Kara Kış! - Ömer Şan

8 Ocak 2013 Salı

Niye karadır kış? Beyazdır oysaki kar! Soğuğudur karartan kışı, üşütmesidir tenleri bedenleri… Karadır çünkü umudu bahara çıkartır! Yürekleri karartmaz ama üşütemez, soğutamaz! Hele sevgiyi, umudu!


Yani Bertrand Russell’i bilmezsiniz belki de, kısadan geçen yüzyılın önemli filozoflarındandır diyelim… Diyor ki, “Akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir!” Anımsatıyor mu bir şeyler?.. Bugünden!

Bir de Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’den alıntı yaparak girelim bu haftaya, “Dar kafalılar daha fazla mutludurlar. Dar kafalı olan sıradan bir insan, kendisini çok önemli ve sıra dışı bir insan zanneder.”

E bunu da bilirsiniz artık! Bizim de var elbette ki özlü sözlerimiz! Ancak nedense bazı durumlarda ‘Fransız’ kaldığımız için, kendi dillerince gönderme yapalım istedik zat-ı alilerine!..

Alman bilim insanları, olası en soğuk ısı derecesi olarak kabul edilen ‘mutlak sıfır’ın altına inmeyi başarmış! Yani ne olacak şimdi, bizim ileri demokrasimizden daha mı faydalı olacak insanlığa? Hayırsever işadamının elini öperek, Danıştay’ı eleştirerek, ‘kuvvetler ayrılığını’ yeren yere vuran ‘Giritli torundan’ daha mı evla yani bu bilim insanları? İleri Başbakan yardımcısı!

E doğal olarak komşularımızla da sorunu sıfırın mutlak altına çekince Gabon, mabon dolaşıp el ele vererek sorunların üstesinden gelmeye çalışırız! Arkasında 300 kişilik heyetle gitti Başbakan Gabon’a! Siz tanımazsınız ama Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba ile görüştü Türkiye-Gabon ilişkilerini. Afrika’nın okyanusa bakan göbeğinde 1,5 milyon nüfuslu Fransız sömürgesi bir ülke! Sahi, biz Libya’daki ilişkilerimizi de Fransa’ya kaptırmıştık değil mi? Ya Mısır, Sudan?.. Ama asıl ilginç olan, her yıl bin tonun üzerinde ‘uranyum filizi’ elde edilmesi ve 10 milyon ton üzerinde petrol üretimi olması! Gabon’a selam…

Fabrikaları kapatılması planlanan Şişecam işçileri direniyor, tıpkı fabrikalarına sahip çıkan çay üreticileri gibi, onları da yandan birileri seyrediyor!

Çaykur’daki sendikal mücadelede sonunda yetkiyi alan Tek Gıda-İş Sendikası’nın başlattığı toplu sözleşme görüşmeleri tıkanmış, greve hazırlık var!

ODTÜ’de başlayan ve Hopa Olaylarını anımsatan öğrenci tepkilerinin devamı üniversitelerde sürerken; rektörlerle bilim insanlarının zıt tutumlar ortaya koyması, kampuslarda yaşanan gazlı-coplu müdahaleler…

Kimleri besler, diye sorduğumuz HES’ler? Yaşam alanlarını, sularımızı, derelerimizi, tarihi, sosyal ve kültürel değerlerimizi rant hırsına kurban eden; hukuku, aklı ve bilimi alt etmiş; çevreciliği, yatırımı ve kalkınmayı ve hepsinden önemlisi üretimi halt etmiş HES’ler!..

Hazır söz etmişken, 11 Ocak Cuma günü, Yurttaş Kazım amcanın ineğini satıp, bankadan kredi alarak dava açtığı Ambarlık HES’in duruşmalı davası var! DSİ tarafından ‘içme suyu havzası’ olarak ilan edilmiş Taşlıdere (Askaroz) havzasının Salarha Vadisinde, turizm bölgesi ilan edilmiş Andon’da, Bakanlar Kurulu tarafından afet bölgesi kapsamına alınmış Ambarlık’ta… Rize kent merkezi ile birlikte 9 belediye ile 26 köyün içme suyunun sağlandığı yerde! Hem de ‘can suyunun can suyu’ alınarak! HES’tir!

Yani hiç mi hiç değinmiyoruz elektrikteki zamcıklı ayarlamaya, tekel ürünlerine, akaryakıta… Ha bire pinpon topu yiyip, beyaz eşya tüketiyoruz ya 3-4 öğün!

Gene bir şey demeyelim de… Mesela terörle ‘müzakere’ sürecine hiç mi hiç değinmeyelim hele! Şeref meref kalmaz, Şerafettin’e döner kalbur sonra neme gerek! Ama Abdullatif Şener, “O zaman başbakana soruyorum kim müfteridir? Kim namussuzdur? Kim Şerefsizdir” demiş!.. Ve ardına da eklemiş, “Ayrıştırdığı insanlara farklı şekilde seslenerek oy toplamaya çalışıyor. Çünkü önümüzde seçimler var. Ben somut bir şey çıkacağını sanmıyorum” diye! Biz bir şey diyemeyiz…

Ha, bu arada ‘patriotlar’ da Hollanda’dan yola çıkmış! Haberiniz ola yani… İlk etapta 30 Holandalı ve 20 Alman askeri uzman heyeti ve ardından da 260 Hollanda askeri gelecekmiş peşlerinden… Türkiye'de bir yıl süreyle kalması beklenen Hollanda askeri misyonun toplam maliyetinin 42 milyon avro dolayında olması bekleniyormuş bir de...

Aslında ufak tefek görünüyor ama zor memlekettir ha Rize! Çayına, suyuna bakmayın! Yağmuru ve nemi kadar da dedikodusu boldur! Bakla ıslanmaz ağzında!

Önümüz 10 Ocak, ‘Gazeteciler Günü’ yani! Gazeteciler! Mustafa Balbay çağrı yapmış, “Bu çağrım tüm Türkiye’deki gazetecileredir. Bir kez olsun Silivri Cezaevi sınırları içindeki duruşma salonuna gelin. Bir kez olsun tutuklu yargılananları 8-10 metre uzaktan da olsa dinleyin. Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır. Türkiye’nin kaderiyle doğrudan ilgili Silivri yargılamalarına bir kez olsun tanıklık edin. Lütfen 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü hapiste çalışan gazetecilerle birlikte anın!” demiş…

Belki biz o gün Silivri’de veya başka bir yerde hapisteki bir başka gazetecinin yanında olamayacağız ama Onlar bilecek yüreklerimizdeki sıcaklığı…

Ve Tolstoy’un, “İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için uyandırmak gerekir” sözü ile de kapatalım ‘kara kış’ yazımızı…

Sevgi yüceliğinde yarınlara…


Yazarlar:Ömer Şan

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome