Havada Kapatma Davası Kokusu Varken- Gökçe Sinasos

19 Eylül 2012 Çarşamba

BDP’nin bir kapatma davasıyla karşı karşıya kalması ihtimalinin giderek arttığını söylemek sanırım abartılı bir yorum olmayacaktır.


Bir ulusal gazetedeki köşesinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nden AKP diye bahsettiği için hükümetin pek muhterem başına izahat verme gereği duyacak kadar muhabbet besleyen, yetmişli yılların hızlı ülkücüsü Taha Akyol’un (T.A.)* “Teröristlerle kucaklaşmak evrensel hukuka göre de suçtur! AİHM’ye göre bırakın kucaklaşmayı, “terörü kınamaktan kaçınmak” bile partiler için kapatma, kişiler için seçilme hakkını kaldırma sebebidir” diye yazdığı yazının ardından konuyla ilgili kulis faaliyetlerinin iyiden iyiye gün yüzüne çıktığını söylemek mümkün.

Nihayet, BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla verilen hapis cezası kararı ve Bülent Arınç’ın şuurunu çarşıya gönderdikten sonra söylediği “BDP'lilerin kadın kotasını arttırmasına neden yok. Onları nasıl kadın sayıyorsunuz? Her biri polis iteliyor, tokat atıyor, her biri otobüs üzerine çıkıp acayip şeyler söylüyor” sözlerini arka arkaya okuyunca, siyasi parti kapatma davalarıyla ilgili insan hakları hukuku ilkelerini özet bir şekilde tekrarlamak kaçınılmaz bir hale geldi zira aksi halde, her fırsatta hukuk fakültesinde okuduğunu bildirmek zorunda hisseden T.A. gibi âlimler kamuoyunu yalan yanlış bilgiler ile yönlendirmekteler.

Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulmuş olan hukuk çerçevesinde, siyasi parti özgürlüğü ile ilgili 3 ayrı makamın, birbirine yakın ama bazı farklar da taşıyan 3 ayrı siyaset güttüğünü söylemek mümkün. Ortak noktaları özgürlüğü temel alan, siyasi partilerin yasaklanmasının ancak ve ancak son tedbir olarak düşünülebileceğini söyleyen bu makamların en özgürlükçüsü olan Venedik Komisyonu, özet olarak siyasi partilerin politik emellerini gerçekleştirmek için şiddeti kullanmaları veya kullanmaya açıkça teşvik etmeleri halinde kapatılabileceklerini belirtmektedir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ise 1308 sayılı Kararı ile siyasi partilerin ancak ve ancak varlıklarının anayasal demokratik düzene açık bir tehdit olması halinde yasaklanabileceğini öngörür. Bu bakımdan AKPM’ye göre bir siyasi parti şiddeti kullanmasa dahi, demokrasiyi ortadan kaldırmaya yönelmesi halinde kapatılabilecektir.

Bu iki politik makam dışında, belki de en geniş bir biçimde siyasi parti özgürlüğünü inceleyen ve bu konu hakkında önemli bir içtihat birikimine sahip olan kurum ise şüphesiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) olmuştur. Türkiye’de siyasi partilerin kapatılması sorunu karşısına birçok kere gelen Strazburg Mahkemesi, Türkiye Birleşik Komünist Partisi / Türkiye davasından bu yana, siyasi partiler hakkında içtihadını geliştirmiştir. Ülkemizde siyasi partilerin yasaklanmasının savunuculuğunu yapan kimselerin sürekli tekrarlamaktan hoşlandıkları Herri Batasuna ve Batasuna / İspanya davasında da, önceki kararlarında ortaya koymuş olduğu ilkeyi tekrarlayan AİHM’nin bu konudaki görüşü çok açıktır ; siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez yapı taşlarıdır ve yasaklanmaları ancak ve ancak çok istisnai durumlarda düşünülebilir.

Bir siyasi partinin kapatılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olması için kapatmanın kanun tarafından öngörülmüş olması, meşru bir amaca hizmet etmesi ve kapatma önleminin bu meşru amaçla orantılı olması gerektiğini hatırlatan AİHM, bir siyasi partinin kullandığı yöntem ve araçların demokratik olması ve ilgili partinin önerdiği değişikliklerin demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmaması ve demokrasiyi ortadan kaldırma amacı gütmemesi halinde kapatılmasının Sözleşme’ye aykırı olduğunu belirtir. Bir siyasi partinin kullandığı yöntemlerin demokratik olmasından öncelikle silahlı milis kuvvetleri oluşturma, şiddete açık çağrı veya şiddet kullanımı gibi yöntemleri kullanmaması anlaşılmaktadır. Önerdiği siyasi projenin demokrasinin özüne bir tehdit teşkil etmesi için ise, kanun önünde herkesin eşitliğini ortadan kaldırmak (herkese dinine göre hukuk uygulanması bu bakımdan çarpıcı bir örnektir), serbest seçimleri yasaklamak ve benzeri öneriler gösterilebilir.

Peki yazımızın başına dönelim. Terörü kınamaktan kaçınmak gerçekten bir parti kapatma ve seçilme hakkının kaldırılması sebebi midir? AİHM böyle söylemese de T.A.’ya göre öyle. B. Arınç henüz konu hakkında sessiz, kadın mıdır kız mıdır sorusuyla meşgul. Sünnetçi C. arkadan hançerleyen açıklamasını cebinde taşıyor. B. Kuzu genel başkanının işaretini bekliyor. Ana akım medya tetikte. Hassas vatandaş parti bürolarını basmadan önce son bir işaret fişeği bekliyor.

Bir kapatma davası açılmaması temennisiyle toparlayalım. Ünlü Fransız kamu hukukçusu Georges Vedel iki şey kesindir der ; bir demokrasi örgütlü partiler olmadan yaşayamaz ve o partiler yüzünden ölebilir. Katilin parmağının gösterdiğine bakmaktansa, parmağın kime ait olduğunu görmek, demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışanı ifşa etmek bakımından kuşkusuz önemlidir.

*Taha Bey satırda yeterince yer var aslında ama sırf canım istediği için böyle yazıyorum.
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome