Obama İsrail'de "Barıştan" Bahsederken Bile Savaşa Hazırlanıyor - Bill Van Auken

25 Mart 2013 Pazartesi

Obama geçtiğimiz perşembe günü Kudüs’te yaptığı konuşmada ABD’nin İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemeye devam edeceğini ilan ederken Suriye ve İran’ı bir kez daha savaşla tehdit etti.


Yüzlerce İsrailli öğrenciye hitap edilen konuşmada, Washington’un İsrail’in Filistinlileri baskı altına almasına ve ABD’nin Arap dünyasındaki çıkarlarını korumasına on yıllardır hizmet eden ve “barış süreci” adı verilen diplomasi komedisini desteklemeye devam edeceği vurgulandı. 

Obama konuşmasını, başbakan Benjamin Netanyahu hükümeti üzerinde etkili olan radikal sağcı siyonistlerin tepkisinden çekindiği için Knesset (İsrail’in parlamentosu) yerine öğrenciler karşısında yaptı.
Obama Kudüs’ten önce Batı Şeria’da bulunan, işgal altındaki Ramallah’ı ziyaret etti ve burada Filistin Yönetimi (PA) başkanı Mahmud Abbas ile bir basın açıklaması yaptı.   

Ramallah’ta yüzlerce kişi Obama’nın ziyaretini protesto etmek için Abbas’ın bulunduğu binaya doğru yürüyüşe geçti; ancak yolları PA’nın polisleri tarafından kesildi. Protestocular bunun üzerine “Askeri düzen yıkılsın!” sloganı atarak polis barikatını zorladı ve Abbas’ı protesto etti. 

Obama, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan siyonist yerleşimlerine“olumlu bakılmadığını” gevelerken bile 2009 yılında yaptığı, İsrail’in bölgeyi terk etmesine yönelik çağrıyı, tekrarlamadı. Bunun yerine Filistin Yönetimi ile Abbas’a “bu tarz” taleplerden vazgeçmelerini “tavsiye etti”.

Obama, İsrail siyasetinin “karmaşık” olduğunu, yerleşim sorununun “kısa süre içinde” çözülemeyeceğini söyledi ve Filistinlilerin “müzakere sürecine başlamak için bütün sorunların çözülmesini beklediklerini, böylece müzakere edecek konu bırakmadıklarını” iddia etti.

Oysa “iki devlet arasındaki sorunların çözümü süreci” İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği toprakların yanı sıra Filistinlilere ayrılan küçük alana da göz dikmesiyle tıkanmıştı. Günümüzde bu bölgede 560.000 İsrailli yaşıyor. 2009 yılından itibaren, yani Obama’nın iktidara gelmesiyle birlikte, bölgenin nüfusu 60.000 kişi arttı.

New York Times geçtiğimiz perşembe günü Obama ile Filistin Yönetiminin “görüştüğü konular” ile ilgili bir haber yayımladı. Bu habere göre Abbas ve yandaşları ABD ile İsrail karşısında diz çökmeye hazırlar. Haberdeki belgelere göre Netanyahu gizli görüşmelerde “müzakere sürecinde işgallere ara vereceğini taahhüt etti”.

Hem İsrail hem de Filistin basını Obama’nın konuşmasını, Amerikan tarihinde bir ilk olarak, siyonizm ideolojisine açıktan ve doğrudan destek şeklinde yorumladı. Hatta bir İsrail gazetesi Obama’yı İsrail’e davet ederek başbakanlık için aday olmasını bile önerdi.

Obama öncelikle İsrail’in her türlü koşulda “güvenliğini temin etme” hakkı bulunduğunu vurguladı; İsrail’in defalarca havadan-karadan saldırdığı Batı Şeria’daki Filistinlilerin, Gazzelilerin ve Lübnan gibi komşu ülkelerde yaşayanların böyle bir hakkı elbette yok. İsrail’in buralara yaptığı saldırılar söz konusu dahi edilmedi. Çünkü İsrail, bu ülkelerin aksine, ABD’nin karşı-devrimci politikalarının ve emperyalist çıkarlarının taşeronluğunu üstleniyor.

Obama, “Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasında “güvenlik” konusunda yürütülen işbirliğinin hiçbir zaman bu kadar iyi ilerlemediğini” gururla açıkladı. “Askeri ve siyasal alanlar ile istihbarat teşkilatları arasında son derece başarılı bir müttefiklik yürütüyoruz, her şey siz İsraillilerin askeri donanımını arttırmak için” diyen Obama, İsrail’e askeri gücünü arttırması için her yıl aktarılan milyarlarca dolar ödeneğin önümüzdeki yıllarda da sürdürülmesine dair görüşmelerin yürütüldüğünü duyurdu.  

Obama, Netanyahu ile birlikte yaptıkları açıklamada değindiği Suriye konusunu daha sonraki günlerde tekrarladı ve ülkeyi savaş açmakla tekrar tehdit etti: “Ne Suriye halkına yönelik kimyasal silahlara ne de teröristlerin silahlandırılması sürecine sessiz kalacağız. Hesap soracağız; bütün dünya buna tanıklık edecek”.

Salı günü, Halep şehri yakınında, hükümetin kontrolündeki bir köye kimyasal silahlarla saldırı düzenlendi; olayda en az 30 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırıyı ABD ile işbirlikçilerinin desteklediği teröristlerin yaptığına dair ciddi bulgular var. Ancak Amerika başkanı El Kaide ile bağlantılı bu kuvvetlerden hiç bahsetmedi; saldırıyı Lübnan bölgesinde etkili bir kuvvet olan, Şiilerin siyasal hareketi Hizbullah’ın düzenlediğini iddia etti. Obama, dünyadaki bütün ülkelere, Washington’un hâlihazırda yaptığı gibi Hizbullah’ın “terör örgütü” listesine eklemesi için çağrıda bulundu.  

Obama, İran ile nükleer programına yönelik tehditlerinin dozunu da arttırdı. Washington’un Tahran’ı aslında diplomatik yöntemlerle “hizaya getirmek” istediğini ancak “maalesef sonsuza kadar vakitlerinin olmadığını” söyledi. Obama sözlerini şöyle sürdürdü: “Hedeflerimize ulaşmak için her türlü yöntemi kullanmaya hazır olduğumuzu bütün dünyaya açıklamıştım. Amerika, İran’ın nükleer bir güç haline gelmesini engellemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır”.   

Konuşmanın geri kalanı “barış sürecinin” ve “sorunların iki ülke arasındaki görüşmelerle çözülmesinin” avantajları (!) üzerinedir. Obama, müzakere sürecinde sonuca ulaşılması için Filistinlilerin İsrail’in “Yahudi Devleti” olduğunu kabul etmelerinin şart olduğunu vurguladı. Bu tanım, Yahudi olmayanların yani Filistin halkının İsrail devletindeki bütün haklarından mahrum bırakılması ve Filistinli mültecilerin bölgeye dönüşünün engellenmesi anlamına geliyor. 

Medya bu “barış konuşmasını” “cesur” olarak tanımlarken Netanyahu hükümetindeki sağcı siyonist politikacılar ABD başkanının konuşmasını çok umursamadı. 
Netanyahu, yaptığı konuşma ve “İsrail’e kayıtsız şartsız desteği” için Obama’ya teşekkür etti. Ekonomi ve Ticaret Bakanı Naftali Bennett ise Obama’nın İsrail işgali altındaki Batı Şeria bölgesiyle ilgili olarak “bir halk kendi ülkesinde esir edilemez” demesinden endişe duyduğunu açıkladı. 

Dışişleri Bakanının önceki yardımcısı sağcı-milliyetçi Danny Ayalon ise konuşmada “barış sürecinin” gidişatına dair somut öneriler olmadığı için “problem çıkaracak bir nokta bulunmadığını” söyledi.
Jerusalem Post (Kudüs Postası) ise “barış sürecine” dair açıklamaların, Obama’nın asıl ziyaret amacı olan İran’a yönelik tehdidin dozunun arttırılması talebini gizlemek için ortaya atıldığını iddia etti. Gazetenin yaptığı açıklamaya göre: “ABD ile İsrail’in İran konusunda birlikte hareket edeceği yıllardır konuşulan bir konudur. Obama’nın ziyaretinin arifesinde seyahatin esas hedeflerinden birinin Netanyahu’yu dizginlemek olduğu söylendi. Obama, halkın gözü önünde İsrail’e gem vurmaya çalışmadı; amaç tam tersiydi ve bütün İranlılar bundan haberdar oldu.”

Obama, çarşamba günü yapılan basın toplantısında İsrail’in İran’a saldırmaya “hakkı olduğunu” söyledi. Ona göre: “Her ülkenin, askeri harekât başlatmak gibi ciddi konularda, kararlarını kendi başına alması gerekiyor. İsrail’in koşulları Amerika Birleşik Devletleri’nden farklı”.

Jerusalem Post (Kudüs Postası) Obama’nın “süreç ilerlemeden” İran’ı “dize getirmeyi” amaçladığını yazdı. “Ancak iş o aşamaya gelirse askeri güç devreye girecek. Netanyahu her türlü ekonomik, siyasi ve diplomatik baskı aracını kullanarak İran’a saldıracak ve saldırganlar sadece İsrail ile sınırlı kalmayacak. Tüm dünya bu konuda uyarıldı.” 

Irak işgalinin onuncu yılında ABD emperyalizmi, Irak’tan üç kat daha güçlü olan İran’a karşı yürütülecek savaşın zeminini hazırlıyor. Gerekçe yine aynı: jeopolitik açıdan önemli, dünyanın en zengin enerji kaynaklarını barındıran bölgeyi kontrol etmek istiyorlar.

İsrail’in İran’a saldırması durumunda ABD de kısa süre içinde sürece müdahil olur. Obama, İsrail’e böyle bir “hak” tanıdı; yani ABD de savaşa hazırlanıyor.

Kaynak: http://wsws.org sitesinden muhalefet.org için çeviren Feride Tekeli

 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome