Söz Gençlikte : “Üniversiteler Bizimdir!” - Yıldırım Beyazıt

18 Kasım 2012 Pazar

Değişen dünya düzeni ve siyasi dengeleriyle birlikte içerisinde yaşamakta olduğumuz coğrafyada egemenlerin çıkar savaşları toplumun bütün kesimlerini etkilediği gibi en yıkıcı biçimlerde üniversitelere de yansımaktadır.


Ortadoğu’daki güç dengelerinin önemli bir unsuru olarak ABD ile işbirliği halinde söz sahibi olan AKP hükümeti; savaş içerikli ve emek karşıtı politikaları ile yaşamın bütün alanlarına orantısız bir güçle saldırmaya 10 yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Buna karşı yükselen her türlü muhalefeti yok etmek üzerine kurulu olan anlayışı yüzünden ekonomik krizin, savaşın ve hukuksuzluğun faturası her zaman olduğu gibi toplumun ezilen kesimlerine kesilmektedir.

Kendi sorunlarını toplumsal sorunlardan bağımsız görmeyen üniversite öğrencileri de Öğrenci Gençlik Sendikası, Gençlik Muhalefeti, TKP’li Öğrenciler ve Öğrenci Kolektifleri öncülüğünde 9 Kasım’da Ankara sokaklarında YÖK’ü ve siyasal iktidarın sermaye ile işbirliği halinde sürdürdüğü üniversitelere dönük politikalarını protesto etmek amacıyla bir araya geldiler.

Her zamankinden farklı olarak; son zamanların en ses getiren öğrenci mitingiyle yaklaşık 5 bin kişilik gençlik kitlesi “ KP KAYBEDECEK, ÜNİVERSİTELER KAZANACAK” şiarıyla 1980 askeri diktatörlüğünün yarattığı ve bugün AKP eliyle sınırlarının daha da genişletildiği YÖK’e karşı eşit, parasız, bilimsel, anadilde, anti-cinsiyetçi, demokratik eğitim taleplerini haykırmak için alanları doldurdu.

Eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin uygulanmasını, bunun bir sonucu olarak da parasız eğitim görmenin bir hak olduğunu savunan öğrenciler eğitim süreci boyunca gerekli her türlü imkanın yaratılmasını talep ediyorlar. Ayrıca aldıkları eğitimin toplumsal çıkarlara göre değil, egemen sermaye sınıfının ya da mevcut siyasal iktidarın çıkarlarına hizmet etmekte olduğunu vurguluyor ve eğitimin kamusallaştırılması gerektiğini savunuyorlar. Öğrencilerin talepleri arasında yıllardır Türkiye halklarına, özelinde ise Kürt halkına karşı sürdürülmekte olan inkar-imha ve asimilasyon politikalarının sonucunda karşılanmayan anadilde eğitim görme hakkının verilmesi de bulunuyor.

Üniversitelerde egemen ideolojinin sınırları dışında kalan her görüşe karşı en sert baskı aygıtlarının kullanıldığına dikkat çeken öğrenciler, en temel demokratik haklarını dahi kullanmakta güçlük çektiklerini belirterek önlerindeki engellerin kaldırılması gerektiğini, bunun da demokrasinin zorunlu bir gereği olduğunu belirtiyorlar.

TUTUKLU ÖĞRENCİLERE ÖZGÜRLÜK!!!
Toplumsal sorunlara karşı duyarlı olan ve fikrini eyleme dönüştüren herkesin başına gelebildiği gibi üniversitelilere de cezaevlerinde oldukça geniş kontenjanlar ayrılmış durumda!

“Puşi takmak-gitar çalmak-yumurta bulundurmak” gibi simgeleşmiş bazı davalarla birlikte yüzlerce öğrenci en temel demokratik haklarını kullandıkları için bugün tutsak edilmişlerdir. Kendi çizdiği “ileri demokrasi” sınırları dışına çıkan herkesi terörist ilan eden AKP hükümeti, özgür düşünceyi zindanlarda, işkencehanelerde zalim yöntemleriyle tutsak edebileceğini sanmaktadır. Çeşitli uydurma gerekçeler öne sürülerek tutsak edilen öğrencilerin özgürlüklerine kavuşmaları için mücadele edeceklerini yineleyen öğrenciler, tarihin ezilenlerin mücadele ve zafer hikayeleriyle dolu olduğunu hatırlatıyorlar.

ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN!
Son yıllarda önemli ölçüde üniversitelerde hak alıcı eylemler gerçekleştiren ve gençliğin sorunları etrafında öğrencileri toplayan Öğrenci Gençlik Sendikası; formasyon hakkının geri verilmesinde, yapılmak istenen harç zamlarının geri çekilmesinde ve üniversitelerde özgür düşüncenin karşısındaki anti-demokratik bütün uygulamaların karşısında öğrencilerin sesi olabilmeyi başarmıştır. Bu nedenle her geçen gün daha da güçlenerek mücadele eden Genç-Sen alanda “AKP’YE TESLİM ETMİYORUZ, ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!” diyerek ve birleştirici rolüyle öğrenci gençliğin öz örgütü olduğunu kanıtlamıştır. Hedeflerini her süreçte bir adım daha ileri taşıma kararlılığında olan Genç-Sen, özerk-demokratik üniversite yaratma mücadelesinin en kapsayıcı ve üretken zemini olduğunu miting alanında da göstermiştir. Birçok rengi içeren eylem kitlesi ile bütün öğrencilerin kendilerini ifade edebilme olanaklarını da yaratabilmiştir. Bu açıdan ileriki süreçlerde çok daha geniş kitleleri harekete geçirme potansiyelini kararlı eylem çizgisinde görmek mümkün olacaktır.

“9 KASIM’CILAR” VE “ANLAŞILAMAYANLAR”
Emek Gençliği MYK üyesi olduğunu söyleyen Kayhan GEYİK, 8 Kasım tarihinde evrensel.net’te kaleme aldığı bir yazıda “9 Kasımcılar” olarak ifade ettiği Ankara’daki Büyük Öğrenci Mitingi’ni düzenleyen kurumların YÖK protestosu kapsamında yapılan çalışmalarda diğer kurumları kapsamayan eylemler düzenlediğini ifade etmiştir. Sadece bununla da yetinmeyen GEYİK; “birleşerek böldüler” başlığıyla yazdığı yazısında bu kurumları “dar grupçu” olmakla itham etmeye kalkışmıştır.

Öncelikle bu yazıyı kaleme alan GEYİK’ e bahsettiği süreç boyunca yapılan tartışmalara ne kadar vakıf olduğu konusunda endişeli olduğumuzu belirtip birkaç soru sormak istiyoruz. Aylar öncesinden tartışmaya açılan ve başta HDK bileşenleri olmak üzere birçok kuruma yapılan çağrılardan haberi olmamış mıdır? HDK Gençliği’ne yapılan çağrı Emek Gençliği’ni mi kesmemiştir? Yoksa özel çağrılar dışındaki görüşmelere mi icabet etmemektedirler? Yapılan çağrının gelişen yeni süreçte öğrenciler ve öğrenci hareketleri açısından saldırıların yoğunlaşarak geleceği öngörüsü ile ortaklaştırılmasının elzem olduğu dolayısı ile yapıldığını biliyor mu peki? Yerellerde düzenlenen eylemlere ve merkezi mitinge katılan her kurumun ifade özgürlüğünün olduğunuda mı bilmiyor? Hiç değilse bu süreci örgütleyen kurumlardan biri olan GENÇ-SEN’nin içerdiği unsurlarla aynı zamanda HDK zemininde bir diyalog ortamının olduğunu bilmiyor mu? Saydığımız bütün bu olanakların kullanılmamış olmasını hangi gerekçeyle açıklıyorsunuz?

Aslında bu soruların cevabından ziyade merak ettiğimiz şey bu yaklaşımın arkasındaki sitem kimedir? Son zamanların en kitlesel ve ses getiren öğrenci mitingini düzenleyen “bu sene de işbaşında olan 9 Kasımcılara mı” yoksa bunun dışında kalmayı tercih etmenin sonucunda hezeyanını yaşayan, aynı zamanda -mevcut durumun gösterdiği gibi- her nedense “ana gövde” tarafından da bir türlü anlaşılamayanlara mı? Açıkça söylemek gerekirse biz de sizi ve neyin peşinde olduğunuzu yazınız okuyan aklıselim birçok arkadaş gibi anlamış değiliz…

“Anlaşılamayanlar” anlaşılmaya çalışa dursun biz olup bitene bakalım. Miting basında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, üniversitelerin AKP eliyle sermayeye peşkeş çekilmesine karşı olan gerçek sahipleri tarafından teslim edilmeyeceğini bir kez daha göstermiş oldu. Selam olsun umudu yeşertenlere...

"Gelecek, bugünden onun için hazırlananlara aittir."

GENÇ-SEN MYK ÜYESİ

“Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.” (ERNESTO CHE GUEVARA)


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome