Topraksız Köylüler Brezilya'daki Ayaklanmayı Anlattı

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Brasil de Fato Gazetesi, Brezilya’daki eylemlerle ilgili MST-Topraksızlar hareketinin sözcüsü Joao Pedro Stedile ile görüştü.


Brezilya’da birkaç haftadır devam eden eylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Protestoların ekonomik gerekçeleri nasıl açıklanabilir?
Joao Pedro Stedile: Eylemlerin başlangıcına dair farklı görüşler var. Şahsen, Olivio Dutra döneminde Şehirleşme Bakanlığı görevinde bulunmuş, kentsel dönüşüm uzmanı Prof. Erminia Marcato’nun fikirlerine katılıyorum. Marcato, finansal kapitalizmin mevcut durumunun Brezilya kentlerinde krizlere sebep olduğunu ifade ediyor. Eylemlerin nedenlerinden birinin emlak piyasasının kiraları ve arsa fiyatlarını son üç senede %150 arttırması olduğu söyleniyor. Sermaye, dış pazarları düşünerek ve hükümetin tutumunu hiçe sayarak, araba ithalatını destekledi; bunun sonucu olarak buradaki trafik altüst oldu. Son on yılda toplu taşımaya hiç yatırım yapılmadı. “Benim evim, benim hayatım” söylemiyle yürütülen konut politikası, yoksulları şehrin hiçbir altyapı hizmeti sağlanmayan kenar mahallelerine hapsetti. Büyük şehirlerde yaşayan halkın yaşantısı cehenneme döndü; aileleriyle vakit geçirmek, çalışmak veya kültürel etkinliklere katılmak isteyen insanlar günde üç-dört saatlerini trafikte harcamak zorunda kaldı. Özellikle eğitim ve sağlık alanındaki kamusal hizmetlerin berbat olması insanları isyan ettirdi. Öğrenciler kompozisyon bile yazamadan ilkokulu, ortaokulu bitiriyor. Yüksekokullar %70’i ise taksitle diploma satan ticarethanelere dönüştü. Bütün bunlar yapısal krizi derinleştirdi.  

Siyaset son süreçten nasıl etkilendi?
JPS: On beş yıllık neoliberalizme son on yılda iktidarın sermayenin çıkarları doğrultusunda izlediği politikalar eklendi. Siyasi partiler çoğunlukla somut çözümler üretemedi. Oportünistler, devlette terfi etmek veya kamusal kaynakları zimmetlerine geçirmek için uğraşıyor. “Diretas ja” yani cumhurbaşkanının doğrudan seçimi uygulamasından sonra doğan gençler, siyasete doğrudan katılma şansı bulamadılar. Bugün seçimlerde aday, mesela belediye meclisi üyesi, olmak isteyen birinin en az bir milyon reale ihtiyacı var. Milletvekili adayı olmak içinse yaklaşık on milyon real gerekiyor. Kapitalistler parasını ödedikçe siyasetçiler “görevlerini” yerine getirmeye devam ediyor. Gençler, bu burjuva tarzı, son derece ticari siyaseti görerek büyüdü. İşin vahim kısmı, geleneksel sol partilerin de bu yöntemleri benimsemiş olmasıdır. Gençlerin mevcut partilere uzak durmalarının sebebi budur. Gençlik apolitik değil, tam tersi, onlar siyasete sokaklardan katıldıkça ister istemez politikleşiyor. Onlar, artık halkın oyunu yalan ve hilelerle çalan siyasetçileri televizyonlardan izlemeye tahammül edemediklerini söylüyor.   

Peki, direnişler neden şimdi yükseldi?
JPS: Direniş muhtemelen planlı, siyasi bir eylem olmaktan ziyade birçok etkenin sonucu olarak oluşan kitle psikolojisinin sonucu. Az önce bahsettiğimiz sebeplerin yanı sıra inşa edilen stadyumlara yapılan masraflar da halkı öfkelendirdi. Bazı gerçekleri hatırlayalım: Globo TV, devletten ve Rio Belediyesi’nden konfederasyon kupası maçları öncesi iki saatlik “küçük bir şov” düzenlemeleri için 20 milyon real ücret aldı. Brezilya stadyumuna 1,4 milyar real harcanabiliyor ama şehirde halk otobüsü yok! Tüm hükümetlerin FIFA’nın diktatörlüğüne itaat ettiğine kuşku yok. Maracana’nın yeniden açılması adeta Brezilya halkının yüzüne atılan bir tokat oldu. Tabloda şaşılacak bir şey yoktu: dünya futbolunun en büyük buluşmasında tek bir siyahî veya melez ırktan insan yoktu! Ulaşıma zam yapılması bardağı taşıran son damla oldu. Bu olay aslında sadece isyanı ve öfkeyi körükledi. Gençlik uykusundan uyandı.     

İşçi sınıfı neden henüz sokağa çıkmadı?
JPS: İşçi sınıfının henüz sokağa çıkmadığı doğru. Şu anda sokaklarda mücadele verenler genellikle orta ve ortanın altı sınıfın çocukları. Bir kısmı ise Andre Singer’ın deyimiyle yarı-proleter; yani aynı anda hem okuyup hem çalışıyorlar. Bu gençler tüketicilikten bir nebze sıyrılmış durumdalar, seslerini duyurmak istiyorlar. 

Ulaşıma yapılan zammın geri alınması halk için çok önemliydi. Parasız ulaşım eyleminin önemi halkın taleplerini dile getirebilmiş olmasıdır. Halk taleplerinin dile getirildiğini görünce eylemlere destek verdi; böylece protestolar kitleselleşme olanağı buldu. Özellikle baskı altında tutulmaya çalışılan gençler bu eylemlerde yer aldı.

İşçi sınıfının harekete geçmesi zaman alıyor; fakat eyleme geçtiğinde sermayeyi doğrudan etkilemeyi başarıyor. İşçiler henüz protestolara katılması. Şahsen, işçi sınıfının sözcüsü konumundaki örgütler daha bu eylemin önemini kavrayamadılar; geride durmalarının sebebi bu. Ancak sınıf, kendisine yakışır şekilde, mücadeleye hazır durumda. Bakın, maaşların arttırılması için yapılan eylemler 1980’li yıllara dönmeye başlıyor. Bence işçi sınıfının ihtiyacı olan şey biraz zamandır. Bu süreçte işçi sınıfının mensubu olduğu örgütlerin sınıfın mücadele azmini perçinleyecek bir tutum takınması gerekir. Son birkaç günde, büyük şehirlerin kenar mahallelerinden daha net taleplerin çıktığı görülüyor. Bu nokta gerçekten oldukça önemlidir.   

MST ve çiftçiler olarak eylemlere henüz katılmadınız, değil mi?
JPS: Evet, doğru. Örgütlü olduğumuz şehirlerde, tarımla geçinen aileler eylemlere şimdiden katılıyorlar. Protestolarda, tarım alanındaki reform yapılmasına, herkes için erişilebilir sağlık hizmeti ve gıda sağlanmasına yönelik taleplerimizin son derece olumlu karşılandığını, kızıl bayraklarımızın benimsendiğini gözlemledim. Önümüzdeki haftalarda, kırsal alandaki çiftçilerin de katılımıyla eylemlerin ülke geneline yayılarak güçleneceğini düşünüyorum. Mücadeleye dâhil olup kavgayı militanlığımızla büyütmek istiyoruz. Onların da kısa süre içerisinde sürece katılmasını umuyorum.  

Bazı direnişlerde şiddetin öne çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?
JPS: Öncelikle her şeyin göreceli olduğunu kabul edelim. Burjuvazi televizyon kanallarını kullanarak, sadece “ortalığı karıştıran” isyancıları göstererek, halkı korkutmaya çalışıyor. Bu kişiler eylemlere katılan binlerce insan düşünüldüğünde azınlığı oluşturuyor. Sağcıların tek amacı, eylemleri halk nezdinde itibarsızlaştırmak; protestocuların kargaşaya yol açtığı, hükümeti “zan altında” bıraktığı ve orduyu “göreve çağırdığı” imajını oluşturmak. Umarım iktidar orduyu isyanı bastırmakla görevlendirme hatasına düşmez. Sağın istediği şey tam olarak bu!
Esasında, jandarmanın müdahale biçimi şiddeti körüklüyor. Provokasyon çıkarmak ve yağmayı başlatmak için uğraşan sağcı yapılar var.  Sao Paolo’da faşist gruplar etkili. Rio de Janeiro’da muhafazakâr siyasetçileri korumayı kendilerine  “görev bilen” milisler mevcut. Ve elbette, stadyum, karnaval ve kilise gibi, yani tüm kitlesel hareketlere benzer biçimde, burada da kişisel kazanç sağlamaya uğraşan lümpenler var.  

O halde sokakta sınıf mücadelesi yürütülüyor, öyle değil mi? Yoksa eylemlere katılanlar sadece öfkeli gençlikten mi ibaret?
JPS: Her ne kadar eylemler pek çok ideolojik tartışmayı beraberinde getirse de; elbette sokakta sınıf mücadelesi yürütülüyor. Burada asıl mesele, sınıfsal kökeninden dolayı eylemlere katılan gençliğin ideolojik bir mücadele yürüttüğünün bilincinde olmamasıdır. Bakın, siyaseti yapılabilecek en iyi yerde yapıyorlar: sokaklardalar. Fakat söylemlerinde siyasi partilere ve siyasete karşı olduklarını söylüyorlar. Birbirine zıt pek çok söylemin bir arada ortaya çıkma nedeni bu. Aslında her şehirde, her eylemde durum aynı: sınıfsal çıkarlara dayalı ideolojik tartışmalar yürütülüyor. Hem sağcı hem de solcu gençler bu tartışmalara katılıyor. Temel çatışma kapitalistler ile işçi sınıfı arasında.  

Sağın amaç ve söylemleri hangi yönde?
JPS: Egemen sınıfın ve her gün televizyona çıkan sözcülerinin belli başlı amaçları var: Dilma hükümetini mümkün olduğunca yıpratmak, işçi sınıfının yapılanmalarını zayıflatmak böylece Brezilya toplumundaki yapısal değişikliklerin önünü kesmek ve 2014 yılında yapılacak seçimleri kazanarak Brezilya’da yerle bir olan güçlerini yeniden inşa etmek.  

Amaçlarına ulaşmak için yine kendilerine has, “alternatif” yöntemler kullanıyorlar. Kimi zaman gençlerin taleplerini görünmez kılmak için şiddeti öne çıkarmaya çalışıyorlar; kimi zaman da kendi söylemlerini ifade eden gençleri öne çıkarmaya çabalıyorlar. Örneğin, Cumartesi günü Sao Paolo’da yapılan eylem, her ne kadar katılım sınırlı kalsa da, sağcılar tarafından çokça kullanıldı. Bu eylemde PEC 37’ye karşı söylemler öne çıktı. Oradaki gençlerin çoğu bunun anlamını bile bilmiyordu. İşçi sınıfının atlanmaması gereken ikinci husus, sağcıların hep ahlak vurgusunu yapmalarıdır. Aynı siyaset geçmişte de UDN ile izlenmişti.

Sosyal medyada sağcıların PEC 37 dışında: Renan’ın istifa etmesine, CPI (Meclis Yatırım Komisyonu) ile Dünya Kupası harcamalarında şeffaflık, “korkunç” bir suç olarak yozlaşma vurgularını öne çıkardıklarını görüyorum. Faşistler şu anda “Dilma İstifa” imza kampanya ile birlikte karalama faaliyetleri yürütüyor.

Basın bunları hilelerle öne çıkarıyor; ancak neyse ki bu sözler kitlelerin hayatlarına değmiyor. Aslında bakılırsa kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Sonuç olarak Brezilya burjuvazisi, sermaye sahipleri ve siyasetçiler yozlaşmanın tam ortasında bulunuyorlar. Dünya kupasının giderlerini ödeyen kurum kim? Globo TV ile inşaat firmaları! 

İşçi sınıfı, kitle örgütleri ve siyasi partiler ne istiyor?
JPS: Pek çok talep var. Öncelikle, eylemlerin ruhunu kavramamız ve sınıf mücadelesi deneyimi olmayan gençliği politize etmek için tüm gücümüzle sokağa çıkmamız gerekiyor. İkinci olarak, işçi sınıfının harekete geçmesi; Gerald Vandre’nin de söylediği gibi sokağa çıkması, fabrikalarda, işyerlerinde eylemler örgütlemesi gerekiyor. İşçilerin, sınıfsal meselelerini, ekonomik ve politik sorunlarını çözmek için taleplerini duyurmaları şart.

Toplumsal muhalefetin haftada 40 saat olan çalışma saatlerinin düşürülmesine yönelik talebini duyurmak, sağlık, eğitim ve tarım reformlarına dair kamusal çalışmalara öncelik verilmesini sağlamak durumundayız. İktidarın, zenginlerin ve rantçıların cebine giren yıllık 200 milyarlık faiz gelirini üretim ve toplum alanlarındaki yatırımlara yönlendirmesi şart. Yetkilerin halka bırakılması gerekiyor.    

Önümüzdeki seçimlerde etkili olabilmek için kalıcı siyasi reformların uygulanması, en azından kamusal alandaki faaliyetlerin finanse edilmesi gerekiyor.

Hem vergi reformunun hem de ICM’lerin (gelir vergilerinin) tekrar uygulamaya konması; zenginlerden varlık vergisi alınması, böylece hep daha çok vergi veren yoksulların vergi yükünün hafifletilmesi gerekiyor. İktidar, petrol ihracatı ile doğal ve kamusal kaynakların özelleştirilmesine son vermelidir. Petrol anlaşmalarında sadece %8 bize kalıyor, geri kalan %92 ulusaşırı şirketlere gidiyorsa anlaşma yapmak için bir sebep yoktur!

Kentlerde yapısal değişikliklere gidilmesi, ulaşım kaliteli ve ücretsiz biçimde sağlanmalı. Ulaşımın büyük şehirlerde ücretsiz olmasının önünde bir maliyet engeli veya sakınca bulunmadığı kanıtlandı.

Son olarak, mevcut olanakları değerlendirmek zorundayız. Yüksek katılımlı Ulusal İletişim Konferansı’nda, medyanın demokratikleşmesi için adım atmalıyız. Globo tekeline son vermek, halka ve toplumsal hareketlerin iletişim kanallarına erişimini sağlamak, kendi medyalarını oluşturmalarına destek olmak için kamusal yatırımlar gerçekleştirilmelidir. Eyleme katılan gençlerden birçoğu protestolarda tek bir ortak slogan olduğunu ifade ediyor: Globo tekeline son! 

Ancak bu çağrıların toplumda karşılık bulması ve iktidar ile siyasetçiler üzerinde baskı oluşturması için işçi sınıfının harekete geçmesi şart.  

Sizler, toplumsal hareketler olarak, cumhurbaşkanı Dilma (Rousseff) ile görüşmek istediğinizi söylediniz; o da televizyonda bu daveti kabul ettiğini açıkladı. Talepleriniz ne olacak?
JPS: Bu görüşmenin gerçekleşmesini umuyorum. Görüşmenin yapılması halinde toplumsal hareketler oraya sokaklarda mücadele veren genç temsilcilerini gönderir, onlar da ortak talepleri aktarır. Umarım makul davranıp gençleri dinler. 

İktidar şu anda nasıl bir tutum izlemeli?
JPS: Umarım iktidar bu desteğin kıymetini bilecek duyarlılığa ve zekâya sahiptir. Sokakları dolduran eylemciler aslında toplumun vicdanını yansıtıyor. Artık değişim zamanının geldiği vurgulanıyor. Değişimin halkın talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bunun için, iktidarın egemen sınıfla her açıdan karşı karşıya gelmesi gerekiyor. Rantçı burjuvaziye karşı çıkıp bunların gelirlerini halkın sorunlarına çözüm üretecek alanlara aktarmalılar. Siyasi ve mali reformlar acilen uygulamaya konmalıdır. Basının demokratikleştirilmesi sürecinde ilerleme sağlanmak gerekiyor. Toplu taşımanın ücretsiz olmasını sağlayacak mekanizmalar acilen devreye sokulmalıdır. Sağlıklı ve yerli gıdanın üretilmesi için planlamalar yapılmalı, tarım reformu ivedilikle yürürlüğe alınmalıdır.

Anaokullarında ve ilkokullarda kaliteyi arttırmak, yüksek eğitimde ise devlet üniversitelerinin kapılarını gençliğe açmak adına yapılacak yatırımlar için GDP’nin %10’unu ayrılmalıdır. 
Bu talepler gerçekleştirilmezse büyük bir hayal kırıklığı yaşanır ve mevcut iktidara güven azalır.  Bunun sonucu olarak da taleplerimizi yerine getireceğini iddia eden sağcılar 2014 yılında başa geçer. İktidar ya halkın yanında duracak ya da gelecekte bunun bedelini ödeyecek. 

Eylemler önümüzdeki birkaç ayda ülkede ne gibi değişikliklere yol açabilir?
JPS: Şu anda hiçbir şey net değil; çünkü gençler ile kitleler tartışma sürecine devam ediyor. Bu nedenle toplumsal yapıların var güçleri ile sokaklarda bulunmaları şart. Mücadele bayrağı, halkın gerçek taleplerini yansıtacak biçimde yükseltilmelidir. Sağ da bu süreçte aynı yöntemi izleyecek, toplumsal dönüşümün önünü tıkamak adına muhafazakâr-gerici tavırlarını “eksik etmeyecek”. Şu anda ideolojik çatışmanın tam ortasındayız, henüz kimse sonucun ne olacağını kestiremiyor. Tüm şehirlerde, eylemlerde birbirinden farklı kalplerin ve akılların çatışması öne çıkacak. Mücadeleden düşenler, tarih sahnesinden silinecekler. 

Kaynak: http://www.zcommunications.org/, Muhalefet.org için çeviren: Feride Tekeli
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome