Gezi + Lice = Soma - Selçuk Candansayar

9 Haziran 2014 Pazartesi


 Günlerdir Lice için sürdürülen kara propaganda amacına ulaştı. ‘Güvenlik güçleri’ göstericilere ateş açtı ve insanlar öldü.

Rüşvet, şantaj ve şiddeti siyaset aracı olarak kullanan iktidar; onu zora düşürmek için Milliyetçiliği kaşıyan muhalefet ve bu ikisi arasındaki çekişmeden mevzi kazanmaya çalışan Kürt siyaseti arasında kalan barış giderek ‘kirlenen’ bir ‘şey’ haline geliyor.

‘Çözüm süreci çalıştayı’ ndan sadece birkaç saat sonra neredeyse birkaç kilometre ilerde ölümcül saldırı gerçekleştirilirken Erdoğan, yanına ‘milletin a… koyan’ müteahhitleri alarak havalimanı temeli atıyordu.

AKP, özellikle Kürtlere ben gidersem sizi bu ulusalcı Kemalistler öldürür; Kürtler, AKP’ye biz sana olan desteğimizi çekersek bu Cemaat, MHP, CHP senin ipini çeker; MHP ve CHP kendi tabanları varsaydıkları kitleye, biz olmazsak bu AKP hepinizi keser ve Güneydoğuyu Kürtlere verir demeyi siyasetlerinin temel taşı yapmış durumdalar.

Demem o ki Türkiye halkları düşman ve tehdit siyasetinin cenderesine sıkıştırılmış durumdalar. Düşmanlık temelli siyaset sırt sırta vermesi gerekenlerin birbirlerini tehdit olarak görmelerini ve aralarında didişmelerini sağlıyor.

Ağacın hakkı için mücadele edenin Kürdün, Kürt olma hakkını kendisine tehdit olarak; Kürt olmaya çalışanın da ağacın hakkını savunanı kendi kimliğine karşı tehdit olarak görmesini sağlamak Erdoğan’ın gücünü artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

AKP ve Erdoğan’a karşı omuzdaşlaşmak varken, sen Gezi’de yoktun, sen Lice’yi görmüyorsun demek sadece akıldışı değil aynı zamanda ahlakdışı da ve maalesef taraflar bu hali görmekten uzak.

AKP iktidarı için Gezi ile Lice arasında bir ayrım olmadığını görmek istemeyenler, yok sayanlar şimdi gözlerini biraz daha kapamak zorunda kalacaklar. Topçu Kışlası, 3. Köprü, 3. Havalimanı ile Kalekol inşaatlarının bir ve aynı şey olduğunu anlamaktan kaçtıkça Erdoğan kazanıyor.

Gezi ve Lice ayrımı, temel hakikat olan Soma’ nın yüklediği sorumluluktan kaçmaya yarıyor. Oysa Soma, 12 Eylül Darbesi’yle başlayan bu vahşet düzeninin asli sonucu. Kürdistan petrolünü Kalekolların sağladığı askeri güvenlikle taşımak ile İstanbul’daki inşaat yağması birbirinin tamamlayıcısı ve Türkiye’yi bekleyen yarı askeri diktatörlüğün bekçiliğini yapacağı düzenin özü.

Gezi parkını kurtardık ile artık Diyarbakır uçağında Kürtçe anons da yapılıyor yaşasın, gerisi gelir nasıl olsa dedikçe Erdoğan güçleniyor, üstelik de düşmek üzereyken.

Geçen hafta yoldan çıkmak derken kastettiğim tam da bu siyaset diye yapılan ve her ölümde biraz daha ahlaksızlaşan yoldan ayrılmaktı. Bize hakkaten devrimci bir yol gerekli; bir çıkış, patika olmadı yolu biz açmalıyız.

BirGün Gazetesi
09.06.2014


 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome