Hollande Mali’de Çok Riskli Bir Bahis Oynuyor: Uzun Vadeli Felaketler Muhtemel - Immanuel Wallerstein

3 Şubat 2013 Pazar

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 11 Ocak’ta Mali’ye ilk etapta az miktarda asker gönderdi fakat bu sayı kısa süre içinde 3500’e ulaştı. Operasyonun amacı Mali’nin kuzeyini ele geçiren çeşitli radikal İslamcı gruplarla mücadele etmek olarak açıklandı.


Yaşanan durum aslında gage kökünden türeyen ve bahis anlamına gelen Fransızca “gageure” kelimesinin karşılığıdır. Bu kelimenin tam karşılığı çok zor bir işe kalkışmaktır. Bence sözcük “riskli bahis” olarak çevrilebilir ki bu durumda çok riskli bir bahse kalkışılıyor.      

Peki, Hollande ne için bahse girdi? Girişiminin iyi bir fikir olduğunu düşündüğü ve kendince gerekçeleri bulunduğu muhakkaktır. Mali başbakanından acilen askeri birlikler gönderilmesi için resmi talep geldiğini söylüyor. Her iki başbakan da Mali ordusunun geri çekilmek durumunda kalması sonucu radikal İslamcıların kısa bir süre içinde önce Mali’nin başkenti Bamako’yu ardından da bütün ülkeyi ele geçirebilecekleri tehdidini gerekçe göstererek asker gönderilmesini meşrulaştırıyor. Yani görünen o ki ya şimdi ya da hiç diyorlar.

Hollande, bu girişiminin dünya genelinde desteklendiğini düşünüyor. Birleşmiş Milletler, Mali hükümetinin desteklenmesine ve komşu ülkelerdeki Afrikalı askerleri müdahale etmeleri için yetkilendirmeye oybirliği ile karar verdi. Ancak bu askeri birliklerin henüz “hazır” olmadıkları ve acilen eğitilmeleri gerektiği kanaatine vardılar. 2013 yılı ortalarına kadar hazırlıklarını tamamlayabilecekleri öngörüldü. Hollande ise Fransa’nın bu kadar uzun süre bekleyemeyeceğini belirtti.

Afrikalı askerlerin öncülüğündeki müdahaleye başlangıçta karşı çıkan Cezayir dahi Fransa’ya desteğini iletti ve hava sahasının kullanılmasına izin verdi. Bunu Fransa’nın yaptıklarını “anladığını” belirten Tunus’un desteği izledi. Fransa’nın NATO’daki bütün müttefikleri – özellikle Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve İspanya ile onlar kadar coşkulu olmasa da Amerika Birleşik Devletleri – Fransa’nın doğru olanı yaptığını belirterek ona destek vereceklerini beyan ettiler: asker göndermeyecekler ancak Afrikalı orduların eğitimi için eğitmenler ile nakliye uçakları gönderecekler.

Hollande’ın başka artıları da mevcut. Hareket, Fransa ve müttefiklerinin istekleri doğrultusunda, sivil başkanın Mali ordusunun darbeci lideri karşısında kuvvetlenmesinin önünü açtı. Bu hareket, Hollande’ın Fransa genelindeki imajını da değiştirdi: önceleri kararsız ve zayıf görünürken şimdi cesur savaş dönemi lideri olarak algılanıyor.  

O halde bahis neden riskli? Hollande sınırlı sayıda asker ve uçak göndereceğini ve belki diğer Afrikalı orduların yardımıyla radikal İslamcıları bölgeden uzaklaştırarak Mali’nin kuzeyinin yeniden Mali hükümetinin idaresine verilebileceğini iddia etti. Bütün bunların bir ay gibi kısa bir süre içinde gerçekleştirilebileceğini zannetti.  

Aradan bir aydan daha kısa bir süre geçti. Hollande riskli bahsi kaybedecek; Fransa ise Batı dünyasının bugünlerde artık uzmanı olduğu uzun dönemli çıkmaza saplanacak gibi görünüyor. Fransa askeri birlikleri gönderene kadar ülkede Fransa ile diğer batılı ülkelerin neden “başka bir Afganistan” inşa etmemeleri gerektiği üzerine tartışmalar yürütülüyordu; pek çok insan asker gönderilmesi halinde benzer bir sürecin yaşanacağını ifade ediyordu. Her girişim kendine has özellikler barındırmakla birlikte sürecin yeni bir Afganistan oluşturmaya doğru ilerlediği söylenebilir. Başlangıçta Hollande’ı net bir biçimde destekleyen Fransız politikacılar, sürece muhalefet etmeye ve Hollande ile “aralarına mesafe koymaya” başladılar. Buna karşın hiçbir NATO müttefiki yaptıkları hatırı sayılır yardımlar konusunda çok da endişeli görünmüyor. Fransız hükümeti hoşnutsuzlukları kendi içinde tartışmayı sürdürürken resmi açıklamalarla olağanüstü destekler için teşekkür ediyor.

Bu yazı yazılırken Fransız ve Malili askerler kuzey Mali’deki üç büyük merkezi (Gao, Timbuktu ve Kidal) yeniden ele geçirdiler. Afrikalı birliklerden bir grup asker (çoğunluğu Çad’dan) de askeri kuvvetlere dâhil oldu. İlk bakışta her şey yolunda görünüyor. Ancak süreç incelendiğinde durum Hollande ve diğer batı dünyasından ülkeler için hiç de iç açıcı görünmüyor.

Öncelikle şehir merkezlerini “geri almak” ne anlama geliyor? Bu durum muhtelif radikal askeri grupların (birkaç farklı grup var) adamları ile mühimmatlarını şehirlerin en azından birçoğunda geri çektikleri anlamına geliyor. Radikal İslamcıların, doğrudan çatışmak için yeterince güçleri olmadıklarından, gerilla savaşına yönelecekleri aşikârdır.

Peki, askerler ile mühimmatı nereye doğru geri çektiler? Bu kaynakların bir kısmını şehirlerdeki gizli yapılanmalarına aktaracakları tahmin ediliyor. Geri kalan çoğunluğu ise daha rahat savaşabilecekleri çöllere ve korunaklı gördükleri Mali’nin kuzey bölgesindeki dağlık alandaki mağaralara sakladılar.

Bütün bunlara rağmen şehirlerde “hayatın normale dönebileceği” iddia ediliyor. Elbette bu sav hakikati yansıtmıyor. Öncelikle şehirlerin büyük çoğunluğu farklı gruplara mensup insanlardan oluşuyor. Şehirlerdeki Tuareglerin varlığı yadsınamaz. Mali’deki kargaşa Tuareglerin hakları ile özerklik veya bağımsızlık için yürüttükleri mücadele sonucu başlamıştı.  

Bölgede Tuareglerin yanı sıra neredeyse tamamı Müslümanlardan oluşan Sahra Arapları ile Peul grubu mensupları bulunuyor. Müslümanların büyük bir kısmını Sufîler oluşturuyor; yani radikal grupların savundukları İslam şeriatına karşı çıkıyorlar. Bunun yanı sıra bölgede hem beyaz tenli Malililer (genellikle Tuareg ve Sahra Arapları) hem de siyahîler mevcut. Yerel güçlerin bir kısmının radikal İslamcıları desteklediği, bir kısmının onlara karşı çıktığı (veya onlardan kaçtığı), çoğunluğun ise çatışmaların dışında kalmayı tercih ettiği gidişat değerlendirilirken göz ardı edilmemeli.

Problemlerden bir tanesi Mali ordusunun çoğunluğunu oluşturan (Müslüman olmayan) güneyli siyahîlerin ya durumun vahametinin farkında olmayışları ya da bunu umursamamalarıdır. Genellikle Müslüman oldukları için onlara desteğe gelen Çad’lı askerleri ya benimsemiyorlar ya da onlara güvenmiyorlar. Yani Mali ordusu rastgele intikam alıyor. İnsan hakları gözlemcileri hâlihazırda ordunun radikal İslamcıların gerçekleştirdikleri keyfi katliamlara benzer suçlar işlediğini açıkladı. Bu durum elbette hem Hollande hem de genel olarak Fransızlar için oldukça can sıkıcı. Fransızlar böyle bir durumda savaşı sürdürmelerini n nedenini Mali ordusunu dizginlemeye çalışmakla açıklıyorlar.     

Peki, ne yapmamız gerekiyor? Bunu hiç kimse bilmiyor. Şu anda Fransa’nın Mali’den çekilmesi ile ilgili tartışmalar Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’dan çekilmesi konusunda yürütülenlerle aynı. Her şeyi yerelde desteklediğimiz hükümetlere devrettiğimizde işleyen düzen tekrar bozulacak mı? Hem desteklediklerimiz gerçekten “iyi çocuklar” mı?  

Defalarca tecrübe edilen bir gerçek var: asker göndermek kolay ancak onları geri çekmek çok zor. Peki, tüm bu süreçlerden sonra işler iyiye mi gidiyor yoksa kötüye mi? Askerler en baştan hiç gönderilmemeli mi? Cezayir hükümeti, sonradan fikrini değiştirmiş görünse de, bir ay önce askerlerin hiç gönderilmemesini tavsiye ediyordu. Hollande’ın “cesur kararı”, “Hollande’ın korkunç kararına” dönüşebilir.

Kaynak: http://www.iwallerstein.com, Muhalefet.org için çeviren Feride Tekeli.
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome