Kârın Enerjisi - Mesut Geçgel

28 Temmuz 2015 Salı


Teknolojinin her geçen gün gelişmesiyle beraber, bu teknolojiyi uygulanabilir hale getirmek için gerekli olan enerjiyi üretebilmenin yöntemleri de tartışılıyor. Basit bir örnek vermek gerekirse; iletişim, internet, fotoğraf vb. uygulamalar için kullandığımız cep telefonlarımızı bile sürekli olarak kullanılmaya hazır olması için neredeyse her gün şarj ediyoruz. Hatta cep telefonları daha fazla kullanan insanlar için taşınılabilir şarj aletleri dahi üretildi. Telefonlarımızı şarj ederken bir yandan taşınılabilir şarj aletimizi de cep telefonumuzun şarjının bitmesi riski karşısında hazır hale getiriyoruz. Bunun da yetmeyeceği düşüncesiyle çantamızdan eksik etmediğimiz en önemli araçlardan biri ise yine cep telefonlarımızın şarj aleti oluyor. Telefonlarımız belki akıllı ama prizlerin başından ayrılamıyoruz…
 

Bu bağımlılığın farkında olanlar, bağımlılığı kara geçirmek için çeşitli yöntemler geliştiriyorlar. Kafe, bar işletmecileri bile mekân önlerinde 1 veya 2 TL ile çalışan şarj makinaları koyarak bu bağımlılığı kâra geçirmenin yöntemini bile bulmuş durumda. Hatta bu bağımlılık trafikte otoyollarda seyyar satıcılık yapanların sattıkları ürünlerin bile değişmesine sebep olmakta. Yoğun trafikte can sıkıntısını gidermek için sürücülerin telefonlarıyla meşgul olacaklarını bilen seyyar satıcılar, simit, su vb. ürünler yerine araçlar için tasarlanmış şarj aletlerini satıyorlar.
 

Tam da bu durumda, bağımlılık derecesine gelen bu ihtiyaçlarımızı veya isteklerimizi karşılamak için gerekli olan enerjinin nasıl elde edileceğinin tartışması içerisindeyiz. HES, nükleer, termik ve hatta güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi gibi birçok enerji üretim yönteminin doğamıza zarar verdiğinin farkındayken bile gerçekçi olmak gerekirse hiçbirimiz teknolojinin bu imkânlarından pekte vazgeçme niyetinde değiliz, vazgeçelim de demiyorum. İhtiyaçlarımız veya isteklerimizi yapabilmek için enerjiye ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bunun yanında bütün enerji üretim yöntemlerinin ‘’az ya da çok’’ çevreye zarar verdiği de diğer bir gerçek. Bu iki gerçeklikte, üzerinde durmamız gereken ‘’az ya da çok’’ kavramı yani azlığı veya çokluğu neyin belirlediği gerçeğidir.
 

İşte tam bu noktada üzerinde durmamız gereken gerçeklik; insan ihtiyaçları, tüketim kültürü ve kapitalizm arasındaki ilişkidir. Tüketime yönelik kapsamlı bir hizmet, mal ve deneyimler silsilesinin varlığının yanı sıra sürekli olarak yeni ihtiyaçların yaratılması tüketim kültürünün temel özelliklerinden biridir. İhtiyaçların ortaya çıkması ve doyuma ulaştırılması ihtiyaçlara erişime bağlı olduğu için “tek gerçek ihtiyaç” aslında zenginliğin soyut formuna, paraya duyulan ihtiyaçtır. Kapitalist piyasa ilişkileri söz konusu olduğunda, paraya duyulan ihtiyacın giderilmesi ise, her şeyden önce bu ihtiyacın nasıl karşılandığından ziyade ‘’nasıl olursa olsun!’’ şeklinde olan kâr hırsıdır. 
 

Aslında enerji üretirken çevreye verilecek zararı minimuma indirecek yöntemler mevcutken, bu ihtiyaç-tüketim kültürü ortamında insanların bağımlılığının farkında olan kapitalistler, bu yağmacı politikaların sahibi AKP’nin de desteğiyle, bu yöntemleri hiçe sayıp daha fazla kâr etme arzusuyla ‘’Enerjisiz mi kalalım?!’’ gibi tehditler ve bilimsel gerçeklikten uzak sığ bir anlayışla, binlerce insanın canını yakmış ve hala çocukları sakat bırakan nükleeri bile gülen çocuk resimli afişlerle reklamını yapıyor, ÇED raporlarını hiçe sayarak Karadeniz’de dereleri HES’lerle kurutuyor. Bunu yaparken de belki de sorunu çözebilecek ve enerji üretilirken kapitalistlerin kârından önce toplum ve doğayı ön plana alan kamu kurumlarını da işlevsiz hale getirmek için var gücüyle saldırıyor, doğasına, suyuna sahip çıkan insanlara saldırıp gözaltına alıyor.
 

Bu gerçeklikler önümüzde yapmamız gerekenler; kapitalistlerin kâr hırsına ve AKP’nin yağma, talan politikalarına karşı doğamıza sahip çıkmak, enerji üretim yöntemlerinde kamu denetiminin önünün açılması, kamucu üretim için mücadele etmek ve yenilenebilir enerji yöntemlerini kullanılabilir hale getirmek için çalışmalar yapmak ve kapitalistlerin tüketim kültürü ortamında yarattığı ‘’Enerjiye mahkûmsunuz ve bu enerjiyi ben istediğim gibi, istediğim şekilde üretir ve satarım!’’ anlayışına karşı mücadele etmektir.

Bu mücadele sadece enerji değil, toplum ihtiyaçları noktasında birçok noktada karşımıza çıkıyor ve çıkacaktır. Nitekim AKP, Karadeniz’de ‘’Yaylaları bağlayacağım, yol yapacağım!’’ diye, İstanbul’da 3. Köprüyle ‘’Trafiği rahatlatacağız!’’ yalanlarıyla bu yolun geçtiği ve hepimizin olan ormanları yandaşlarına peşkeş çekmeye devam ediyor.

Bu durumun farkında olanlar da havasına, suyuna, deresine, doğasına sahip çıkanlarda direnmeye devam ediyor elbette! Bunu mücadelenin en büyük örneklerinden biri de Karadeniz’de doğasına sahip çıkan hepimizin bildiği Havva Ana! Havva Ana, Karadeniz'in asi kadınlarından biri. Havva ana, ilk Havva'ya hiç benzemiyor. Derdi elmayla değil, elmaya göz koyanlarla. Kendisi Lilith'in mirasçısıdır. İlk çelmeyi Adem'e taktılar(Haklılar.) İkinci çelmeyi de Karadeniz'de, kâr hırsıyla ‘’biz yaparız’’ diyen doğa düşmanlarına takacaklar! İşte bu kadınlar onların kaburga kemiklerini ‘’çatırttt!’’ diye kıracaklar!
 

En önemli mücadele de kamucu mühendislerin üzerinde. Kamucu mühendislikten yana olan mühendislerin de enerji üretimindeki kapitalist gerçekliklerin farkında olarak, toplum ihtiyaçlarının karşılanması noktasında bu kâr hırsına karşı çıkıp, kapitalistlerin ‘’daha fazla enerji üretmeliyiz!’’ yalanına karşı enerji sorunun daha az enerji tüketerek çözülebileceği gerçeğini yaygınlaştırması ve bu anlamda bilimsel çalışmalar yapması gerekmektedir.

Nitekim doğamızı katleden ve doğamızı katlederken de içinde yaşayan bizleri de olumsuz etkileyen bu kapitalist mantıkla harmanlamış enerji üretim politikalarına karşı en gerçekçi öneri; ‘’Enerji sorunu, az enerji tüketerek çözülür!’’ gerçeğidir.


 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome