Irak ve Suriye’deki Ölüm Mangaları- Michel Chossudovsky

6 Ocak 2013 Pazar

ABD ve NATO ölüm mangaları eliyle yürütülen gaddarlıklara bahane olarak Beşar Esat’ın hükümetini gösteriyor. BM İnsan Hakları Komitesi Yüksek Temsilcisi Navi Pillary konu ile ilgili şu sözleri söyledi: “Eğer Suriye hükümeti acımasız şekilde baskı uygulamaktan başka bir yolu yani sivillerin meşru protestolarına barışçıl biçimde karşılık vermeyi seçmiş olsaydı büyük miktarlarda insan kaybı önlenebilirdi.”


“İnsan Çehresindeki” Terörizm: Amerika’nın Ölüm Mangaları Tarihi
Irak ve Suriye’deki Ölüm Mangaları: ABD ile NATO’nun Suriye’deki örtülü savaşlarının tarihi kökleri

Michel Chossudovsky

Ölüm Mangaları, ABD’nin iyi yapılandırılmış askeri istihbarat örgütünü daha da güçlendiren bir parçasıdır. ABD’nin, terörist grupları suikastlar düzenlemeleri için finansal yardımlarla desteklediği örneklerle dolu, Vietnam savaşına kadar uzanan,  uzun ve dehşet verici bir tarihi var.

Suriye’de hükümet kendini “Özgür Suriye Ordusu” (ÖSO) ismiyle nitelendiren güçlerle mücadele etmeye devam ederken Batı’nın Suriye’deki örtülü savaşının tarihi kökleri de sayısız gaddarlık örnekleriyle ayyuka çıkmayı sürdürüyor. ABD ile müttefikleri 2011 yılının Mart ayından beri ölüm mangalarını ve terörist grupların saldırılarını, dikkatlice planlanmış sürecin bir aşaması olarak, destekliyor. Irak ve Suriye’de terörist grupların güçlendirilmesi ve eğitimi ABD’nin Orta Amerika’daki kitlesel katliamlarda desteklediği “örnek terörist” ölüm mangası “Salvador Seçeneği” örnek alınarak gerçekleştiriliyor. Bu yöntem ilk olarak El Salvador’da askeri diktatörlüğe karşı direnişin en kuvvetli olduğu zaman uygulandı ve sonucunda yaklaşık 75.000 insan hayatını kaybetti. Suriye’de ölüm mangaları ABD’nin Irak’taki terörist grupları desteklerken kazandığı tecrübeler doğrultusunda ve Pentagon’un “kontrgerilla harekâtı” programının bir parçası olarak kuruluyor.

Ölüm Mangalarının Irak’ta Kuruluş Süreci
ABD ölüm mangalarını Irak’ta 2004 ile 2005 yıllarından itibaren, 2004 Haziranında Irak’a gönderilen ABD elçisi John Negroponte’nin önayak olması ile kullanmaya başladı. Negroponte “işinin ehli idi”. 1981 ile 1985 seneleri arasında Honduras’ta ABD elçisi iken Nikaragua’ya karşı güçlerin desteklenmesinde ve Honduras’ta askeri ölüm mangalarının devreye girmesinde etkin rol oynadığı için oldukça deneyimliydi. 

“General Gustavo Alvarez Martinez’in yönetiminde Honduras askeri idaresi hem Reagan iktidarının sıkı bir müttefiki idi hem de düzinelerce muhalifin ‘kaybedilmesinde’ ölüm mangaları ile aktif rol oynadı.” Pentagon’un 2005 yılı Ocak ayında yaptığı açıklama durumu ispatlar nitelikte:

“Kürt ve Şii gerillalardan Irak direnişinin liderlerine suikastlar düzenleyecek mangaları oluşturmak için Amerika’nın 20 sene önce Orta Amerika’daki radikal solculara karşı kullandığı taktikler burada da uygulanıyor.” “Salvador Seçeneği” adı altında Irak ve Amerikan güçleri direnişin liderlerini öldürmek veya kaçırmak için gönderiliyorlar. Bu yöntem şu anda güvenli olduğu sanılan Suriye’de de uygulanıyor. Suikast mangaları konusu oldukça tartışmalı ve muhtemelen bu konunun gizli kalmasına uğraşılıyor.

“Ölüm Mangaları” adı verilen birliklerin Orta Amerika’da kazandıkları tecrübeler bugün bile pek çok insan için hassas bir konu olmaya devam ediyor ve bölgede ABD’nin imajını zedelemeyi sürdürüyor. Reagan hükümeti o zamanlar Salvador direnişinin liderlerini ve destekçilerini etkisiz hale getirmek için milliyetçi grupları destekleyip eğitmişti. Şimdilerde ABD’nin Bağdat elçiliğini yürüten John Negroponte Honduras’ta 1981-85 yılları arasında elçilik yaparken ölüm mangalarını yakından takip etmişti. Ölüm mangaları o senelerdeki gaddarlıkları ile Latin Amerika siyasetine damgalarını vurdular.

1980’li yılların başında başkan Reagan’ın hükümeti Nikaragua’daki Sandinista rejimini devirmek amacıyla Honduras’taki güçleri destekleyerek onların eğitimini üstlendi. Bu harekâtın masrafları Irak’a yasadışı yollardan satılan Amerikan silahlarının geliri ile karşılandı; Reagan’ı devirmeye yetecek şiddette bir skandal. Şu anda Pentagon’un Irak’ta uygulamayı önerdiği model bunun aynısıdır. 

Asıl amacın ne olduğu henüz netleşmedi. İsyancıların suikastlar sonucu öldürülmeleri veya kaçırılıp sorguya çekilmeleri durumları şu anda belirsizliğini korumaya devam ediyor. Suriye’deki bütün operasyonlar büyük ihtimalle ABD özel kuvvetleri tarafından yürütülecek. Bu tarz bir harekâtın sorumluluğunu kimin üstleneceği –Pentagon mu yoksa Merkezi İstihbarat Teşkilâtı (CIA) mi- meçhuldür. Bugüne kadar buna benzer operasyonları hep CIA’in silahlı kolları, ABD’li yetkililere yalanlama olanağı sağlayarak, yürüttü. “Irak için Salvador Seçeneği’nin” amacı “isyanı bastırmak” olarak açıklandığı halde ABD bölgedeki terörist grupları destekleyerek onları şiddete teşvik etti ve pek çok sivilin ölümüne neden oldu. CIA ve MI6 “Irak’taki El Kaide” güçlerini denetleme görevini sırayla üstlendi. Bu kapsamda Şii halkı hedef alınarak onlara yönelik suikastlar düzenlendi. Ölüm Mangaları ABD özel kuvvetleri tarafından bu amaçlar doğrultusunda gizlice kullanıldı.      

Sonradan ABD’nin Suriye elçiliğine atanacak olan Robert Stephen Ford, 2004-2005 yıllarında Bağdat’ta Negroponte’nin ekibindeydi. 2004 senesinin Ocak ayında ABD elçisi olarak ilk temaslarını kurmak üzere Mehdi ordusunun kalesi, Şii şehri, Necef’e gönderildi. 2005 yılının Ocak ayında Robert S. Ford, John Negroponte’nin elçiliğini yürüttüğü ABD elçiliğine siyasal işlerden sorumlu müşavir olarak atandı. Gizli ekibin bir parçası olmakla kalmadı aynı zamanda Salvador Seçeneği’nin yürütülmesinde Negroponte’nin ortağı oldu. Operasyonun temelleri Necef’te, Ford Bağdat’a gönderilmeden önce, atıldı. John Negroponte ve Robert Stephen Ford, Irak’ta ölüm mangalarının inşasından sorumluydular. Negroponte operasyonları ABD elçiliğindeki ofisinden yönlendirirken, ileri düzeyde Arapça ve Türkçe bilen Robert S. Ford, “Yeşil Bölge” dışında, Şii ve Kürt milis kuvvetleri ile bağlantıları sağlamakla görevliydi.    

Takımun diğer iki elemanı; Henry Ensher (Ford’un muavini) ile siyasi işler bürosundan genç bir memur olan Jeffrey Beals ekipte “radikaller dâhil bir dizi Iraklı ile görüşme” görevini üstlenmişti. (bkz. The New Yorker, 26 Mart 2007). Negroponte’nin ekibinin bir diğer önemli ismi 2002-2004 yılları arasında Amerika’nın Arnavutluk elçiliğini yürüten James Franklin Jeffrey idi. Jeffrey 2010 senesinde ABD’nin elçisi olarak Irak’a atandı ve 2012’ye kadar orada kaldı. Negroponte takıma 1980’li yıllarda Honduras döneminden iş arkadaşı Albay James Steele’yi de dâhil etti. Steele Bağdat’ta Irak Güvenlik Güçleri konsolosu sıfatıyla bulunuyordu. Irak’taki en büyük iki Şii milisin, Badr Örgütü ile Mehdi Ordusu, mensuplarının seçilmesi ile eğitiminde öncüleri hedef almaları ve Sünni direnişi güçlendirmek için aktif rol oynadı. Planlı yahut değil, bu ölüm mangaları kısa sürede kontrolden çıkarak Irak’taki pek çok ölümün ve Bağdat sokaklarında sayıları her geçen gün artan işkence görmüş, sakatlanmış insanların müsebbibi oldular. John Negroponte de ölüm mangalarını yönlendiren kişi olarak bu durumun başlıca sorumlusu konumundadır. Irak’ta bugün hüküm süren büyük felaket ortamının başlıca sorumlusu yine ABD’nin desteklediği şiddettir. (Dahr Jamail, Managing Escalation: Negroponte and Bush’s New Iraq Team, Antiwar.com, 7 Ocak 2007)  

Dennis Kucinich’e göre El Salvador’da başpiskopos Oscar Romero ile dört Amerikan rahibenin de dâhil olduğu on binlerce insanın “kaybedilmesinden” veya katliamından Albay Steele sorumludur. Onun idaresi altında isyancılara karşı Bağdat’ta Irak İçişleri Bakanlığı bünyesinde “Özel Komando Polis” birimi oluşturulduğu söyleniyor. (ACN, Havana, 14 Haziran 2006) Haberler, Albay Steele ‘in denetiminde ABD askerlerinin pek çok mahkûmu İçişleri Bakanlığı’nın özel komandolarından, en çok korkulan ikinci birlik olan Kurt Tugaylarını bünyesine kattığını doğruluyor. 

Kurt Tugayları mensupları mahkûmları dövüp onlara işkence yaparken ABD askerleri ile amirleri yalnızca kenardan seyrediyor, hiçbir şekilde müdahale etmiyordu. İçişleri Bakanlığı’nın komandoları Samarra’daki halk kütüphanesine el koyarak burayı zorla alıkoydukları insanları topladıkları bir merkez haline getirdiler. New York Times’ta 2005 yılında Maass imzasıyla Kurt Tugaylarının ABD askeri danışmanı James Steele ile sözde hapishanede yaptığı bir röportaj yayımlandı. Maass, konuşmaların dışarıdan duyulan bir mahkûmun korkunç çığlıkları ile bölündüğünü söylüyor. Steele daha önce, El Salvador’da, bir direnişçiye işkence yapılmasına yardım eden bir müşavir olmaktan dolayı sabıkalıdır.  
Önceki New York Emniyet Müdürü Bernie Kerik de Irak’ta isyancıların bastırılmasında oynadığı rol ile dillere düşmüş ve 2007 yılında federal mahkemece, 16 kişinin ölümüne sebep olmaktan, aleyhine dava açılmış bir isimdir. Kerik, 2003 yılında işgal başlarken Bush hükümeti tarafından Irak Polisini yeniden yapılandırma sürecinde desteklemesi ve eğitimi için bölgeye gönderilmişti. Bernie Kerik, 2003 senesinde Irak’ta kaldığı kısıtlı zamanda geçici İçişleri Bakanlığı görevini yürüttü ve Irak Polis Teşkilâtı içerisinde terör biriminin kurulmasına öncülük etti. İngiliz Polis müşaviri onu “Bağdat’ın terminatörü” olarak anıyor. “Irak’a gönderilen ve Irak güvenlik güçlerini yeniden yapılandırması beklenen Kerik kendini geçici Irak İçişleri Bakanı olarak nitelendirdi.” (Salon, 9 Aralık 2004)  

ABD’nin Bağdat elçiliğinde, Negroponte başkanlığında üstü örtülen bir dizi sivil cinayeti ve işkenceler gerçekleşti. İşkenceye maruz kalanlar arasında mühendisler, doktorlar, bilim insanları ve entelektüeller de vardı. Yazar ve jeopolitik uzmanı Max Fuller, ABD’nin desteklediği kontrgerilla harekâtı kapsamında yapılan zulümleri ayrıntıları ile ortaya çıkardı.

Ölüm Mangaları ilk kez 2005 yılının Mayıs ayında, Bağdat’ın boş arazilerinde rastgele atılmış düzinelerce ceset bulunduğunda görünür oldu. Maktullerin tamamı kelepçeli, gözleri bağlı ve kafasından vurularak öldürülmüş halde idi; birçoğunda ise şiddetli işkence izleri mevcuttu. Bu olay önemli Sünni yapılanmalardan Irak Müslüman Din Adamları Birliği (AMS) için yeterince zorlayıcıydı. Önce İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerini Irak İslam Devrim Konseyi’nin (SCIRI) önceki askeri kanadı olan Badr birliği ile bağlantılı olarak ölümlere sebep olmakla itham ettiler. Sonrasında ise İçişleri Bakanlığını devlet terörünü yönetmekle suçladılar. (Financial Times) ABD’nin kontrgerilla harekâtı programında polis komandoları da Kurt Tugayları da Irak İçişleri

Bakanlığı tarafından denetleniyordu.      
“Polis komandoları başlangıçtan itibaren kıdemli ABD kontrgerilla harekâtı militanlarının himayesi altında ve elit-kapalı kutu ABD özel kuvvetleri idaresinde yeniden yapılanıyordu.” (Reuters, National Review Online) Özel Komando Polislerin oluşturulmasında kilit rol oynayan isimlerden biri El Salvador’daki iç savaşta görevlendirilmeden önce Vietnam’da deneyim kazanan ABD ordusu casuslarından James Steele idi.

Bir başka ABD ekibi elemanı İçişleri Bakanlığının en kıdemli ABD müsteşarı olan Steven Casteel idi. Casteel, doğruluğu ispatlanmış insan hakları ihlallerini “dedikodu ve rivayet” sözleriyle geçiştirmesi ile tanınıyor. Steele gibi Casteel de deneyimlerinin hatırı sayılır bir kısmını Latin Amerika’da kazandı. Steven Casteel, 1990’lı yıllarda Kolombiya Uyuşturucu Savaşları sırasında kokain kralı Pablı Escobar’ı kovalamıştı. Casteel’in geçmişi, onun gibi isimler özellikle ABD’nin kontrgerilla harekâtlarında ölüm listelerinin hazırlanması ile olayların birbiriyle bağlantılarının kurulması türü zekâ gerektiren işlerde kullanıldıkları için önemlidir. 

“Buradaki gibi merkezi olarak planlanmış suikastlar Irak’ın bugünkü durumu ile doğrudan bağlantılıdır. İçişleri Bakanlığı tarafından ısmarlanarak kurulan Özel Komando Polisleri hakkındaki bilgilerimizin kısıtlı oluşu ile özel güçlerin oynadıkları roller birbiri ile ters orantılıdır. Komando Polislerin genel merkezi bu görevleri üstlenerek ülke genelindeki yönetimin, kontrolün, iletişimin, bilgisayar ve istihbarat sürecinin ve ABD’ye gösterilen saygının merkezi konumuna geldi.” (Max Fuller, 2005) 

Faaliyetlerin altyapısı 2005’te Negroponte döneminde oluşturuldu ve halefi Zalmay Halilzad tarafından uygulamaya geçirildi. Robert Stephen Ford ise projeyi hem 2006’da Cezayir elçisi iken hem de 2008’de Bağdat’a Kurmay Başkan Yardımcısı olarak döndüğünde devam ettirdi. 

 “Suriye Karşıtı” Operasyon: Irak Deneyiminin Öğrettikleri
“Salvador Seçeneğinin” John Negroponte yönetimindeki dehşet verici Irak versiyonu “Özgür Suriye Ordusunun” kuruluş süreci için de örnek teşkil etti. Robert Stephen Ford’un 2008’deki görev değişikliği sonucu Bağdat Kurmay Başkan Yardımcılığına atanmasıyla Suriye karşıtı harekâtta rol oynadığına kuşku yoktur. Suriye’de Sünni, Alevi, Şii, Kürt, Dürzî ve Hıristiyanları ayrıştırmak amaçlandı. Suriye’nin yapısı Irak’tan oldukça farklı olduğu halde insanların öldürülmesinde ve işkencelerde göze çarpan bazı ortak noktalar mevcuttur. Der Spiegel’de çıkan bir habere göre Suriye’nin şehri Humus’taki işkenceler incelendiğinde ABD’nin Irak’ta desteklediği ölüm mangaları gruplarının yaptıkları kitlesel katliamlar ile büyük oranda benzerlik taşıdıkları görülüyor. Humus’taki insanlar “mahkûmlar” (Şii ve Aleviler) ile “vatan hainleri” olarak ikiye ayrılıyorlar. “Vatan hainleri” Sünni siviller bölgeleri isyancı güçler tarafından işgal edilmesine rağmen Özgür Suriye Ordusuna (ÖSO) ve estirdikleri terör ortamına itaat etmeyenlerdir.

“Ebu Rami: ‘Geçen yazdan beri mahkûmlarımızın yaklaşık %20’sine karşılık gelen 150 kişiyi idam ettik.’ Fakat Humus’taki cellâtların işi bununla sınırlı kalmadı. Savaşın mahkûmlarından ziyade ‘vatan hainlerini’ öldürmekle meşgul oldular. Bir milis: ‘Eğer Sünni bir casusu veya devrime ihanet eden bir vatandaşı yakalarsak sonunu getiriyoruz’ diyor. Ebu Rami’ye göre Hüseyin’in Defin Birliği ayaklanma başladığından beri 200 ile 250 arasında ‘vatan hainini’ öldürdü.” (Der Spiegel, 30 Mart 2012)

Projenin paralı askerleri yetiştirecek ve orduyu güçlendirecek temel bir programa ihtiyacı vardı. Lübnan ve Ürdün’den Selefîlerin de dâhil olduğu ölüm mangaları Suriye’ye güney sınırlardan, Ürdün üzerinden, 2011 yılı Mart ayında giriş yaptı. Robert Stephen Ford 2011 senesi Ocak ayında Şam’a geldiğinde temelin büyük kısmı çoktan oluşturulmuştu.  

Ford’un Suriye elçisi olarak görevlendirileceği 2010 senesinin başında duyurulmuştu. Refik Hariri’nin öldürülmesinden Washington Suriye’yi sorumlu tutunca diplomatik ilişkiler 2005’te kesilmişti. Ford Şam’a isyan başlamadan yaklaşık iki ay önce geldi.  
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)

Washington ve müttefikleri esasında Suriye’de Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) kuruluş sürecinde ve buna bağlı olarak El Kaide uzantılı Nusret Cephesi isimli terörist grubunun oluşumunda “Irak için Salvador Seçeneğinde” uyguladıkları yöntemleri aynen devam ettirdi. Özgür Suriye Ordusunun kurulacağı 2011 senesi Temmuz ayında duyuruldu fakat diğer ülkelerden orduya katılacak paralı askerlerin eğitimi ve ordunun yapılandırılması süreci daha önce başladı. Pek çok görüşe göre Özgür Suriye Ordusu düşmana görünmemek için çıkarılan duman perdesine benziyor. Ordu, batılı medya tarafından hükümet güçleri karşısında oluşturulan iyi niyetli askeri bir birlik olarak algılanıyor. Ancak göz ardı edilen bir durum var; o da hükümete karşı çıkan mültecilerin komuta ve kontrol işlevlerini karşılayacak, sağlam bir askeri yapı oluşturmaktan aciz oldukları gerçeğidir. ÖSO profesyonel bir askeri birlik değil; daha ziyade ülkenin farklı bölgelerinde etkinlik gösteren milis hücrelerin, dağınık terörist grupların birleşimi olarak tanımlanabilir. Bu terörist yapılanmaların her biri bağımsız hareket ediyor. ÖSO, dağınık milis birliklerinin komuta ve kontrol mekanizmalarında etkin şekilde yer almıyor. Bu gruplar daha çok ABD ve NATO’nun desteklediği ve rütbeli teröristler aracılığı ile kontrol ettiği özel güçler istihbarat araçları olarak görülebilirler. Oldukça iyi eğitimli özel güçler karadan ABD ve NATO kuvvetleri ve bunların, Türkiye’nin de dâhil olduğu,  askeri/istihbarat müttefikleri ile düzenli olarak iletişime geçiyorlar. Özel kuvvetler hiç şüphe yok ki hükümet binaları, askeri birlikler gibi hedeflere yönelik dikkatlice planlanan bombalı saldırılarda da aktif rol oynuyorlar.      

Ölüm mangaları ABD, NATO, GCC ve Türkiye’nin de dâhil olduğu müttefikleri tarafından eğitilen ve desteklenen paralı askerlerdir. İngiliz SAS ve Fransız Parachutistes gibi müttefiklerin özel kuvvetleri ile NATO ve Pentagon’un anlaşmalı olduğu özel güvenlik şirketleri tarafından denetleniyorlar. Bu bağlamda Suriye hükümetinin 200-300 özel güvenlik şirketi çalışanının isyancı gruplarla birlikte hareket ettiğine yönelik haberler doğrulanıyor. 

Nusret Cephesi
El Kaide ile bağlantılı olduğu söylenen ve pek çok sansasyonel bombalı saldırıdan sorumlu tutulan Nusret Cephesi, en etkili “muhalif” isyancı grup olarak tanımlanıyor. Amerikan düşmanı olarak kabul edilen (ABD’nin terörist örgütler listesinde adı geçiyor) Nusret Cephesi buna rağmen Amerikan milis eğitiminden, terör yöntemlerinden ve silahlanma sisteminden izler taşıyor. ABD ile NATO’nun örtülü ödeneklerle finansmanını sağladığı Nusret Cephesinin sivillere yönelik gerçekleştirdiği acımasız saldırılar Irak’ta ABD’nin desteği ile hareket eden grupların düzenledikleri ile benzerlik taşıyor.   

Nusret Cephesi lideri Ebu Adnan, Şam’da şu açıklamayı yaptı: “Nusret Cephesi, Irak savaşında deneyim kazanmış Suriyelileri ve onların, özellikle de gelişmiş patlayıcıların üretimindeki, tecrübelerini önemsiyor.” Irak’ta olduğu gibi burada da farklı gruplar arasındaki çatışmalar teşvik edildi ve etnik temizleme politikaları uygulandı. Suriye’de Alevi, Şii ve Hıristiyan topluluklar ABD ile NATO’nun hedef göstermesi üzerine ölüm mangalarının saldırılarına uğradı. Saldırılardan özellikle Aleviler ve Hıristiyanlar zarar gördü. Vatikan Haber Merkezinin doğruladığı üzere:  

Halep’teki Hıristiyanlar şehirde aylardır devam eden çatışmaların kurbanı durumundalar; pek çok insan hayatını kaybetti, yıkımlardan zarar gördüler. Hıristiyan mahalleleri özellikle son zamanlarda düzenli orduya karşı savaşan isyancı grupların saldırılarına uğradı ve bu olaylar nedeniyle pek çok sivil bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Cihat isteyen grupların da dâhil olduğu bazı düzensiz muhalif gruplar etnik temizlik programının bir parçası olarak “Hıristiyanların evlerini ve binalarını yakarak onların o bölgelerden göç etmesi yoluyla hâkimiyet kazanmaya çalıştılar.” (Agenzia Fides, Vatikan Haberleri, 19 Ekim 2012)  

Piskopos’un ifadesine göre “Sünni Selefi militanların sivillere yönelik saldırıları hem doğrudan hem de milis kuvvetleri teşvik ederek sürüyor. Radikal Sünni militanlar ‘cihat’ adı altında, özellikle Alevileri hedef aldıkları, şiddetli bir savaş içerisindeler. Teröristler insanların dini kimliklerini onlara Musa’ya kadarki soyağaçları ile ilgili sorular sorarak öğreniyorlar. Daha sonra Alevilerin ortadan kaldırılması ile ilgili dualar okumalarını istiyorlar. Alevilerin bu sorgulamalardan sağ salim kurtulmalarına olanak yok.” (Agenzia Fides, 4 Haziran 2012)

Haberler Selefîlerin, El Kaideye bağlı ölüm mangalarının ve Müslüman Kardeşler himayesindeki grupların 2011 yılı Mart ayında Suriye’ye isyanın başlaması ile geldiğini doğruluyor. Hatta bu süreç İsrail istihbarat kaynaklarına göre Sovyet-Afgan savaşı sırasında mücahitlerin, NATO ile Türk Üst Komutası altında cihat için CIA’nin ordusuna yazılışlarını hatırlatıyor.

“Kampanya ile Ortadoğu ülkelerindeki binlerce Müslüman gönüllü olarak Suriyeli asilerle savaşmak için askere yazıldı. Türk ordusu bu gönüllülere barınma olanağı sağladı, onların eğitimini ve güvenli biçimde Suriye’ye geçişlerini üstlendi.” (DEBKAfile, 14 Ağustos 2011) 

Özel Güvenlik Şirketleri ve Paralı Askerlik
Alınan haberlere göre, özel güvenlik şirketleri Körfez ülkelerinde paralı askerlerin eğitimi ve ordularının oluşumu sürecine dâhil oldu. Her ne kadar henüz doğrudan Suriye karşısında kullanılmasalar da haberler Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) askeri eğitim kampları kurulduğunu doğruluyor. Zayed askeri şehrinde Blackwater servisi “gizli bir ordunun kurulması” süresi ile Xe Servisi adı altında faaliyetlerini sürdürüyor. BAE, paralı askerlerin eğitimi için askeri bir kamp kurulmasına yönelik anlaşmayı 2010 senesi Temmuz ayında, yani Libya ve Suriye’deki olaylardan dokuz ay önce, imzalamıştı. Son gelişmeler, güvenlik şirketlerinin NATO ve Pentagon ile yaptıkları anlaşmalar gereği “muhalefeti” kimyasal silah kullanabilen ölüm mangaları oluşturmak adına eğittiklerini doğruluyor.

ABD’nin kıdemli bir diplomatı CNN Pazar’da durumu açıkladı: “Amerika Birleşik Devletleri ile bazı Avrupalı müttefikleri Suriyeli isyancıların eğitimi sürecinde ve Suriye’de kimyasal silahların depolanmasını güvence altına almak adına para karşılığı yardım alıyor.” (CNN Haberler, 9 Aralık 2012)

Sürece müdahil olan şirketlerin isimleri henüz ortaya çıkarılmadı.   

Kapalı Kapıların Ardı ve Amerika Birleşik Devletleri
Robert Stephen Ford, Derek Chollet ve Frederic C. Hof ile birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’nin terörist grupların eğitimini ve yapılandırılma süreçlerini denetleyen küçük ekibinin bir parçası idi. Frederic C. Hof, Washington’un “Suriye Özel Koordinatörlüğünü” yapmış Richard Armitage’nin eski iş ortağıdır. Derek Chollet ise yakın geçmişte ISA’dan sorumlu Savunma Bakanlığına atandı. Bu ekip, Yakın Doğu’dan sorumlu eski Devlet Bakanı Jeffrey Feltman’ın idaresi altında çalıştı. Feltman’ın ekibi Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Libya gibi ülkelerde paralı askerlerin eğitimi süreci ile yakından ilgilendi. Libya’da bu eğitimler Kaddafi sonrası rejim tarafından “bir hürmet göstergesi” olarak ücretsiz yerinde getirildi. Libya İslami Mücadele Hareketi (LIFG) mensubu 600 asker Türkiye kanalıyla 2011 yılında Eylül’ünde Kaddafi rejiminin yıkılışını takip eden aylarda Suriye’ye gönderildi.  
 
Bu süreçte Devlet Bakanı Feltman, Suudi Dışişleri Bakanı Prens Suud El-Faysal ve Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Casim ile iletişim halindeydi. Bunun yanı sıra “özel güvenlik koordinasyonu” için Suriye’de, Doha’dakine benzer, Lübnan’ın yanı sıra Batı ve GCC istihbarat teşkilatlarından temsilcilerin bulunacağı bir yapılanma oluşturmakla görevliydi. Suudi istihbaratının ünlü ve tartışmalı ismi Prens Bandar bin Sultan da bu ekibin bir parçasıydı. (Press Tv, 12 Mayıs 2012)

2012 senesi Temmuz ayında Jeffrey Feltman Birleşmiş Milletler’in politikalarından sorumlu müsteşarı olarak atandı. Stratejik bakımdan oldukça önemli taşıyan bu makam BM’nin gündemini, Washington lehine olmak şartıyla, Somali, Libya, Suriye, Yemen ve Mali gibi “sorunlu bölgelerde” politik “çatışmaların çözümlenmesi” konularında belirleme yetkisine sahiptir. Birleşmiş Milletler’in “sorunlu bölge” olarak tanımladığı alanların aynı zamanda BM’nin örtülü operasyonlarının hedefleri oluşu acı bir ironidir.   

NATO ve GCC’nin Doha ve Riyad’daki denetimcileri, ABD Dışişleri Bakanlığıyla işbirliği halindedir. Feltman, BM’nin özel temsilcisi Lakhdar Brahimi’nin “barış önerisi” sürecinde, BM’nin ve Washington’un görünmeyen elemanı konumundadır. ABD ile NATO bir yandan BM’nin barış inisiyatifinde riyakârca davranırken öte yandan ağır hasara sebep olacak “muhalif” isyancı güçlerin yani paralı askerlerin eğitimi ve yapılandırılması süreçlerini sürdürüyordu. 

ABD’nin, Suriye’ye “buraya kadarmış” derken kastettiği şey rejim değişikliği değil; Suriye’nin bir ulus devlet olarak ortadan kaldırılmasıdır. Sivillerin öldürülmesi, katliamlarla tahakküm kurma projesinin bir parçası olarak, ölüm mangaları aracılığı ile “muhalefetin” yaygınlaşması sürecinin sonucudur. “İnsan çehresindeki terörizm”, “insani müdahale” faaliyetlerini destekleyen ve “koruma sorumluluğu” gerekçesiyle NATO’nun avukatı gibi davranan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi tarafından da destekleniyor. (R2P)

ABD ve NATO ölüm mangaları eliyle yürütülen gaddarlıklara bahane olarak Beşar Esat’ın hükümetini gösteriyor. BM İnsan Hakları Komitesi Yüksek Temsilcisi Navi Pillary konu ile ilgili şu sözleri söyledi:

“Eğer Suriye hükümeti acımasız şekilde baskı uygulamaktan başka bir yolu yani sivillerin meşru protestolarına barışçıl biçimde karşılık vermeyi seçmiş olsaydı büyük miktarlarda insan kaybı önlenebilirdi.” (Stephen Lendman, Global Research, 3 Ocak 2012) 

Washington’un “müthiş tarafsızlığı” sebebiyle Suriye’deki bağımsız halk etnik ve dini kimliklerine göre parçalanarak; ayrı ayrı “bağımsız” siyasi teşekküller oluşturma noktasına geliyor.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome