Kapitalizmin Krizi Derinleşiyor-James Petras

27 Temmuz 2013 Cumartesi

ABD’nin en büyük beşinci bankası Goldman Sachs, 16 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı açıklamada kâr oranını yılın ikinci çeyreğinde geçen yıla göre iki kat arttırdığını ve 1,93 milyar dolara ulaştığını duyurdu.


En büyük banka olan J.P. Morgan ise gelirini 6,1 milyar dolar arttırarak ikinci çeyrekteki kâr oranını önceki seneye göre %32 yükseltti. J.P. Morgan, kârını 2013 yılında 25 milyar dolar daha arttırmayı hedefliyor. En büyük dördüncü banka kabul edilen Wells Fargo’da %20 ile 5,27 milyar dolar artış görüldü. Citigroups ise kârını önceki yıla göre %42 yükselerek 4,18 milyar dolar kâra ulaştı.

Yönetici elitlerin, finans merkezlerinin CEO’larının gelirleri gittikçe artıyor. Örneğin; Wells Fargo’daki John Stumpf’un geliri 2012 yılında 19,3 milyon dolar arttı. J.P.Morgan’daki Jamie Dimon gelirini 18,7 milyon dolar yükseltirken, Goldman Sachs’taki Lloyd Blankfein’in kazancı 13,3 milyon dolar fazlalaştı.

Bush ile Obama’nın Wall Street’i kurtarmak için yürürlüğe koyduğu kurtarma paketleri ABD’nin gelir dağılımı uçurumunun derinleşmesiyle sonuçlandı. Finans, teknoloji endüstrisini geçerek ABD ekonomisinin en çok gelir getiren sektörü oldu. ABD ekonomisi durgunlaşırken Avrupa Birliği 50 milyon işsizinin ve ekonomik krizlerinin bataklığına saplanmış durumda.

Standard and Poor 500 endeksine göre, ABD’deki finans şirketlerinin toplam kârı 2013 yılının ikinci çeyreğinde 49 milyar dolara ulaştı. Teknoloji sektörünün geliri ise 41,5 milyar dolarda kaldı. 2013 yılında teknoloji alanında beklenen gelir 183,1 milyar dolar iken, Wall Street’in ise gelirinin 198,5 milyar dolar olması bekleniyor. Finans sektörleri içindeki en “spekülatif” sektör yatırım bankaları ile aracı şirketler. Bunların 2013 yılındaki tahmini büyüme oranı %40. S&P 500 listesinin %20’sini finans sektörü oluşturuyor.

2008-2009’daki finans krizi ile Obama’nın kurtarma paketi, Wall Street’in ABD ekonomisindeki tahakkümünü arttırdı. Bunun sonucu olarak, asalak finans sektörü kârının büyük bir kısmını ekonomiden elde etme fırsatı yakaladı; üretime yönelik yatırımlara ve çalışanların ücretlerine göz dikti. Kriz sonrası süreçte, kurtarma paketleri ile ekonomiyi canlandırmaya yönelik müdahaleler daha birkaç sene önce krize neden olmuş finans sektöründe toplandı.  

Şiddetlenen kriz emekçiyi vuruyor
2012-2013 dönemindeki tahmini büyüme, merkez bankalarının (Amerika Birleşik Devletleri’ndeki merkez bankasının) Wall Street’e düşük (aslında sıfır) faizle verdiği faizlerin sonucu oluşacak, balondan bir artış olacaktır. Bu krediler sonucu belki borsada balon büyümeler gerçekleşecek; ancak bu “büyümenin” istihdama hiçbir faydası olmayacak. Üretim düşecek, gelir dağılımındaki uçurum derinleşecek. 

Obama yönetiminin finansın kârını arttırmaya yönelik uyguladığı politikaların bedelini yaşam standartları ile gelirleri gittikçe düşen işçiler ve emekçiler ödüyor. Beyaz Saray ile Meclis, sağlığa, eğitime ve sosyal güvenliğe dair bütçede kesintiler yaptı. Gıda yardım pulu programında, kreşlerde, işsizlik yardımlarında, sosyal güvenlik düzenlemelerinde ve tıbbi bakım sigortasında kısıtlamalara gidildi. Bunun sonucu olarak, en çok gelire sahip %10 ile geri kalan %90 arasındaki fark gitgide açılıyor. Ücretler hem net hem de brüt olarak azaldı. İşverenler ise yüksek işsizlik oranını (resmi rakam %7,8), eksik istihdamı (%15) ve kayıt dışını avantaja dönüştürüyor.

Kapitalistler, 2013 yılında kârlarını özellikle finans sermayesinde arttırdı. Neden oldukları krizler ise işçi sınıfını vurdu. İşçiler-emekçiler sınıf mücadelesine yabancılaştırıldı. Vaziyet sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde bu durumda değil. Buranın dışında, özellikle Avrupa’da, yüksek işsizlik oranları ve gittikçe düşen yaşam standartları nedeniyle kitlesel eylemler yapılıyor, pek çok yerde genel grevler ilan ediliyor. 

2013 yılının ilk yarısında Yunanistanlı işçiler kamudaki işten atmaları protesto etmek için dört genel grev örgütledi. Portekiz’de başbakanın istifası ve seçimlerin yenilenmesi için iki kez genel grev ilan edildi. İspanya’da ise son raddeye ulaşan yolsuzluklar ile mali alanda uygulanan “tasarruf tedbirleri” işsizliğin %25 artması ile sonuçlandı. “Hükümet istifa” diyenler, zorbalıkla mücadele edenler sokakları doldurdu.

Bir tarafta Kuzey’in rekor düzeyde gelire sahip zengin bankerlerinin öbür tarafta ise “kriz” ve “kurtarma paketleri” bahaneleriyle gelirleri gittikçe azaltılan işçilerin bulunduğu iki kutuplu dünyada ayrıcalıklı azınlık durumun keyfini sürerken çoğunluk gitgide yoksullaşıyor. Finans ile üretim arasındaki eşitsizliğin 2013 yılında yeni bir ani yükseliş ile düşüş döngüsüne gireceği öngörülüyor. Bu açıdan bakıldığında, Detroit şehrinin iflasını ilan etmesi “büyüyen ekonomilerin” yok olmasının işareti olarak kabul edilebilir. Şehir, terk edilmiş 79.000 ev, işyeri ve fabrikası ile ABD saldırısı sonrasında Bağdat’ın durumunu andırıyor. Detroit’in ekonomisini Wall Street mahvetti; şehrin buraya olan borcu 20 milyar dolara yakın. Şehirdeki üç büyük araba fabrikası başka ülkelere taşınınca; devlet bankalarla birlikte, sendikalara danışmadan, ekonomiyi “yeniden yapılandırınca”; sendikalar kapatılınca, ücretler gittikçe azaltılınca, maaşlar ödenmeyince, sadece “hükümetin kararları” uygulanınca bu sonuç kaçınılmaz oldu.

Kaynak: http://petras.lahaine.org/
Çeviri: Feride Tekeli


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome