Suriye Artık Yalnızca Suriye Değil

31 Ağustos 2013 Cumartesi

21. yüzyılın soğuk savaşının merkez üssü Suriye oldu. İki yıldır bir iç savaştan söz edilse de, yaşanan bir iç savaşın ötesinde bölgesel ve uluslararası güç mücadelelerinin iç içe geçtiği bir paylaşım savaşı.


***
ABD hegemonyasının zayıfladığı ve ekonomik krizle birlikte yeni dünya düzeni içinde kurulan küresel dengenin sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamda yeni gelişen güç merkezleriyle birlikte küresel dünya dengesinin yeniden kurulmasına dönük yürütülen soğuk savaş, -bir dünya savaşı biçiminde değil- Suriye’de olduğu üzere yerel ve bölgesel plandaki savaşlar içerisinde sürdürülüyor. Suriye’de oluşan dehşet     de görüldüğü üzere, mücadele eden güçler arasında tam bir kopuştan da söz etmek mümkün değil. Amerikan emperyalizminin başat olmaya devam ettiği, yeni güç merkezlerinin dünya sisteminde daha etkin biçimde yer almaya çalıştığı aynı zamanda ABD’nin de bu güçleri sınırlama ve çevrelemeye çalıştığı bir mücadele söz konusu.

Suriye’ye müdahale, bu mücadelenin parçası olarak,  Amerikan emperyalizminin bölgedeki hakimiyetini geliştirme arayışının parçası olarak gündeme geldi. Suriye’deki iç savaş aynı zamanda iktidar yapılarının halk ayaklanmalarının sonucuyla değişmeye başladığı kaos içerisinde yeni bir Ortadoğu düzeni kurma mücadelesiyle iç içe geçti.
***

Bugünlerde kimyasal silah kullanıldı iddiaları ardından, Amerikan merkezli bir saldırı planı devreye sokulmaya çalışılıyor. ABD’nin müttefikleriyle birlikte böyle bir saldırıyı gündeme getirmesinin temel nedeni, iç savaş dengelerinin giderek Esat lehine dönüşmeye başlamış olması. Uzun zamandır emperyalizm güdümlü cihadist çetelerin kendi iç çatışmalarının da etkisiyle rejim karşısında güç kaybettiği biliniyor. ABD, iç savaş güçleri arasında koordinasyon sağlama çabasında fazla bir ilerleme kaydedemiyor. Savaşın iç savaş güçleri arasında hakimiyetine odaklanan çete savaşlarına dönüşmüş olması nedeniyle ABD bu güçler üzerinden bir geçiş dönemi planı geliştiremiyor. Örtülü –askeri- müdahalenin yetersiz kaldığı bu noktada, ABD açık bir askeri müdahale ile geçiş dönemi koşullarını kendi lehine çevirmenin planlarını yapıyor. ABD’nin müdahalenin ‘sınırlı’ olacağını, rejimi sonlandırmak ve iç savaşı bitirmeyi hedeflemeyeceğini açıklaması da, Rusya ile de anlaşılan siyasi geçişin bir unsuru olarak askeri yöntemi devreye sokacağını gösteriyor.
***

AKP, yeni Ortadoğu düzeninde merkezi bir rol almaya çalışan politikasının parçası olarak Suriye iç savaşının ortağı oldu. AKP’nin bölge içerisinde oynamaya çalıştığı bu rol, Suriye’deki gelişmeler karşısında tuzla buz oldu. Bugünse gelinen noktada ‘değerli ya da değersiz’ herkes AKP’nin yalnızlığından söz eder oldu. Belki buna yalnızlık yerine etkisizlik demek daha doğru. Zira, yalnızlık vurgusu bir yanıyla AKP’nin müstakil bir dış politikası olduğu yanılsamasını da besliyor. Ilımlı/uyumlu İslam modeli olarak yeni Ortadoğu düzeninin ideolojik anahtarı olarak desteklenen AKP, dış politikasını emperyalizmin bölge politikaları çerçevesinde belirlendi. Bugün yalnızlık olarak söz edilen ise AKP’nin, kimi noktalardaki özerklik arayışlarının ve ABD’nin –uluslararası dengeler içerisinde- esneyen müdahale taktikleri karşısında uyumsuzluğun sonucunda ortaya çıkan tali çelişki alanlarıdır. AKP, Suriye’ye saldırı koalisyonunun gönüllüsü olarak hem bu çelişkileri gidermeye hem de içerde yaşadığı krizi demir yumrukla aşmaya çalışıyor. Ancak, AKP açısından bu güçsüzlüğün aşılarak, yeni-Osmanlıcı hayallerini güncellemesi pek kolay görünmüyor. AKP, Mısır ve Tunus’ta MK iktidarı ve Libya’da NATO müdahalesi oluşmaya başlayan yeni dengenin kısa sürede Suriye’de rejim değişikliği ile gelişerek bölgenin ılımlı İslamcı iktidar kuşağının etkili gücü olacağını umuyordu. Ancak, Ortadoğu’nun iç dengeleri ve bu süreç içerisinde açığa çıkan dağılmanın yarattığı yeni çelişkiler içerisinde bunun kolayca sağlanması mümkün görünmüyor. O yüzden bugün, ne tür gelişmeler olursa olsun yeni-Osmanlı hızlı çöküşünün içerisinde sürüklenmeye devam edecektir.
***

Bütün bu müdahaleler ve saldırılar içerisinde ABD’nin kontrolü ele alamadığı da bir gerçek. Önümüzdeki dönemde de yeni iç savaş ve bölgesel düzleme yayılabilecek çatışmalar içerisinde de bunun sağlanması pek mümkün görünmüyor. Bu durumun nereye doğru gelişeceğini kestirmek zor. Jeopolitik ve stratejik hesaplar içerisinde, devletler arası güç mücadelelerinin halkların özgürlüğüne kapı aralamayacağı da kesin. Tek çıkış yolu, isyan ve direnişlerle ayağa kalkan halkın bu gücünü geliştirerek kendi kaderini emperyalizmin elinden almasından geçecek. Bugün, emperyalist müdahaleye ve işbirlikçiliğe karşı mücadele böylesi bir yolun da yaratılması mücadelesidir.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome