Suriye Nereye?

3 Ağustos 2012 Cuma

Suriye’de iç savaş katliam görüntüleri eşliğinde derinleşiyor. Emperyalist güçlerin temel bir strateji olarak geliştirmeye çalıştığı iç savaşın derinleşmesi bir yandan Esat rejiminin sonuna yaklaşıldığı yönündeki yorumları attırırken öte yandan da muhalefetin giderek daha fazla parçalanması da artık Esat’ın düşürülmesi için değil Esat sonrası geçiş döneminin kontrol edilmesi için askeri bir müdahale tartışmalarını da başlatmış görünüyor.


El-Kaide Keşfi Ne Anlama Geliyor

Son günlerde ABD’li yetkililerden Davutoğlu’na kadar El Kaide vurgusunu görmek mümkün. Suriye’de El Kaide’nin varlığını emperyalistler yeni keşfederken, Esat uzun süredir bu güçlerin Suriye’de savaştığını ifade ediyordu.

Bugünlerde El Kaide’nin gündeme getirilmesi asıl olarak bir türlü bir araya getirilmesi başarılamayan ve giderek daha parçalı hale gelen Suriye’deki güçler eliyle Esat sonrasındaki ‘güvenli geçişin’ mümkün olmadığından müdahale için yeni bir meşruluk kaynağı arayışı olarak görülebilir. Öte yandan son günlerde yine görüntülerini yayınlanan ‘muhaliflerin’ katliam ve infazları da böylesi bir arayışın bir parçası olarak gündeme getiriliyor.

Askeri Bir Müdahaleye Doğru
ABD merkezli emperyalist güçler Suriye’ye yönelik gizli müdahalelerini sürdürürken aynı zamanda bir açık müdahalenin şartlarının oluşması yönünde de çaba içerisinde oldu. Rusya ve Çin’in BM’deki vetoları nedeniyle gerçekleşmeyen askeri müdahale için bu kez yeni bir sayım süreci başlatılmış görünüyor. Ancak, bu kez müdahale yalnızca Esat’ın devrilmesi üzerine değil Suriye’deki kaosun durdurulmasına bükülmüş bir zemin üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılacak. Bugünlerde Suriye’deki tartışmaların odağında Esat’la birlikte karşıt güçlerin katliamlarının ve iç savaşın derinleşmesinin yarattığı olumsuzlukların gündeme getirilmesinin nedeni de bu. Annan’ın Suriye özel temsilciliği görevini bırakmış olması da artık barış umutlarının tükendiğine ilişkin bir son nokta olarak kullanılacaktır. Ancak yine de bu hazırlanan zeminin somutlanması noktasında hem Suriye’deki parçalı olan muhaliflerin hem de müdahaleye karşı çıkan Rusya ve Çin’in de ikna edildiği bir geçiş dönemini programında ortaklaştırılması gerekecek.

Suriye Harap Olduktan Sonra
Askeri bir müdahale olsun ya da olmasın bugün Suriye için emperyalist güçlerin istediği sonuç alınmış, Suriye şimdiden fiilen parçalanarak harap olmuştur. Oluşan bu kaotik dönem içerisindeki geçiş dönemi emperyalist güçlerin daha rahat hareket ederek yönetebilecekleri imkânları içerisinde taşımaktadır. Suriye’de Esat sonrası bir geçiş dönemi oluşturulsa dahi şimdiden etnik-mezhepsel temelde gerçekleşmiş olan parçalanmanın etkisiyle Irak’takine benzer bir iç çatışma süreci Suriye’nin yakın geleceğinin bir gerçeği olmaya devam edecektir.

Türkiye Kuru Sıkı Tabanca Misali
Suriye’ye yönelik politikası pek çok noktada iflas eden Türkiye, son olarak Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin özerlik ilanları ile birlikte şoka uğramış durumda. Daha önce savaş uçağının düşürülmesinin ardından ‘müdahale tehditleri’ savurup ardından uçağın nasıl düşürüldüğünü dahi doğru dürüst ortaya koyamadan köşesine çekilen AKP, benzer bir çıkışı Kürtlerin özerlik ilanı üzerine de yaptı. Ancak bu tehditlerinde de kısa süre içerisinde çark ederek, PKK-PYD ile bölgedeki Kürtleri ayrıştırarak bir yumuşama sinyali vermek zorunda kaldı. Bunda kuşkusuz Türkiye’nin her ne kadar ikide bir ‘kabadayılık gösterisi’ yapsa da ‘bölgesel aktif dış politika’ ve ‘yeni Osmanlıcılık’ üzerinden kendinden menkul bir fetihçi siyaset izlediği izlenimini verse de son kertede emperyalist güçlerin bölge politikalarına ve taktiklerinden ayrı bir politika geliştirecek gücü olmadığı ortada. ABD’nin son olarak Suriye sınırındaki tank gösterisine ilişkin uyarısı da bu anlamda kenar çizginin çizilmesi olarak görülebilir.

Davutoğlu’nun Erbil Görüşmeleri
AKP bölgedeki Kürtleri Barzani üzerinden kontrol etme stratejisinin Suriye’de yaşanan gelişmelerle pek de mümkün olmadığı görüldü. Davutoğlu’nun Erbil öncesinde tehditlere devam etmek yerine PYD’ye ilişkin karşıtlığı ifade ederken Kürtlerin bölgedeki etkinliğini zımmen kabul eden açıklamaları yandaş medyanın ‘Erbil’e ayar verecek’ propagandasının aksine AKP’nin gerçekliği mecburen kabul ederek ayarı kendisinin aldığının bir göstergesi. Kürtlerin yaşanan kaos içerisinde elde ettiği güç Suriye’nin geleceği nasıl olursa olsun artık kolayca vazgeçmeyecekleri, bir anayasal statü kazandırılarak güçlendirecekleri bir gerçeklik olarak görülmeli. AKP'nin bunu ne askeri bir müdahale yoluyla ne de Barzani üzerinden kısa vadede kontrol altına alması da mümkün görünmüyor. Ancak aynı zamanda özellikle cemaatin ve AKP çevresindeki kimi yazarların tartışmalarına bakıldığında hem içerde hem de dışarıda Kürtlerle barışık olan bir Türkiye’nin bölgesel bir güç olma yönünde daha güçlü olacağı yönündeki kimi yönelimleri de dikkate almak gerekir.  Yüksek Kürt Konseyi’nin ve PYD liderinin açıklamalarına bakıldığında da kazanılan statüden vazgeçmeyen ancak bunu da hem Suriye’nin demokratik bütünlüğü içerisinde hem de Türkiye’ye karşıt bir konuma sürüklemeden sürdürmeye dönük bir politikanın izleneceği görülüyor.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome