Şili'de Darbenin 40. Yılı (Diğer 9/11) - Neil Faulkner

15 Eylül 2013 Pazar

11 Eylül 1973'te saat 9 iken Santiago'daki başkanlık sarayı tanklarla çevriliydi. Allende intihar etmişti.


Diğer 9/11*

ABD Destekli Darbe Acımasız Diktatör Augusto Pinochet’i Şili’de İktidara Getireli 40 Yıl Oldu. - Neil Faulkner


2 tane 9/11 vardır. Daha iyi bilineninde, New York insanları hedefti ve 3000 insan katledildi. Daha az bilineni ise 1973’te. Bu durumda, Şili’nin demokrasiyle seçilmiş hükümetine karşı ABD destekli bir askeri darbe vardı. 5000’e ulaşan aktivist katledildi, 30000’i hapsedildi ve 1968-1975 arasındaki küresel mücadelede kabaran en güçlü işçi sınıfı hareketlerinden biri yok edildi.

Şili’nin 1970 ve 1973 arasındaki tarihinin öğretecek çok zengin dersleri vardır. Yönetenlerimizin demokrasi uğrundaki mücadelesinin, yapmacık ve yalan olduğunu hatırlarız. Üstten gelen manipüle edilmiş bir “demokrasi” onlara yaldızlı bir meşruluk sağlar. Lakin onların kârına meydan okuyan, aşağıdan gelen gerçek bir demokrasi ölümcül bir tehlikedir. O zaman bu sopa, silah ve hapishane kampları meselesidir.

Fakat daha derin bir ders vardır. Riskte olan çok fazla şey varken gücün gerçekliklerini ilgilendirir. Bir devlet gücü sorusu sorulduğundaki sınıf mücadelesinin ödün vermeyen karakteriyle ilgisi vardır. O da: Sosyal ve politik bir krizin devrimci bir kriz olması halinde, toplumun kontrolünde bir sınıfın diğerini yerinden etmesi olasılığının doğmasıdır. Şili, 1972 Ekim’i ve 1973 Eylül’ü arasında böyle bir kriz yaşadı.

Fransız Jakoben Devrimi lideri Louis Saint Antoine de Saint-Just iki yüzyıl önce „Yarım bir devrim yapanlar, ancak kendi mezarlarını kazmış olurlar.“ demiştir. Bugün devrim ve reform arasındaki farkı kavrayamayan sosyalistler Salvador Allende’nin, Halk Birliği hükümetinin(Unidad Popular) ve 1973’te Şili Sol’unun yapmış olduğu hataları tekrarlamayı riske ederler.

Şili’de Devrim ve Karşı Devrim
“Bilyelerle oynayarak devrim yapamazsın.“ Bu, Şili’deki bir işçi sınıfı aktivistinin 1972 Ekim’inde vardığı çıkarımdı. “Bir sorun olduğunda biz işçiler ön saflarda olmak zorundayız, geçen birkaç günde geçmiş 2 yıl boyunca öğrendiğimizden çok daha fazla şey öğrendik.“

Şili burjuvazisi Salvador Allende’nin 2 yaşındaki Halk Birliği hükümetine karşı saldırıya geçmişti. Uzun sürede, zayıf ülke, malların taşınması için karayolu taşımacılığına  neredeyse tamamen muhtaç oldu, kamyon sahipleri greve devam ettiler.

Onlar, sol hükümeti destabilize etmek ve endüstri işçilerinin, tarım işçilerinin ve gecekondu kentlerindeki fakirlerin yükselen, tutulan hareketini bozguna uğratmak için yapılan girişimlerin öncüleriydi. Dükkan sahipleri de grevdeydi ve fabrika patronları üretimi sabote ediyordu. Şili ekonomik felcin tehdidi altındaydı.

Salvador Allende 1970’lerin sonunda sosyal demokrat ve komünist partilerinin oluşturduğu bir koalisyonun başında başkanlığa seçildi. Unidad Popular(UP) koalisyonu, 1960’lar boyunca süren grev dalgalarının, yer işgallerinin ve radikalleşmenin izlediği seçimde oyların %36’sına sahip oldu.

Allende’nin amaçları makuldü. Askıya alınmış bir toprak reformu programını devam ettirmek, kilit endüstrileri kamulaştırmak, cansız bir ekonomiyi yükseltmek, ücretleri artırmak ve işsizliği azaltmak istiyordu. Bunun parlamento yoluyla yapılabileceğine inandı.

Zenginlerin, büyük firmaların ve orta sınıfın güvenini tazelemek için özel mülke ve varolan devlet yapısına kesin bir destek verdi. Polis popüler protestolara ve sol gruplara karşı kullanılıyordu. „UP hareketinin homojenliğini sabote etmek isteyen bölücü hareketleri“ kötüledi.

Burjuvayla anlaşmak dışında bir şey yapmadı. Hükümetin dayandığı geniş hareketlerin aşağıdan gelen desteğinden korktular. Allende’nin yönetimi kendi destekçilerini bölüp, cesaretlerini kırarken düşmanlarına ise özgüven verdi. 1972’deki kamyon sahiplerinin grevi bunun sonucuydu. Bu hükümeti alaşağı etmek için yapılan tam teşekküllü bir girişimdi.

Ordu ve Cordones: İkili güç
Sonuç Allende’ye bağlı değildi, Cordones’e bağlıydı. Onlar, fabrika ve topluluklardaki çalışan insanları birbirine bağlayan demokratik organizasyonlardı. Cordones hükümetten bağımsız davranabilme kapasitesine sahipti. Onlar patronların grevini yenmek için  hemen hareket ederek kitleleri doğrudan müdahaleye yönlendirdiler.

Ulaştırmaya yiyecek ve diğer önemli şeylerin taşınması için el konuldu. Dükkanlar yeniden açıldı ve fabrikalar işçiler tarafından devralındı. Gecekondu kentlerinde yoksulların çocukları için kollektif mutfakları da içeren dağıtım sistemleri kuruldu. UP politikacılarının muhafazakarlığına bağlı olmayan, aşağıdan gelen bir liderliği cisimleştirdiler. Kamyon sahiplerine karşı mücadelede kendi güç algılarını kazandılar. Gerçek bir halk demokrasisinin embriyolarıydılar.

Cordones’in yükselişi potları yükseltti. Hükümetin cevabı ise sağa doğru yön değiştirmek oldu. Allende acilen olağanüstü hal ilan etti ve birkaç generali kabinesine katılmaya çağırdı.

Kamyon sahipleri aniden grevlerini bitirdiler: Yeniden oluşan hükümet, en azından onlar için büyük bir zaferi temsil ediyordu. Ordu halk hareketini dağıtmak ve fabrikaların kontrollerinin eski sahiplerine verilmesi suretiyle „düzeni sağlamak“ için hamle yaptı.

Bir liderlik sorunu   
Cordones tarafından temsil edilen halk hareketinin ve ordu tarafından temsil edilen Şili burjuvazisinin arasındaki yükselen sınıf mücadelesinde UP hükümeti gittikçe daha az aktör, daha fazla seyirci kalmaya başladı. Askeri darbe gittikçe daha fazla yüksek rütbeli generallerin arasındaki gizli konuşmaların arasında oldu. Öte yandan, Cordones’ta açık görüşlü bir liderlik ile ilgili ölümcül bir aksama vardı.

Şili solunun büyük çoğunluğu UP koalisyonunun bir parçasıydı. Birçok aktivist Allende ve kabinedeki sağ görüşten bakanlara karşı eleştireldi. Fakat hiçbiri yeni bir organizasyon yaratmak için bir kırılma düşünmedi. Onların hedefi, UP'ı reformist bir koalisyondan, devrimci bir partiye dönüştürmekti.

UP'ın solunda olanların bile, Devrimci Sol Hareket gibi(MIR**), etkili bir liderlik sağlamak için kafaları çok karışmıştı. MIR dergisi, Allende'nin generalleri kabineye davet etmesine " silahlı kuvvetlerin demokratik ve vatansever bir rolü vardır... İşçilerin sömürülmeye karşı mücadelelerini destekleme yönünde." diye tartışarak yanıt verdi. Daha sonra 1973'te aynı dergi "halkın ve askeri güçlerin birleşik diktatörlüğünü" istedi.

Bütün Şili Solu, ülkenin durumundan, ikili güç özelliğinden ve reform-devrim arasındaki farktan dolayı felaket bir sersemlik içindeydi.

Zenginleri ve büyük firmaları temsil eden varolan devlet, doğal olarak halk hareketine düşmandı. Öte yandan, Cordones'un kitle katılım demokrasisi tabanlı alternatif bir devlete evrilme potansiyeli vardı. Bu iki politik iktidar 1972 Ekim ve 1973 Eylül arasında "ikili bir güç" formu oluşturdular.

İkili güç dengesizdir. Bu yüzden devrim hala ayakta durmuyor. Ya yeni zaferlere doğru gelişir ya da kitle hareketinin yenilgisiyle biter. 1972 sonlarında Şili'deki politik kutuplaşma öyle bir ölçüdeydi ki ödün vermek imkansızdı: krizden çıkışın bir orta yolu yoktu. Bir noktada, ya reformist UP hükümeti devrimci halk hareketi tarafından devrilecekti ya da ordunun burjuva yerine hareket etmesiyle onlar çökecekti.

Askeri Darbe
Bunu -çok geç olana kadar- Şili Solu kavramayı başaramadı. Sonuç olarak, Cordones'in potansiyeli anlaşılamadı,onlardan asla tek, birleşik, isyancı bir hareket olarak devlet iktidarının elde geçirilmesi, zenginlerin mallarından edilmesi ve Şili toplumunun sosyalist dönüşümü için bir hareket oluşturulamadı.

29 Haziran 1973'teki başına buyruk bir darbe girişimi Allende'ye cevap vermek için benzer bir çağrışım yaptı: olağanüstü hal ilan etti, ikinci bir yığın generali hükümetine çağırdı ve orduyu düzeni sağlamak için göreve çağırdı.

Temmuz ve Ağustos krizin yükseldiği aylardı. Ekonomi ikinci bir kamyon sahipleri greviyle felce uğramıştı ve parlamento Allende karşıtı çözülmeler yüzünden tıkanmıştı. Lakin UP bakanları solu kötüleyerken "vatanseverlik ve sadık olmayı" övmek suretiyle kendi destekçileri için zehirlerini saklamıştı.

Şimdi bile olaylar daha farklı bitebilirdi. Mart'taki parlamento seçimlerinde UP'nin oyu %44'e yükseldi. Cordones etki alanını artırdı. İşçi sınıfından yeni bölümler savaşın içine çekildi. İkinci olağanüstü haldeki askeri baskıya karşı halk direnişi, daha geniş yayılımlıydı ve militandı. Birçok işçi fabrikaları sahiplerine teslim etmeyi reddetti ve üzerine bütün endüstriyi devralınmasını talep ettiler.

Fakar ulusal koordinasyon ve devrimci liderlik, kriz en üst noktasına ulaştığında aksıyordu. Ordu ise parçalı kitle hareketini bölme ve etkisizleştirme, Şilili toprak sahipleriyle, patronlarla, ABD çok uluslu şirketleri ve CIA ile gizlice anlaşarak zemini darbeye hazırlama konusunda gittikçe muktedir oluyordu.

11 Eylül 1973'te saat 9 iken Santiago'daki başkanlık sarayı tanklarla çevriliydi. Allende intihar etmişti. Binlerce destekçisinin etrafı çevrilmiş, askeri üslerde ya da Ulusal Futbol Stadı dahil oluşturulan geçici kamplarda hapsedilmişlerdi. Birçoğu sonradan tecavüze, işkenceye uğradı ve öldürüldü. Tahmini 30000 kişi gözaltına alındı ve darbeyi izleyen yıllarda 5000 kadarı katledildi.

Şili devrimci hareketi dolayısıyla parçalandı. İnsanlarda vazgeçme ve pasifize olma nüksetti. Augusto Pinochet'in askeri diktatörlüğü gücünü pekiştirirken, "parasalcı" ekonominin şeytani guruları, Şili'nin beli kırık demokrasisinin üzerinde kendi şemalarını deneyip-uygulamak için gölgelerden yükseldi.

Neil Faulkner
*9/11: 11 Eylül
**MIR: Revolutionary Movement of the Left

Çeviri- Bahadır Yenici


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome