Haziran güzellemesi...-Çağhan Kızıl

9 Aralık 2014 Salı

Çok günümüz geceye döndü dostlar! Gecelerin sabahını pek azımız gördük. Karanlık, en güzellerimizi aldı bizden. Sokakların sahibi bizdik, çaldılar.


Gecenin aydınlığı bizdik, söndürdüler. Sessizliğin çığlığı idik, susturdular. Telin ezgisi, kağıdın şiiri, yüreğin selamıydık; dostun gözyaşı, çocukluğun yokluğu, tarihin tuzu olduk. Kalbini limanda bırakmış gemicilerin eski efsanelerinde mi kaldık? Aymışsak yarı gecede, bulduk mu dostu kavganın orta yerinde? Belki işte bir gün daha geceye dönüyor. Şehirlerin üzeri kara bir örtüyle kaplanırken, sokaklar boşalır, insanlar yalnızlaşır. Uzaktan, sazın tellerinden bildik bir ezgi çalınır kulaklarımıza. Ateş yakarak ısınır evsiz çocuklar, ama yeniden yollara düşüyor bu çocuklar. Zaman yavaşlıyor, ışıklar azalıyor. Rüzgar caddenin tozunu alırken, sevdamızın yırtık resimlerini de bilinmeze götürüyor. Yapraklar artık ses çıkartmıyor. Derin uykuda ıslanırken kent, umut tonlarca ağırlığa ulaşıyor. Soralım hadi yüreğimize, umut dediğin neymiş? Günün doğması mı? Yağmurun dinmesi ya da rüzgarın susması mı? Kalabalığın ortaya çıkıp yalnızlığın üstünü bir günlüğüne örtmesi olabilir mi? Bir dostun bakışındaki güç mü yoksa? Hiç bahar görmemişlere yeşile kesmiş bir ülke verebilmek mi? Durgun yürek sularında taş sektirmek, veya sabaha söyleyecek söz bırakmamak mı? Gürül gürül akan bir yaşamın ağırlığını hafifletebilmek için yeni bir yaşam yaratmak mı dersin? Belki.. Ama emin olduğum bir tek şey var: gözlerin buğusunda sesi kısılıncaya dek bağıranların yüreğidir ilk bakacağım yer geceyi güne dönüştürmek için. Karanlıkta ateş yakanlar, telleri titretenlerdir onlar. Bunun için koşuyoruz ya sokaklarda bir Haziran’ın ötesine geçmek uğruna, soluklarımız kesiliyor ya, narlarını topluyoruz ya bahçelerin elbirliğiyle... En güzeli, yeniden yola çıkıyoruz yapma diyenlere kulak asmadan. Biz kırıldık yine kırılırız da, kimse dokunmasın bizim suçsuzluğumuza der gibiyiz şairin izinden.

Biliriz ki seviyoruz bu türküyü, söylemekte zarar yok! Hep 17 yasında kalanız, ekmek almaya giderken vurulan, madende boğulan, işkencede yok olanız. Sarayların saltanatları bir gün biter, kan susar zulüm biter derken şair, bu kavgayı yeryüzünü aşkın yüzü oluncaya dek sürdürecekler biziz! Nemli olan sesimize ses, fenerin ışığına fer katmak amacımız. Yıldızları boğan bulutların ötesinde yürekleri yağmurlara serpebilmek. Kulağımıza çalınan ezgiyi bulup çıkarmak karanlığın içinden. Buz kesen düşleri çokluğun dostluğuyla çözmek. Işık olmak, yumruk olmak, umut olmak, sevda çekmek, güne varmak...

Koşuyoruz daha da hızlanarak; rüzgar kınımızdan çıkarıyor bizi. Dost ellerini bulup bulutları dağıtıyoruz. Ezildik, dışlandık, sömürüldük, öldürüldük biz... Biz diğeriyiz; evde, işte, sokakta yasaklı, sesi çıkmayanız. İşkencede ölümsüzleşen, yol kenarında bulunanız, kendimizi asan, dagda türkü yakanız... İşte bu yüzden uzaktaki türküyü duyuyoruz: eşitlik diyen, özgürlük diyen, bu düzen değişmeli diyen! Devrim mi, aşk mi, dayanışma mı, hepsi var bu notalarda! Duyuyoruz! Evimizden, fabrikamızdan, okulumuzdan geliyoruz! Kirli paçamızla, nasırlı ellerimizle, kitaplarımızla geliyoruz! O zaman, katılın dostlar; mahallelerden, fabrikalardan, okullardan katılın! Nicedir bilirsiniz ki gün elbette doğacaktır, saklanmayın; yitmeyin, gitmeyin ve korkmayın! Ama önemli olan günün nasıl doğacağıysa, hadi! Zincir sesleriyle mi yoksa yangın yerlerinde mi uyanacağız? Yolu yok be arkadaşım; dur duraksız yana yana döne döne geleceğiz ellerimizde çiçeklerle... Var mısınız o türkü tadındaki sabahlara, susmayan yüreklere ses katarak yeniden uyanmaya; yaşama ve devrime sevdalanmaya? Bir meydanın mavisinden bir ülkenin kızıllığına yol alan korkusuz çocukların şenliğidir devrim. Yaşamın yağmalanmış sevincini canlı tutan çiçeklerin kokusudur kiraz mevsiminin gönül işçileri. Duru suların yok olmaya yüz tutmuş iyimserliğidir yarin gülüşleri. Demektir ki, bir şenliğin ateşini yakacağız dostlar; yarin gülüşü gibi ısıtacak içimizi gönüldaşlığımız. Koşuyoruz o zaman karanlığın içinde; kapıları çalıyoruz; bir el tutuyor elimizi, bir tane daha... Gençleşiyoruz... Gökyüzünü ve yeryüzünü zaptediyoruz... Böyle aydınlanacak işte ortalık! Sayfalarca teori yazabiliriz, fakat yürektir artık konuşan; insan olmayı savunuyor bu Haziran. Haziran’da ölmek zordur der ustalar, ama Haziran’dan bir umut hareketini yeşertmek zor değil diyor dostlar. Son umut gibi sevmekse eylem, hepimiz sevinebiliriz, yeter ki güneşin üzerinden uçurtma uçuran haylaz çocukların Haziran’ına bakalım. Selam olsun dövüşene, selam olsun Haziranlaşana.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome