Kurucu Fikirler, Hayalet Ve Direniş-Levent Hekim

20 Haziran 2016 Pazartesi



Redaksiyon Atölye 4-12 Haziran tarihleri arasında Kurucu Fikirler Atölyeleri ve Hayalet Buluşması gerçekleştirdi. Etkinliklerin,  farklı başlıklarla, içerisinden geçmekte olduğumuz zamana dair tek bir mesaja odaklandığını söyleyebiliriz. Rastlantı bu ya daha etkinliklerin üzerinden çok zaman geçmeden toplumsal başka dinamikler de aynı mesajı daha geniş iletime sokmaya başladı. Geçen hafta liselerde pıtrak gibi çoğalan ve Cihangir’de gericilerin saldırılarına karşı gelişen tepkiler, verilmek istenen mesajın göstergeleri olarak karşımızda duruyor. O halde anlatılmak ve iletilmek istenen mesaj nedir?  Haziran direnişinin  2013 yazında kaldığına dair açığa çıkan nostaljik edimlere karşı, direnişin; içinden geçtiğimiz zaman diliminde potansiyel olarak varlığını sürdürdüğü; ve  saray rejiminin bilinç altına bastırdığı  “Haziran” korkusunun yeniden hatırlatılmasıdır. 


Redaksiyon Atölyenin, etkinlikleri adlandırdığı başlıklar mesajın niteliği açısından zekice ve manidar içerikler taşıyor. Atölyenin etkinlikleri ile son dönemde açığa çıkan toplumsal tepkiler arasında kurduğu bağ Redaksiyon güzellemesi olarak görülebilir. Ancak güzelleme olmakla birlikte, ortak mesaj ihtiva etmelerinden dolayı kurdukları  bağın gerçek ve hakiki yönünü göstermeye çalışacağım.


“Kurucu Fikirler + Hayalet=Haziran” denklem anlatılmak istenenin basit eşitliği olarak okunabilir. Kurucu fikirler beklenen, gelmekte olanın gücü ve  potansiyelini  ifade ederken, Hayalet gelmekte olanın şimdi eylemde bulunduğu edimi işaret eder. O halde  Haziran’ın temel öğelerinin gücül ve edimsel olduğunu söyleyebiliriz. Gücül toplumsalın başka türlü olabileceğini gösterir. Toplumsalın yeniden üretimi bastırılamaz bir fazlalığı potansiyel olarak üretir. Hatırlanacağı gibi Haziran Direnişi öncesi özellikle gençlik kesimlerine dair sürekli “Bu gençlerden ve bu halktan bir şey olmaz” söylemleri havada uçuşmaktaydı. Umutsuzluk ikliminin üzerimize karabasan gibi çöktüğü günlerde söylem normal karşılanırken, direnişin sıcak yaşandığı günlerde hafif utançla birlikte, bir şaşkınlık durumu açığa çıktı. Diğer bir şaşkınlık ise; rekabet ve güvensizlik duygularının hakimiyeti altında birbirlerine selam vermeyen kişilerin, hiç tanımadığı insanlara evlerini  açtığı , dayanıştığı durumdu. Toplumsalın gücül potansiyeli ampirik verilerle analiz edilemez. Görünenin altında başka türlüsü hep vardır. Gücül toplumsal yapının başka türlü olabileceğine, hayal edilebileceğine dair inançtır. Geçmişte ve bugün açığa çıkan edimler; toplumun bastırılamaz devrimci  potansiyelinin her durumda  edime dönüşebileceğinin göstergesidir. 


Hayalet; bugün mevcut olanı içerirken dışladığı ve onun sayesinde kendini kurduğu , “gerçek , fakat aynı zamanda mevcut olmayan gelecekte olan bir varlığı ifade  eder. Hayaletin sayılabilen bir varlığa dönüşmemesi düzen açısından tehlike arz eder. Marx’ın hayalet metaforu ; namevcut olanın, mevcut olanı istikrarsızlaştırmasını ve kesintiye uğratmasını imler. Dolaşan hayalet eyleyendir. Hayal edilenin, gelmesi beklenenin; içinden geçilen zaman diliminde edime geçmesidir. “Başka bir  dünya mümkünden”, Başka bir dünya şimdiyi gerçekleştiren varlıktır. Kısacası gücülün edime geçtiği zamandır. Yine hatırlanacağı üzere 2013 Haziranında meydanlarda ve parklarda açığa çıkan; park forumları, komünler, sokak sanatı vb.  deneyimler hayal ettiğimiz başka bir dünyanın ete,kemiğe bürünmüş formuydu. Haziran ve Yeryüzü kardeşlerinin ortaya çıkardığı bu deneyimler Neo-liberalizmin temsile dayanan sahte demokrasi  maskesini düşürmekle kalmadı egemenlik nosyonunu da istikrarsızlaştırdı. Bugün dünyanın her yerinde iktidarların  baskıcı ve otoriter yönelimleri, klasik  temsile dayanan kurumsal yapının  sınıra dayandığını gösteriyor. Bu çerçevede rıza üretiminin  eskisi gibi gerçekleştirilemediği ortada ve istikrarsızlaşan düzen varlığını otoriter yöntemlerle  devam ettirmeye çalışıyor. Saray-AKP rejiminin süreklileştirilmiş bir olağan üstü halle iktidarını sürdürme telaşı ve her defasında “Haziran Direnişine” sataşan söylemlerle kendisini kurma çabasının altında yatan tam olarak bu etkenler.   


Bu çerçevede bugün umutsuz olmak için hiçbir neden yok;  toplumun gücül potansiyelleri savaş ve baskı politikaları ile ne kadar kapılmaya çalışılsa da hep bir fazlayı üretiyor. Cerattepe direnişi, üniversite muhalefetinin forum tipi örgütlenme çabaları ve son zamanlarda liselerde dinselleşmeye karşı gelişen tepkiler zayıf olmakla birlikte; toplumsal potansiyellerin edime dönüştüğü pratikler olarak karşımızda duruyor. Kısacası Hayalet dolaşmaya devam ediyor. Bu potansiyellerin güçlü toplumsal edimlere dönüşüp, dönüştürülemeyeceği ise direnişin sıcak yaşandığı günlerde,direnişten  çıkardığımız derslere ne kadar sadakat gösterebileceğimizle ilişkili. Direnişin, temsile dayalı egemenlik nosyonunu kesintiye uğratan, yerine doğrudan demokrasiyi icra eden toplumsal örgütlenme modelleri iktidarın üzerinde sallanıyor. Tek yapmamız gereken; gündelik hayatın içerisinde bu modelleri geliştirecek kurucu fikir ve edimlere kapı aralamak ve edimler arasındaki bağlantıyı kuracak yapılar oluşturmaktır.  Nasıl yapılacağına dair hazır reçeteler bulunmamakla birlikte, önemli olan ısrarla aramaya devam etmektir.  


Son olarak; Benjamin’in sözü ile bitirelim ; “Ve elimizde hala devrim gibi bir imkan varsa, devrim ideası (Hayalet) neoliberal toplumda kaybolup gitmek yerine sürekli beliriyorsa, ısrarla varlığını sürdürüyorsa, bu devrimin zamanının donduğu, durakaldığı bir olay olmasındandır.”               
 


Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome