Işid ile Haşhaşiyun Arasında Yalnız ve Güzel bir Ülke-Taner Timur

19 Eylül 2014 Cuma

Bu haftaki Newsweek’te Türkiye’yle ilgili bir röportaj var. Anlatılanlara iki küçük çocuğun resmini de eklemişler. Bunlardan Halil dört yaşında; bir elinde bir tabanca tutuyor, öbür elinin şahadet parmağını da Işid usulü havaya kaldırmış.


Esma ise on’unda; tesettürlü, dudağında hafif bir tebessüm. Bu çocuklar –Türk basınında da okumuştuk- alkolizmden iman gücüyle kurtulmuş bir babanın, ayrıldığı karısından kaçırarak Suriye’de, Işid hâkimiyetindeki Rakka’ya götürdüğü evlatları. Orada cihada hazırlanıyorlar. Şimdiden. Anneleri Deniz, çaresiz; arkalarından gitmek istiyor, fakat gidersem beni öldürürler diye korkuyor. Röportaj işte böyle, bunu ve buna benzer daha birçok olayı anlatıyor “Cihatçıların Otorutu” başlığı altında. Belli ki uzun bir otorut; bir ucu İstanbul’un ücra köşelerine kadar uzanıyor.

Benzer şeyleri son günlerde The Economist’te ve daha bir sürü Batılı gazetede okuduk. Washington Post daha iki gün önce Işid’cilerin İstanbul’da fakir, uyuşturucu bağımlısı çocukları toplamak için bir büro kurduklarını, ayrıca İslami hediyelikler (T shirt vb) satan bir dükkân çalıştırdıklarını yazıyordu. Dün de son ABD büyükelçisi Ricciardone Türk hükümetini El Kaide yanlısı El-Nusra ile işbirliği yapmakla suçladı.
Anlaşıldı, ithamlar artık medya organlarına sığmıyor, yarı-resmi kanallara taştılar ve sonunda elçilerin de dili çözüldü. Kim bilir, belki artık resmi görüşmelerde batılı başkanlar da aynı suçlamaları dillendiriyordur? Kısaca bugünlerde Batı’da parmaklar Türkiye’yi gösteriyor.

Nereden nereye? diye düşündüm. Dört yıl önce de aynı parmaklar Türkiye’ye çevrilmişti; model arayışı içinde, despot iktidarlara karşı ayaklanmış Araplara umut kapısı olarak; biraz iyimserce de olsa, dinle demokrasiyi bağdaştırmış laik bir cumhuriyet olarak! Şimdi ise aynı parmaklar yine Türkiye’yi gösteriyor; fakat bu kez ruh hastası teröristlere her türlü kolaylığı gösterdi diye; bugünkü feci karmaşaya zemin hazırladı diye; “Cihatçıların otorutu” oldu diye!..

Aslında AKP sözcüleri doğru bir şey söylüyorlar. Bugünkü kaosa 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesi neden oldu diyorlar. Çok doğru. Yalnız bu tespite bir de AKP’nin bu işgale ülkenin kapılarını açtığını ekleseler.. Ünlü 1 Mart Tezkeresi’ne “hayır” diyenlerin sonradan partiden tasfiye edildiklerini de unutmasalar!. Belki her şeyi birden hatırlasalar, on yıl sonra, yine ABD’yi, bu kez de Suriye’yi işgale zorlamazlardı. Arada, Libya’nın yerle bir edilmesini izleyen yıllarda..

Galiba dünyanın en garip “İslamcı” iktidarı altında yaşıyoruz. Bu iktidar yıllarca Ortadoğu’da, “Ehl-i Küfr” silahıyla Sünni bir hegemonya kurmak peşindeymiş gibi bir izlenim verdi. Hala da veriyor. ABD bugün Suriye’yi işgal edeceğiz, Esat’ı devireceğiz dese, kuşku yok bizimkiler bayram yapacak! Oysa “Hıristiyan Kulübü” açık ve net: Bize, mealen, “Bu Işid’liler, diyorlar, sizin sınır komşunuz; sizler için bize olduğundan çok daha tehlikeliler. İsterseniz savaşmayın.” AKP şaşkın; kırk katırla kırk satır arasında kalmış bir çaresiz gibi bocalıyor; kameraların önünde kafaları kesilen gazetecilerin ülkelerini yönetenlere “ama, diyorlar, bizim rehin alınmış vatandaşlarımız var!”.

Bütün savunma bu mu? Hayır! Galiba Erdoğan ve vekillerinin çok daha güçlü bir argümanları daha var ve Türkiye’yi cepheye sürmek isteyenlere şunları söylediklerini duyar gibi oluyoruz: “Siz ne diyorsunuz? Biz zaten kendi içimizde, kendi Işid’imizle savaş halindeyiz; hani şu bin yıl önce “Haşhaşiyun” denilen, sizin de çok iyi bildiğiniz ve dilinize “Assasin”ler diye çevirdiğiniz kanlı çeteler var ya? İşte onların torunlarıyla! Bu hainler, saflığımızdan yararlanarak bizleri kandırdılar ve biz de saf saf ne istedilerse verdik. Böylece mahkemelerde, polis teşkilatında, okullarda, medyada büyük bir güç kazandılar; bankalar, ticarethaneler kurdular ve tam da biz “darbeler dönemi kapandı” derken darbeyi patlattılar. Biraz daha gecikseydik, TOKİ’yi bile ele geçiriyorlardı! Şimdi bunları tasfiye etmeye çalışıyoruz ve iki cephede birden savaşamayız! Siz bunların başını kendi ülkenizde barındırırken ne yüzle bizden Işid’le savaşmamızı istiyorsunuz?

Argüman güçlü mü, güçlü; biraz kara mizah izlenimi verse de. Ne var ki bu günlerde mizah ikliminde yaşamıyoruz; daha çok kara mizah giysilerine bürünmüş olayların peşinden sürükleniyoruz.

*14 Eylül, Taner Timur, (facebook)


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome