Komutanın Ardından... - Ozan Özlem

11 Mart 2013 Pazartesi

Geçtiğimiz Salı günü dünyanın yaşadığımızdan farklı bir yer olabileceğine inanan insanlar olarak, en güzel yoldaşlarımızdan birini, komutanımızı yitirdik...


Şüphesiz ki, acımız çok derin ve artık bir akşamüstü televizyon izlerken ansızın yayın akışının kesilerek karşımızda onu görmeyeceğimizi, bir miting alanında yaptığı coşkulu konuşmayı bir daha dinleyemeyeceğimizi veya bir bakanlar kurulu toplantısında halkın daha iyi yaşaması için önem verdiği projeyi imzaladığı zaman yüzünü kaplayan sıcak gülümsemenin istemeden kendimize de bulaştığını hissetmeyeceğimizi bilmek içimizi uzun bir süre daha kanatmaya devam edecek.

Latin Amerika devriminin yolu başından beri ölümlerle çizildi, en cesur, en özverili, en inançlı yoldaşlarımız devrim, sosyalizm ve bağımsızlık mücadelesinde hiçbir karşılık beklemeksizin kendilerini feda ederek bize yürüyeceğimiz yolu gösterdiler. Palmiye ağacından yapılmış; toprak zeminli bir evde, yoksul bir öğretmen ailenin çocuğu olarak doğan ve hayatının tamamını kendisi gibi insanların iyiliği için mücadeleye adayan Chavez'in öyküsü de onlarınkinden farklı değil.

“Belki “Yaşam için düşenlere ölü denmez” fakat yine de Filistin halkına karşı işlenen bir suç yüzünden İsraille tüm ilişkileri kesen, bir ABD başkanına açık açık “sen bir eşeksin” diyebilen, gecesini, gündüzünü sosyalist bir proje için feda etmiş olan komutanımızın artık bizimle olmayacağını kabullenmek hiç de kolay olmayacak.

“Yoksulların komutanı” Chavez, nereden bakılırsa bakılsın, çok özel bir insan, eşine az rastlanır bir lider ve örnek bir devrimciydi. Bu sıradışı yoldaş, insanlık açısından talihsiz bir döneme denk gelen kısa hayatını, yapmayı becerdikleri ve bunların dünya çapına yayılan etkileriyle, gerçekten parlak bir umut ışığına çevirmeyi becererek hepimizi onurlandırdı.

Kişiliği, tavır alışları, yapıp ettikleri, kavrayışı ve halkla geliştirdiği karşılıklı sevgi duygusuyla Chavez, şu an bizim akıllıca çözümlemek ve mücadeleye tercüme edilebilir sonuçlar çıkarmak durumunda olduğumuz oldukça ilginç bir praxisi ortaya koymayı başarmış bir “yeni insan”dı. Onun emanetine sahip çıkmak, açtığı yolu sosyalizme varana kadar yürümek bugün hem devrimci bir görev, hem de Chavez'e olduğu kadar bu uğurda düşen tüm yoldaşlarımıza olan borcumuzdur.

Bugün gerçekten, Chavez'i ve yaptıklarını çok daha iyi incelemeye ve anlamaya muhtacız. Fakat şimdilik, onu bizim için bu kadar değerli yapan bir takım şeyleri hatırlamakla yetinelim.

Chavez'in, genç devrimci bir subayken saldırdığı, başarısız olup hapis yattığı Venezüela, Komutan 98 yılında, yüzde 56'lık bir oy oranıyla iktidara geldiğinde, yerel oligarşi ve emperyalizmin bir kar alanından başka bir şey değildi. Bilindik, insanların devlet tarafından sokaklarda kurşunlandığı, halkı sefalet içinde yüzen, gelir uçurumları ve sefalet duvarlarıyla bölünmüş, cehennem gibi bir ABD kolonisi.

O dönemin koşullarını ayrıntılarıyla betimlemek yerine, ülkede çıkan petrolün varilinin ABD petrol tekellerine 10 dolara bile varmayan fiyatlarla hem de Venezüela halkının parasıyla sübvanse edilerek satıldığını söylersek, sanırız ülkenin nasıl bir yer olduğunun kavranması için yeterli olacaktır. Zira, -yalnızca işbirlikçi bir oligarşi tarafından yapılabilecek- böylesi bir hainliğin ancak bitip tükenmeyen kemer sıkma politikaları, yalan, zindan ve kurşunla sürdürülebileceğini bilmek için dahi olmak gerekmez. Bu dönemin önemli toplumsal olaylarından olan ve fiyat artışlarına karşı gerçekleşen Caracazo'da polis ve asker tarafından öldürülen insanların binlerle sayıldığını bilmek bile o dönem hakkında net bir fikir verebilir.

İşte, Chavez'i Chavez yapan şey, bu cehennemden bir hayat, bu bataklıktan bir ülke örgütlemeyi başarmasıdır.
Oligarşi tarafından gülünen, aşağılanan, karşısına eski bir güzellik kraliçesi çıkarılan Chavez, iktidara geldiğinde son derece basit ama uygulaması alabildiğince zor bir formülü hayata geçirmek suretiyle Venezüela'yı bambaşka bir yer haline getirmiştir.

Halkın başkanı Chavez, ülkenin sürekli yağmalanan en önemli zenginliği olan petrol gelirini, oligarşi ve ABD'nin elinden alarak halk için kullanmıştır. Bu yalnızca halk tarafından desteklenen cesur bir iktidarın gerçekleştirebileceği devrimci eylem ile ülkenin radikal biçimde değişmesinin önü açılmış, Chavez ise, yağmacıların en büyük düşmanı haline gelmiştir.

 Bolivarcı devrim bu dev adımdan sonra, sürekli istikrarsızlaştırma çabalarına, saldırılara ve darbe girişimlerine rağmen, sosyal yatırımları yüzde 8'den, yüzde 20'ye çıkarmış, ülke nüfusunun tamamını okur yazar yapmış; yoksulluğu yüzde 70'ten 24'e, mutlak yoksulluğu yüzde 40'tan 6'ya kadar düşürmeyi başarmıştır. Bu müreffehleşme eğilimi ülkenin toplumsal eşitliği ölçen Gini endeksinde Latin Amerikanın en ileri ülkesi haline gelmesini sağlamıştır.

Bu esnada halkın yaşam koşullarının ilerlemesinde en önemli işlevi gören şey ise sosyal misyonların hayata geçirilmesi olmuştur. Bu misyonlar sayesinde yüzbinlerce kişi hiç bir ücret ödemeden veya çok cüzi rakamlarla ev sahibi yapılmış, yüzbinlerce kişiye meslek kazandırılmış, çocuk sahibi yüzbinlerce anneye ve sayısı bir milyonu aşkın -önceki dönemde kayıt dışı çalışmış- yaşlıya emekli maaşı bağlanmış, çalışma standartları ve asgari ücret mümkün olduğunca yükseltilmiştir. Ayrıca bu uygulamaların tamamı, bir yandan örneğin Haiti'li ve ABD'li yoksullara ücretsiz yakıt sağlanır, karayiplerde, And ülkelerinde sosyal programlar desteklenirken veya Nikaragua dağ köylerinde göz ameliyatları finanse edilirken gerçekleştirmiştir.

Özetle, Chavez ve Venezüela, sosyal/ekonomik alanda neoliberalizmin umut tacirliğine karşı, bir yandan dayanışma ve toplumsal artının tekrar halka dönmesini sağlamak prensibi üzerinden son derece somut bir cevap oluşturmayı başarırken, diğer yandan da IMF, DB reçeteleri altında inleyen toplumlara çözümün sosyalist yönelimli politikalarda olduğunu net biçimde göstermiştir. Bu açıdan Chavez'in Venezüelası, dünyanın Fatsa'sı gibi görülebilir. Chavez'in halka “itaat ederek yönetme” anlayışı ve ideolojik alanda devrimcilerin prestijini artıracak alternatifler ve örnekler oluşturma yaklaşımı bu süreçte ortaktır.

Dünyanın en büyük petrol rezervleri üzerinde eski hükümetlerin uluslararası firmalara verdiği imtiyazları kaldıran Chavez'in siyaset ve uluslararası ilişkiler alanındaki başarılarının da önemi büyüktür.
ABD kolonileri örgütü olarak alınan Latin Amerika devletleri örgütüne karşı Chavez, CELAC gibi kapsayıcı ve demokratik bir cephe kurmayı başarmış; Venezüela'nın tam bağımsızlığı sağlamış; ABD baskısı altındaki ekonomilere destek sunup onların yalnızlaştırılmasının önüne geçmeye çalışmış; kıtasal entegrasyon için ABD'nin serbest ticaret anlaşmasına karşı Bolivarcı Alternatifi kurmuş ve bağımsızlık yolunu seçen ülkeler için önemli bir destek olacak bir kurumsallaşma için çok önemli adımlar atmıştır.

Ayrıca, Chavez'in Venezüelasının başarıları ve buna eşlik eden kurumsallaşma, küreselleşme süreci ile sosyalistlerin tamamen yitirdiği ideolojik hegemonyanın -en azından bu bölgede- tekrar devrimcilerin eline geçmesi için son derece stratejik bir öneme sahip olmuştur. Vuruş sayısı sınırlı, kısa bir değerlendirme yazısında sayılıp dökülemeyecek çok sayıda iş, politika ve faaliyet ise, kendisine başka yazılarda yer bulacaktır.

Birkaç kelimeyle özetlersek, Yoksulların komutanı Chavez, kendi derin hümanizminin ve zekasının gereğini yapmış ve arkasında bağımsız bir ülke, kapsamlı bir sosyalizme geçiş programı, daha mutlu insanlar ve entegre olmaya çok daha yakın bir Latin Amerika bırakarak aramızdan ayrılmıştır.

Bugün Venezüeladaki devrimci sürecin, -sırf halkın vicdan ve bilincinde Chavez tarafından bırakılan iz düşünüldüğünde bile- geri dönülemez bir noktada olduğuna inanmamak için elimizde herhangi bir sebep yoktur. Venezüela halkı yola, Chavez'in bıraktığı yerden, eski bir sendikacı ve dışişleri bakanı olan Nicolas Maduro ile devam edecek; komutanın uğruna ömrünü ve sağlığını feda ettiği Bolivarcı devrime asla ihanet etmeyecektir.

Chavez'le aynı dönemde yaşamış ve aynı şeyler için mücadele etmiş olmanın gururuyla, bu saygıdeğer devrimciye bize verdiği umut ve halk için yaptığı her şey için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Yaşasın Komutan Chavez!

 


Yazarlar:Ozan Özlem

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome