyor. Büyümenin yüzde 6-7 olduğu dönemlerde cari açığın milli gelire oranı yüzde 6-7 idi, şimdi büyüme yüzde 3 fakat cari açık hala yüzde 6 küsur. Bu da bir iyileşme değil herhalde. Türkiye’nin önümüzdeki 12 ayda 200 milyar dolardan fazla dış kaynak bulması gerekiyor; 160 milyar doları vadesi gelen borçlar ve 40-50 milyar doları da cari açığı finanse etmek için. Kredi notu ile ilgili olumsuz bir değerlendirme dış finansman bulma imkanlarını zora sokacaktı.

İki ayda değişen Türkiye’nin ABD liderliğinde IŞİD’e karşı kurulduğu iddia edilen –şu ana kadar ne yaptığı pek anlaşılamayan, Kobane’de katliam yaşanmasına ramak kalmışken Suriye/Irak’ta üç tank, iki silo, beş kamyonet, bir su deposu vuran, bir topçu mevzini de ıskalayan- koalisyona dair tavrı. Türkiye koalisyona destek konusunda isteksizmiş gibi görünüyordu. Yabancı basında Türkiye’nin gönülsüzlüğünden bahseden yazı, yorum, haberler çıkıyordu. 2 günlük bir ABD ziyaretinin ardından Türkiye’nin koalisyonu destekleyeceği açıklandı. Bu hızlı dönüşe şaşıranlar oldu. Yapılan pazarlıkları, müzakereleri bilemeyiz. ABD’li bir diplomat the Independent gazetesine verdiği beyanatta,  hava operasyonlarının yetmeyeceğini, kara harekatı unsurlarının Suriyeli muhalifler (efsanevi ve varlığı şüpheli “ılımlı-insan ciğeri yiyen-muhalifler”), Peşmerge güçleri ve bölge ülkelerinden oluşması gerektiğini söylüyordu.  “Bölge ülkesi” herhalde İzlanda değildir. ABD “Sunni koalisyona” önem veriyor, bileşenleri üzmemeye çalışıyor. Şom ağızlığı ile meşhur Başkan Yardımcısı Joe Biden “ortada ılımlı muhalif falan yok, Suriye’deki tek ılımlılar orta sınıf esnaf tayfası..üstelik bu radikalleri müttefiklerimiz Türkiye, Suudiler, Birleşik Arap Emirliği besledi. Yapmayın dedik ama dinletemedik” deyiverdi. Erdoğan, kredi kuruluşları gibi Biden’ı da defterden sileceğini, tarihe gömeceğini söyledi. Beyaz Saray, Biden “öyle demedi şöyle demek istedi” türünden bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Biden da bizzat Erdoğan’ı arayarak özür diledi (AKP’liler için aylarca kullanabilecekleri malzeme çıktı: ABD özür diledi, ağladı yalvardı, hata sende değil bende dedi). Anladığımız; Türkiye için düşünülen rol önemlidir ve Ankara kırılmamalıdır. Fitch de böyle bir zamanda yabancı sermayeyi korkutacak, Türkiye’yi kıracak bir şey yapmıyor. Kredi görünüm notunun kırılmasının devlet tavhillerinden 3-4 milyar dolar çıkışa neden olacağı söyleniyordu. Şimdi rahatlandı.

Kredi kuruluşlarının bir ülke için yaptıkları değerlendirme (doğru ya da yanlış, uydurma ya da değil, siyasi/ekonomik baskı unsuru olarak kullanılıyor ya da değil, bu kısmı ayrı bir konu) o ülkeye sermaye akışını, ülkenin dış finansman imkanlarına erişimini etkiliyor. Türkiye’nin dış kaynağa bağımlılığı fazla, zayıf noktası çok. Ülke jeopolitik şartlar ve ekonomik açıdan zor ve karışık bir döneme giriyor. Gazetelere bakılırsa Batı, Türkiye’nin Suriye/Irak operasyonunda daha etkin olmasını istiyor. Fitch’in, yaptığı bu kadar uyarının ardından ve Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları destekleme kararını takiben, kredi notuna dokunmamasının bu konu ile bir alakası var mıdır? Faniler olarak, biz bilemeyiz. Hükümetin “siyasi değerlendirme” yaptığı için fırçaladığı Fitch bu sefer gerçekten “siyasi” bir karar almış mıdır, onu da tam bilemeyiz.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome