Yaralı Kurttan Korkmalı - Güray Öz

29 Haziran 2015 Pazartesi


AKP “çözüm süreci” konusunda artık farklı bir yerde duruyor. İdeolojik aklı, stratejik aklına galip geldi; taktik adımlarda zorlanıyor. Epeyce önceden kendine “mesele” haline getirdiği Suriye “sorununu” çözmek için düşündüğü, uluslararası dengeler ve “süreç” nedeniyle yapamadığını şimdi “güneyde bir Kürt devleti kurdurmam” gerekçesiyle denemeye niyetleniyor. Herkes duydu; Suriye topraklarında Kürtlerin ağırlıkta ve yönetimde olduğu iki bölge arasındaki Cerablus’a bir askeri harekât düzenlemek istiyor.

***

Ama itirazlar nedeniyle yapamıyor bu tehlikeli harekâtı. Askerlerden ve duyduğumuza göre Dışişleri’nin artık ne kadar kalmışsa diplomat kesiminden de itirazlar geliyormuş. Diyorlarmış ki: “Kürt devleti kurulacak diye başka bir ülkenin topraklarına girilmez; büyük devletlerin onayı olmadan böyle işler yapılmaz; böyle bir harekât güvenli olmaz; kayıplar büyük olur.” Yazılı emir istemiş askerler; Osmanlı paşalığına özenen “Stratejik Derinlik” de yazmış vermiş. Başkomutanın ise bu konularda zaten evvel eski gözü karadır, kararlıdır o; gerçek amacı hiç gizlemeden diplomatik cambazlıkların arkasına saklanmadan söyledi zaten: “Orada devlet kurdurmayız.”

***

İyi ama askere yazılı emir veren hükümet gidici; AKP tek başına iktidar olabilmek için “milli iradeden” yetki alamadı. Kurulması olası AKP-CHP hükümetinin anlaşmakta zorlanacağı konular arasında dış politika ön sıralarda yer alıyor. Suriye konusunda da, Kürtlerin ağırlıklı olduğu siyasi oluşumlar konusunda da anlaşamıyorlar. Her ne kadar Kılıçdaroğlu “TIR meselelerinin acelesi yok” dese de sıcak bir askeri harekâta şimdi, yani bugünlerde “evet” diyemez. Peki, bu durumda Başkomutanın “her ne pahasına olursa olsun” diye celallenmesinin siyasi, askeri bir karşılığı olabilir mi?

***

Başkomutan seçimi yitirdi. Başkanlık iddiası çöktü. O şimdi yaralı bir kurda benziyor. İdeolojik yenilenme içindedir; stratejilerini, taktiklerini yenileme gereksinimi duyuyor. Gönülsüzce “evet” demek zorunda kalacağı bir AKP - CHP koalisyonunun heveslerine uygun düşmeyeceğini biliyor. Olanak bulsa, bulursa, bulabilirse 45 güne gün ekleyip yeni bir seçime gitmenin kendisi için daha yararlı olacağını düşünüyor. Bunu da sık sık hatırlatıyor zaten. “Kurdunuz kurdunuz, yoksa millete gideceğiz” demesi bundandır. Bir “savaş”ın “milli iradeyi” derinden etkileyebileceğini, “çözüm süreci”ni rafa kaldırmış, milliyetçilikte zirve yapmış, İslamcı rengi iyice belirginleşmiş bir ideolojik yenilenmeyle zafer kazanacağını düşünmesi doğal değil mi?

***

Bu anlattıkların şeytanın avukatlığından başka bir şey değil diyebilirsiniz. Ama belirtiler, işaretler böyle gösteriyor. Denedikleri, şimdilik başaramadıkları, itirazlarla karşılaştıkları ortada. Oyları azalmış, istifa etmiş bir hükümetin böyle kararları uygulaması kuşkusuz zordur. Seçim sonuçlarını hiçe sayan bir koalisyona, AKP’yi aklama eğiliminin ağır basacağı, parlamentoya yansıyan hesap sorma iradesini rafa kaldıracak bir hükümet oluşumuna doğru ilerliyoruz. Böylesi durumlarda iktidara kıyısından ilişmiş partilerin “milli hisleri” galeyana getirecek provokasyonlara, emrivakilere, maceralara itiraz etme yeteneği kalmaz. Eğik düzlemdir; erteledikleri ilkelerden, konumlardan yeni konumlara hızla sürüklenirler.

Hem unutmamalı; yaralı ve köşeye sıkışmış kurtların ne yapacağı hiç belli olmaz. Zaten kıt olan aklın, mantığın yerini, iktidarını can havliyle koruma güdüsü alır böyle zamanlarda.
Tehlike çanları çalıyor; zaman, maceraya hayır deme zamanıdır.

Cumhuriyet
 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome