Hitler Almanyasına Geçiş ve Mücadele

6 Ocak 2016 Çarşamba

Anayasayı fiilen değiştirdiğini ilan etmiş, Parlamentoyu iptal etmiş, yargıyı tekelleştirmiş, karşısındaki tüm muhalif dinamikleri zorbalıkla ezmeye yönelmiş, Kürt halkının üzerine bomba yağdıran bir iktidar da onun atacağı her adım da gayri meşrudur. Buna kimse ortak olmamalıdır.


2016 Başkanlık ve AKP anayasası tartışmalarıyla şekillenecek görünüyor. Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile görüşmesinin ardından, TBMM’de ‘Anayasa Uzlaştırma Kurulu’ yeniden oluşturulacak. Meclis Başkanı’nın çağrısıyla Kurul’un oluşturulmasının ardından 6 Aylık bir çalışma takvimi öngörülüyor, ardından da AKP gelinen aşamaya göre kendi adımlarını atmaya başlayacak. 

***

AKP rejimi, anayasanın fiilen değiştiğini ilan ederek başlattığı fiili süreci anayasal bir düzleme taşımaya çalışacak. Başkanlık modeliyle, yasama-yürütme ve yargının –bugün fiilen hayata geçirildiği gibi- tekleştirilmesi hedefleniyor. Başkanlık modeli aynı zamanda kapitalizmin uzun süreli krizi içerisinde dağılan ekonomi içinde sermaye lehine kararların kolay ve hızlı verilebilmesi noktasında da işlevselliği itibariyle, sermaye kesiminin de ihtiyaçlarına yanıt veriyor.  AKP anayasası, 12 Eylül anayasa değişikliklerinde kısmen yapılanı tamamlayacak, 13 yıllık AKP iktidarında hayata geçirilen neoliberal ve gerici uygulamaları anayasal düzleme taşıyacak bir arayış. Bunun ötesinde anayasa tartışması içine konulan 12 Eylül anayasasından kurtulmak, demokratik bir anayasa inşa etmek gibi uygulamalar sadece laf salatası.

***

Erdoğan’ın Başkanlık noktasında özel bir çaba içinde olduğu öteden beri biliniyor.  1 Kasım seçimlerinin yarattığı imkan içerisinde, rahatlıkla kafasındaki modeli de açıklayarak Başkanlığın Hitler Almanyasına geçiş olacağını da bir bakıma ilan etti.  Bu geçişi de yine Hitler Almanyasının propaganda ve baskı yöntemlerine dayanarak gerçekleştirmeye çalışacak. 400 milletvekili verin bu iş huzur içinde çözülsün sözünde de ifade ettiği gibi, 400 milletvekilinin henüz olmadığı koşullarda silah-bomba ve faşist baskı yöntemleriyle halkı Başkanlığa razı etmeye çalışıyor. Bir yandan da kamuoyu yoklamaları, telefonlarla görüş alma gibi propaganda yöntemlerine dayanarak Başkanlığa geçişi zorunlu bir uğrak haline getirmeye çalışıyor.

***

Muhalefet ise her zamanki gibi dağınık ve etkisiz. 1 Kasım’ın hemen ardından AKP’nin zor ve baskıyla belirlediği seçim sonuçlarını meşru kabul etmekle kalmayıp, AKP’nin yeni anayasa çağrısına hevesle yanıt veren muhalefet bugünlerde de Erdoğan ve AKP’nin kurduğu anayasa oyunu içine tereddütsüz giriyor.  CHP, Anayasa görüşmesi sonrasında yeni anayasa noktasında uzlaşma olduğu açıkladı. Kılıçdaroğlu, Başkanlık konusunda da dinlemek istediğini sözlerine ekledi. CHP lideri Davutoğlu ile yaptıkları görüşmeleri kamuoyuna aktaracağını da peşinen söyledi. CHP yönetimi ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğunun konuşulanları yayınlamak değil, AKP’nin Başkanlık ve Anayasa ile atmak istediği adıma engel olmak olduğu aklına dahi gelmiyor olsa gerek.  Muhalefet olduğunu dahi unutmuş görünen CHP, AKP’nin anayasa minderine çıkarak, bugünden AKP anayasasını meşrulaştıracak adımlar attığının dahi farkında değil. Yarın,  ‘bizimle sadece sohbet ettiler, gerçek bir anayasa değişikliği tartışması yapmadık, kafalarına göre yaptılar her şeyi’ dediklerinde çok geç olacak.

***

HDP, 1 Kasım sonrasında Başkanlık Modeli noktasında dahi tereddüt yaratan bir tartışma içerisine girmişti. ‘Başkanlık sistemi tartışılabilir, ancak Erdoğan’ın istediği diktatörlük’ biçimindeki itirazlarla birlikte Anayasa arayışının içinde olacağını ifade eden HDP, bu tartışmaya geçtiğimiz hafta DTK’nın açıkladığı özerklik –yerinden yönetimlerin güçlendirilmesi önerisiyle katılacağını da ifade ediyor.  Anayasa Uzlaştırma Kurulu’na, Meclis başkanının bilgilendirilmesi dahilinde, katılacaklarını ifade eden Demirtaş, masadan çekilen tarafın kendileri olmayacağını ifade ediyor. Anayasa sürecinin, müzakereye geri dönüş imkanını da geliştirilebileceğine yönelik kimi yorumların da eşliğinde HDP’nin de içinde olacağı bir masa kurulacak görünüyor. Sonuçta, HDP’nin tutumu da CHP’den çok farklı değil.

***

Başkanlık ve Anayasa konusunda solda yaşanan kafa karışıklığı bir kaç noktada ifade edilebilir. Bir yanıyla, ‘aktif siyaset’ adına tıpkı seçimlerde de olduğu gibi, olağan demokratik bir Anayasa yapım süreci varmışçasına, anayasa tartışmalarının dışında kalmamak adına kollar sıvanarak demokratik bir anayasa için müzakere-mücadele birliklerinin kurulması çağrıları yapılıyor. Bu şekilde siyaset yapılabileceği düşünülüyor.  Böylesi bir çizgi AKP’nin Hitler Almanyasına geçiş sürecini durdurmayı değil, onun demokratik bir anayasaya sahip olabileceğine yönelik bir yanılsamaya dayanıyor.  Bu şekilde siyaset yapmak da AKP’nin açtığı tartışma zemininde nasıl bir Başkanlık, Başkanlık Modellerinin demokratik biçimleri olabilir mi, demokratik bir anayasanın maddeleri üzerine bitmez bir müzakerenin parçası olarak, Anayasa ve Başkanlık Sistemine meşru bir zemin üretmekten öte geçmeyecek.

Tereddüt yaratan noktalardan birisi de kuşkusuz Kürt sorununun demokratik çözümü ve Kürt hareketinin özerklik talebi etrafında bir anayasal düzenlemenin yapılması noktasında ifadesini buluyor. Anayasanın demokratikleşmesi ve Başkanlık Sistemi’nden kurtulmanın bu taleplerin güçlenmesi ile mümkün olabileceği ifade ediliyor.  Bu da öncekilerden farklı bir sonuç üretmeyecektir. Kürt sorununda çatışmaların sona ermesi ve demokratik bir çözümün gelişmesi noktasındaki tartışmaları AKP’nin anayasa sürecine bağlamak önemli bir hata olur.

***

Bugün yapılması gereken, AKP’nin Başkanlık ve Anayasa ile İslami faşizmi derinleştirme adımlarına karşı çıkarak, Türkiye’nin AKP’den kurtulması için mücadele etmek olmalı. Anayasayı fiilen değiştirdiğini ilan etmiş, Parlamentoyu iptal etmiş, yargıyı tekelleştirmiş, karşısındaki tüm muhalif dinamikleri zorbalıkla ezmeye yönelmiş, Kürt halkının üzerine bomba yağdıran bir iktidar da onun atacağı her adım da gayri meşrudur. Buna kimse ortak olmamalıdır. Bu sürecin içerden dönüşebileceği, müzakere ile demokratik bir açılımın ortaya çıkabileceği yönündeki tüm eğilimler sonuçta AKP’ye bir geçiş güzergâhı hazırlamaktır. Bu yola asla girilmemelidir.

Haziran Hareketi’nin, CHP’nin AKP ile yaptığı görüşme öncesinde yaptığı çağrı bu anlamda önemlidir. HAZİRAN’ın AKP’yi, Anayasayı, AKP’yi REDDEDELİM çağrısı etrafında tüm muhalefetin birliğini ve ortak mücadelesini sağlayarak, Hitler Almanyasına geçişe karşı bir direniş çizgisi oluşturulmalı.  Önümüzdeki dönemde mücadele bu çizginin her alanda yaygınlaştırılması, solun ve tüm toplumsal muhalefetin AKP’yi ve Anayasasını durdurmak üzere ortak bir mücadele geliştirilmesinin yolları aranmalı.
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome