Şam’a Giden Kanlı Yol- James Petras

15 Mart 2012 Perşembe

Giriş: Suriye’de binlerce asker, polis, sivil, hükümet taraftarı ve barış yanlılarının öldürülmesi, dış güçlerin bölgede güç kazanma amacında olduklarına dair en net kanıttır.


Şam’a Giden Kanlı Yol- James Petras
Batı ve Körfez politikacılarının ve popüler medyanın, ‘adaletsizliği protesto eden barışçıl Suriye vatandaşlarının öldürülmesi’ yönündeki nefret söylemleri; mahalle, köy ve kasabalarda silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilen şiddeti örtbas etmek için düzenlenen düzmece raporlardır.

Suriye’deki saldırılar yabancı fon, asker ve askeri eğitim ile destekleniyor. İç destek eksikliğinden dolayı; başarı ancak yabancı destek ile karşılanabilecektir. Bu nedenle büyük bir propaganda ve diplomatik kampanya Suriye Hükümeti’ni ‘şeytan’ yapmıştır. Hedef bir kukla rejim inşa etmek ve Ortadoğu’daki Batı Emperyalist kontrolü güçlendirmektir. Bu adım kısa vadede, İsrail ve Amerika’nın saldırı için hazırlandığı İran’ı tecrit edecek; uzun vadede Suriye’de Çin ve Rusya’ya yakın laik bir rejim ihtimalini ortadan kaldıracaktır.

Bunun arkasında, Irak ve Libya gibi laik hükümetlerin başarılı bir şekilde devrilmesinden sonra, buna benzer bir şekilde bir ülkenin daha egemenliğinin ihlali bariz şekilde haklı kılınması amacıyla; birkaç propaganda hilesi ile, Batı, İsrail ve Körfez Devlet destekli güç kazanmak ve dünya desteğini seferber etmek vardır.

Büyük Koşul: Sürekli Saldırı
Suriye’de bağımsız Esad Rejimi’ne karşı yürütülen, emperyalist kampanya; Kuzey Afrika’dan Basra Körfezi’ne kadar demokrasi yanlısı hareketlere ve bağımsız rejimlere karşı bir dizi saldırının bir parçasıdır. Mısır demokrasi hareketine yönelik emperyalist-militarist yanıt, Mübarek Diktatörlüğü’nü devirerek, askeri cuntanın iktidarı ele geçirmesine ve 10.000’in üstünde demokrasi yanlısı protestocunun hapis ve işkenceye maruz kalmasını destekledi.

Arap Dünyası’nın karşı karşıya olduğu benzer demokratik kitle hareketleri; Bahreyn, Yemen ve Suudi Arabistan’da empreyalist destekli otoriter diktatörlükler tarafından ezildi. NATO güçleri, paralı asker gruplarının desteğiyle muazzam bir hava ve deniz bombardımanı ile Libya’daki laik hükümete yönelik saldırılarını uzun bir sürece yayarak Libya ekonomisini ve sivil toplumu yok etti. Silahlı gengster-paralı askerler salınarak, Libya’da kentsel yaşama vahşice saldırıldı ve kırsalda büyük yıkımlar yaşandı. NATO güçleri Laik Kaddafi Rejimi’ni ortadan kaldırarak; Kaddafi’yi paralı askerleri tarafından vahşice katletti. On binlerce Kaddafi destekçisinin hapis, işkence ve yaralanmasına maruz kaldığı bu savaşı NATO yönetti. Kaddafi’nin cömert sosyal programlarından yararlanan Sahra’nın güneyindeki Afrika kökenli Libya vatandaşlarının yanında bu bölgedeki göçmen işçi gruplarına NATO desteğindeki rejim tarafından kanlı bir katliam başlatıldı. Bu emperyalist politika şimdi Suirye için ‘model’ olarak hizmet vermektedir: Batılı ve Körfez Devletleri tarafından finanse edilen ve eğitilen islamcı-fundamentalist akımların yönetimindeki bir ayaklanmanın koşullarını oluşturmak.

Şam’dan Tahran’a Giden Kanlı Yol
Dışişleri Bakanlığı’na göre ‘Tahran’a giden yol Şam’dan geçiyor’: NATO’nun stratejik amacı İran’ın ortadoğudaki başlıca desteğini yoketmek; Körfez mutlakiyet krallıkları için teokratik diktatörlüklerin yerine laik bir cumhuriyet inşa etmek; islam kapitalizminin Türkiye’deki karşılığının dayatmalarını ön plana çıkaran bir rejimi Türkiye’de güçlendirmek; El Kaide ve bunun yanında Selefi ve Vahabi fudamentalistler için ise; suriyeli, alevi ve hristiyanların gücünü bölgede azaltılması, İslam Dünyasında güç kazanmak için bir tramplen görevi görecek; ve İsrail için ise kana bulanarak bölünen bir Suriye bu ülkeyi daha hegamonik kılacaktır. Günümüz yazarlarından önce ABD’li Senatör Joseph Lieberman’ın 11 Eylül 2001 Saldırısı sonrasından birkaç gün sonra ‘İlk önce İran, Irak ve Suriye’yi ele geçirmeliyiz’ isteği bunun kahince bir öngörü olmadığını gösterir.

Sadece yıllardır çok etnik gruplara sahip Suiryelileri yöneten bağımsız, laik, ulusal rejimlere karşı nefret söylemi bile silahlı Suriye karşıtı güçlerin çatışan siyaset birliğinin çeşitliliğini yansıtmaktadır. Suriye’ye karşı savaş, NATO’nun oradaki halklar adına demokratik, insani ve medenileşme misyonu ile sistemli yürüttüğü propaganda temelinde Basra Körfezi’nden Kuzey Afrika’ya uzanan batı militarizmini canlandırmak için bir fırlatma rampası görevi görecek.

Yalan Döşemeli Şam Yolu
Siyasi, objektif bir analiz ve silahlı savaşçıların mecburi uzlaşması Suriye’de ülke insanlarının demokrasi için ayaklandıkları hakkındaki muhtemel iddiaları yalanlamıştır. Bölgede sözü geçen fundamentalistler ayaklanmanın belkemiğini oluşturmaktadır. Bu acımasız katillerin mutlak monarşileri, onları finanse eden Kürfez Ülkeleridir. Batı, Libya Halkına acımasız mafya rejimini dayattıktan sonra, artık hiçbir şekilde ‘insani müdahale’yi gerekçelendiremez.
            
Silahlı gruplar kasabalara yerleştiler ve nüfus yoğunluklu merkezleri hükümet güçlerine yönelik saldırıları başlattıkları kalkan olarak kullandılar. Bu süre içinde evleri, mağazaları ve ofisleri askeri karakol olarak kullanmak için halkı zorladılar. Humus kentinin Baba Amr semtindeki yıkım, silahlı çetelerin hükümeti kötülemek için propaganda yemi ve kalkan olarak sivilleri kullanmasının klasik bir örneğidir.

Suriyelilerin bu silahlı askerler artık hiç güveni yok. Başlıca propaganda merkezlerinden biri olan ‘Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’, bir NATO müdahelesi taraftarı duyguları körüklemek için İngiliz istihbaratı ile ilişki halinde korkunç vahşet öykülerini ters yüz etiyorlar. Bu savaşçılar Körfez Devletleri’nin Kralları ve Emirleri tarafından finanse ediliyorlar. Türkiye ise askeri üs ve ‘Özgür Suriye Ordusu’nun liderlerinin yöneli ile sınırdan silah geçişinin kontrol edilmesini sağlıyor. ABD, Fransa ve İngiltere ise silah, eğitim ve diplomatik alandaki ilerlemeyi sağlıyor. Yabancı cihadist fundamentalistler –içlerinde İran, Irak ve Afganistan’da El Kaide Örgütü elemanları olmak üzere- bir çatışmaya girdiler. Bu bir ‘iç savaş’ değil. Bu bağımsız laik rejime karşı NATO emperyalistlerinin, Kürfez Devlet zorbalığının ve İslami fundamentalistlerin uluslararası çatışmayı derinleştirdiği kötü üçlü ittifaktır. Silahlar, propaganda araçları ve silahlı askerlerin yabancı kökenli olması çatışmanın ‘çok uluslu’ karakterini ve pek tekin olmayan emperyallerin varlığını sezdirmektedir. Sonuçta Suriye Devleti karşısıdna şiddetli ayaklanmalar  İran, Rusya ve Çin desteğini bertaraf etmek için sistematik bir propagandayı temsil ediyor; hatta, Suriye’nin sivil toplumunu ve ekonomisini yok etme pahasına ülke parçalanıyor, laik hükümet taraftarı hristiyan ve alevilere karşı mezhepsel imha savaşı körükleniyor. 

Mültecilerin bölgelerini terk etmeleri ve ölmeleri kana susamış Suriye Devleti tarafından işlenen sebepsiz şiddetin sonucu değildir. Batı destekli milis kuvvetler silah zoruyla mahalleleri ele geçirdi, petrol boru hatları ile ulaşıma zarar verdiler ve hükümet binalarını bombaladılar. Bu saldırılar esnasında Suriye halkının eğitim, tıbbi bakım, güvenlik, su, elektrik ve ulaşımı içeren temel hizmetlere ulaşması kesintiye uğradı. Bu anlamda, bu üçlü ittifak (Suriye güvenlik güçleri ve askeri güçlerine yönelttikleri) bu ‘insani felaket’in sorumluluğunu taşıyor. Silahlanan muhalif kesim onlara finansal destek sağlayan yabancı güçlere şiddet taahüt ederken; Suriye Güvenlik Güçleri laik devletlerinin ulusal bağımsızlığını kormak için mücadele ediyor.

Sonuçlar
Geçen ay, Esad Rejimi’nin referandumunda milyonlarca Suriyeli seçmen emperyalist tehditler ve boykot için terör çağrılarını hiç saydığını gösterdi. Bu açıkça gösteriyor ki Suriyelilerin çoğunluğu barışı, uzlaşı yolunda bir çözümü tercih ediyor ve paralı şiddeti reddediyor. Batı destekli Suriye Ulusal Konseyi ile Türk ve Körfez ülkelerinin silahlı desteğindeki ‘Özgür Suriye Ordusu’ Rusya ve Çin’in açık bir diyalog geliştirme ve -Esad rejiminin kabul ettiği- müzakereye varılma çağrısını kesin bir dille reddetti. NATO ve Körfez Devletlerin Diktatörlükleri zaten binlerce Suriyelinin ölümüne neden olan politika ve ‘rejim değişikliği’ için yanlılarını şiddetle zorluyorlar. ABD ve Avrupa ekonomik yaptırımları yoksul nüfusun, destekledikleri silahlı güçlere katılımını sağlayacak ciddi bir depresyon yaratma beklentisiyle Suriye ekonomisini harap etmek için dizayn ediliyor. NATO Libya Senaryosunun tekrarı olarak, Suriye halkını ‘kurtarmayı’ ekonomiyi, sivil toplumu ve laik devleti yok ederek teklif ediyor.

Suriye’de batının militarist zaferi, sadece militarizm çılgınlığının yükselmesini destekleyecektir. Bu ileride Lübnan’da yeni çıkacak bir iç savaşın, Batı, Riyad ve İsrail tarafından kışkırtılmasına teşvik edecektir. Suriye’nin yıkımının ardından Washington-AB-Riyad-Tel Aviv ekseninde İran ile birçok kanlı çatışma gelişecek.

Irak'taki korkunç yıkım, ardından Libya'nın savaş sonrası çöküşü Suriye halkının geleceği için korkunç bir şablon çiziyor: yaşam standartlarının hızlı çöküşü, ülkede parçalanma, etnik çatışma, mezhepsel ve fundamentalist çete kuralları, hayatın ve mülkiyetin tamamen güvensizliği.

'Solcu' ve 'ilericiler' Libya'nın ''asi demokratların devrimci mücadelesine'' acımasız vahşetini açıkladı ve siyahi Libyalılara karşı kanlı etnik şiddetin sonrasında ellerini yıkayarak yürüdü, Suriye'ye karşı yürütülen askeri müdaheleye yönelik aynı niyetlerini tekrarladılar. Manhattan ve Paris'teki kafe ve ofislerinden Suriye'deki ‘insani kriz’ müdahalesi için Batı'ya uğrayan aynı liberal, ilerici, sosyalist ve Marksistler, NATO tarafından bombalanan Şam, Halep ve diğer Suriye şehirlerinden sonra onların muzaffer askerlerinin kanlı cümbüşüne olan tüm ilgilerini kaybedecekler.

Kaynak: James Petras’ın son kitabı “The Arab Revolt and the Imperialist Counterattack” (2. Baskı Clarity Press: Atlanta 2012, )

 

çeviri: H. Onur Işık 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome