Kaya Güvenç; Birlikte Başaracağız

22 Ocak 2014 Çarşamba

Ortak Sol Aday çalışmasında başkan adayı olan Kaya Güvenç’le süreci ve hedefleri konuştuk. Güvenç, “Ankara’da yapacağımız ortak çalışma Türkiye’de başka bir yol açmanın ilk işareti olacak” dedi.


Ankara’da sol güçler 30 Mart yerel seçimlerinde biz de varız dedi. Siz de bu çağrının bağımsız adayısınız. Platformun kuruluş sürecini ve gelinen noktayı okurlarımızla paylaşak başlayalım söyleşimize. Bu noktaya nasıl gelindi? 
0laylara nereden başlayacağımız sorusuna şöyle yanıt vermek mümkün. Hiçbir şey dünden bağımsız ve gelecekten ayrı değildir. Çok geriye gitmeden Haziran direnişine gitmek yeterli olur. Türkiye’de aydınlıktan, emekten yana, kendi hayatlarına müdahale edilmesinden bıkmış insanların bu direnişine tanık olduk. Bu aslında bir anlamda bütün solun değerlerini taşıyan hareketti. Kimse kimsenin değerlerine saldırmadan, kimsenin ayağına basmadan ortak değerler konusunda güzel bir iş yapıldı. Bu birlikteliğin burada kalmayacağı belliydi. Haziran direnişinin belki en önemli özelliklerinden birisi,  mevcut tutuma karşı çok net bir tutum almasıydı. Bu durum çok kısa sürede ortak bir mücadele ile nasıl kazanımlar elde edilebileceğine dair büyük bir umut ve heyecan yarattı. 
Birlikteliğimizin başlangıcını daha da gerilere götürürsek 2010 yılındaki referandum olabilir. Bugün ortak aday meselesini gündeme getiren örgütlerin o tarihte Anayasa Referandumu sürecinde yarattığı birliktelik çok önemlidir. Sosyalist solun tarihinde önemsenmesi gereken bir olaydır. Çünkü bir miting ya da anlık bir olay için değil siyasal bir konuda bir sürece yayılan ortaklık yaşanmıştır. 





Ankara’da sosyalistlerin ilk defa biraraya gelişi yaşanıyor. Ankara’nın özelliği nedir?


Ankara birden bire aynı siyasal kökene sahip üç adayın yarıştığı kent oldu. Bu durum ortaya çıktıktan sonra Ankara kentinin emekçi halkından tepki gelişti. Şimdi bağımsız aday çalışmasında olan her örgütlü yapı, “bizi bunlara mahkûm mu edeceksiniz?” tepkisi ile karşılaştı. AKP’nin geriletilmesi güncel politikasının üzerine Ankara’da yaşanan bu gelişme adaylı çalışmayı öne çıkardı.

Süreç nasıl gelişti? Sizin adınızın ön plana çıkmasını nasıl karşıladınız? 
İsimler konuşulmadan önce, ilkeler ve program üzerinde görüşmeler yapıldı. Siyasal yapıların kendi aralarında başlayan süreç emekçilerin sendika, oda gibi örgütlerine, üniversitede mücadele eden gençlik gruplarına doğru genişleyen bir yapı oldu. Bu geniş meclis ortak aday çıkarılması konusunda bir karar aldı. Bunu çok alkışlanması ve ileriye taşınması gereken bir olay olarak görüyorum.
 Arkadaşlar sürecin sonunda benim ismim üzerinde bir görüş birliğine varmışlar. Bundan büyük onur duydum. Hem seçim aşamasında hem seçimler sonrasında bu birlikteliği başarılı bir şekilde götürürüz. Türkiye halkının hak ettiği o güzel günlere katkımız olur.  Daha önce tek tek verilen mücadeleyi daha güçlü hale getiren bu birliktelik oldu. Aynı zamanda siyasi mesajı, hedefi daha odaklı bir harekete dönüştürme imkanına da sahip olduk.





Ankara’da hedefiniz nedir?
Emekçiler için mücadeleler sonucu elde ettiği siyasete müdahale araçlarından biridir seçimler. Emekçi sınıfların bedel ödeyerek kazandığı bir haktır. Bu anlamda önemsenmeli ama asla her şey değildir. Tam da burada yine Haziran Direnişi’ne dönmeliyiz. Nereden başlamıştı, ilk kıvılcımı yakan neydi? Bir proje belediyeciliği anlayışı ile Gezi Parkı ortadan kaldırılacak, AKP klasiği olan AVM inşa edilecekti. Kentin yağmalanmasına insanlar karşı çıktı. Bu direnişle birlikte mevcut yerel yönetim ve siyasi iktidar geri adım atmak zorunda kaldı.
Ankara’nın emekçi halkını da bu düşünceler etrafında bir araya getirmeye çalışacağız. Bu başlı başına bir olaydır. Bu şu anlamına gelir. Yarın Ankara’da Taksim Gezi Parkı’nda yapılmak istenene benzer bir olay gündeme geldiğinde direnme hakkını sağlayan, kolaylaştıran bir hazır zemin yaratmış olacağız. Bu anlamda iddialıyız.  Seçim sonucunu değiştirebilir miyiz? Bu o anda ülkenin de içinde bulunduğu sınıflar arası güç dengesi ile anlaşılabilir. Biz neyi değiştirmeye çalışıyoruz? Kadere boyun eğmeye, insanların geleceğini başkasına bırakma alışkanlığından vazgeçirmeye çalışıyoruz. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Başarının ölçütü bu fikir etrafından ne kadar insanı harekete geçirebiliriz, bu düzene başkaldırmaya ne kadar insanı ikna edebiliriz düşüncesinde aranmalıdır.



Ankara’ya dair nasıl bir program hazırlıyorsunuz?
Aydınlık bir kent hayal ediyoruz. Sokaklarının polis işgalinde olmadığı, TOMA’sız, copsuz, devlet şiddeti olmayan bir Ankara. Bir öğrenci olsam, yurt sorunu olmayan ulaşımı rahat olan,  dilediğim yerden dilediğim yere bedelsiz, bedelsiz olmasa bile çok düşük fiyatlarla seyahat yapabilmeyi isterdim. Bir kadın olarak hemcinslerimin hiçbir şekilde şiddete uğramadığı bir Ankara’yı yaşamak isterdim. Bir işçi olarak taşeronlaşmanın olmadığı, kendimi daha iyi ifade edebileceğim, örgütlü sendikalı olabileceğim ve kendimi geliştirebileceğim zamana sahip olabileceğim dünya isterdim. Bir engelli olarak, hayatın doğal bir parçası olarak gündelik yaşamı sürdürebilmek isterdim.
Yoksulsam bana sadaka verilmesinden nefret ederdim. Bir insanlık hakkı olan beslenme, barınma ve ulaşım hakkına sahip olmak isterdim. Bunlar benim hayallerim. Böylesi bir kent yaratma mücadelesi aynı zamanda genel siyasal mücadelenin de önemli bir parçasıdır.
Biz Ankara’ya dair politikalarımızı bugüne kadar yolsuzluğa, yanlış uygulamalara karşı mücadele eden odalarla, sendikalarla, mahalle örgütleri ile bilim insanları ile birlikte hazırlayacağız. Emeğin Ankara’sını birlikte kuracağız.

Kişisel tarihiniz açısından adaylık neyi ifade ediyor? Zor bir karar mıydı?

Bu sorunun yanıtı çok zor. Hayatın artık yavaş yavaş daha rahat ve sakin bir dönemine girdiğiniz an böyle bir öneri geldi. Ben şöyle düşünüyorum: Bir sabah beni ailemin diğer fertleri kahvaltıya çağırdı. Bu kahvaltıya geldim, uzun uzun konuştuk ve birlikte bir karar verdik. Biraz uzun sürecek ve yorucu olacak bir çalışmaya karar verdik. Ama parçası olmaktan onur duyduğum bir karar. Benim için de geçmişten bugüne kadar biriktirdiklerimi yeni kuşaklara anlatma fırsatı olacak.
Kahvaltıda birlikte olduğum herkes ailemin parçasıydı. O yüzden karar zor olmadı. Bir ömrü birlikte yaşadık. Güvendir asıl olan. Ben şunu bilirim, Halkevci, ÖDP’li, EHP’li arkadaşlarımla bir yere gidiyorsam bir şey yapıyorsam arkamı dönmekten rahatsızlık duymam. Bilirim ki orada ne karar alınırsa ne konuşulursa o uygulanır. Böyle bir güvene sahip olmak böyle bir mücadelede çok önemli. Bu güven yılların mücadelesi süreci içinde yaratıldı.

Bu çalışma Türkiye’de solda bir heyecan yaratır mı? 

Türkiye siyaseten başka bir noktaya gidiyor. Burada başka bir kanal açmak lazım. Bu bütün solun söylediği bir şey. Bu çalışma da buna hizmet etmelidir. Bir takım tanımlara ihtiyaç var. Egemen sınıfların kendi değer yargılarını topluma bir şekilde kabul ettirdiği bir sistemde yaşıyoruz. İşçi sınıfı hareketinin zayıf olduğu dönemlerde, gerileme dönemlerinde gücünü yeterince hissettiremediği dönemlerde emekçi kitleler de kendi değer yargıları yerine başkalarının değer yargılarını taşımak durumunda kalıyor. Dolayısıyla ilk akla gelen şu oluyor: Gücün varsa siyasette bir şeysin. Güç ne? Para. Güç ne? Emperyalist odaklardan, ülkelerden alınan güç! Bu son zamanlarda çok ön plana çıktı Türkiye’de. Birincisi sol çözümün böyle olmadığını biliyorsa ve inanıyorsa bir kez daha vurgulamak zorunda. Solun gücü nereden  gelir? Emekçi güçlerin ortak mücadelesinden gelir. Onların ortaklaşmasından ve örgütlenmesinden gelir. Bu çerçeveden bakarsak yapılan şey çok önemlidir Ankara’da siyasi bir alanda, seçim gibi bir alanda ortak bir şeyler yapmaya çalışacağız. Yaratacağı umut çok önemlidir. Alacağı oydan başka bir şeyden bahsediyorum. Yaratacağı etkiden. 
Ankara’da yapılacak çalışmalar sonunda ümit ediyorum ki “Evet biz sol olarak ortak bir şeyler yapabilir ve bu ülke topraklarında güç olabiliriz” noktasına geleceğiz. Gelmemiz gerekiyor. Bunun kolay olduğunu düşünmüyorum. Ama bunu yapmak için bir irade var. Siyasi irade olduktan sonra,  geri kalanı bizim yapacağımız çabalara bağlı bir şey. Ortaklaşa mücadeleyi birbirimizi daha iyi anlayarak geliştirirsek,  sadece birlikte olduğumuz insanların çok ötesine hitap edecek duruma gelirsek, Türkiye’de ortak çalışmanın en azından zorluklarını geri plana atabileceğimiz bir noktaya gelebiliriz.

Destekleyen Örgütlerin Görüşleri;

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ:
AKP iktidarı bir şekilde yoluna devam etmek istiyor. AKP bu halk düşmanı düzeni, bu piyasacılığı, emperyalizme bağlılığını pekiştirerek,  ülkemizi gericileştirerek sürdürmek istiyor   Haziran Direnişi tam da buna ‘dur’ dedi. Halkımız piyasacılığın AKP’siz olanına da gericiliğin Tayyip’siz olanına da  kim yaparsa yapsın emperyalizme yaltaklanana da gereken dersi verecektir. Ankara'da sosyalistlerin ortak adayı pek çok nedenle önemlidir. Birincisi, sosyalistlerin milliyetçi ve liberal adaylarla sol oylara gözünü dikenlerin çabalarını kabul etmediğinin açık işaretidir.
İkincisi, Ankara'da seçim dönemi boyunca halkın karşısına gerçekten sol olan bir seçenekle çıkılacağının göstergesidir. Ve üçüncüsü, Haziran direnişi ile ortaya çıkan görkemli halk hareketinin buharlaşıp gideceğini sanan halk düşmanlarına bir yanıt; halk hareketinin geri çekileceği korkusuyla kendisi geri çekilen, moralsizleşen dostlarımıza uzatılan bir eldir. Ankara halkı, şimdi şantaj ve rüşvetle yönlendirilen bir sürü değil, direnişte kendini yeniden kurmuş bir halk olduğunu gösterme fırsatıyla karşı karşıyadır.


Samut Karabulut (Halkevleri Genel Sekreteri)
Bugün bir yolsuzluk, yalan ve talan düzeni içinde yaşıyoruz. Bunun temelinde 30 yıllık neoliberal politikalar yatıyor. 30 yıldır sağ partiler ve sağ siyasetçiler tarafından ülkemiz ve kentlerimiz yönetilmektedir.

Ortadoğu politikalarından mezhepçiliğe, çevrenin ve doğanın talanından kentlerin talanına, kadın cinayetlerinden gerici düzenlemelere, laikliğin tasfiyesine kadar tüm gelişmelerin temelinde sağ politikalar ve sağcı politikacılar var. Halkevleri olarak 20 yıldır AKP’ye Ankara özelinde de Melih Gökçek’e; aslında halk düşmanı sağcı politikalara karşı ısrarlı hak mücadeleleri yürütüyoruz.

Ankara’da 2014 yerel seçimlerinde de bu açıdan ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Kendini sol olarak tanımlayan CHP de bir sağcı olan MHP’li Mansur Yavaş’ı aday gösterdi. Şu an itibarıyla Ankara’da tüm Büyükşehir Belediye Başkanı Adayları MHP’li oldu. Kim kazanırsa kazansın sağın en radikal; bir dönem alevi, aydın, yazar, solcu hatta CHP’li milletvekili cinayetlerine imza atan, bugün de başta üniversiteler olmak üzere sola satırlarla saldıran ülkücülerden birileri seçilecek.

Ortak Sol Aday ise bunların tamamına “Artık Yeter” demektir. Ortak Sol Aday çare,  sağ neoliberal politikacılar değildir, “Tek Çare Biz Kendimiz” demektir.

Aydın Akyazı (ÖDP Ankara İl Başkanı):
Ortak Sol Aday ise bunların tamamına “Artık Yeter” demektir. Ortak Sol Aday çare sağ neoliberal politikacılar değildir, “Tek Çare Biz Kendimiz” demektir.

Bugün geleceğimiz gerici iktidar güçlerinin hakimiyet kavgası içinde belirlenmeye çalışılıyor.

Her yanıyla çürüyen düzen karşısında, Haziran’da sokağa dökülen milyonların özlemlerine yanıt verecek bir alternatif ihtiyacı kendini her gün daha çok hissettiriyor.

Ankara, bu seçim sürecinde sağın farklı versiyonlarını temsil eden adaylar nedeniyle özel bir anlam da kazandı. Ortak bağımsız adaylık süreci, birleşik bir güçle sol barikat kurma çabasıdır.

Ankara’nın Kızılay’dan Kenndy’e, ODTÜ’den Dikmen’e, Tuzluçayır’dan İncirli’ye, Batıkent’ten Eryaman’a ve dört bir yanına yayılan Haziran direnişinin sokağa bıraktığı izlerin takipçisi olacağız.

Biz diyoruz ki, geleceğimizi biz kendimiz belirleyebiliriz.

Ayşen Ece Kavas (EHP İl Başkanı):
Sosyalistlerin Gezi ruhuna yakışır şekilde birlikte hareket etmesiyle, AKP'nin yönetiminde, tek bildiği halka saldırmak olan, simgesiz, akciğersiz bir Ankara yaratan Melih Gökçek'i devirmek güçlü bir temsiliyet yarattı. CHP'nin Gezi'yi bu kadar sahiplenir gözükür iken Mansur Yavaş gibi sağ kökenli bir aday çıkarması Gezi direnişine yönelik faydacı yaklaşımdan başka bir şey değildir. Toplum, direnişinin ardından değiştirebilme gücünün farkına vardı ve kendi kararlarını kendisi vermek istedi. Toplumun kendi karar verme isteğini kimse görmezden gelemezdi. İşte bu yüzden yıllardır devam eden "kötünün iyisi" dedikleri geleneği yıkmak şart oldu. Var olan sistem insanları zorunda bırakma taktiği izlerken, biz herkesin özgürce, korkusuzca, artık hayatta özne olabildiği bir ülkede yaşayabilmesi için siyaset yapıyoruz. Belediye dendiğinde çeşitli ihalelerin döndüğü, çalıp çırpmanın normal karşılandığı bir anlayışı reddettiğimiz için yaşanılabilir bir Ankara, katılımcı yönetim diyoruz. Ancak bu yalnızca Ankara Belediyesi seçimlerini kazanmak anlamına gelmiyor bizim için. Şehrin göbeğinde eylem yapmak dahi hükümeti tehdit ediyorken, halkın yönettıği bir Ankara hükütemi sallayacaktır.

Röportaj: Yaşar Aydın/BirGün


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome