Savaş Çanları Çalıyor: ABD Kore’ye Savaş Uçakları Gönderiyor - Alex Lantier

2 Nisan 2013 Salı

Amerikan hayalet uçakları dün Güney Kore’ye ulaştı. Washington, Doğu Asya’daki gerilime gerekçe olarak Kuzey Kore’nin nükleer programını gösteriyor. ABD, Japonya’da Kadena Hava Kuvvetlerinde bulunan jetlerini Güney Kore’deki Osan üssüne taşıyor.


ABD, askeri gerilimin son iki haftada gittikçe tırmanması üzerine F-22 uçaklarını bölgeye sevk ederek Kuzey Kore’ye gözdağı verdi. 19 Martta Güney Kore’ye nükleer saldırılara uygun B-52 bombardıman uçaklarını sevk eden ABD, geçtiğimiz hafta bölgeye iki adet B-2 hayalet uçak gönderdi. 

ABD’nin bölgeye ağır bombardıman uçakları göndermesi, Doğu Asya’da savaşın başlaması durumunda nükleer silahlar kullanmaktan kaçınmayacağını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri yalnızca Kuzey Kore’yi tehdit etmiyor; Kuzey Kore’deki Pyongyang rejimine gıda ve enerji yardımı yapan Çin de hedef tahtasında.

Washington’un 25 milyon nüfuslu, küçük ve yoksul Kuzey Kore’ye B-2 uçakları sevk etmesi ülkeyi haritadan silmeye hazırlandığını gösteriyor. B-2 uçakları, her biri 1,2 megaton gücünde 16 adet B83 nükleer bomba taşıyor; yani ABD’nin 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine attığı bombaların 75 kat daha fazlasını! ABD’nin Kuzey Kore’nin bütün büyük ve orta ölçekte şehirlerini yok etmesi için iki B-2 bombası atması yeterli olacaktır. 
ABD’nin askeri yetkilileri geçtiğimiz cumartesi günü Wall Street Journal’a yaptıkları açıklamada Pyongyang’a bir dizi “eylem” hazırlığında olduklarını ilan ettiler; “eylemlerin” nasıl gerçekleştirileceğine dair soruları ise “operasyonel güvenlik kaygılarını” gerekçe göstererek yanıtlamadılar.

Pentagon, Güney Kore ile Pyongyang’ın “kışkırtma planlarına” karşı işbirliği yapılacağını duyurdu. Bu işbirliğinin Kuzey Kore’nin askeri harekât gücünün çok ötesinde bir saldırganlık içerdiği muhakkaktır. 2010 yılında, Kuzey Kore’nin Güney Kore’nin Cheonan adlı gemisini batırdığı iddia edilerek ülkeye bombalarla saldırılmıştı. ABD ile Güney Kore’nin bugünkü tutumu böyle bir savaşın yakın zamanda tekrar yaşanabileceğini gösteriyor.    

Güney Kore’nin askeri diktatörü Park Chung-hee’nin kızı Park Geun-hye’nin başkan seçilmesi ile birlikte savaş riski tırmandı. Seçimden önceki anketlerde umduğunu bulamayan başkan adayı, Güney Kore’nin nükleer programını genişleteceğini vaat ederek oylarını arttırmaya çalıştı. İki ülke arasında savaş çıkması durumunda, Kuzey Kore karşıtı söylemlerini icraatlarıyla ispatlamak zorunda kalacak.

Geçtiğimiz günlerde Güney Kore’nin muhafazakâr yayın organı Chosun Ilbo’da yayımlanan “Kuzey Kore’nin Provokasyonları Ancak Şiddetli Bir Cevap Sonucu Engellenebilir” başlıklı yazıda 2010 yılındaki çatışmalar “kararsız ve etkisiz” olarak tanımlandı. Gazete, Kuzey Kore’nin “kışkırtmalarına” karşı Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’dan destek alma çağrısı yaptı; bu durum savaşın bölgeye yayılması demektir.  Chosun Ilbo: “Güney Kore’nin kendi askeri gücü ile başlatacağı müdahaleye ABD yedici filosu ve deniz kuvvetleriyle, Japonya ise F-22 savaş jetleri ile dâhil olacaktır.”

Obama yönetimi, “Asya’yı kendine bağlama” hedefi doğrultusunda Çin’i kontrol altına almak için bölgede ittifaklar kuruyor ve savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Rusya Dış İşleri Bakanı Sergei Lavrov cuma günü yaptığı açıklamada “işlerin kontrolden çıkarak bir kısır döngüyle sonuçlanabileceği” uyarısında bulundu.    

Batı medyası, yaşanan sürecin asıl sorumlusu olmamasına rağmen hep Kuzey Kore’yi suçluyor; bu durum ABD emperyalizminin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Washington, geçtiğimiz yıllarda Kuzey Kore’ye verdiği desteği gerekçe göstererek Çin’i hedefleyen, füzesavar kalkanlar inşa edeceğini açıklamıştı. ABD, bunun yanı sıra Japonya ve Çin arasında Senkaku (Diaoyu) Adaları konusundaki gerilimin tırmanması için zemin hazırladı. 

Washington, ABD’nin Suriye ile İran savaşlarına engel teşkil eden ve Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük alacaklısı olan Pekin’in üzerindeki baskısını arttırmak için Kuzey Kore’yi kullandı. Çin’in resmi yayın organı Xinhua dün “Kore Yarımadasında Sağduyulu Davranılmalı” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda: “Bölgede önemli bir güç konumunda bulunan Çin, uzun zamandır Kore Yarımadasına sağduyu çağrısı yapıyor. Hem DPRK (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Kuzey Kore) hem de Amerika Birleşik Devletleri söylemlerine dikkat etmeli ve uzun süredir yapılmayan ‘altı parti görüşmelerine’ (six-party talks) devam edilmesi için Pekin ile işbirliği yapmalıdır.”

Bir taraftan görüşmelere yeniden başlanması için çağrı yapan Pekin diğer taraftan Pyongyang’a Washington karşısındaki desteğini çekebileceğinin sinyallerini veriyor. Geçtiğimiz ayın başlarında BM Güvenlik Konseyi nükleer programını gerekçe göstererek Pyongyang’a yönelik ambargonun şartlarının ağırlaştırılmasına karar verdi. WikiLeaks belgelerine göre Çin yönetimi, Pyongyang’ı hep sorun çıkaran “şımarık çocuk” olarak görüyor. 

Pyongyang ise geçtiğimiz hafta sonunda Kore Yarımadasında “savaş hali” ilan etti. Bu açıklamanın üzerine askeri yetkililer cuma günü Pyongyang’da toplandı. Pyongyang’ın savaş yanlısı söylemlerine rağmen Kuzey Kore’ye ilginç bir sakinlik hâkim. ABD’nin askeri yetkilileri, istihbarat teşkilatının verdiği bilgilere dayanarak, Kuzey Kore ordusunda olağanüstü bir durumun bulunmadığını söyledi. AP’nin muhabirleri, Pyongyang’daki “lokantalarda, dükkânlarda, çiftliklerde ve fabrikalarda yani her yerde hayatın normal akışında devam ettiğini” duyurdu.

Pyongyang’ın Kore’deki “savaş hali” hakkında yaptığı açıklama ise kanunen doğru; 1950-1953 yılları arasındaki savaşı sonlandıran ateşkes sonrasında Kore’deki savaş hali teorik olarak hiç sona ermedi. Kuzey Kore, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore’de Syngman Rhee yönetimindeki faşist kukla rejimin 1953’te reddettiği barış anlaşmasının imzalanması için uzun bir süredir uğraşıyor. Washington, Kuzey Kore’nin barış önerilerini o zamandan beri hep geri çevirdi. Pyongyang’ın açıklamaları, Kuzey Kore bürokrasisinin Washington ile görüşmeye çalıştığını gösteriyor.

Kuzey Kore’deki İşçi Partisi’nin merkez komitesi dün “önemli bir konuyu görüşeceklerini” duyurduktan sonra toplandı ve Kuzey Kore parlamentosunun bugünkü oturumundan önce bir açıklama yaptı. Nükleer çalışmalara devam edileceği duyuruldu; ancak Pyongyang’ın nükleerin “çabuk yayılmaması için iyi niyetle çabalayacağı” ifade edildi. 

 Bu açıklama, Pyongyang’ın ülkeyi yabancı sermayeye dayalı, Kuzey Koreli işçilerin ucuz işgücü olarak sömürüleceği bir ihracat alanına dönüştürmeye hazır olduğunu gösteriyor. Açıklamada dış ticaret alanında “çok yönlülük ve çeşitlilik” için “enformasyona dayalı ekonomiye” ağırlık verileceği ve bu süreçte yatırımcılara ihtiyaç duyulduğu ilan edildi. Pyongyang’ın hâlihazırda ihracat yaptığı pek çok bölge bulunuyor; bunlardan en çok dikkat çekeni Kaesong’da Güney Kore ile yapılanıdır. 

Ancak; Pyongyang’ın dünya kapitalist ekonomisine uyum sağlama çabaları ABD engeline takıldı. Pyongyang’ın en büyük müttefiki Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim gittikçe artarken, Washington’un, ABD ve yabancı sermayeye kapılarını açması karşılığında, Pyongyanglı yöneticilere neler vaat edebileceği hala belirsizliğini koruyor. 
Kuzey Kore, 2001 yılında Bush yönetimi tarafından “Axis of Evil” (Şer Ekseni) mensubu olarak ilan edilmişti. Aradan geçen zamana rağmen Batılı medya hala ülke hakkında muazzam bir karalama kampanyası yürütüyor. 

Kaynak: http://www.globalresearch.ca/
Çeviri: Feride Tekeli


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome