O gün Ölmek Yasak- Çağhan Kızıl

14 Mayıs 2014 Çarşamba


O gün ölmek yasak!

Sen güneşe bakarken hayran hayran,
ben sönük ve sarı bir ışıltıyla adım atıyorum her an,
ne tutsam karanlık
ne yutsam kara karanlık
dilimde damağımda kekremsi
gözümde herhangi bir günden kalan aydınlık,
taşlara küsüyorum ızdırabimi
çelik kazma uçlarına
karbonmonoksit kokusuna

Acıyı ancak başka bir acıyla unutan bir toplumun yaralanmış, eksik bırakılmış çocuklarıyız biz. tamamlanmak için ya büyük aşklar ya büyük dostluklara ihtiyaç duyarız. Tekinsiz bir çocukça anlamlandırmayla yaşamaya başlayan, zulmün ve vicdansızlığın bayağılında çile çekeniz. yüreklerimizin kanaviçesinde acılar reyhan rengi diyen, bir dost omzunda ağlamaya hasret tanışmamış tanıdıklarız. Evden götürülen ve hiç gelmeyen ebeveynler, en sevdiklerini bırakıp bu yaşamdan kendi istekleriyle giden dostlar, ilk çizgilerinizi ve renklerimizi koyduğumuz kitapların parçalanışı, eksik kalmış bir piknik, bitirilmemiş bir çay, yarısı ütülenmiş bir gömlek, birbirine artık hiç ilenemeyecek ayrık fotoğrafların sarı hüznü ya da 'iyiyim yavrum, merak etme' diyen cızırtılı telefon konuşması çoğumuzun çocukluk anıları. Mevsimlik işçiyiz başka coğrafyalarda ölen, sokak çocuğuyuz bir köşe başında kendini asan, transeksüeliz menfi bir bıçak yarasında kaldırımda kalan, üniversite öğrencisiyiz bir eylemde kaybolan, Cumartesi anneleriyiz evlatlarımız gelir diye kapıyı kitlemeyen, 14 yasındayız ekmek almaya gidip bir daha gelemeyen, 17 yasındayız asılan ama beslenemeyen, kadınız töre diye sokak ortasında vurulan, maden işçisiyiz yerin çok altında soluksuz boğulan. Kaderimiz bu değil, zulüm de zaten kader değil! Zamansız giden çocuklarla doludur toprağın altı, zamansız yollara düşen çocuklarla doldurmalıyız yeryüzünü. Hepimiz farklıyız, ama acılarımız aynı renkte. Unutmayalım, umut sendedir, umut dağlar gibi acılarda diyen şairlerin ahvadıyız. Sokakların itibarını da biz veririz, bu yangın yerinin vicdanını da. Yeni şeyler söyleyen ama geçmişin değerlerini unutmayan cancağızlar kervanıdır bu genç - ve gözleri - yaşlılar. Yürekleri soğumayanız; duble yolların havada uçuştuğu modern çağın arkaik ütopikleri sayarlar bizi; ancak ütopyaların modernleşmesine karşı gönüller arasına sahil yolları kuran insan evlatlarıyız; çünkü denizsiz yol olmaz bizde. yürümekte de mahiriz; emanet yolda çünkü. Düşünün, yaşadığınız son acıları düşünün. Ne kadarı bu sistemden kaynaklanıyor? İşte tam da bu nedenle iktidarın yaşamı hedef aldığı noktada yaşamın ona direniş olması gibi bütünlüklü bir mücadele gerek bize. Bütünlüklü birleşik bir muhalefet, politik söylemlerin ötesinde, en önce vicdanlarımızın ve insan olabilmenin bizi buluşturduğu yerde filizlenecek. Ulrike'nin dediği gibi: üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlemeli; çünkü ölmenin yasak olduğu o gün ancak böyle gelecek!
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome